Mü’minlerden Allah’a verdikleri sözün arkasında duranlar yiğitler vardır; onlardan kimi o yolda canını vermiş, kimi de hazır beklemektedir. Onlar sözlerini ve duruşlarını asla değiştirmediler. Zira Allah sadıkları sadakatleri sebebiyle ödüllendirecektir. (Ahzab, 23-24).

Kur’an’ın temel ve önemli kavramlarından biri olan sıdk, Müslümanlığımızın da odak kavramlarındandır. Kur’an’da sıdk kavramının eşanlamlılarını ‘birr, takva, ihsan, sedid, adl, istikamet’; zıt anlamlı olanlarını da ‘kizb, nifak’ olarak görüyoruz. (1) Bu sözcük, sülasi mücerret olarak 17 defa ‘sadeka, sadekat, sadaktena, sadeku’; tef’il sigasında ‘saddeka, saddeka, saddakte, yusaddikune’; tefe’ul sigasında 3 defa ‘tesaddeka, tesaddeku’; masdar halinde 15 defa ‘sıdk’; isim halinde 17 defa ‘sadeka, sıdk, sadekat, sadükat, sadik’; ism-i fail ve mübalağalı ism-i fail şeklinde 90 defa ‘sadıkin, musaddık, mutesaddıkin, mutesaddıkat, sıddıka, sadik, sıddıkin’; ism-i tafdil şeklinde 2 defa ‘asdak’(2) Kur’an’da bu kavram; doğruyu ve gerçeği söylemek, doğrulamak ve tasdik edicilik, zekât ve sadaka; Allah’a inanan ve dürüst kimse, iman etmek ve kabul etmek; güzel ve iyi, va’d etmek ve va’dini yerine getirmek; Kur’an, dost ve arkadaş, sadakat göstermek, zannı ve rüyası doğru çıkmak, hükmünü yerine getirmek;  mehir, peygamber…’ gibi anlamlarda kullanılmıştır.(3)

Kur’an’a sadakat, Kur’an gibi, sadakat gibi büyük söz… Boyutları çok, levazımatı ciddi, içeriği dopdolu, hedeflerinin ciddiyet ve elzemiyeti bakımından büyük bir söz olduğu gibi büyük bir olgu. Nasıl olmasın ki?

Kur’an’a sadakat, huzur, saadet ve selamet getirir. İhanetse felaket ve rezalet.

Kur’an’a sadakat, Allah’a sadakat demek. Allah’ın emirlerine amade, yasaklarından azade olmak; Allah’ın rehberliğinde tasavvur, zihniyet, akıl, tefekkür, muhakeme ve ahlâka sahip olmak; bunun kaygısında ve kavgasında bir hayat nizamı edinmek ve bunun akorduyla meşgul olmak demek. Yap dediğini yapmak, sakın dediğinden sakınmak, ol dediğini olmak demek. Ahkâmıyla hemhal olmak, kulluğunda şeref bulmak demek. Sevdiğini sevmek, yerdiğini yermek, dik dediğini dikmek, yık dediğini yıkmak, yap dediğini yapmak, boz dediğini bozmak demek. Doğrularına ve gerçeklerine sahip çıkmak ve savaşını vermek, iradesini ve hatırını her türlü irade ve hatırdan ali tutmak; nizamını âleme duyurmak, bunun mücadelesini vermek demek…

