Kur’an Halkaları Yönetim Kurulu Başkanı M. Hakan Dinç’le Eksende İnsan Projesi Üzerine…
Söyleşen : Muharrem BAYKUL
Kur’an Nesli ve Kur’an Halkaları konulu 32. sayımızın söyleşi köşesinde Kur’an Halkaları Yönetim Kurulu Başkanı M. Hakan Dinç beyi konuk ettik. “Eksende insan, tavırda denge, tasarrufta ihtiyaç” prensiplerine riayet etmeyi en başından beri kendisine ilke edinmiş Akabe Vakfı bünyesinde oluşturulmaya çalışılan bu projeyi daha yakından tanımak ve Kur’ani Hayat Dergisi’nin siz kıymetli okurlarına tanıtmak istedik.
Akabe camiasıyla ilk tanışmanız nasıl oldu, buradan başlayabilir miyiz?
Belçika’da iken İslâmoğlu Hocamızın TV’de bir röportajını seyretmiştim. O röportaj hayatımda kırılma noktası oldu. 1995 yılında Ahmet Hakan’ın haber saati programında Mustafa İslâmoğlu ismini ilk defa duyuyordum; kendisi hapisten yeni çıkmıştı. Daha sonra da Atv’de Siyaset Meydanı programına katılmıştı. Ben o zamana kadar pasif iyi olarak yaşadığımın farkında değildim, o zaman fark ettim. Ben de kendimin iyi bir Müslüman olduğumu sanırdım. O ana kadar başkalarına ulaşma gibi bir derdimin olmadığını sadece kendi hayatımı İslam’a uygun yaşamanın yeterli olduğunu sanırdım. Tatil için Türkiye’ye ilk gidişimde hocamızın tüm kitaplarını ve kasetlerini satın aldım ve talebeliğim başlamış oldu. Zaten ondan sonra çalıştığım firmanın işe devam etmemi talep etmesine rağmen, iki-üç sene içerisinde yakın çevreme de biraz faydam olsun diye Türkiye’ye döndüm.
Bu girizgâhtan sonra öncelikle yola çıkış serüveninizi okuyucularımızla paylaşarak sohbetimize başlamak istiyoruz. Kur’an Halkaları fikrini, kuruluş sürecini kısaca özetleyebilir misiniz?
Kur’an Halkaları aslında hocamızın Eksende İnsan Projesi’nin önemli parçalarından bir tanesiydi. Bir gün hocamız sabah namazına beni evine davet edip bu projeyi açıkladı ve bana bu görevi teklif etti. Görevin ağırlığının, sorumluluğunun bilincinde olarak “Hocam elimden gelenin fazlasını yapacağıma söz veriyorum. Ancak buna söz verebilirim fakat ne kadar başarabilirim bilmiyorum” dedim. Fikir bu şekilde Mustafa hocamızdan çıktı. Zaten Akabe Vakfı’nın 40. Yılı hedeflerinden olan Eksende İnsan (EKİN) projesinin sosyal ve nihai hedeflerini kapsayan bir proje idi Kur’an Halkaları. Camiamızın Yönetim Üst Kurulu ile istişare yaparak bu projede çalışacağımız arkadaşları belirledik.
Kur’an Halkalarının kuruluşundan bu zamana gelmesinde emeği geçenlerden de kısaca bahsedebilir misiniz?
Tabii burada emeği geçen en önemli kişinin Mustafa İslâmoğlu hocamız olduğunun altını çizmemiz gerekir. Daha sonra da kendi işleri yoğun olmasına rağmen bu projeye çok ciddi zaman ayıran, büyük emek ve gayret sarfeden, büyük fedakârlıkla çalışan Yönetim Kurulu üyesi arkadaşlarımı zikretmek isterim: Cemal Demirel, Ahmet F. Çalışkan, Mustafa Koca, Ömer F. Kayıkçı, Hakan Sarıhan, Erdoğan Karacakaya, Murat Karak, Mücahit Biricik ve Bahri Bulut.
Daha sonra camiamızın Yönetim Üst Kurulu üyelerine teşekkür etmek isteriz ki bizi çalışmalarımızda özgür bıraktılar, bize güvendiler ve çok müdahil olmadılar. Elbette biz kendilerine çalışmalarımız hakkında raporlar sunduk. Öncelikli olarak bizim ilk muhatabımız olan Fethi hocamıza ve zaman zaman bölge ziyaretlerimize bizimle katılarak bize destek veren Selçuk beye teşekkürü borç biliriz.
Bazı bölge toplantılarımıza katılan, faaliyetlerimize maddi ve manevi desteğini esirgemeyen Nasuhi beyi anmadan geçemeyeceğim. Ayrıca Prof.Dr. Mehmet Okuyan, Adnan İnanç, Prof.Dr. Nihat Bengisu, Hasan Hafızoğlu, Feyzullah Akyol hocalarımıza teşekkür ediyorum. Projenin alt yapısını oluştururken istişarelerimizde kendilerinden çok yararlandık. Yine bölge toplantılarımıza zaman zaman katılan, fikirleriyle alt yapı çalışmalarımıza destek veren yönetim kurulu yedek üyelerimize ve değerli Danışma Kurulu üyelerine, bölge toplantılarımızda hanımlarla faaliyetleri daha iyi götürebilmek adına fahri yönetim kurulu üyesi gibi çalışan Dr. Dilek hanıma, Şükran hanıma ve Ayla hanıma da teşekkür ediyorum. Yardımeli Derneği başkanı muhterem Sadık Danışman beye bize maddi ve manevi desteklerinden dolayı teşekkür ederiz. Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim, camiamızda kimden ne zaman bir şey rica etsek, bir işimiz düşse hepsi hemen bize tüm katkılarını ve desteklerini verdiler, o yüzden bu çalışma hakikaten hepimizin ortak ve üst projemiz oldu diyebilirim. Dolayısıyla bu projeye destek olan tüm kardeşlerime yürekten teşekkür ediyorum.
Çalışmalarınıza nereden başladınız, ilk yaptığınız çalışmalar nelerdir? Bunun alt yapısını nasıl oluşturdunuz? Koordinasyon nasıl sağlanıyor?
Biz 2012 yılı Haziran ayında kurulduk. İlk altı ay tamamen içe kapandık ve teorik altyapı çalışmalarıyla uğraştık. Süreç, muhterem hocalarımızdan ve bu konuda daha önce çalışma yapmış tecrübeli arkadaşlarımızla istişareler yapıldı, kendilerinin fikir, görüş ve önerileri alınarak tamamlandı. Tüzük, iç tüzük, genel esaslar, usul ve yapılanma şekilleri belirlendi. Somut faaliyetlerimizi yerine getirmek üzere yönetim kurulu üyelerinden oluşan birimler oluşturuldu: Tüzük ve Yapılanma Birimi, Eğitim ve AR-GE Birimi, Bilişim Birimi, Vahyin Penceresinden Birimi, Finans Birimi, Yurt Dışı Birimi.
Hizmetimizi doğru bir şekilde götürelim diye Türkiye’yi 21 bölgeye ayırdık. Her bölgeden KHYK’dan iki arkadaşımız sorumlu oldu. Çalışmalarımız için yıllık plan ve program yaptık. Bu plan çerçevesinde 2013’de sahaya inmeye ve bölgelerin tümünü topluca ziyaret etmeye karar verdik. Böylece Türkiye’de bu çalışmaların nasıl yapıldığını öğrenme, bölgelerdeki Kur’an halkaları envanterini çıkartma, gittiğimiz yerlere projemizi sunma ve onlarla istişareler yapma fırsatını bulacağımızı düşündük.
Türkiye’yi bölgelere ayırırken hangi kriterleri esas aldınız?
