Sevgili “aktif iyi” kardeşim;

Dostlarımdan biri, 2010 yazında Washington DC’deki İslami bir fuara katılmamı ve kitapçısının başında durmamı rica ettiğinde seve seve kabul ettim.

Fuarın ilk günü tezgâhımı kurmuş ve heyecan ile ilk müşterilerimi beklemeye koyulmuştum. Ve sen sevgili aktif iyi kardeşim, elinde 5-10 kitapla yanıma geldin ve tezgâhın bir köşesinde Mustafa İslamoğlu isimli -daha önce adını duymadığım- bir yazarın Kingdom of Heart (Yürek Devleti) adlı eserini satışa sunmamı rica ettin.

İlk gün birkaç kere uğrayıp, satışları sordun lakin henüz hiç satılmamıştı. Üzüldün.

İkinci gün de satış yapamadan geçti. Her gelişinde o mahzun ve hayal kırıklığına uğramış ifadeni fark ediyor ve şaşırıyordum.

Fuarın son gününe geldiğimizde sonuç değişmemiş, bir tane bile kitap satılmamıştı.

Biliyorum bu durum seni çok üzdü ve iç burukluğuyla daha sonra hatırlayacağım şu sözleri sarf etmene sebep oldu: “Ama bu kitap çok güzel ve çok faydalı.’’

Yarı hayal kırıklığı, yarı umutsuzlukla kitapları çantana yerleştirirken, 4-5 kitabı da bana hediye ettin. Kitapları bavuluma yükledim ve yaşadığım şehre, fuar merkezinden arabayla 8 saat mesafedeki Boston’a geri döndüm.

Aradan 5-6 ay geçmişti. Bir gece koltuğa uzanmış kütüphaneme göz gezdirirken “Yürek Devleti” kitabı dikkatimi çekti. O anda senin üzgün ifaden ve “ama bu kitap çok faydalı” sözün aklıma geldi. Bari şu kitaba bir göz atayım dedim.

Kitabın sayfasını açtığımda aslında yepyeni bir hayata da adım atacağımı bilmiyordum. Her okuduğum sayfada kendimden geçiyor, gönlümün rahminde İslam’ın yeniden alevlenip, hayat bulduğunu hissediyordum.

Kitabı bitirdiğimde ise senin o gün yaşadığın hayal kırıklığını idrak edebiliyordum. Haklıydın. Bu kitap, Allah’ın kulları için çok faydalıydı ve her Kur’an talebesi okumalı, sindirmeliydi.

Gönlüme düşen kıvılcımı aldım ve doğru Afrikalı kardeşlerimizin kurduğu Camii’nin genç imamı Muhammed’e koştum. Bu eseri okumasının faydalı olacağını vurgulayarak, kendisine hediye ettim.

Yaklaşık bir ay sonra Muhammed, hutbesinde kitaptan alıntılar yapıyor, kendisini dinleyen yüzlerce kişinin kalp tarlasına bu fidanları dikiyordu. Kimbilir bu fidanlar ileride ne tatlı meyveler verecek ve bu yiyenlerin topladıkları taze enerji ile ne büyük hizmetler yapılacaktı.

Daha sonraları Muhammed, çevresinde tanınmaya başlandı ve hemen her ay bir camide veya vakıfta konferanslar veriyor, bilgisini aktarıyordu. Fettah olan Rabbimiz, mesajın yolunu açmış ve bu mesajın her konakladığı kalbe hayat getirmesini sağlamıştı.

Allah’ın hikmetinin inceliklerini gösteren bu olay hem inancımı hem de hadiselere bakışımı derinden etkiledi. Bu bakımdan nefsim adına aldığım bazı dersleri de seninle paylaşmak isterim:

Ders 1:  “ALLAH, rüzgârları elçi (gibi) gönderip, peşi sıra bulutları tetikleyenin ta kendisidir, derken Biz onu çorak bir beldeye sevk ederiz ve bu sayede onunla ölü toprağa can veririz: yeniden diriliş de böyle olacaktır.’’ (Fatır, 9).

Vahyin taşıyıcaları olan aktif iyiler de bir nevi bulutlar gibiler. Bu bulutların özelliği vahiy yükünü taşımaları ve çorak beldelerin vahye susamış halkının atmosferlerine girdiklerinde, vahyin manalarını yağmur gibi kalplerin üzerine boşaltmaları.

