“KUR’AN’A GÖRE ESMA-İ HÜSNA” ANALİZLERİ

EL BERR (İYİ, ERDEM SAHİBİ)

 

Prof. Dr. Orhan ARSLAN

El Berr, iyi, erdemli. İyilik ve erdem sahibi demektir.

Berr’in çoğulu Ebrar: iyi insanlar…

Birr, iyiliğin tamamını kuşatan hayır için kullanılır. Bunun için mesela haccın kabul ve makbul olması değil, mebrur olması temenni edilir: farkına varılan ve şuuruna erilen hac demektir.

Berr ism-i mastardır. Mastar isimler, Allah’ın fiilinden çok zatına dönük isimlerdir; Rab, Hay, Hak gibi…

Berr’de iki ‘r’ olması, iyiliğin kesintisiz ve sürekli olmasına işaret eder: Rabb, Hacc, Hayy gibi.

El Berr’in iyiliği sonradan değil, ezelidir. O; iyilik gördüğü veya beklediği için değil, iyi olduğu için iyilik yapandır.

İYİ NEDİR?

İyi, her insanın vicdanına nakşedilen şeydir ve iyiliğin kaynağı Allah’tır. Çünkü her iyiliğin kaynağı vardır ve iyilik Allah’ın kapsamındadır.

İyilik fıtrata nakşedilen şeydir, sonradan arız olan bir şey değil… Biz ona iyi dediğimiz için iyi değildir. O iyi olduğu için biz ona iyi deriz.

Öyleyse iyilik aslidir, kötülük arızidir ve sonradan olmalıdır. Allah’ın ‘ElHayr’ ismi buna delalet eder.

Bütün esmalar gibi ‘ElBerr’ ve ‘ElHayr’ esmaları Allah tasavvurumuzu inşayı amaçlar.

Öyleyse insanların dünyasındaki zulümler, haksızlıklar, hukuksuzluklar ve saldırganlıklar ne? Bu, insanın kötülüğünü göstermez; en iyinin bozulunca en kötü olduğunu gösterir.

İşte ‘ElBerr’ ve ‘ElHayr’ esmaları bu kötülüklerin panzehiridir. Bu esmalar der ki; “Endişe etmeyin, bu Esmaların altına sığının, umudunuzu sağlam tutun, Allah bütünü görüyor, siz parçayı görüyorsunuz. Parçada kötü duran bütünde iyi durabilir.”

İslam da budur zaten…

Burada İyi olan Allah’ın, ‘El Hayr’ esması ile ilişkisine kısaca bir göz atalım.

EL BERR – EL HAYIR İLİŞKİSİ

El Hayr; hayrın kaynağı, kendisi ve işi hayır olan demektir.

Seçme yetisi olan, iradesi gelişmiş ve kemale ulaşmış insana ihtiyar denilir.

Yanlış bir şekilde düşe yatmak olarak adlandırılan istihare, hayır istemek manasına gelir. Hayırlı olanı tercih ettiği için ve tutkulu olduğun insana hayran denilir.

Varlık, tam ve mükemmel hayırdır; çünkü var eden ‘Hayır’dır. Yokluk şerdir. Kâinatta var olup da şer olan hiçbir şey yoktur.

Hayır, bir şeyin varoluş amacını gerçekleştirmesidir. Bu da o şeyi, yaratıldığı yerde tutmaktır. Bir şeyi yerinden etmek şerdir.

Hayır, aklın, vicdanın ve iradenin üzerinde mutabık kalarak istediği bir şeydir.

Hayır, bir şeyin layık olduğunu bulmasıdır. Şer, bir şeyin hak ettiğine kavuşmamasıdır.

Hayır, vicdanın kabul ettiğidir. Şer, vicdanın reddettiğidir.

İnsan fıtrat olarak hayırhahtır. Vahiy insanın hayrı istemekten asla bıkıp usanmayacağını beyan eder (Fussilet 41:49)

Kur’an, kavramlarıyla algı ve tasavvurumuzu inşa eder. Hayır ve şer kavramlarının içini Kur’an inşa etmişse, kimse bizi şerrin hayır olduğuna kandıramaz.