Kur’an’a sadakat demek, peygamberlerin varisleri, miraslarının hamili, misyonlarının mümessili, mücadelelerinin devamcısı olmak demektir. Onları örnek bilmek, hayatlarından, sözlerinden örnek, ders ve mesajlar devşirmek demek. “Allah’a kulluk edin, O’ndan başka ilah yok”, “sizden herhangi bir ücret istemiyorum, karşılığını ancak Allah’tan istiyorum” demek. Onlar gibi emin, nasih, mübelliğ, sadık olmak demek. Sapık, deli, aşağılık, tozutmuş, düşman, fitneci vs. diye suçlansa da sorumluluğunun bilincinde ve gereğinin ifasında olmak demek. Onlar gibi adil, merhametli, sabırlı, mütevekkil, metanetli ve çelik iradeli, tavizsiz olmak; hakaretlere, aşağılamalara maruz kalsa da işine devam etmek demek. Yılgınlıklara, zorluklara, yalnızlıklara, taşlamalara, zincirlere rağmen “Allah var ve O yar, başkası olmasa ne çıkar” duruşunu gösterebilmek demek. Efendimiz gibi olanca vahşi ve acımasız kalabalıklara rağmen, hakaretlere, sataşmalara, dövmelere, sövmelere maruz kalmasına, 3 yıl sadık arkadaşlarıyla açlık ve sefillik çekmesine, ardı ardına en yakınlarını kaybetmesine, çok sevdiği yerinden yurdundan sürülmesine, suikastlara, ihanetlere ve iftiralara ve nice zorlu felaketlerle yaşamasına rağmen “güneşi sağ elime, ayı da sol elime verseler vallahi bu davadan vazgeçmem” diyebilmek demek.  Birçok geceler Rabbine kullukla sabahlamak, Allah’la kurbiyyeti her an tazelemek, bir ömrü Allah’ın nizamını önce kendine hayat edinip sonra insanlığa tebliğ, teybin ve tarif etmek demek. Ashabı gibi nice ağır imtihanlardan alnının akıyla çıkabilmek, Allah ve Resulünün talimatlarıyla ahlâk edinmek, tavır ve duruşlarını bozmadan, zikzak çizmeden, mazeretlere sığınmadan İslam’ı dava edinebilmek, Kur’anı hayatın tüm boyutlarına hâkim kılmak için ter dökmek demek. İslam emanetini ilmen, irfanen, siyaseten, fikren, hikmeten vs. bugüne taşıyan âlim, arif ve hâkimlerin yolunu devam ettirmek demek.

Değişim ve dönüşümlerin, inhiraf ve dağılmaların, ahlâk, hukuk ve vicdan dışı oluşum ve başkalaşımların, “iblisleşmenin bu kadarı da olmaz” sözlerinin her gün eskisini arattığı sahtelik ve sanallıkların süratine yetişilemediği modern zamanlarda Müslümanca ayakta durabilmek demek.

Kur’an’a sadakat

Tevbe edenler, abidler, hamdedenler, oruç tutanlar, rüku edenler, secde edenler, ma’rufu emredip münkerden sakındıranlar, Allah’ın hududunu koruyanlanlar (Tevbe, 112); teslim olanlar, inananlar, taat ehli olanlar, doğru olanlar, sabredenler, tasadduk edenler, ırzlarını koruyanlar, Allah’ı çokça ananlar/Onu hatrından çıkarmayanlar (Ahzab, 35); muttekiler, gabya/görülemeyenlere inananlar, namazın hakkını verenler, infak edenler, Kur’an’a da önceki kitap ve suhuflara da inananlar ve böylelikle hidayete tabi olanlardan (Bakara, 2-5) olmak demek.

Kur’an’a sadakat,  Allah’a, Peygamberine, İslam nizamına, hak ve hakikate, ahlâka, tevhide, adalet ve hakkaniyete, fıtrata, köklere ve asıllara, vicdan ve merhamete; had-hudud bilmeye, emanetlere, sorumluluğa, değerler dünyasına, ilme, irfana, sırat-ı müstakime, hidayete, onur ve haysiyete, edebe ve nezahete, dengeye, düzene, nizam-intizama, itisam ve uhuvvete, ümmete, peygamberlerin ve salihlerin yoluna, anlama ve amaca sadakat demek.

Netice olarak, Kur’an’a sadakat; huzur, saadet ve selamet getirir. İhanetse felaket ve rezalet…’

Ömer Faruk KARATAŞ

DİPNOTLAR

  1. YAZIBAŞI, Muhammed Ali, Kur’an’da Sıdk Kavramının Semantik Açıdan İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi, Ankara, 2008. s.16-23.
  2. Âyetler ve detayları için bkz. a.g.e. s.24-35.
  3. Bkz. a.g.e., s.36-118.