Bölgeleri belirlerken şu kriterleri dikkate aldık: Yakınlık uzaklık; iktisadi, idari ve sosyal iletişim kolaylıkları. Kriterleri, bölgeleri ve amaçları belirlemede makulü ve ma’rufu arıyor, şûrayı önemseyerek adım atıyoruz.
Her bölgeden bizimle koordinasyonu sağlayacak bir bölge sorumlusunu seçmelerini istiyoruz. Bölge sorumlusu da kendi bölgesindeki il ve ilçe sorumlularının seçilmesini/belirlenmesini sağlamakla, bölgesindeki Kur’an halkası çalışmalarını yürütmek, yönetmek ve denetlemekle yükümlü olacak.
İşi kolaylaştırmak için yaptınız bu taksimatı anladığım kadarıyla?
Yaptığımız hiçbir çalışmayı olmazsa olmaz görmedik, mutlaklaştırmadık. Gelen talepleri, önerileri ve eleştirileri değerlendirdik. Lüzumlu gördüğümüzde gerekli değişiklikleri yapmakta tereddüt etmedik. Bir talepleri, şikayetleri varsa ya da bizim bir talebimiz varsa onlar üzerinden bölgeye ulaşmak istiyoruz.
Zaten bu kişiler bir şekilde Akabe Vakfı’nın bu zamana kadarki oluşumunda bulunmuş, emek vermiş, gönüllüsü olmuş kişilerden oluşuyor olmalı.
Ya vakfımızın bu zamana kadarki oluşumunda bulunmuş ya gönüllü olmuş ya da gönüllü çalışmaya hazır kişilerden oluşuyor. Bu yapılan merkezi bir atamayla resmi bir tarzda olmuyor elbette. İstanbul’dan Türkiye’yi yönetemezsiniz. Aktif olarak zaten hayırlı bir işte yer almak isteyen kişilerden beraber yürümek üzere görev talep ediyoruz. Daha önceden hakikaten vakıfla bir çalışması olmuş arkadaşlarımızı önceliyoruz. İlk etapta yola çıkışımız hep vakıf referanslı oluyor doğal olarak. Fakat bazı bölgeler bu konuda çok zayıf oluyor, bu durumda o bölgede bizimle gönül bağı bulunan arkadaşlar bize yardımcı oluyorlar.
Eğitmenler olacak mı?
Evet. Kur’an halka başkanlarını Kur’an Halka Sorumlusu diye isimlendirdik. Bu Kur’an halkası sorumlusu sohbeti yapan dersi veren arkadaş olabileceği gibi halkada ders vermeyen ama eğitimciyi bulacak olan ve organizasyonu yapacak kişi olacak. Bizler Kur’an halkaları çalışmasında, projelerinde öncelikli hedef kitlemiz olarak halka sorumlularının ve eğitimcilerinin olmasını planladık. Bu arkadaşlarımızın eğitimine önem verelim dedik. Dersi onlar vereceğinden, ne kadar kaliteli ve donanımlı olurlarsa halkasındaki arkadaşlar o kadar iyi beslenirler ve belli bir seviyeye gelirler. Çünkü eğitimcinin vereceği şey bir yerde bitecek kendini yenilemezse. Yirmi yıldır halka çalışması yapıp da hiçbir ilerleme kaydetmemiş birçok halkanın olduğunu gözlemledik. Bu da eğitimcilerin eğitiminin ne kadar büyük önem taşıdığını göstermektedir. Bir de vizyonlarını geliştirmek istiyoruz. Belli bir kalıpta takılıp kalmamalarını dünyanın ve çevrenin bütün sorunlarıyla ilgilenmelerini öneriyoruz. Web sitemizde belli bölümler sadece Kur’an halkaları sorumlularına açık olacak. Böylece kim bu işe emek verip ter döküyorsa onun da bir özelliği, ekstra bir kazancı olsun. Ve aynı zamanda Kur’an halkası kurmak isteyen ve/veya Kur’an halka sorumlusu olma potansiyeli olan ama tereddüt eden ya da üşenen kardeşlerimize özendirici olsun, teşvik etsin diye böyle düşündük. Dolayısıyla da o arkadaşlar özel şifreleriyle sitemizden verilecek bu eğitim programlarından ve bazı kaynaklardan yararlanacaklar. Sitemizde bulunan salonlardan Mustafa İslamoğlu, Mehmet Okuyan, Adnan İnanç gibi değerli hocalarımız haftalık dersler verecekler. Bu manada eğitimcilerimizi hiç boş bırakmayacağız. Yaptığımız bölge toplantılarında en çok ses getiren en çok heyecan oluşturan konu bu oldu. Ayrıca bu salonları toplantı amaçlı da kullanacağız. Türkiye’nin herhangi bir bölgesindeki sorumlu arkadaşımız gerek bizlerle, gerek bölgesindeki diğer illerdeki sorumlularla gerekse de diğer bölge sorumları ile sitemizdeki salonlardan görüntülü toplantılar yapabilecek, dosya paylaşabilecek. Böylece aktif olmamak için hiçbir bahanemiz de kalmamış olacak. Herkes sitemiz üzerinden bir çalışma yapabilecek. Ayrıca bu sanal salonlarımızda yakın çevresinde Kur’an halkası olmayanlar için “Sanal Ortam Kur’an Halkaları” oluşturulabilecek.
Anın fıkhı da üretilmiş olacak aynı zamanda. Müslümanların modernizme karşı mesafeli bir yaklaşımı var malum. Televizyon ilk çıktığında kötü bir alet olarak damgalandı. Keza internet te kötülendi. Fakat içine müdahil olmayınca zaten kötülerin eline geçiyor ve kötü oluyor.
Bu araçları iyileştirmek de, iyi ve hayırlı işlerde kullanmak da bizim sorumluluğumuzda.
Sonuçta insan fıtrat üzerine yaratılıyor. Hiçbir şey doğuştan kötü yaratılmamıştır. Onu dönüştüren insanlar. Bu manada aslında internete Müslümanların yaklaşımına bir örneklik teşkil edebilir bu durum.
Mesafe hâlâ var maalesef. Bizim içimizde bile çok seyrek de olsa hâlâ mail adresi dahi olmayan, mesafeli duran kardeşlerimiz var. Ama biz bu araçları kendi amaçlarımız doğrultusunda kullandığımız zaman onu hayra çevirmiş olacağız inşallah.
Aletlere yaklaşımda yeni bir tarz getirmiş olacaksınız. Bu projeden hedeflenen gaye nedir? Yöntemden bahsettik gayeden de bahsedelim.
Gayemiz; hocamızın eksende insan projesinde belirttiği gibi 5A sahibi sorumlu ve şahsiyetli aktif iyi insanları bir platformda buluşturmak. Birlikte hizmet üretmek. Birlikte yapılabilecek bir proje bu, tabiatı icabı. Ayrıca Kur’an mesajının ulaşmadığı hiçbir il, ilçe, kasaba ve köy kalmaması üzerine yoğunlaşıyoruz.
Müslüman bir toplumda yaşıyoruz fakat bir o kadar da Müslümanlar kendilerine indirilmiş olan vahiyden, Kur’an’dan, yani merkezden uzaklar. Vahyin kaynağına hep dıştan kapılar açılmış. Genelde bu dış kapılardan giriş yapıldığından ana kapıya, asıl mesaja bir türlü ulaşamıyorlar. Bu manada aslında Kur’an’ı merkeze alan, Kur’an’ı doğru anlamaya, hayatımızı inşa etmeye yönelik bir çaba ve gaye asıl hedefimiz. Günümüzde uydurulmuş dinden dolayı indirilmiş dine mesafeli olan kardeşlerimiz var; çokça var hem de. İnanın işyerinde yaptığım bir çalışmada odam bu evsafta insanlarla dolup taşıyor. Bir hedefimiz de onlara ulaşmak. Bölge toplantılarında bilhassa bunu da vurguluyorum. “Arkadaşlar; sadece sen, ben, bizim oğlanla bu iş olmaz. Çevremize de açılmamız lazım” diye konunun altını çiziyoruz.