Bilinç, hayrın taşıyıcısıdır.

Vicdan, hayrın evidir.

Akıl, hayrın memurudur.

İrade, hayrın imamıdır.

Bunlar aktif olmadan hayır aktif olmaz. İslam’da bilgi hikmettir,  bilginin amacı ise hayırdır.

Hayrı istemek hayırdır, hayrı kıskanmak şerdir.

Hayır asla bilinemez değildir, aksine hayır insan tarafından bilinebilir. Allah hayra, akıl ve vicdan tarafından tanınabilecek bir kimlik vermiştir.

Hayır, el hayr olan Allah’ın elindedir,fakat Kur’an şerri Allah’a nisbet etmez.

Hayır ırmağı Allah’tan çağlar ve insan eğer o ırmaktan içmek istiyorsa, bunu Allah ile birlikte yapacaktır.

Kur’an’da şer insanın arzu ve isteğine, cimriliğine, cehenneme, insanın sapıklığına, akılını kullanmayanlara, küfürde direnenlere ve vesveseci şeytana nisbet edilir.

Kur’an’da “bi yedikel hayr (hayır sendendir)” diyen ayet vardır da (Ali İmran 3:26), “bi yedikeş şer (şer sendendir)” diye bir tek ayet yoktur.

Kur’an hayır tasavvurumuzu inşa eder.

Çünkü Vahiy, Allah’tan inen Hayırdır.

Allah beşeri insan kılarak ona tenezzül etmiş ve Kuran vahyini göndererek insanla konuşmuştur.

Bu hayra nail olmak isteyen ondan pay alır, bu hayra sırtını dönene hayır da sırtını döner.

İnsanların En Hayırlısı Kimdir?

Elbette ki Peygamberlerimizdir. Onlara hikmet (muhakemelerini doğru kullanma, doğru hüküm verme özelliği) verilmiştir.

Onlar yaşadıkları hayatla büyük bedel ödemişler, büyük çilelere katlanmışlar ve bunun için insanlardan maddi manevi hiçbir karşılık beklememişlerdir.

Peygamberlerin hepsi hayırlıdır. Fakat o hayırlı insanlar arasından bazıları özellikle zikredilmiştir. Kur’an’da İbrahim, İshak ve Yakup peygamberler “Hayırlılar içinden seçilmiş olanlar (Fatır 38:45-47)” diye takdim edilir.

Yine Kur’an’da İsmail, Elyesa, Zulkifl peygamberler anılarak “Hepsi de hayırlılardan idi (Fatır 38:48)” denilir.

Fakat Kur’an hayırlı insan olma liyakatini sadece peygamberlere hasretmez. Çünkü Kur’an vahyinin amacı geçmiş gitmiş hayatları anlatmak değil, kıyamete kadar gelecek tüm muhataplarına üretilebilir modeller sunmaktır.

Kur’an insanlara, Rahman’ın rahmet ve şefkat dolu müjdelerini sunmaktadır:

“Şüphesiz iman eden ve imanına uygun davrananlar da var; işte onlar bütün yaratıkların en hayırlılarıdır. Rableri katında onların ödülleri, zemininden ırmakların çağıldadığı ölümsüz güzelliğin üretildiği tarifsiz cennetlerdir; orada sonsuza kadar kalacaklardır: Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan memnun olmuştur. İşte bütün bunlar, Rablerinin sevgisini yitirmekten korkanlar içindir. (Beyyine 98:7-8).”

Bu ayet, bir kimsenin; “Ben de en hayırlılar sınıfına dâhil olabilir miyim?” sorusuna, “Evet, kesinlikle olabilirsin” cevabını veriyor.

Son peygamber niteliğiyle getirdiği vahiy kıyamete kadar geçerli kılınan, şahsı bütün insanlığa güzel örnek yapılan, muhteşem ahlakı ve yürüyen Kur’an kişiliğiyle âlemlere Rahmet olan bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed’in insanlık içindeki müstesna yerini ayrıca ifade etmek isterim.

