“Hayatı yaşamak’’ ifadesi tasavvur tohumlarımızın şekillendiği zihin bahçesinde suni ilaç etkisi oluşturmaktadır. Türkçede “idame etmek’’ bu anlamda kullanılabilir. Bu kavram, sürdürmek, hayatın devam etmesini sağlamak’, Osmanlıcada, hayatı baki kılmak anlamına gelmektedir. Bu kavramlar hayatı “gelişi güzel’’ yaşamak ifadesiyle kesişmektedir.

“Ki onlar gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler (Bakara 3).’’ Âyette namazı “ikame etmek’’ kavramı bulunmaktadır. Çünkü “namazı kılmak’’  olarak geçseydi “gelişi güzel, kılmış olmak için kılmak’’ anlamları çıkacaktı. Burada geçen ikame (yukimunes’s-salât), namazı “hakkıyla kılmak’’  anlamına gelmektedir.

Ömür sermayesini kullanmak için verilen hayatımızı bizler de ikame etmeliyiz. Çünkü namaz hayata yansıyan bir ibadettir. Ankebut Sûresi’nin 29. âyetinde, namazın hakkıyla kılındığında kişiyi belli başlı kirliliklerden koruyacağı ifade edilmektedir. Hal böyle olunca insan, namazını “ikame ederse’’  hayatını da ikame etmiş olacaktır.

Hayatı yaşama şekli namazdan, namazın şekli vahiyden öğreniliyorsa, hayatın ikamesinin birinci şartı olan tasavvur bahçemizin tohumlarını -kavram tohumları- vahyin ektiğini anlıyoruz. Fakat vahiyden aldığımız kavram tohumlarımızı nasıl yetiştireceğimizi bilemezsek, tohumların çürümesine -kavram karmaşasına- neden oluruz. Bu durumun zihnimizde oluşturacağı kirliliğin önlenmesi hasebiyle kavramları nasıl ve ne şekilde yetiştirmemiz gerektiğine değinelim;

Tasavvurumuza ektiğimiz tohumların verimli olabilmesi için özenle sulanması gerekmektedir. Gereken özen gösterilmediğinde tohumlar ürün veremeyecektir. Gereken bakımı yanlış kanaat ve ifadelerle yapmamız, tohumlarımızı şeytanla sulamak anlamına gelir. Bu da ürünlerin zehirli olmasına neden olur ki zehirli ürün hayatın zehirlenmesine yol açar. O halde tasavvur bahçemizdeki kavram tohumlarımıza yapabileceğimiz en iyi bakım peygamber bakımıdır. Vahyi Peygamber Efendimiz (s) ile ele alıp tohumlarımıza onun bakışıyla ilgi gösterirsek, tohumlar bire bin verecektir. Böylelikle hayat ikame edilecektir.

Göz anatomisini incelediğimizde, göze vuran yüksek ışık frekansı, gözün geçici olarak görmesine engel olur. Aklımıza vahyin yüksek frekansı vurduğunda, aklımız gözümüz gibi görme sorunu yaşar. Göz görmeyince zihin çalışır fakat aklın kör olması diğer yapıların çalışmasını imkânsız kılar. Çünkü hayattaki duruşumuz zihnin bilgisiyle sağlanır. Zihnimize Peygamber gözlüğü takarsak vahyin tasavvurumuza sunduğu kavram tohumlarını yetiştirmekte zorlanmayız.

Zihin, insana ait bilinçli olan tüm kavramların şekillendiği yerdir. Bu haliyle zihin, öğrenmeyle ilintilidir. İnsan öğrendikçe –bilgiye sahip oldukça- bilinçlenir. Zâriyât Sûresi’nin 56. ayetinde bilgiye sahip olmanın öneminden bahsedilmektedir. “Ben cinleri ve insanları ancak beni bilsinler diye yarattım’’. Âyette kulluk etsinler kavramı “beni bilsinler’’ ifadesiyle ele alınır ve kulluğunun ubudiyet ile ifade edildiği görülmektedir. Bunun olması için -beni bilsinler- bilincin olması gerektiğine temas edilmektedir. Bu temasla var olmanın Allah’ı bilmek ile gerçekleşeceği sonucu çıkmaktadır.

