DENEME/AİLE

                 

                        NEFESİMİZİ NEFSİMİZLE İSRAF ETMEYELİM

 

Fatma SOYAL

 

Nefes ve nefs birbirine yoldaş, hâldaş gibi görünen bir makamdır.

“Allah sizi bir tek nefisten yarattı” (7/189)

“Her şey zıttıyla kaim” (67/49)

Hükmü gereğince yol alan, tüm varlıklarda bulunan, olmazsa olmazlarımızdır.

 

Her nefes bir başlangıç her başlangıç bir sondan ibarettir. Sonsuzluk yalnızca yaratana aittir. Sonsuz olanı anmak ise yaratılanın görevidir.

Her an her saniye aldığımız her nefeste Allah ile beraber olmak onu kalpte hissetmek yaratanın bize bahşettiği en büyük nimet olsa gerek.

Nefesimizi nerede nasıl kullandığımıza bakalım israf mı ediyoruz infak mı?

 

Anne karnında, karanlıklarda annesiyle solunan nefesten sıyrılıp, dünya yolculuğuna çıkarılan birimsel nefis, soluksuz kaldığı bu âlemde, nefesini Hay olarak alır ve Hu olarak verir. Alış-veriş başlamıştır, kaç nefes alacağı Rabbin indinde bellidir. Kaderi, ölçüsü gereği, insan olma yolculuğu başlar.

Aldığımız her nefes zamanın penceresinden sonsuzluğun ruhumuza sarktığı, içimizdeki en iyi ben’i harekete geçiren bir deneyimdir.

Sadece bedeni ölümsüzleştirmeye çalışıp ruhu geri plana atarak aldığımız her nefes bizim aleyhimize işlemiştir.

 

Araştırmalara göre yetişkin insanlar 1 günde ortalama tam 23 bin defa nefes alıyor ve yine ortalama 23 bin defa nefes veriyorlarmış.

Size deseler ki “masa üzerinde duran bir bardağı 1 gün içinde 23 bin defa al, 23 bin defa tekrar masaya koy”, bu çok basit olan iş bizlere çok ağır gelir değil mi?

Oysa ki farkında olsak da olmasak da uykuda bile nefes alıp vermiyor muyuz?

Bizler uyuyoruz ama gerek Allah diye atan kalbimiz gerekse Hay ile alıp hu ile verdiğimiz nefeslerimiz daima uyanık haldeler.

Bilerek yapılan zikirden, bilmeyerek yapılan zikrin farkı budur işte. Beynimiz başka şeyler düşünüp aklımızı meşgul ederken, kalbimiz Allah’ı zikreder.

 

Ruhu özgürleştiren her nefes ise bedene şifadır. Ruhumuzu o kesit ürperişe haşyet ve hayret hissine açarak yaptığımız her iş ve oluş zamana ve mekâna paralel olan ruha hitap eder. O senden razı sen ondan razı haliyle son bulur.

 

Allah için alınan her nefes ruhumuzu besler bizi haysiyetli kılan bir varoluş haline dönüştürür. İşte bu an’ı yaşayan kişi kabına sığamaz hayatı açar ve hayat tarafından açılır. Bir bağ kurar sonsuzlukla ve El-Latif ile bir bağ. Bütün bağların ötesinde bir bağ. Bazen en derin varlığımızla dış alem arasında bağ kuramayışın verdiği yalnızlık bizi hastalandırır. Oysa ki aldığımız her doğru nefes bizi canlı kılar canlandırır.

 

İki nefes arası diri olduğunun idrakinde olan insanlar, kendilerindeki Öz’ü, Hakk’ı asla unutmazlar. Hay sırlarıyla içlerine çektikleri nefesle, her bir zerreleri aşkla yanar, bütün beden bu muhabbetle, kandan, cana döner.

 

Yaradanın bize emanet olarak verdiği ilk nefes doğumu, son nefes ise cesedin ölümünü fakat ruhun yeniden doğuşunu anlatır.

İnsan ömrü Hay ve Hu arası nefestir. Bir alış ve bir veriş. Hay’dan gelip Hu’ya gitme seyri. İnsanı en güzel biçimde halk eden Rabbimiz, Nefs’inden ruh üflediğinde İnsanlıkla şereflendirdi. İnsan an makamında, dost, ayna olarak yaratılan, Hu sırlarının Gönül yolcusu oldu.

 

Aldığımız her nefesle yeniden dirilir verdiğimiz her nefesle ölümü hatırlarız. Aslında her nefes bir duadır. Her niyetin dua olduğu gibi. Her dua da Allah’a gönderilmiş bir davetiyedir. Tesbih, tekbir ve tanzim şeklinde olduğu vakit ise duanın gerçek anlamına vakıf oluruz.

 

Mustafa İslamoğlu hocamız ifadesinde:

 

“Nefes alan canlılar içerisinden sadece şuur sahibi olanlar ilahi nefesin tecellilerinin farkına varırlar. Aldıkları her bir nefesin ona atfen alındığını fark edenler bu gayri iradi tesbihi iradi olana çevirmek isterler. Her nefes alan canlının nefesinin işaret ettiği vahiy dolu vicdanların ta derinliklerine baktığımızda O yalnızca Allah diyecektir.

 

Allah ismi şerifi elif ile başlar he ile biter yani dilde başlar ciğerde biter. Nasıl ki nefes almamak bedenen ölüm ise onsuz kalmak da manevi ölümdür. Çünkü ruhun şifası Allah lafzını içselleştirerek ortaya çıkar.

“Her nefes sahibi aldığı nefes adedince onu tesbih eder ve aldığı her nefes ona şahittir.

Nasıl ki maddi beden ciğer aracılığıyla aldığı havayı kan aracılığıyla iletilen bir hayata dönüştürüyor bu göze fer, beyne enerji, ele ve ayağa güç, dile ve dudağa söz ve ses olarak yansıyorsa ruh da aldığı havayı manevi kalp aracılığıyla tüm organlara bir nur olarak dağıtır.” “şeklinde vurgular.

 

Allah için aldığımız her nefes Allah için attığımız her adımın yansımasıdır. Ahlaki güzellikler de yansımanın en güzel tecellisidir.

Kalbimizin ayarlarıyla oynayalım ve aldığımız her nefesi görünür kılalım.

Hay’dan gelip Hu’ya gidenlere, her bir zerrede yeniden dirilenlere Selam olsun…