Berr Esması Hüzün Yılında Nazil Oldu

El Berr ismi Kur’an’da sadece Tur 52:25-28’de geçer.

Berr ismi şu özel mesajı taşır:

“Ne kadar darda olursanız olun, Allah’ın bizzat iyi olduğunu, iyiliğin kaynağı olduğunu unutmayın. Sizi üzen olayların sizi esir almasına izin vermeyin. Âna mahkûm olmayın ki, gelip geçici olayların kör kuyusuna düşmeyesiniz. Eğer düşerseniz, olaylar gelir geçer, siz hala düştüğümüz o kuyudan çıkamazsınız.”

 

O Berr Ve Rahimdir

Cennettekiler, birbirlerine dönüp sorular soracaklar… Diyecekler ki: “Vaktiyle bizler, ailemiz hakkında endişeye kapılıp tir tir titrerken, Allah bize kerem etti de, bizi zehir gibi içe işleyen yakıcı bir ateşin azabından korudu. Şüphesiz biz bundan önce de O’na dua ederdik; çünkü O, evet O’dur Berr olan Rahim olan (Berr’ur Rahim) (Tur 52:25-28).”

Kişi, yakınları hakkında Allah için kaygılanırsa, Allah da onların yakınlarını koruma altına alır ve kaygılarını ödüllendirir.

Muhteşem bir dua ve icabet ilişkisi: “Siz beni zikredin, ben de sizi zikredeyim”. Allah, kesin olarak böyle bir kaygının talebini dikkate alır. Çünkü O, Berr ve Rahimdir: Eşsiz iyi ve sonsuz rahmet sahibi.

Bu duadaki kaygı ve onun doğurduğu yürek sancısı, kalbi, kavli ve fiili duaya dönüşmüştür. Artık ortada bir emek vardır ve Allah emeği görmezden gelmez.

Peki, o zaman Hz. Nuh’un oğlunu, Hz. İbrahim’in babasını, Hz. Lut’un karısını ve Hz. Peygamber’in amcasını nereye koyalım?

İlahi kanun gereği, kişi kendi hidayeti için hiçbir şey yapmıyorsa, babası, oğlu, kocası, yeğeni peygamber de olsa onu kurtaramaz.

Bu durum hakkaniyet gereğidir: Allah’ın Berr ve Rahim olması, suyu getirenle testiyi kıranı bir tutmayı elbette gerektirmez.

Allah Berrur Rahim olduğuna göre, Berr-Rahim ilişkisine kısaca bakalım.

EL BERR – ER RAHİM İLİŞKİSİ 

Rahmân özünde merhametli, Rahîm işinde çok merhametli olan demektir. Allah has isim, Rahmân has sıfattır.  Rahmet’e Allah’ın mesleği desek yeridir.

Merhameti kendisini eyleme götüren kimse: Rahîm’dir. Rahîm olan bu işi bir kez değil, her hal ve şartta sürekli yapar.

Allah kuluna değer verdiği için, ona karşı Rahîm’dir ve Allah’ın şaheserine olan davranışının özelliğidir.

Rahîm Kur’an’da 95 yerde geçer. 5 yerde Rahmîn ismiyle birlikte gelir.

Hepsinde de Rahmân önce gelir: Besmelede Allah, Rahmîn ve Rahîm olarak sıralanır. Rahmân Allah’ın zatına bakan yüzü, Rahîm Allah’ın, varlığa bakan yüzüdür.

‘Allah’ has isim, ‘Rahmân’ has sıfat, ‘Rahim’ failin ismidir

“Rahmetim her şeyi kuşatmıştır. Esas rahmetimi takva sahiplerine paylaştıracağım (Araf 7:156).” Rahimiyetin müminlere has bir tecellisi vardır.

Rahimde, Rahmân gibi tek taraflı değil, çift taraflı bir ilişki söz konusudur. Rahîm Allah için rahmete muhtaç kul gereklidir (Furkan 25:70 ve Zümer 39:53).