Zâriyât Sûresi’nin 56. âyetinin bir başka tefsiri “İnsanın Allah’ı bilmesinin ve yaradılışına uygun hareket etmesi –insanı kulluğa uyandırmak, ubudiyet vazifelerinden haberdar etmek- için kendilerine Allah tarafından mübarek Peygamberler de gönderilmiştir. Artık hiçbir kimse, kendi cehaletini bir mazeret makamında beyan edemez’’ şeklinde ifade edilmiştir. Buradan bilgilenmek için Peygamber Efendimizi izlememiz ve onun inşa sürecini dikkate alıp, zihnimizi onunla birlikte bilinçlendirmemiz gerektiğini anlıyoruz. Vahiy, kavram tasavvurumuzun tohumlarını atıyorsa, bu tohumları hakkıyla yetiştirip hayatını ikame eden en güzel örneğimiz, Peygamber Efendimizin vahye bakışını bilmeliyiz. Yani Peygamber gözlüğünü zihnimize takmalıyız. Böylelikle vahyin yüksek frekanslı ışığı zihnimize düştüğünde, bilincimizde oluşan görüntü net olacaktır. Net olan görüntü amele yansıyacak. Amele yansıyan her görüntü teslimiyet ile bilinçli bir şekilde yapılmış olacak, nihayetinde bilgi merkezli imanın “yüksek çözünürlüğünde’’ hayat ikame edilmiş olacaktır.

“Ve gecenin bir vaktinde O’na secde et ve uzun geceler boyu O’nun şanını yücelt’’ (İnsan 26) Mevdûdî’ye göre âyet, teheccüd namazına atıfta bulunmaktadır. Mustafa İslâmoğlu ise Müzemmil Sûresi’nin 2. âyetini İnsan Sûresi’nin 26. âyetinin ışığında “kıyamu’l leyl” ifadesinin namazı da kapsadığını belirtmektedir. Bu âyetle karşılaşan bir insanın bilgilenmesi hasebiyle bilinçlenmesini daha da önemlisi ayetin zihni görüntüsünün netleşmesini sağlayacak bir hadis ele alalım;

Bilal ve Ebu Umame (r.anhuma)’dan:

Allah Resulü (s) buyurdu ki: “Gece namazı kılmalısınız. Çünkü bu sizden önceki salihlerin âdetidir. Zira gece namazı kişiyi Allah’a yaklaştırır, günahlardan alıkor, kötülüklere kefaret olur ve bedenden hastalıkları giderir.

Kişi, bahsi geçen âyeti bu hadisle yoğurduğu zaman şüphesiz ki “Kur’an’ın bilgisiyle bilinçlenmiş’’ bir tasavvur tohumu ekecektir. Çünkü gece namaza kalkmanın Allah’a yaklaştırması dâhilinde bir de bedenin hastalıklardan korunacağını öğrenmiş olur. Zihni, vahyin attığı tohumu, hadisle karşılar. Âyeti okuyan kişinin zihni “Allah, yarattıklarının hayrını ister’’ cümlesiyle ayetin tasavvur tohumunu sulamaya başlar. Bu cümleyi tohuma nakşeden Peygamber Efendimizdir.

Peki, nasıl sağlıklı olunur?