Az önce bahsettiniz. Yirmi yıldır bu çalışmaları yapıyoruz diye itiraf ediyorlar.
Evet ama bir milim ilerleme yok. Bu böyle olmaz, olmamalı. Hem kendimizi geliştirmeliyiz, hem de çevremize açılmamız lazım. Çok çarpıcı bir örnek vereyim: Benim oturduğum apartmandaki yan komşum sevgili İsmail Ağabey meslektaşımdır, eşi Sema hanım da mimar. Biz on beş yıldır komşuyuz ve oldukça da iyi komşuluk yapıyorduk. Ancak bu konulara detaylıca girme fırsatımız olmuyordu. Ancak dokuz-on yıl önce bu konularda detaylı olarak konuşmaya başladık ve beş yıl önce de komşularımızla Kur’an halkası derslerini yapmaya başladık. İsmail ağabey şimdi yakama yapışıyor, on beş yıldır komşuyuz da niçin daha önceden bu konulardan bahsetmedin diye. Bu basit bir olay değil, vebali var. Yani biz dostlarımıza, akrabalarımıza, çevremize de açılmalıyız. İş yerimizde yaptığımız Kur’an sohbetlerine bir kere olsun sadece denemek için gelenler, ertesi hafta bir arkadaşını daha getiriyor. İşte yeni din diliyle anlatılan Kur’an’a, indirilen gerçek dine muhtaç, aç ve susuz bekleyen çok büyük bir kesim var.
Toplum aslında böyle bir projeye oldukça muhtaç.
Kesinlikle öyle. Yani “Kur’an gerçekten böyle mi diyor, hakikaten böyle mi geçiyor Kur’an’da” diye pür dikkat dinliyorlar. Bakın ramazanda oruç konusunu ele aldık sohbetimizde; arkadaşlar bu sene oruçlarımızı çok daha şuurlu bir şekilde tuttuklarından bahsettiler. Örnek olsun diye söylüyorum. Kurban öncesi kurbanı işledik mesela. Kurban’ın sadece et dağıtmaktan ibaret olmadığını, bu ibadetin ruhunda olan, asıl bize verilmesi gereken şuurun bambaşka bir şey olduğunu gördük. Arkadaşlardan o eksenli kurban mesajları geldi; mesela, “bütün İsmaillerimi kurban edeceğim” diyor. “Ben bu şuurda kurbanı idrak ediyorum” diyor. Aslında insanlar hazır. Bizim böyle de bir görevimiz var. Mevcut halkaların kalitesini arttıracağız ama bir de hazır bekleyenlere ulaşmaya çabalayacağız. Küsenler var, arayışta olanlar, arayıp da gönlüne, aklına göre bir çalışma bulamayanlar var. Kur’an halka sorumluları, ilçe yönetim sorumlularımız veya il yönetimi bunlardan da sorumlu olacak. Daha aktif olacağız. Niyetimiz asla ve asla sayı değil, sayılara takılmıyoruz. “Aman çok olsun da nasıl olursa olsun” değil derdimiz. Biz kaliteli ve nitelikli olsun istiyoruz. Ama kalitelinin, niteliğin de sayısı artsın istiyoruz. Bunda da bir beis yok. Ayrıca hedef sayılarımız olacak. Bölgelerimize hedefler koyduk. Halkalar haritamızda görüldüğü üzere hem illerin hedefi var hem de bölgenin hedefi var. Bir hedef koymazsanız olmaz. Proje ana metninde hocamızın anlattığı gibi hedef koymak vahyin sünnetidir; nebinin sünnetidir; hayatın sünnetidir. Her şey bir hedef, bir amaç ekseninde yürüyor. Ölçme ve değerlendirme yapmak için rakamlara ihtiyacımız var. Sene sonu geldiğinde hedeflerimize ulaştık mı ulaşamadık mı; ulaşamadıksa nerede hata yaptık, neyi eksik yaptık diye analiz edebilelim istiyoruz. Veya hangi noktada başarılı olduk ki hedefi tutturduk bunu tespit edelim ve diğer arkadaşlarımızla da paylaşalım, onlar da istifade etsinler istiyoruz.
İş hayatımıza baktığımızda, insanlar kendilerinin kazancı için birebir söylemese bile zihinsel altyapısında birçok hedef koyuyor. Bunu gerçekleştirmek için bir plan yürütüyor. Fakat bu dünya sonrası kalıcı olan hayata dair yatırım noktasında maalesef o kadar dünyevileşmişiz ki asıl kalıcı olan yurda hazırlık için hedeflerimiz sanki yok gibi.
Ve biraz hobi olarak algılıyoruz. Biz bir şuur da vermek istiyoruz. Bu çalışmalar yapılması zorunlu olan bir çalışmadır; hobi veya gelenek değil. Veyahut “kimse toplanmıyor hiç olmazsa biz haftada bir toplanıyoruz bir araya geliyoruz” tarzında avunma yerleri değil. Bunlar şuurlanma ve hayat inşa etme yerleri. Baktığımızda peygamberin vahiy sonrası daha ilk Kur’an nesli ile yaptığı şey de buydu. Çok az Müslümanla Erkam’ın evinde bir araya geldiler. İşte Erkam’ın evine o yüzden ilk Kur’an medresesi deniyor.
Erkam’ın evi demişken sloganınızdaki 610’dan beri ibaresi dikkat çekiyor. Modern hayatın kuşattığı günümüz insanına ulaşmada Kur’an Hakları nasıl bir yol ve yöntemle hareket ediyor?
Özellikle biz bu logoyu hazırlarken çok çalıştık. Sağolsun bir ajans bize destek verdi. Profesyonel olarak yaptırdık. Fakat önceleri 610’dan beri yazısı yok idi. Tam basım aşamasına geldik. Dedim ki “arkadaşlar bu sanki bize has bir şey gibi duruyor, biraz iddialı bir söylem gibi duruyor. Bu sohbetleri yapan diğer kardeşlerimiz de var, onlar incinebilir, tavır alabilir.” Bir arkadaş oradan dedi ki; Oraya biraz da esprili olarak “since 610” diyelim dedi. İngilizcedeki bu tarih vurgusundan yola çıkarak logomuza hemen ilave yaptık ve “610’dan beri” dedik. Burada şunu demek istiyoruz: bu çalışmaların daha öncesi de vardır elbette ama Erkam bin Erkam’ın evinde kurumsal olarak başlayan nebevi eğitim metodunun bir parçasıyız, bir halkasıyız, bir damlasıyız; ondan farklı bir şey değiliz. Onun çağımızdaki modellerinden biriyiz anlamına geliyor “610’dan beri”. Ümmetin temel eğitim sistemi de zaten sohbetlerdir. Biz de onlardan biriyiz o halkadan biriyiz ve onu benimsiyoruz anlamına geliyor. O zamandan bu yana gelen bütün halkaların bir parçası olarak da biz Kur’an halkaları projemizi ortaya çıkarmış olduk.
Günümüz insanı birazda İstanbul merkezli hayata bakıyor çünkü hayat Türkiye’de İstanbul gibi büyük şehirlerde atıyor. Aslında vahiyde zaten hayatın can damarlarına inmiştir. İlk Hira’da inmeye başlasa da peygamberi şehrin merkezine gönderen, pasiflikten aktifliğe geçmesini sağlayan bir süreç var. İlk inen ayetlerde kalk ve uyar diyor.
Artık Hira’da durma zamanı değil diyor. Hira’da takılıp kalmamalıyız.