“(Salih) “Ey kavmim!” dedi, “Niçin iyi olan dururken kötü olanın çabucak gelmesini istiyorsunuz? Niçin Allah’tan af dilenmiyorsunuz? Belki ilahi rahmete nail olursunuz (Neml 27:46).”

Salih peygamber; “Allah’tan af dileyin” diyor. Çünkü onlar tarafından affı gerektiren bir suç ya da günah işlenmiş olmalı. Yine Salih Peygamber o günahkâr ve kendisine inanmayan Semud Kavmini reddetmiyor, onlara: “Ey kavmim” diye hitap ediyor. O kavim yüzünden Peygamber olduğunun farkında. Dolayısıyla kavmini değil küfrünü hedef alıyor.

Şeytanın Varlığı Rahim Olan Allah’ın Tecellisidir

Şeytan kötüdür. Ancak, iradenin imtihanı ve seçim yapmak için şeytan gereklidir. Bu özelliğiyle şeytan irade güçlendirici olarak Rahîm olan Allah’ın bir ikramıdır.

İnsanlarda ötekileştirme arzusu ve özelliği vardır. Şeytan öteki için de lazımdır. ‘Lanet şeytan’, ‘kötü şeytan’, ‘düşman şeytan’ diyebileceğimiz bir kötü ötekimiz vardır.

Şeytan umut kestiği için iblis oldu. Âdem umut kesmedi insan oldu. Allah’tan umut kesmek, Allah’ın rahmetinden umut kesmektir.

Hâlbuki Allah günahtan çok, umut kesilmesine kızıyor: kendisinden istendikçe de seviniyor.

BERR OLAN ALLAH’IN TECELLİLERİ

Allah’ın Berr İsminin İnsandaki Tecellisi: “Birr”

İlk tecelli su katılmamış saf iyilik anlamına gelen Birr’dir. Bu iyilik, zaten iyi olan fıtrat üzerinden yükselir. Zira insan fıtratı iyidir ve iyiliği sever.

Birr’in açık ve muhteşem tarifi Bakara 177’de geçer:

“Gerçek erdem yüzlerinizi doğuya veya batıya döndürmeniz değildir. Fakat gerçek erdem kişinin Allah’a, ahiret gününe, meleklere, ilahi kelama, peygamberlere inanması, malı -ona sevgi duymasına rağmen- yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, isteyenlere ve özgürlüğü elinden alınanlara vermesi, namazı istikametle kılması, zekâtı gönlünden gelerek vermesidir. Onlar söz verdikleri zaman sözlerinde dururlar, şiddetli zorluk ve darlıklara karşı göğüs gererler. İşte bunlardır sözlerine sadık kalanlar… Takvaya ermiş olanlar da bunlardır (Bakara 2:177).”

Bu ayet, sadece su katılmamış iyilik ve erdemi tarif etmiyor, aynı zamanda gösterişçi dindarlığı yerden yere vuruyor. Gösterişçi dindarlık, her an münafıklığa dönüşmeye meyyal bir dindarlıktır.

İmanın 5 şartının sayıldığı kuranda 3 yer vardır: Birisi bu ayet Bakara 2:177, diğeri Bakara 2:284-285 ve Nisa 4:136.

Ayet açıkça; “Yüzlerinizi doğuya ya da batıya döndürmeniz iyi olmanızın göstergesi değildir” diyor.

Ayetin nüzûl sebebi olarak, gösterici dindarlığın örneği olan Yahudi münafıklar, müminlerin Kudüs’e değil de, Kâbe’ye dönerek namaz kılmasını sorun ediyorlar. Bunun karşısında ayetin, Kâbe’nin kıble oluşunu savunması gerekirken, ayet Kudüs’ü veya Kâbe’yi kıble edinmenin asli değil, tali bir şey olduğunu, asli olanın Birr (saf iyilik) olduğunu söylüyor.

