RAMAZAN KİTAPLIĞI

 

EY RAMAZAN! BİZE RAĞMEN, YİNE DE HOŞ GELDİN

Sümeyye AYDIN

 

Bu zamana kadar Ramazan hakkında pek çok şey söylenmiştir. Genelde söylenilen şeyler de birbirinin aynısıdır. Yeme ve içmenin dışına çıkılamamış, açlık olarak zikredilmiştir. İnsanlık okumaya, araştırmaya, sorgulamaya başlayınca ‘Ramazan’ın ne olduğu, bu ayın önemi, oruç tutmanın sebebi…’ gibi sorulara, günümüz yazarlarından biri olan Mustafa İslamoğlu, ‘Ramazan Yazıları’ eseriyle insanların bu sorularına karşılık vermiştir.

Ramazan ayına girmeden önce okunması gereken önemli eserler arasında yer alan bu eser, yazarın makalelerinin seçkisinden oluşturularak 2007 yılında okurlara sunulmuştur.

Eser; on bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde üç aylar ele alınmıştır: Recep, Şaban ve Ramazan. Aynı zamanda yazar, Ramazan ayını bin aydan daha hayırlı yapan vahyin, insana indiğinde neler olabileceğini ve orucun insanın ruhunu daha fazla özgürleştirdiğini de dile getirmiştir.

İkinci bölümde ise ramazana olan bakışımız şekillendirilmektedir. Bu ayda sunulan fırsatları tek tek gösterip, bu aydaki manevi gelişmenin insanda olan karşılığını dile getiren yazar; ‘İnsandan yükselen dua olacaktır, Allah’tan inen icabet olacaktır, insandan yükselen soru olacaktır, Allah’tan inen cevap olacaktır, adresini bulan her yükseliş bir ‘miraç’ olacaktır.’ cümleleriyle konuya bambaşka bir güzellik kazandırmıştır.

Üçüncü bölümde; hayatın eşittir zaman olması, ramazanın insana olan şahitliği dile getirilmektedir. Yine bu bölümde yazar şu cümlesiyle bizi dehşete düşürmektedir: ‘Kur’an’sız Ramazan, Orucu tutmanın; çocuğu öldürüp, doğum gününü kutlamak gibi bir şey olduğunu düşünmeli…’

Dördüncü bölümde; insanın Ramazan’ı nasıl karşılaması gerektiğini, insanın bilincini ve iç dünyasını nasıl besleyeceği konusunda aydınlık kazandırıyor. Kur’an ve Ramazan arasındaki bağa dikkat çekiliyor. Beşinci bölümde; oruç tutmanın ne olduğu, oruç kavramının kökeni ve bu hayata karşı direnişin, bağımlı olduklarımızı terk etmemizle başlayacağı anlatılıyor.

Altıncı bölümde; orucun gücü, oruçla birlikte gelen infakın amacı, bu zamanda insanların nasıl yüreklerinde iz bırakacağı gibi konuları ele alınıyor.

Yedinci bölümde; yeniden kendimizi inşa için gerekli olan itikaf başlığı atılmıştır. Sekizinci bölümde; bu aya anlam katan, on bir ayın sultanı yapan, her insanın kendi kadrini, kıymetini bileceği bir kadir gecesi olması gereken ‘kadir gecesi’ seslenişi vardır.

Dokuzuncu bölümde; yazar insanlığın ölmediği bir bayram düşler ve son bölümde ‘bayram’ kelimesinin kökenine, bayram namazına, iç yangını olanların bayram yapamamalarına ve bayramın umutla gelip bu yangınları bir gün söndüreceği umudunu kondurur yüreğimize…

‘Hiçbir Firavun ’un sarayı Musa ’sız kalmaz!’ der yazarımız ve ekler ömrü Ramazan olanın ahireti bayram olsun diye…

Eser; Ramazan’a güzel bir şekilde her açıdan bakılmasını sağlamış ve sadece bilgi olarak değil, cümleleri okudukça Ramazanı insanın yüreğine nakşetmiştir. Herkes tarafından okunulmasını tavsiye ettiğim bu eser, ‘Ey Ramazan! Bize rağmen, yine de hoş geldin.’ Cümlesiyle beynime çivi gibi çakılmıştır.

Ey okur!

Yapılacak şey bellidir: Ramazan’ı fırsat bilip onun varlık sebebi olan vahiyle candan yürekten bir ilişkiye girmek…

Vahyin inşasına kendini açmak için, bedenin önceliğini akleden kalbe, iradeye ve ruha vermek…

Orucun maksadının işte bunu gerçekleştirmek olduğunu unutmamak…

 

 

Unutulmamalıdır ki; imha edilmiş Müslümanca algı dünyamız inşa ve ihya edilmedikçe, imha edilmiş beşerî coğrafyamız inşa ve ihya edilemeyecektir. Kavramlar sıhhatine kavuşmadıkça, eylemler sıhhat bulmayacaktır.

 

Ömrümüz Ramazan olsun. Sorumluluk şuurumuz her daim canlı olsun.

*Ramazan Yazıları, Mustafa İslamoğlu, Düşün Yayıncılık, 2007 İstanbul