O manada bizlere modern şehir hayatında arınma yolu olarak nasıl bir Kur’an halkası modeli öneriyorsunuz?
Bir kere çekirdekten başlayalım diyoruz, hiçbir şey yapamıyorsanız ailemizle, eşimiz ve çocuğumuzla çekirdek Kur’an halkası oluşturalım. Çekirdek deme sebebimiz şu. Yaptığımız çalışmalar sonucu en verimli, en uygun sayının yedi ve onüç arasında olduğuna kanaat getirdik. Evlerin kapasitesi çok önemli. Sayının az olması da çok önemli değil. Sunumlarımızda bundan bahsettiğimizde “sayımız yediye ulaşmadıysa biz bir halka başlatamayacak mıyız” diyenlere “Olur mu öyle şey elbette başlatın” diyoruz. Bir an önce eşinizle, çocuğunuzla bir çekirdek halkasınız zaten, meraklı bir komşunuz vardır, bir arkadaşınız vardır. Zaman içinde onları da katın üç olur, beş olur, yedi olur. Onüçten fazla olduğu zaman da ev ortamına, ev sahibine bir zahmet oluşuyor. Hem de kalabalığın getirdiği bir konsantre bozukluğu oluşabiliyor. O bakımdan ondört olunca da halka ikiye bölünsün diyoruz. İçinizden biri alsın bayrağı ve ikinci bir halkayı oluştursun diyoruz. O kadar kapasitemiz yok diyenlere: vardır, olur, olmalı diyoruz. Bir başka çözüm de derneklerde derslerin yapılabilir olması. Ancak derneklerde yapılan derslerde sayı bizim belirlediğimiz sayının çok üstünde olabiliyor. Biz derneklerimize siz nasıl yapıyorsanız öyle devam edin diyoruz. Dernekler kuruldu kurulalı biraz evlerden uzaklaştık gibi geliyor bize. Biz derneklerdeki çalışmaların gerekliliğine inanıyor ve destekliyoruz. Fakat ev ortamı farklı, evlerin bereketi daha farklı. Kur’an sohbetiyle bambaşka bir ortam oluşuyor, çocuklar da o atmosferin içerisinde yer alıyor ve biz farkında olmasak da o atmosferi olmaktan dolayı etkileniyorlar, evlerimiz bereketleniyor. Lütfen evde yapılan Kur’an halka sohbetlerini önemseyelim, ihmal etmeyelim.
Evet geleneksel yapılarda bilhassa bu ortamlar çok önemlidir.
Dolayısıyla biz ev ortamını özendirmeyi önemsiyoruz. Katılımcı sayısı da önemli değil fakat mümkün mertebe bizim ideal dediğimiz yedi ile onüç arası sayılarda olmasını öneriyoruz. Ondan sonra “nasıl yaparız” sorusu geliyor. İlk defa başlıyorsanız nüzul sırasına göre başlayın. Hatta bazı kavramların dersini önceden yapın. O kavramlar oturmadan Kur’an’ın anlaşılması zor olabiliyor. Derslerde Kur’an ile beraber siyer çalışması da yapılmalı.
Kur’an’ın ilk indiği nüzul ortamında belli kavramlar öne çıkıyor.
O kavramların içeriği bugün çok değişmiş. Önce bir kavram çalışması yapılsın, konuya önce bir tasavvur inşasıyla girilsin diyoruz. O sırayla ilk önce imanın hükümleri otursun ondan sonra ahkam ayetlerini uygulamaya geçelim diye tertil üzere dersler yapılmasını halkalara öneriyoruz Bu arada siyer unutulmasın diyoruz. Kur’an derslerini belli bir şekilde siyerle paralel götürmekte çok fayda olduğunu düşünüyoruz. Hele hele ilk defa yapılıyorsa nüzulle beraber siyer bilgisi konunun daha iyi anlaşılması açısından çok önemli. Bu tarz teknik önerilerimiz var.
Kur’an Halkalarına başka ne tür tavsiyeleriniz olacak?
Hazırladığımız kitaplarımızla olsun, sunumlarımızla olsun diyoruz ki mutlaka haftada bir defa hiç olmadı iki defa bunu yapalım. Daha fazla seyreltmeyelim. Haftada en az bir defa çok uygun. Şehir şartları malum. O yüzden iki haftada bir de olabilir, makuldür. Fakat daha seyrek olması bağı zayıflatır, koparır. Gevşeklik oluşmaması için bu önemli. Böyle önerilerimiz var. Kur’an halka sorumlularının ekstra bazı dikkat etmesi gereken ön çalışmaları, ön bilgileri olması hususları var ki tüzüğümüzde bunların detayları var. En azından giyimine kuşamına özen göstermesi, estetik görünmesi, ilmihal bilgisi, Kur’an bilgisi, kendisinin belli bir alt yapısının olmasını arzuluyoruz. Bizim getirdiğimiz yeni anlayışlardan biri, belki yapanlar vardır ama bunu genelleştirmek istiyoruz. Kur’an halka sorumlusu dersi verdim işim bitti, haftaya tekrar gelirim tarzı mekânik bir çalışma olmasın. Kur’an halkaları bir aile gibi olsun. Halka sorumlularına halka üyeleri ile yakinen ilgilenmesini tavsiye ediyoruz. Bunu hassasiyetle öneriyoruz. Ayrıca diyoruz ki Kur’an halkaları sorumluları sadece Kur’an’ı öğrenmekle kalmayacak. Bu çok önemli. Bilgi depolamanın bir anlamı yok hayata yansıtmadığınız müddetçe. Aktif iyi olacaksınız arkadaşlar, çaresi yok. Kur’an yaşantınızda görülecek. Ama bu da yetmez. Bunun bir adım ötesi var. Mustafa hocamızdan öğrendiğimiz bir husus bu. Muhatabınızı “aktif kılacaksınız”. Başkalarının da aktif olmasını sağlayacaksınız; Kur’an’ın yaşamakla yetinmeyip yaşanmasını da sağlayacaksınız. Yani siz çevrenizi aktif kılma yolunda da çalışacaksınız. Dolayısıyla diyoruz ki, genelde bizim camialarda dernekler, insanlar yardım toplar, yardım verir, dersler yapar. Bunu aşmamız ve ufkumuzu biraz daha genişletmemiz lazım. Toplumun bütün sosyal sorunlarına, çevre sorunlarına, ne sorunu varsa ona dair çözüm yollarını aramalıyız. Toplumun farklı kesimlerinin parmak bastıkları sorunlara dair bizim de söyleyecek sözümüz olmalı. Neden oralarda da aktif olmayalım? İdris hocamızın bu konuda bizim ufkumuzu açan söylemleri oldu. Mesela, uç bir örnek ama kutup ayılarının, balinaların sorunu da Müslümanların sorunu olmalı değil mi? Ama biz kendimizle uğraşmaktan, didinmekten bazen de birbirimizle didişmekten geniş bir sorumluluk alanımızın olduğunun farkında olamıyoruz. Biz bu şuuru da vermek istiyoruz Kur’an halkalarında. Eğitimciler Kur’an halka sorumluları bu şuura sahip olursa kendi halka üyelerine de yansıtır bu yaklaşımı. Ben genel olarak sunumlarımda, bölge toplantılarında Ömer bin Abdülaziz’in şu sözünü tekrarlıyorum: “Dağlara buğday serpin, Müslümanların ülkesinde kuşlar aç kalıyor demesinler”. Sorumluluğumuzun ne kadar geniş bir alana yayıldığını gösteren çarpıcı bir örnek bu söz. Dağlardaki kuşlar bile bizim sorumluluğumuzda ama biz daha kendimizi aşamıyoruz. Bakış açımızı genişletmemiz lazım. Allah’ın müdahil olmadığı bir alan, zaman ve mekân olmadığına göre Müslümanların da her an aktif bir şekilde çevresinde olup bitenlere müdahil olması lazım. Kur’an halka sorumlularının ve halka üyelerinin bu manada daha verimli çabalar içerisinde olmasını sağlamaya çalışıyoruz. Kur’an’a dair çalışmaların çapını artırmak istiyoruz. Hem kendi çevremizde, sosyal ilişkilerimizde, hem de dünyada olan bitene duyarsız kalmayıp, daha aktif bir çaba içerisinde olmalıyız diyoruz. Bu da Kur’an’ı hayata taşımaktır zaten
Şöyle diyebilir miyiz? Hayata dair yaptığımız tüm işleri hasenattan salihata çevirmeye gayret etmeliyiz.