Burada İyi olan Allah’ın sevgisine, Berr-Vedud ilişkisine kısaca değinelim.

EL BERR – EL VEDUD İLŞKİSİ

Vedud, “Çok seven ve çok sevilen; bütün sevgilerin kaynağı” demektir. Tükenmeyen, sürekli ve tekerrür eden sevgidir.

Vedud olan Allah, kullarını sınırsız sever ve sınırsızca sevilmeyi ister. Böylece, yarattıklarına hem sevme, hem de sevilme yeteneği bahşeder.

Vedud; saf sevgidir, sevginin en güzelidir, en değerli ve en yüce olanıdır.

Allah, Sevgi Demektir

Allah isminde yer alan E-L-H harflerinin oluşturduğu 6 kombinasyon ile, bunların anlamlarının tersi de “sevgi” demektir. Yani Allah, 12 ismiyle de sevgidir.

Allah’ın Vedud ismi vardır, fakat Habib ismi yoktur. “Habibullah” terkibi Peygamberimize atfen kuranda hiç geçmez.

Varlık Sebebi: Sevgi, Cazibe=Çekim Gücü

Varlığı oluşturan çekim gücüdür, yani cazibe. Kaynağı, Rabbimizin Vedud esmasındaki sınırsız sevgidir. Bülbülün güle sevgisi, annenin yavrusuna sevgisi bu sevginin tezahürüdür.

Cazibe=Çekimi sağlayan sevgi bir an kalkarsa, kozmos kaos olur; çöküş gerçekleşir…

Sevmek İçin Sebep Aranmaz

Rahmân, Rahîm, Rabb, Mâlik esmaları için, karşılığında merhum, merbub, memluk olmasına, yani bir sebebe ihtiyaç vardır. Hâlbuki Vedud hem zatını sever, hem mahlûkatını sever; sevmek için sebebe ihtiyaç duyulmaz.

Sevgi harcayarak bitirilmeyecek bir sermayedir. Aksine harcandıkça çoğalır.

Sevgi insanın insana sunabileceği ölümsüz hediyedir. İbadet dünyada olup biter. Muhabbet ahirette de devam eder. Bunun için Hamd cennette de edilir.

Sevgi Var Olmaktır

Gerçek sevgi sevgide yok olmak değil, sevdiğinde hayat bulmaktır. Aklı baştan alan sevgi, sevgi değil tutkudur.

Sevgi toplumunda insanlar, yeni tanıdıkları her insana yeni nazil olmuş bir ayet gibi bakarlar, onu değerlendirirler, israf etmezler.

Aşk Kur’an’da Yoktur

Kur’an, aşırı muhabbet demek olan aşk kelimesini hiç kullanmaz. Aşk kelimesi Kur’an ve sünnet edebiyatında da kullanılmaz.

Aşk kelimesi ilahi sevgiyi ifade edemez, aşk beşeri sevgiyi ifade eder.

O’nun Sevgisi, Sadece Fiilinde Değil Zatındadır: Allah Sevgidir

Herkes sevdiğini bağışlar. Af, sevginin sadakasıdır.

Soru: Allah Rahîm olduğu için mi Vedud’dur, Vedud olduğu için mi Rahîmdir? Cevap: Vedud olduğu için Rahimdir. Merhametinin tecellisi için merhuma ihtiyaç vardır, hâlbuki Vedud olması için zatı yeter.

Önce Allah’ı, Sonra Peygamberi, Sonra Dilediğini Sev

İman edenler sevginin ilk iki sırasını boş bırakırlar; en çok Allah’ı severler, sonra Peygamberi. Sonra da kimi isterlerse onu severler.

Sevgi sadece Allah’a mahsus değildir. Sevgide tahsis yok, tertip vardır.

BİR BAŞKA BİRR TARİFİ

Saf iyilik (Birr) hakkındaki tasavvurumuzu şu ayet daha da netleştiriyor:

“Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir (Ali İmran 3:92).”

Birr, tek tek ibadetler değil, kişideki tasavvur, bilgi ve imanın toplamından oluşan sonuçtur.

