DENEME

ZAMAN İÇİNDE ZAMANIN KIYMETİNİ BİLMEK

 

FATMA SOYAL

                                                                                                                                                                                                                               

Zamanın akıp gittiğini söyleriz hep.

Bazen zamanımızın olmadığından, çok çabuk geçtiğinden bahsederiz. Bazı durumlarda ise zaman hiç geçmek bilmez. Zaman değerlidir zaman nakittir deriz. ‘Zamanımızı harcamak’ diye bir deyim kullanırız.

Peki bu zaman nedir?

Herkese göre zaman aynı şekilde mi işliyor?

Zaman göreceli bir algı mıdır?

Zamanı nasıl yönetmeliyiz?

Allah için zaman kavramı var mıdır?

Kur’an-ı Kerim zamandan nasıl bahseder?

Üzerine kolayca beyin fırtınası yapabilecek bir kavramken zaman; aynı zamanda algılaması en zor olandır …Her söz bir kenarından zamana tutunur. Zaman, göreceli bir algıdır.

 

Zaman; her an geçip gitmekte olan, geçince geri döndürülemeyen, durdurulamayandır. Bu nedenle de en güzel, en verimli şekilde değerlendirilmesi gereken insan için bir ganimet olarak düşünülmelidir.

Zaman; hayatın ta kendisidir. Zamanı boşa geçirmek aslında hayatı boşa geçirmek demektir.

Zaman; bekleyenler için en yavaş geçen, haz alarak yaşadığımız anlar için en çabuk geçendir.

Yekparedir, ama sonsuzluğa doğru uzayıp gider. İnsanlar zamana karşı ilgisizdirler, zamanı hor kullanırlar fakat onu kaybedince üzülürler.

 

Zaman; sadece biz yaratılmışlar için geçerli olan bir kavramdır. Bu kavramı yaratan Allah, zamana bağımlı olmadığı için, zamanın her yönünü, her anını bilir. Gelecek bizim için gelecektir.

Zamandan münezzeh olan Allah için ise geçmiş ve gelecek hepsi birdir. Onun tarafından yaratılmışlardır.

Bizim için milyarlarca süren bir zaman dilimi, bir başka boyutta sadece tek bir saniye bile sürebilir. Hatta evrenin başından sonuna kadar geçen çok büyük zaman dilimi, bir başka boyutta, bir saniye bile değil, ancak bir an sürüyor olabilir. Bizler evrende sınırlandırılmış zamana ve mekâna tabi olsak da, bizi yaratan Allah, bu tür sınırlandırmalardan münezzehtir.

 

Kimimiz 30, kimimiz 40, kimimiz 50, kimimiz daha fazla yaşlarda… Dünyadaki zamandan bahsediyorum. Bu bahsettiğim zamanın, ölüm ötesi yaşamda hiçbir değer ifade etmediğini, ahirette geçireceğimiz zamana göre buradaki 50-60-70 senenin üç beş saniyelik değeri olduğunu bilmeliyiz.

Ahirete geçtiğimizde, ‘dünyada bir saniye kadar mı yaşadık?’ diyeceğiz.

Kuran ayetleri, zamanın izafi bir kavram olduğunu gösteren açıklamalar yapar.

 

“… Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir.” (Hac 22: 47)

“Melekler ve Ruh (Cebrail), Ona, süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir.

(Mearic 70:4)

Başka ayetlerde ise, insanların zaman algılarının farklı olduğu, insanın gerçekte çok kısa olan bir süreyi çok uzunmuş gibi algılayabildiğine işaret edilir. İnsanların ahiretteki sorguları sırasında geçen aşağıdaki konuşmalar bunun bir örneğidir:

Dedi ki: “Yıl sayısı olarak yeryüzünde ne kadar kaldınız?” 

Dediler ki: “Bir gün ya da bir günün birazı kadar kaldık, sayanlara sor.”

Dedi ki: “Yalnızca az (bir zaman) kaldınız, gerçekten bir bilseydiniz,”

(Mü’minun 23:112/114)

Onu gördükleri gün, sanki, bir akşam veya bir kuşluk-vaktinden başkasını yaşamamış gibidirler. (Naziat 79:46)

 

Görüldüğü gibi ayetlerde insanların bin yıl ya da elli bin yıl gibi saydıkları sürelerin, Allah katında bir gün gibi sayılabildiği ve insanların yaşadıkları süreyi de farklı algıladıkları haber verilmektedir. Bu, zamanın izafiyetinin çok açık bir ifadesidir.

Peki bu durumda bir daha dünyaya gelip yapmadıklarını yapma şansın yoksa…

Ki, bu durum kesin bir hükümdür!

Ve sen, geleceğini sadece bu süreç içinde kazanma şansına sahip isen ey insan; halâ vaktini boşa harcayacak lükse sahip olduğunu mu zannediyorsun?

 

Ertesi sabaha çıkacağının garantisi yokken, bir insan nasıl bir başka insanın elindekine gözünü dikebilir?

Ertesi hafta bu dünyada yaşıyor olacağını kimse garanti edemezken, ertesi seneyi garantiye almak adına nasıl yalan söyleyebilir? Nasıl haksızlığa yeltenir? Nasıl ölçüde ve tartıda hileye kalkışır, adaletten sapar?