Elbette. Hasenat sadece kişinin kendine yaptığı iyiliktir. Namaz kılıyorsun kendine, oruç tutuyorsun kendine. Fakat salih amel olsun istiyorsan üçüncü şahıslara, başkalarına yansıyan ıslah edici bir yönü olmalı çalışmaların. Müslüman böyle bakmalı hayata. Medeniyet dediğimiz şey de bu zaten. Atalarımız camileri yaparken kuşların konması için kafesler yapmayı bile düşünmüş. Ancak bunlarla övünmektense bunları yapacak bir iradeyi kuşanmalıyız diyoruz. Bunu geliştirmemiz ve zamanımıza taşımamız lazım. Biz tarihimizle övünüp övünüp bir şey elde edemeyiz. Onların yaptığı Allah katında değerlendirilecek. Biz ne yaptık peki? Bizim bu manada çok güzel bir sunumumuz var. Yönetim kurulumuzdan Osman Gaygısız kardeşimiz kendi çalıştığı kurumda hazırladıkları bir çalışmayı her bölge toplantımız sonunda katılımcılara sunuyor. Yani insanların yeniliklere dair nasıl tepkiler verdiklerini adım adım işliyor. İnsanların zihninde oluşan önce olumsuz, “böyle iyiydi” tarzı statükocu düşünceleri kırmak. Buna bir tür gelenekçilik de diyebiliriz. “İyiydi böyle. İş mi bu? Nereden çıkardınız şimdi” diyerek başlıyor sonra azıcık ikna oluyor. Bu sefer de nerede yapacağım bu çalışmayı diyor. Ona da yer gösteriyorsunuz. Nasıl yapacağım peki? Bütün bu projeleri üretmek bizim Kur’an halkaları yönetiminin işi. Ondan sonra da kiminle yapacağım diyor. Ona da artık bir çözüm üretilince başlıyor. Fakat görüntüde yapıyor. Aslında yapmıyor. Bir nevi münafık tavrı sergiliyor. Yapmış gibi görünüyor. Öyle değil. Aslen yapmayı ilke edinmeli. Yapıyor ama yaptığı şeyin kimseye bir faydası yok. Tamam biraz daha şuur yenilenmesi olur. Bir şey yapıyor ama bugünü kurtarıyoruz. İleriye dönük de projeler üretmeliyiz. Bu konuda yol göstermek, danışmanlık, rehberlik yapmak da Kur’an halkaları yönetiminin işi. Biz işte hedefimizi böyle koyduk.
Ulaşılan coğrafyalarla ne gibi irtibatlar geliştirildi. Bunların pratik yansımaları neler oldu?
Biz yirmibir bölgeyi planımız gereği 1 Ocak 2013 tarihi itibariyle ziyaret etmeye başladık. Kendimizi de görmek için önce dört pilot bölge belirledik. Bunların ikisi aktif bölge ikisi de zayıf bölge idi. Hem çalışmayı hem kendimizi görelim istedik. Buralarda yaptığımız çalışmalarda belli tecrübeler elde ettik. Sorunları ve ön yargıları gördük. Hazırlamış olduğumuz sunumu onlara cevap verebilecek şekilde geliştirdik. Yoğun bir performans bizi bekliyordu. Zaten çok büyük bir geç kalmışlık söz konusu idi. Daha projeyi ilan etmeden duyanlar arasında gözyaşları ile talepte bulunlar oldu. Yani bu da insanı sorumluluk anlamında ürkütüyor. Bir vebal oluşuyor. Fakat gittiğimiz yerlerde arkadaşlar onbir kişiyi birden görünce adamlar kalkmış onbiri birden gelmiş diyor. Bir çaba söz konusu. Böyle bir çalışma var, bir proje var ortada. Bir web sitesi, eğitim çalışmaları var. Devam ediyor. Başlamış ama bitmemiş projeler mevcut. Bu çaba genel bir saygı uyandırdı. Ve insanlar kendilerini daha çok bir şeyler yapma ihtiyacında hissettiler. Biz aslında şöyle planlamıştık. Normalde bu bölgelerin her birinden yönetimimizden iki arkadaşımız sorumlu olsun. Dolayısıyla bir arkadaşın dört bölgesi var. Bundan sonra bu bölgelerle irtibatı bu arkadaş yapacak. Fakat baktık ki 2013’de bitmeyecek. İkiye bölündük. Yedek üyelerimizi ve o bölgede aktif arkadaşlarımızı da götürüyoruz. Böylece ortalama bir bölgeyi yedi sekiz kişiyle ziyarete gidiyoruz. Bu toplantılar Pazar sabahları yapılıyor. Her bölgeye çalışmalarımızı anlatan, önceden hazırlamış olduğumuz bir dosyamız var onu götürüyoruz. Sabah saat onda kahvaltıyla başlayıp akşam onyedide bitiyor toplantılarımız. Fakat biz sabah toplantımız var diye sabahtan gidip akşam dönmüyoruz. Cumartesi’den gidiyoruz. Bir gece de olsa yakın arkadaşların evinde bir araya gelelim, tanışalım, daha iyi bilişelim, sohbet edelim istiyoruz. Birbirimizi çok da tanımıyoruz; tanışalım, paylaşalım, kaynaşalım, ortak bir çay içelim diyoruz. Ve bunu gerçekleştirmeye çalışıyoruz. İşi olan arkadaşlarımızdan pazardan gelenler oluyor. Ama genelde en az dört beş kişi Cumartesi’den gidiyoruz. Bir ön bilgi vermek durumundayız. İnsanlarda bir merak var çünkü. Onu da cevaplandırmış oluyoruz böylece.
Müzakerelerdeki talebimiz şu: Bizi iyi niyetle eleştirin. Bize öneri, katkı sunun. Bu proje nasıl dahi iyi olur? Bu, onbir kişinin projesi değil. Bu İstanbul merkezin değil hepimizin projesi. Bizler kadar sizler de aynı çabayı göstermezseniz yürümez. Bizler gibi bölge sorumluları, il, ilçe sorumluları da böyle koşturacak ki bundan verim alınsın. Birbirimizi teftiş edeceğiz. Arayacağız soracağız. Şu an ne aşamadayız diye. Bizim amacımız bu parça parça, dağınık bütünleri organize etmeye çalışmak. Aynı ilde halkalar var, birbirlerini tanımıyorlar. Bizim toplantılarımızda tanışıyorlar.
Bölge toplantılarınıza kaç kişilik bir katılım oluyor?