Birr, asla dindarlığın dış görünüşü değil, o dindarlığın arka planını oluşturan iman ve niyet safiyetidir.

Birr, dışarıdan iyi olarak algılanan davranış biçimi değil, o davranışın altındaki samimiyettir.

Ayrıca infak, iyiliğe ulaşmanın en kestirme yollarından biridir.

İyi olan Allah, esenlik lütfeden Selam’dır. Kısaca Berr-Selam ilişkisine göz atalım.

EL BERR – ES SELAM İLİŞKİSİ

Selam; esenlik, barış, huzur, güvenlik, mutluluk ve kurtuluşun kaynağı demektir.

“Esselamu aleykum”; “huzur ve saadet başınızdan aşağı dökülsün” demektir. Bu haliyle, Selam bir duadır.

Mutluluk ve esenliğin kaynağı Allah’tır. Mutlu olmak istiyorsan, Allah’lı olacaksın.

Allah soruyor: Benim gibi bir Selam olan varlığa şah damarından daha yakınsan, niçin huzursuzsun?

Mutsuzluk; Selam olan Allah’tan uzak kalmaktır.

Kutlu Nebi namazdan sonra 3 kez Estağfurullah (Beni bağışla) dermiş sonra da şu güzel sözlerle Rabbe sığınırmış:

Allahümme ente’s-selâm: “Allah’ım! Sen barışın, huzurun, mutluğun kurtuluşun ve güvenin kaynağısın”.

Ve minke’s-selam: “Selam sendendir”.

Tebarekte ya zel-Celâli ve’l-İkrâm: “Ey celal sahibi ve celali bile ikram olan Rabbim! Sen ne mübareksin, bereketin kaynağısın”

“Selamlaşınız!”

Selamı yayma emri, işte bu sözlerin bir parçasıdır. Selamı, yani barışı yayınız! “Birbiriniz sevmenin yolunu göstereyim mi? Selamı yayınız (Hadis).”

Karşındaki insanlara selam ver. Ama gözünün içine bakarak, dolu dolu, severek selam ver; gözünü kaçırma.

İnsanların en âcizi dua etmeyen, en cimrisi de selam vermeyendir. Bir eve girince ev halkına selam veriniz. Çıkarken de selam veriniz.

Allah Resulü Gelse Ve Bize “Allahtan Size Selam Var” Dese Ne Olurdu?

Âlemlerin rabbi bize Selam ediyor. Nerede? Cennette.

“Selamun Kavlen min Rabbi Rahim”: Rahim olan Rablerinden selam var.

“Siz bir selam ile selamlandığınız zaman, siz de ondan daha güzeliyle karşılık verin veya selamı aynen iade edin (Nisa 4:86).” Cennet kapısında Rab’den selam var. Bizden de O’na hamd olacak; yani yaratanımızı öveceğiz de öveceğiz (Umuyoruz).

TOPLU YAŞAMDA SELAM

Ne güzel atasözlerimiz var: “Önce selam sonra kelam, önce refik sonra tarik”

Efendimiz ne güzel eğitiyor bizi: “İman etmeden cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmeden de iman etmiş olmazsınız. Size birbirinizi seveceğiniz bir işi göstereyim mi? Selamı aranızda yaygınlaştırınız.”

Bayramlar, bayramlaşma ve bir selamlaşma yolu idi. Şimdi tatile dönüştü.

Eve Girerken Çıkarken Selam Veriniz.

Apartmandaki komşularınıza girerken, çıkarken selam veriniz. Her gün bir komşunun kapısını çalıp, hatırını sorunuz, ihtiyacını karşılayınız.

Yandaki apartmanlara da selam ver, mümkünse bütün mahalleye selam ver. Yolda gördüğün herkese selam ver; hatırını sor.

“Komşunun komşuya hakkı bana öyle bildirildi ki, mirasçı olacağından korktum (Hadis).