Aktif iyi kardeşim, sen de Allah’ın üflediği ruhun rüzgârının iteklemesiyle bir taşıyıcı bulut gibi kitapları bana getirdin ve tetiklenmeme vesile oldun. Bu fakir ise onları başka bir yöne iletti ve Camii imamının tetiklenmesine vesile oldu. Böylece gitmesi gereken çorak beldelere ulaştı (Önce bu fakir, sonra ise Ugandalı cemaat) ve ulaşmaya devam ediyor.

Ders 2: “Başarım ise yalnızca Allah’a bağlıdır.’’ (Hud, 70).

Aktif iyi kardeşim, sen kendi bakış açından başarısız olmuştun. Çünkü başarı kriterin tüm kitapları fuar günlerinde satmaktı. Hâlbuki başarının mekân ve zaman sınırını yapmak kula değil, zaman ve mekânın Yaratıcısı ve Hakimine düşermiş. Kula düşen ise, sorumluluk bilinci ile hareket edip, üzerine düşen görevi sadece ve sadece Allah rızasını kazanmak niyetiyle en güzel bir biçimde yerine getirmekmiş.

İşte başarının bağlı olduğu Allah, kitapların o fuarda ve 2 günlük zaman zarfında satılmasını murad etmedi. Mekânı, Washington’dan Boston’a doğru genişletti; O genişleticidir (El-Basit). Zamanı ise 5-6 ay sonraya kaydırdı; O erteleyicidir (El-Muahhir).

Ders 3:  “Çoğaltma tutkusu sizi oyalayıp durdu.’’ (Tekasür, 1).

İnsan zaaflarından biri de başarıyı sayı ile ölçmesi. Kitabın tirajı çoksa başarılı, azsa başarısız sayabiliyor mesela bir yazar kendini. Allah ise tiraja değil, niyete bakıyor. Hz. Nuh’un yüzlerce yıl uğraşıp, sadece bir avuç insanın iman etmesi Hz. Nuh’u başarısız kılmıyor. Zira Allah, kulun takvasına yani sorumluluk bilincine bakıyor.

Sen de aktif iyi kardeşim, o gün tek satışı bana yapmış- ki ondan para da almamış- bunun üzüntüsünü yaşıyordun. Hâlbuki önemli olan satışın kemmiyeti değil, niyetinin keyfiyeti imiş.

Ders 4: “Kim haklı bir davaya katkıda bulunursa, onun tüm getirisinden bir pay alacaktır.’’ (Nisa, 85).

Sevgili aktif iyi kardeşim, Rahman ve Rahim olan Rabbim bu fakire de lütufta bulundu da iyilik şirketinden bir hisse almamı nasip etti. Üzülme sen. Kim bilir belki de yakıcı mahrumiyet ateşinden bu hisse kurtaracak şu fakiri.

Ders 5: Aktif iyiler kelebek gibi olmalı, çırpmalılar gayret kanatlarını.

1970’lerde korkunç bir kasırga okyanustan Çin’e doğru hızla ilerliyordu. Belki milyonlarca insanın ölümüne yol açacaktı. O anda anlaşılmaz bir nedenle fırtına yön değiştirerek tüm enerjisini okyanusa boşalttı. Sonrasında araştırma yapan çoğu bilimadamı ise bunun nasıl olduğu konusunda ittifak etti. Bilimadamlarının görüşüne göre, o sırada göç eden bir grup kelebeğin kanat çırpmalarının etkisi ile bu fırtına yön değiştirmişti.

İşte aktif iyi kardeşim, sen de o gün çırpıttığın gayret kanatlarınla bir milim yol alamadığını düşünmüştün lakin Allah o kanat çırpıntılarıyla kilometrelerce ötedeki kalpleri harekete geçirdi. Cehalet kasırgası kalplerin ölümüne sebep olacakken, sen ve senin gibi aktif iyi kardeşlerimin kanat çırpmalarını vesile kılarak Allah cehaleti uzaklaştırdı.

Aktif iyi kardeşim, işte böyledir Allah. Sen kanat çırpmaya devam et. Allah’ın gücü nasıl ki aklın eremeyeceği kadar küçücük bir noktadan bu koskoca evreni yaratmaya yetiyorsa; selim bir kalple çırpınan kanatların rüzgârıyla da cehaleti kökünden kazıyıp, yerine hakikatın tohumlarını ekmeye ve o kurak beldeleri ortasından ırmaklar çağlayan, her türlü yemişin yetiştiği bereketli iman tarlalarına dönüştürmeye yeter. Sen aktif iyi kardeşim, son nefesine kadar kanat çırpmaya devam et… Üzülme, gevşeme, zafer inananların olacaktır.

Selam ve dua ile.

Melih OKTAY