Genel manada minimum kırk ile yüz arasında bir katılım oluyor. Bölgesine göre değişiklik arzedebiliyor. Hepsi de Mustafa hocamızdan besleniyor, fakat organik bağları yok. Aslında zaten öyle bir talebimiz de yok. Biz demiyoruz ki illa da bizim derneğimize, vakfımıza gelin. Biz Kur’an’a davet ediyoruz. Hayata Kur’an penceresinden bakmak istiyoruz. Bu manada kapımız herkese açık. Yeri geldi başka dernek ve camialardan da toplantılarımıza katılanlar oldu. Bizim bir gayemiz var. Bu işi ciddi yapalım. Sistemli yapalım. Organizasyonumuz olsun. Çünkü dağınık olmuyor. Yürümüyor. Bir sonuç alınamıyor, aynı yerde sayma söz konusu oluyor. Bilimsel olarak biz eğitim vermeyeceğiz. Biz eğitim verenleri buluşturacağız. Biz koordinasyon sağlayacağız, sistem ortaya koymaya çabalayacağız inşaAllah. Bir de gittiğimiz yerlerde insanlar ne yapıyor, nasıl yapıyor bakıyoruz. Bizim onlardan aldığımız katkılar oluyor. Bizlerin de onlara önerileri olabiliyor. Tüm bunları görüntülü ve sesli olarak kayda alıyoruz. Yirmibir bölgenin yirmisi bitti elhamdülillah. Buralarda çok güzel tepkiler aldık. Bazıları diyor ki “hayatımda geçirdiğim en güzel Pazar”. Düşünebiliyor musunuz? Bunun haberi bile insanları motive ediyor. Biri kalkıyor, neredeydiniz daha önce, sizi yıllardır bekliyoruz diyor. Bayram öncesi Erzurum’daydık. Yılın ilk kar yağışına denk geldik. Biz sıcak mevsimde gidelim de soğuklarda sıkıntı olmasın dedik. Allah’ın da bir hesabı var. Gittik ve bizi bembeyaz bir Erzurum karşıladı. Dün çok güzeldi hava diyorlar bugün kar yağdı. Demek ki bundan da bir mesaj almak lazım. Kar tüm pisliklerin hastalıkların üstünü örter derler. İnşallah bu çabalar da toplumumuzdaki ruhi hastalıklara derman olur duasını ettik. Bizim toplantıların sonunda bir de anket formumuz var. Bu anketi doldurduktan sonra bize veriyorlar. Biz bu anket formlarını tek tek inceliyoruz. Toplantı sonrası genel bir raporlama da yapıyoruz. Bu anket formunu grafiksel olarak tablo yapıyoruz her bölgeye ilişkin. Yaklaşık şu ana kadar binin üstünde kişi bu toplantılarımıza katılmıştır. Bunların yaklaşık altıyüzellisi kadar bu anket formlarını doldurdu. Genel raporda baktığımızda memnun değilim diyen üç-beş kişi, sunumları beğenmemiş. Baktığımızda genelde içerikten ziyade teknik eksikliklere vurgu yapmışlar. Tabii yüzde yüz bir memnuniyet söz konusu olamıyor. Katılımcılar ayıp olmasın deyip alttan almıyor, sözünü sakınmıyorlar, dolu dolu insanlar. Anlamadığı, kafasının yatmadığı şeyi sorguluyor, soruyorlar. Yani bu değerlendirmeler basitçe geçiştirilmiyor. Katılımcılar oldukça sorgulayıcı. Yine Erzurum’daki toplantımızda Ağrı’dan katılan bir hanım kardeşimiz vardı. Kur’an Kursu’nda eğitmenmiş. “Yıllardır biz Kur’an’ın nasıl okunduğunu öğretiyoruz, ne zaman birileri de çıkıp bunun anlamını, ne dediğini, ne demek istediğini bizlere öğretcek diye bekler dururdum” diyor. “Bu kadar hocalar var niye çıkıp birileri Kur’an’ın anlamı, mesajı nedir diye yoğunlaşmıyor diye sorguluyordum” diyor. “Bak şimdi geldiniz ve inşallah hayırlara vesile olacaksınız” diyor. İnsanlarda bir beklenti, bir heyecan var. Bunu oldukça yüksek düzeyde müşahede ettik. Tabii bu bize başka bir vebal yüklüyor. Devamını getirmemiz lazım.
Proje şu an hangi aşamasında?
Belirlemiş olduğumuz 21 bölgenin 20 tanesi ziyaret edildi, bölge tanıtım ve istişare toplantıları yapıldı. Bizimle beraber çalışacak, koordinasyonu sağlayacak bölge ve il sorumlularının çoğunu belirledik.
Kur’an Halkalarına Tavsiyeler Serisi adı altında hazırlanacak kitapların ilki Nuri Çalışkan hocamız tarafından yazıldı ve basımı yapıldı. İkincisi Dr. Dilek Gaygısız tarafından hazırlandı, basılmak üzere.
Şu anda alt yapısı çok güçlü bir web sitemiz var; www.kuranhalkalari.org (.com ve .net) portalları tarafımızdan alınmış durumda. Sitemizden 2014 yılında Kur’an Halkaları sorumlularına yönelik yapılacak dersler (eğitimcilerin eğitimi) için test amaçlı deneme dersleri başlamıştır. Sitemize çeşitli kaynaklar, videolar, ses dosyaları ve Kur’an halka sorumlularının yapmış olduğu çeşitli çalışmalar (eğitim birimimizin kontrolünden geçtikten sonra) sitemizde üyelerimizin istifadesine sunulmuştur. Yine sitemizde bulunan salonlarımızda bölgelerimizle sanal toplantılar da yapma imkânımız bulunmaktadır.
Eğitim bölümümüzde altı ay zarfında bir kitapçık çalışması hazırlandı. Çünkü en yoğun taleplerden biri de el kitabı, bir usûl kitabı idi. Eğitim birimimiz Nuri Çalışkan hocamızdan rica etti. Kendisi sağolsun bize bir kitap hazırladı bu konuda. İlk etapta bu kitapçığı bastırdık ve gittiğimiz bölgelere ulaştırdık. Son olarak da elimizdeki belgeleri bilgi ve dokümanları da verdik. Hocamız kendinden katarak ikinci kitabımızın son halini verdi. Dr. Dilek hanımın hazırladığı müfredat çalışması sureleri tablolaştırmış. Sure bilgisi, sure içeriği, kazanımları, açıklamaları şeklinde bunu da kitaplaştıracağız. Genelde bizden istenen şeyler bunlar. Akademisyen ağabeylerimiz, kardeşlerimizle de görüştük bu talepleri. Fakat burası bir okul değil. Okul gibi müfredat oluşturup şunu yapın bunu yapın şeklinde değil de eğitim konusunda usûl tavsiyesinde bulunabiliriz. Kur’an halkalarının standart bir tip formatı yok. Yani yeni başlayanlar var. Eskiden beri yapanlar var, belirli bir seviyeye gelmiş olanlar var. Gençler var. Yeni duyup yeni ilgilenenler veyahut eski bilgilerinin fazlaca gelenekle yoğrulmuş olduğunu görüp Kur’an süzgecinden geçirmek isteyenler var. Bu manada Kur’an halkalarını farklı guruplara ayırıp onların her birine ayrı usûl tavsiyelerinde bulunmaya çalışıyoruz. Ve bilişim birimimiz bu alt yapı sürecinde önemli bir çalışma yaptı. Bir web sitesi kurduk. .org net com hepsini üzerimize aldık. Fakat genel çıkışımız org olarak oldu. Com, net diye girseniz de bizim site çıkıyor. Çok tıklanmadan dolayı gugılda Kur’an halkaları diye aradığınızda bizim site çıkıyor. İlk başta tabi içeriği dolu değildi zaman içinde doldurduk ve teknik alt yapısını çok iyi oluşturduk. Çok güçlü, hakikaten büyük üniversitelerin yurtdışı da dahil buna. Türkiye’de Aile hekimliği veya Eğitim Bakanlığı ile ilgili bazı kurumların, büyük şirketlerin kullandığı güçte bir altyapı oluşturduk. Niye buna gerek duyduk? Çünkü biz web sitemizi eğitim amaçlı da kullanacağız. Canlı dersler vereceğiz orada. Bu bölge yapılanmamızı hazırladıktan sonra bölgeye giderken internet sayfamızda ne yapabiliriz diye düşündük. Belli kaynakları, kaynak tavsiyelerini koyduk, işte sağolsun yine Hilal televizyonundan Mehmet Okuyan hocanın görüntülerini aldık sitemize ekledik.