Camide cemaatle namaz kılmanın ve Cuma namazında cem olmanın amacı da bu; selamlaşmak, hatır sormak, yardımlaşmak ve birbirimizi eğitmektir.

Selamlaşmak medeniyet ölçüsüdür. İslam ve Türk medeniyeti dostluk üzerine kuruludur. Aslında insan; ünsiyet peyda eden ve yekdiğeri ile medeni şekilde ilişki kuran demektir.

Selam vermek insan olmaktır.

 

Su Katılmamış İyiliği Ahlak Haline Getiren Ebrar’ın Yeri Neresidir?

Ebrar’ın yeri cennettir.

Berr, Birri standard davranış haline getiren kimsedir.

Bir kimsenin Ebrar’dan olup olmadığı ilahi mahkeme sonunda belli olur. Bunun için kuranda Ebrar’a dair beş ayetin beşi de ahiret ve cennet bağlamında gelir.

Allah’ın muradı bizi Ebrar’ın arasın katmaktır.

İyi olan Allah doğrudur, dürüsttür. Bu açıdan Berr-Sâdık ilişkisine kısaca temas edelim.

EL BERR – ES SÂDIK İLİŞKİSİ

Sâdık; doğru, dürüst demektir.

S-d-k kökü güçlü kuvvetli demektir. Karşıtı, “kizb” yalandır. Doğru söz güçlü, yalan söz güçsüzdür.

İnsanı güçlü kıldığı için arkadaşa sadîk denilmiştir.

Sıdk, doğruluk dürüstlük demektir. Sıdk; hem konuşulanın doğruluğu, hem de konuşanın sadakati için kullanılır.

Sıdk, bir şey nasılsa öyle haber vermektir. Dilin kalple uyumudur.

Sıdk, helak olacağını bile bilse, kişinin doğruluktan ayrılmamasıdır.

Sadaka fiili; ‘doğru oldu, doğru söyledi’ demektir. Doğruladı, tasdik etti.

Sadakat; “sefa veya cefa, kahır veya lütuf” karşısında kalbin değişmemesidir.

Allah “El Hak” olan “Es Sâdık’tır”. Mutlak sâdıktır, mükemmel sâdıktır, doğrudur, dürüsttür, yalan ve batıl O’ndan sâdır olamaz.

Allah, özüne sâdık, sözünde sâdık, işinde sâdık olandır.

Ayet; “Yahudileşenlere tırnaklı her türlü hayvanı haram kıldık. Onlara ineğin ve koyunun sırt, bağırsak ve kemik yağları dışında kalan iç yağlarını da haram kıldık. Haddi aştılar, biz de cezalandırdık. Çünkü biz sözümüzde sâdığız (En’am 6:146).”

Allah’ın yarattığı he şey helaldir. Haramları ayrıca işaret edilir.

SADAKALLAHUL AZİM: ŞÂNI YÜCE ALLAH DOĞRUDUR, DÜRÜSTTÜR

“Kul ‘Sadakallah’ de ki, Allah doğrudur, dürüsttür (Ali İmran 3:95).”

Sadece sözün doğruluğu için değil, özün ve işin doğruluğunu da ifade eder.

“Kim Allah’tan daha doğru sözlü olabilir ki (Nisa 4:87).”

Sâdık İsmi En Güzel İnsanda Tecelli Etmiştir.

Nasıl mı? Allah’tan gelen hakikatleri tasdik edecek, akıl, irade ve vicdan vererek.

Hakikate sadakat bedelsiz olmaz. Küçük, ya da büyük bedel ödemeyi gerektirir.

“Onlar söz verdikleri zaman sözlerinde dururlar. Şiddetli zorluk ve darlıklara karşı göğüs gererler (Bakara 2:177).”

Sdıklarla Beraber Olunuz!

Allah Resulü, kendisine indirilen hakikati ilk tasdik eden musaddık idi. Buna rağmen sadakatte öncü olmak için bir ömür boyu didindi durdu.

Vefatından önce “ila refîkul ala, yüce dostlar katına” niyazı da bunu gösteriyordu.