Kur’an dünya hayatının faniliğine, onun aldanış metaından öte bir şey olmadığına, asıl olanın ahiret yurdu olduğuna dair uyarırken, dahası gözümüzün önünde ki ölümler, yitip gidişler dünya fani gerçeğini sürekli bize tebliğ ederken, menfaatleri yüzünden kendilerini ebedi felaketlere atacak işlere imza atmaları gerçekten şaşırtıcı bir durum.

 

Allah Asr suresinde zamana yemin eder.

 

‘(1) Zamana yemin olsun ki (2) Elbette insanoğlu tarifsiz bir kayıptadır. (3) Ancak inanıp iyi işler yapanlar, hakkı birbirine tavsiye edenler ve sabrı birbirine tavsiye edenler ziyanda değillerdir.’

 

Asr suresi, insana tanınan özel zamanı, ömrü anlamlandırır. İnsanın ömür geçmeden kalan zamanına bir göz gezdirmesini söyler. İnsana eğer ömrünü doğru değerlendirmiyorsa kesinlikle ziyanda ve hüsranda olduğunu hatırlatır.

Hüsran, ömrün amaçsızlığı yani anlamsızlığıdır. Gelişigüzel geçip gitmesidir. Ne iman ne de imanı yaşamak gibi derdi olmayan insan kendisini ziyan ediyordur.

 

Göğe asılı doğal saatleri, birbirini kovalayan gecesi ve gündüzüyle yolunu alırken zamanı tutabilmek, önce onu farketmekten geçer. Fark edildikçe yavaşlar. Farkındalığa karşılık artar zaman.

 

Pek fazla zamanı kalmayanları görünce henüz sana ait bir sürenin olduğuna çok sevinirsin. Gerçekten de büyük bir imkân bu… Arttırabilir, saatleri nitelik yönünden çoğaltabilirsin.

 

Her şeyden önce insan kendi içinde tutarlı bir imanla içtenlikle Allah’a bağlanmalıdır. İnandığı ilkeleri hep daha iyiye doğruya dönüştürerek tekâmül eden bir hayat yaşamalıdır.

Sadece sözlerde kalmayan, salih amel ile onayladığı söylemini, yaşadığı hakikatin güzelliğini başka hayatlara taşıyarak özgürleşebilir. Bir de bütün bunları sabırla yapabilse gerçek mutluluğu, felahı yakalayacaktır.

 

Olmazsa olmaz, muhakkak kutlanması gerekir dediğin kutlu an’lar var mıdır?

Varsa ne zamandır?

Cevap: Kadir suresidir.

 

1 Biz onu(Kuran’ı) kadir-kıymet gecesinde indirmeye başladık.

2 Bilir misin? o kadir-kıymet gecesinin mahiyeti nedir?

3 O kadir-kıymet gecesi bin aydan daha hayırlıdır.

4 Melekler, vahiyle beraber o gece inerler de inerler, Rablerinin izniyle hayatın her alanına dair.

5 Tarifsiz bir mutluluğun formüllerini getirirler, bu durum tan yeri ağarıncaya kadar sürer.

 

Bu sure, insanın hayatının yarısı olan geceyi, anlam aramada ideal bir zaman dilimi olarak değerlendirmeyi öğretir. Değerlendirilebilen gecenin, değerli bir gündüz, değerli bir hayat üreteceğini anlatır.

Kadir suresi, bize kıymetli zamanı nasıl daha verimli kullanabileceğimizi öğütler. Anı değerlendirmenin ömre değdiği anları anlatır. İnsan geçip giden zamana bir anlam katmadıkça bütün bir ömür hayatın anlamını aramakla geçirir.

Vahiy insanlığa gönderilmiş doğru yol haritasıdır. Vahiy aydınlığında yol alan insan, zamanının en verimli nasıl kullanılabileceğini, dünya da ve ahirette kendisine nasıl faydalı olabileceğinin farkına varır. Ömrünü en verimli şekilde değerlendirerek, ânın kadri kıymetini bilerek değer üretir.

Anlamla buluşur, Allah’la buluşur, iyilikle, güzellikle, adaletle, insani evrensel değerlerle, ölçülerle buluşur.

 

Ânı hayata uzatmalıdır. Hayatı da an da özleştirmelidir. An ömrünün özeti, özü olmalıdır. Hayatı ise o ân’ı doğrulayan ayrıntılar bütünü. Yani an ve hayat kıymet bilmede birbirinin ayrılmaz parçası olmalıdır.

 

Fahrettin Razi pazarda dolaşırken bir buz satıcısının, “Sermayesi eriyen bu şahsa merhamet edin!” feryadını duyduğunda anlar. “İşte zaman o eriyip duran sermayedir” der kendi kendine. Zaman geçer, suyu ısınır hayatın. Erir gider takvimler, gençlikler, günler, yıllar.

 

Ömrümüzün kıymetini bilelim…

Zaman sonlu olan insanı, sonsuzluğa hazırlamak için gelen küçük bir saat dilimidir…!

 

 

 

KAYNAKLAR

1 Mustafa İslamoğlu (Hayat Kitabı Kuran)

2 Mehmet Gürbüz-Ahmet Hamdi Aydın (Zaman kavramı ve yönetimi)

3 Engin Çakır (Zaman)

4 Ahmet Hulusi’de Kavramlar-Asuman Bayrakçı (Kavramlarla Kuran’ı Kerim’e bakış)

5 Ayşe Şener (Anlamın izinde)