Kur’an Hakları Yönetim Kurulu’nun planladığı diğer çalışmalardan da kısa kısa bahsederseniz okuyucularımız sizi daha yakından tanımış olur.
Tabii ki. Bu görüşmelerden sonraki en önemli aşama tüm bu çabaları devam ettirmemiz gerekiyor. Gittik toplantımızı yaptık oldu bitti şeklinde değil. Her bölgede belli olan sorumlularımız mevcut. İleriye dönük projelerimiz arasında internet üzerindeki rutin eğitimlerimizden bahsettim. Talep üzerine yapacağımız eğitim ve çalışmalar var. Daha sonra ise talebeler ve gençlere yönelik genç Kur’an halkaları ve yine meslek gruplarına yönelik çalışmalar düşünüyoruz. Öncelikle altyapıyı tam oluşturduktan sonra yapılacak, hedeflenen çok projelerimiz var. Şu an için koordineyi sağlayacağımız muhataplarımızı oluşturma aşamasındayız. Şu an 950 Kur’an halka sorumlusunun kaydı var sistemimizde. Birçok sorumlumuzun da birden fazla halkasının olduğunu hesaba katarsak yaklaşık binüçyüzü buluyor halka sayısı. Mustafa hocamızın vakfımızın kırkıncı yılı olan 2023 için koyduğu yedibin halka hedefi var. Biz ilk yılımızda binüçyüz hedefine ulaştık elhamdülillah. Ve hedefimiz 2015’de koyduğumuz bölge hedefleri gerçekleşirse dörtbin halkaya ulaşmak. Onun dışında bölgelerde eğitim ribatları ve seminerler düşünüyoruz. Özellikle bölgede hedefini tutturan arkadaşlarımıza, kardeşlerimize hocamızdan da söz aldık o bölgede yoğunlaştırılmış ribat, bir araya gelme programları yapacağız.
Ribat programını biraz açabilir misiniz?
Ribatlar camiamızın yabancısı olmadığı, iki üç günlük yoğunlaştırılmış bir arada yapılan eğitim programlarından oluşmaktadır. Bir araya gelip aynı atmosferi paylaşacağımız, ibadetlerimizi yerine getireceğimiz, konferans, sohbet, tanışma ve kaynaşmanın sağlandığı ortamlar bu ribatlar. Bunu da şunun için yapacağız. Genelde İstanbul’daki takipçiler açısından sorun yok fakat Anadolu’dan hocamız buralara gelmiyor diye hep sitemler almaktayız. Konferansa gelsin diye talepler oluyor. Bu talepler karşılanamayınca küsmeler oluyor. Biz de dedik ki bu talepleri bir vesileyle taçlandıralım. Hedefler konulsun. Hak edilsin. Bu çaba sonucunda olursa daha verimli bir hal alır düşüncesindeyiz. Tabii ki hedefini tutturamayanları da bu manada ihmal etme düşüncesinde değiliz. İl bazında, ilçe bazında eğitim seminerleri, konferanslarla takviyeler yapacağız. Allah nasip ederse bölge toplantılarımız bittikten sonra Aralık ayında bölge sorumlularından oluşan genel kurul gibi bir buluşma düşünüyoruz. Bu sorumlularımızı hocamızla ve diğer hocalarımızla tanıştırıp, beklentilerimiz, nasıl bir çalışma yapacağımız konusunda ilk genel bir toplantımızı yapmayı düşünüyoruz. Orta vadede Kur’an Çalışmaları Merkezi adı altında bir çatıda kurumsallaşmayı, Kur’an halkaları enstitüsü veya akademisi kurmayı planlıyoruz. En son da yine Eksende İnsan Projemizde belirtilen Dünya Kur’an Halkaları Birliği’ni oluşturmak. Çünkü bizim projemiz sadece Türkiye ile sınırlı değil. Hatta uzun vadede Kur’an halkaları olimpiyatları yapmak da hedeflerimiz arasında bulunuyor. Planlarımızda 2014’de yurt dışı oluşumu hedefimiz var. Bu konuda bize destek veren gönüllülerimiz var. Her şey benden, yeter ki bunu gerçekleştirin diyenler var. Fakat adım adım ve sağlam gitmemiz lazım. Birden her alana giriş yaparsak bu bizim kapasitemizi aşar, zorlar. Her şeyi bir anda yapmaya kalkarsak hiçbir şey yapamayız. Planlı, programlı ve sağlam adımlarla gitmek zorundayız ki hedefimize ulaşabilelim. En son Uludağ’da yaptığımız yurtdışı ribatında Münih’den, Stutgart’dan, Amsterdam’dan, Brüksel’den, Bremen’den birçok takipçimiz katıldılar. Biz 2014’de tanıtacaktık kendimizi fakat oluşumumuz duyulmuş, Hilal tv’den duymuşlar arıyorlar ve heyecanla bir şeyler yapmamızı bekliyorlar. Ribat bizim için çok büyük bir imkân oldu. Birçok tanışıklıklara vesile oldu. Gelenler döndüklerinde Kur’an halkası yoksa ilk iş olarak mahallesinde, tanıdıkları ile halka başlatacaklarını ifade ettiler. Tabi yurtdışında her yere gitmek zor. Bu manada bölgesel bir-iki ribat programıyla bunu gerçekleştirme düşüncesindeyiz.
Hedeflerinizden bahsettiniz. Bu hedeflerin gerçekleşmesi noktasında kendinizden bahsettiniz fakat sizleri tv’den internetten ya da Kur’ani Hayat Dergisi’ndeki bu röportajı okuyarak haberdar olacakların bu projeye ne gibi katkıları olabilir?
Öncelikle bizim camiamızda kurumlarımızda gönüllü veya profesyonel olarak en alttan en üstüne kadar tüm çalışanların, herkesin bir Kur’an halkası olmasını mutlaka öneriyoruz. Bu projeyi öncelikle kendi içimizde sahiplenmeliyiz. Bu çabanın yanında, içinde olmalıyız. Biz her türlü fikri desteklerini öneri, görüşlerini bekliyoruz. Biz şunun altını sıkça çiziyoruz. Sunumlarımızda da söyledim. Biz en iyisiyiz diye yola çıkmadık. En doğruyu yapıyoruz da demedik. Biz kendimiz mutlaklaştırmıyoruz, yapabildiğimizin en iyisini yapıyoruz. Yapılan katkı ve eleştiriyi dua kabul ediyoruz ve başımızın gözümüzün üstüne diyoruz. Yeter ki iyi niyetli olsun. O manada tek garantimiz samimiyetimizdir ve elimizden gelenin fazlası ile çalışmaktır. Kur’an Halkaları Yönetim Kurulu olarak samimiyetle sonuna kadar bütün gücümüzle çalışıyoruz. Bu bizim ortak projemiz olmalı. Halkalarımız yaptıkları çalışmalar hakkında da bilgi verirlerse bakarsınız çok farklı bir yol yöntem izleniyor olabilir. Bu diğer bir halka için ufuk açıcı olabilir. Uygulamalarına yönelik yaptıkları hakkında bilgi verirlerse çok memnun oluruz. Bir de bizim sekretaryamız şu haliyle bile arayanlara cevap vermeyi yetiştiremiyor. Hatta biz Hilal tv’de programa çıkıp bunu duyurduğumuzda bir çağrı merkezi kurmamız gerekecek gibi. O kadar çok yoğun arama var ki. Biz mutlaka dönüş yapmaya çalışıyoruz. Ama bazen gecikiyoruz. Bazen aradım fakat bana dönülmedi gibi sitemler alıyoruz. Bunlardan da biraz daha anlayış ve sabır bekliyoruz. Bizim üslubumuz şudur genelde. Mesela Sivas’tan aradılar. Kur’an halkasına katılmak istiyorum diye. Biz şimdi arayanın ilk etapta kim olduğunu bilmiyoruz ki. İyi biri mi, kötü niyetli mi? Direk arayana sorumlumuz şu deyip sorumlunun irtibat numarasını vermiyoruz, arayanın bilgisini alıyoruz. Bölge sorumlusuna diyoruz ki bakın böyle biri aradı. Bu kişi sizin bölgenizde lütfen ilgilenin diyoruz. Bu manada her bölge kendisi bu çalışmayı yapacak. Arayan herkese mekânik bir yönlendirme yapmak istemiyoruz. O bölgedeki bu başvuruyla sorumlu arkadaş ilgilenecek. Yani ismi verdik artık sen ne yaparsan yap şeklinde olmasın istiyoruz. Arayan kişiye dönüyoruz. Sizi bölgeden arayan oldu mu diye sorarak konunun takipçisi de oluyoruz. Yok hala aramadılar diyorsa bölge sorumlusuna geçen hafta başvuru olmuştu. Ne yaptınız diye takip etmeye çabalıyoruz. Onu da bırakmıyoruz. Bakın aramamışsınız bu gönüllüyle ilgilenin diyoruz. Yani arkasını takip etmek çok önemli.