Bu ifadeyi Allah katına olarak anlayanlar var. Hâlbuki Fatiha’da, “bizi doğru yoluna yönelt, nimet verdiklerinin yoluna” çok açıktır.

Onların kim olduğu Nisa 4:69’da açıkça belirtilmiştir. “Allah’a ve peygambere itaat eden kimseler, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberler, Sıddıklar, Şehidler ve Saâlihlerin ardında saf tutanlardır. Bunlar ne güzel refîktir.”

Dost (refîk) kelimesi Kur’an’da sadece burada geçer.

Allah Resulü Sıddıklarla birlikte olmayı istemişti. Sıddıkların kim olduğunu da kurandan öğrenmişti.

Hz Ebu Bekir Sıddık’tı. O, Hz. Peygambere gönderilen hakikate sadık kalmak için en ağır bedelleri ödemişti.

“Sıddıklarla beraber olun (Tevbe 9:119).”

Bu ayet; “sadık olun”, “sadıklardan olun” şeklinde de gelebilirdi.

Sadık olmanın yolu, sadıklarla beraber olmaktan geçer.  Zira sadık olabilirsiniz, fakat sadakati koruyamayabilirsiniz.

Es Sâdık isminin en çok tecelli ettiği yer, sadıkların toplandığı yerdir.

Sadaka Allah’a Sadakattir

Sadaka, emanete sadakatin göstergesidir.

Servet mülkiyet değil, emanettir. Sadaka servet emanetine sadık kalanların amelidir ve sadaka farzdır:

“Sadakalar, Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir (Tevbe 9:60).”

Kuran emirleri, üslup gereği genelde eril ve çoğuldur. Sadaka konusunda rabbimiz, “tasadduk eden erkekler, tasadduk eden kadınlar” olarak kadını ve erkeği ayrı ayrı tasadduk etmeye teşvik eder.

Sonsöz

İnsan iyi olmalı ve iyilik yapmalıdır. İyilikten en büyük ödülü, iyilik yapan insan kazanır. İşte bunun için iyiliğe ödül beklenmez. Zira iyiliğin bizzat kendisi ödüldür. Yaptığını düşündüğün her iyilik, aslında senin başkalarına değil, Allah’ın sana yaptığı iyiliktir. O halde, iyilik yaptığın için şükretmelisin.

Allah şöyle emreder: “Allah’ın sana iyilik ettiği gibi, sen de iyilik et (Kasas 28:77).”

İnsanın iyilik yapması Allah’ın kendisine yaptığı iyiliğe bir mukabeledir.  İyiliğe iyilikle mukabele etmemek kötüdür. Fakat iyiliğe kötülükle mukabele etmek çok daha kötüdür.

 

Kaynakça

İslamoğlu, Mustafa; Kur’an’a Göre Esmai Hüsna, 3 Cilt, Düşün Yayıncılık, İstanbul, 2011.

 

Spot:

Şeytan kötüdür. Ancak, iradenin imtihanı ve seçim yapmak için şeytan gereklidir.

Aşk kelimesi ilahi sevgiyi ifade edemez, aşk beşeri sevgiyi ifade eder.

 

Birr, asla dindarlığın dış görünüşü değil, o dindarlığın arka planını oluşturan iman ve niyet safiyetidir.

 

Selamlaşmak medeniyet ölçüsüdür. İslam ve Türk medeniyeti dostluk üzerine kuruludur.

Bir kimsenin Ebrar’dan olup olmadığı ilahi mahkeme sonunda belli olur. Bunun için kuranda Ebrar’a dair beş ayetin beşi de ahiret ve cennet bağlamında gelir.

 

İyi, her insanın vicdanına nakşedilen şeydir ve iyiliğin kaynağı Allah’tır. Çünkü her iyiliğin kaynağı vardır ve iyilik Allah’ın kapsamındadır.

 

[1] İslamoğlu, Mustafa; Kur’an’a Göre Esmai Hüsna, 3 Cilt, Düşün Yayıncılık, İstanbul, 2011.