Peygamber Efendimizin teheccüd namazı için kalktığı saatler, kortizol hormonu salgısının en yüksek olduğu saatlerdir. Kortizol hormonu normal durumlarda 22.00 ile 02.00 arasında en düşük düzeydedir. Salgılanması saat 04.00 ile 08.00 arasında en yüksek düzeye ulaşmaktadır. Peygamber Efendimiz, 22.00 ile 02.00 arasında uyuduktan sonra kalkıp, ibadet ederek, kortizol salınımıyla uyanıkken karşılaşmıştır. Yapılan hayvan deneylerinde en yüksek seviyenin gece, en düşük seviyenin ise gündüz saatleri olduğu gösterilmiştir. Kortizol salınımı, vücudun doğal düzeninde salgılandığında anabolik (lipopolitik etki, glikoz ve glikojen döngüleri, vücudun kas organizasyonu) ve katabolik reaksiyonları (proteinin amino asitlere parçalanması) gerçekleştirerek organizmayı güne hazırlar.

Teheccüd vakitleri, bir başka hormon olan melatoninin de salgılandığı saatlerdir. Bu saatlerde uyanık olup ışık alındığı zaman, kortizol gibi melatoninin de en yüksek olduğu zaman uyanık karşılanmış olur. Böylelikle ruhsal durumumuzda, enfeksiyonlara karşı mücadele ve cinsel işlevlerde faydalanım görebilmekteyiz. Ayrıca kortizol ve melatonin organizmayı harekete geçirerek (sempatik sinir sistemi aracılığıyla) hafızanın keskinleşmesini sağlar. Düzenlenme mekanizmaları limbik sistem elemanlarından olan amigdala (duygusal hafıza ve duygusal tepki) ve hipokampus (hafızada rol oynar) tarafından sağlanması iki hormonun ne derece önemli olduğunu göstermektedir. Peygamber Efendimiz, teheccüd vaktinde kalkarak kortizol hormonunu uyanıkken karşılamış, melatonin hormonunun salgılanması için de ışıktan (melatonin için suprakiazmatik çekirdeğe retinadan ışık uyarısı olmalıdır) yararlanmıştır.

Hormonların salındığı saatler ve görevleri göz önüne bulunduğunda bir kişi belirtilen saatlerde teheccüd namazına kalktığında, ilmi olarak başarısının artacağını, vücudunun gün içerisindeki strese karşı bağışık olacağını, günün sağlıklı geçeceğini söyleyebiliriz. Peygamber gözlüğü ile ayeti yaşayan insanların ayetlerden her anlamda yüksek verim alacağı aşikârdır. Bilgili bilinçlenmenin teoriğini veren Kur’an peygamber efendimizle pratik edilirse hayat “ikame’’ edilmiş demektir. İkame olunan hayat insanın bilinçli bilgiye ulaşmasının sağlam zeminini oluşturmaktadır.

Sefa ÇETİNKAYA

Yararlanılan Kaynaklar

  • Mustafa İslamoğlu, Nûzul Sırasına Göre Hayat Kitabı Kur’an: Gerekçeli Meal-Tefsir
  • Mevdûdî, Tefhimu’l-Kur’an.
  • Ömer Nasûhi Bilmen, Kur’an-ı Kerim’in Türkçe Meâli Âlisi ve Tefsiri.
  • Dr. Davut Aydüz, Namazı Anlayarak Kılmak.
  • Dr. İsmet Dökmeci, Farmakoloji: İlaçlar ve Etkileri.
  • Hatungil R., Stres ve Demansta Hipotalamus-Hipofiz-Adrenal Eksenin Rolü, Mersin Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi, 1(3); 2008.
  • Çörüş, G., “İnsan Beyni ve Stres”, İstanbul Diş Hekimleri Odası Dergisi, Mayıs-Haziran 2011.
  • Erdemir, İ., Tüfekçioğlu, E., “Kortizol Sirkadiyen Ritmini Etkileyen Bazı Fiziksel ve Fizyolojik Parametrelerin Karşılaştırılması”, BAÜ SBED 11 (20) s.1-10; 2008.
  • Işık, İbrahim, Bilim ve Din Açısından Uyuma Vakitleri, Tefekkür Dergisi 8; 2006.