Bu yolda karşılaştığınız olumsuzluklar neler? Sizi yılgınlığa düşüren şeyler oldu mu?
Şimdi bizim karşılaştığımız en önemli sorunlardan birisi şuydu. Ne oluyoruz. Biz de mi cemaatleşiyoruz? Siz Kur’an halkalarına değil de hocanızın halkalarına mı çağırıyorsunuz şeklinde tepkiler aldık. Genel olarak camiada yapılan her şeye karşı böyle bir ön yargı var gibi. Beraber bir şey yapalım dediğinizde hep bir ne oluyor havası var sanki. Baktığımızda genelde beslendikleri yer burası. Biz zaten demiyoruz ki tek kaynaktan beslenin. Beslendiğiniz damar belli. Onun için buradasınız zaten. Bu manada aldığımız duyumlara göre toplantılarımıza davet edildiği halde gelmeyenler olmuş. Tamam o zaman bu algının bitmesi için bize yardımcı olunması gerekmiyor mu? Çok şükür epeydir bu tarz tepkiler gelmiyor. Sunumlarımızda bu konuya daha açıklık getirerek böyle olmadığını rahatlıkla ifade ediyoruz.
Yine camia içerisinden bazı arkadaşlar olabilir en başından beri bu projeye bu böyle olmaz, kendi haline bırakmak lazım gibi sözler sarfettiler. Bu işler biliyorsunuz gönüllü çalışmalar. Fedakarlıklarla yapılan çabalar. Yanlış da yapabiliriz. Eleştirilere elbette açığız fakat haksız eleştirilerde insan ister istemez üzülüyor.
Bu çalışmaların finansman boyutunu nasıl karşılıyorsunuz?
Vakıf bu hususta destek oluyor. Biz prensip olarak genel manada camiamıza yük olmak istemedik. KHYK olarak yükü üstümüze aldık. Çevremizden de katkılar talep ettik. Çözüm arayışımız devam ediyor. Finans konusunda da destek ve çözüm üretebilecek kardeşlerimize açığız. Aslında tüzüğümüzde bu hususta bir projemiz var. 2014’de başlatmayı düşünüyoruz. Her halka kendisinin belirleyeceği cüzi bir meblağı kendi arasında toplasın. Daha sonra bu bölgede toplansın. Bölge o meblağın yarısını kendi ihtiyaçları için kullansın, yarısını da merkeze aktarsın istiyoruz. Çünkü merkezden bir sürü talepleri oluşuyor. Kitap istiyorlar, cd, tanıtım materyalleri vb. Eğer bu sistemi oturtabilirsek kendi içerisinde de bir çözüm üretmiş olacağız. Ayrıca gerçekleştirecek hedeflerimiz var. Tüzüğümüzde diyoruz ki imkânı olmayan üye varsa vermesin. Ama ayda beş lira on lira gibi bir miktardan bahsediyoruz. Şu an iki çalışanımız var ama daha şimdiden birkaç personele daha ihtiyacımız duyuyoruz. Bu sunumlar için bir sürü dosyalar hazırlıyoruz. Kırtasiye masrafı var. İletişim masrafı var. Kendi sponsorlarımızı bulmaya çalışıyoruz. Başta bizim de aidatlarımız var yönetim kurulu olarak. Aidat dışında da sağolsun yönetimden bağışlar yapan arkadaşlarımız var. Şimdilik bu şekilde götürüyoruz fakat finans noktasında gönüllü aidat sistemini de 2014’ten itibaren başlatmak diyoruz. Bu manada ilk örnekliği benim de kurucularından olduğum Asya-der derneğimizden Osman ağbimiz halkasından toplayıp bizlere ulaştırdı. Burada teşvik edici ve sembolik olması açısından anmak isterim. Bu manada destek vermek isteyen gerek nakit gerekse emeğiyle katkı sunabilir. Mesela web sitemizi yapan arkadaşlardan siteyi teslim aldık. Şimdi gönüllü destek vermek isteyen ciddi bir ekibimiz var. Yine Van’daki toplantımızda proje uzmanı bir arkadaşımız bize proje tekniği noktasında destek verebileceğini belirtti. Aralık ayında ondan proje tekniği hususunda ziplenmiş bir sunum alacağız inşallah. Bu ve bunun gibi tüm desteklere açığız.
Kur’an Halkaları yönetimi tüm bu yoğun çaba ve gayretlerin altından nasıl kalkıyor?
Bu çabalar yoğun bir uğraşın sonucunda ortaya çıkıyor şüphesiz. Bu manada ilk olarak eşlerimize ve çocuklarımıza, bizlere bu süreçte gösterdikleri sabırdan ve destekten dolayı teşekkür etmeliyiz. Çünkü bu koordinasyondaki arkadaşlarımızın sadece burada görevleri yok. Hepsi hayatın içerisinde başta iaşeleri olmak üzere değişik uğraşlar içerisindeler. Başka yerlerde, birimlerde görev alanlar da var. Hepimiz maddi infaklarımız yanında zamanımızı da infak diyoruz. Kolay olmuyor elbette ama zaman planlamamızı çok iyi yaparak ve bazı özellerimizden fedakârlık yaparak bu konuda hizmet edebilmek için gerekli zamanı ayırabiliyoruz.
Muhterem Hakan bey, Rabbim amellerinizi salih ve makbul eylesin. Son olarak söylemek istedikleriniz nelerdir?
Bizler Kur’an halkaları yönetimi olarak bizi kendi yolunda kullanan Rabbimize şükrediyoruz. Bizler çalışmalarımızdan dolayı teşekkür beklemiyor, aksine bu konuda çalışma, hizmet üretme fırsatını tanıdığı için Rabbimize şükretmeyi ve bizi seçtikleri için camiamıza teşekkür etmeyi borç biliyoruz. Biz çalışmalarımızla bu projeye değer katmıyoruz, böyle bir projede çalışıyor olmaktan dolayı değer kazanıyoruz. Biz bu şuur ile çalışıyoruz. Kur’ani Hayat dergimizin yöneticilerine de bir sayısını olduğu gibi Kur’an Halkalarına ayırdığı için teşekkür ediyoruz, hakikaten çok mutlu olduk, yüreklendik.
Bizler de zaman ayırıp bu kıymetli proje hakkında bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederiz.