Ama biliyoruz ki her zorlukla birlikte bir de kolaylık vardır. Huzur vardır, yüreğini Rabb’i için titreten sevdalıların hayata attıkları bir dem vardır. Ve bu huzurun deminde buldukları muhteşem bir tını vardır. Birileri korksa da, nefsine galebe gelen şeytan vesvesesi sebebiyle bu yolu görmezden de gelse, çekilen acıların tadına doyum olmayan mutlulukları vardır.

Tam bu noktada Mustafa İslâmoğlu hocamın Yolnamesi düştü hatırıma: “Aldırma yürü, göğsüne yüreğinden başka muska takma. Vahiy haritan, Nebi kılavuzun, akıl pusulan, iman sermayen, amel azığın, sevgi yakıtın, ahlâk karakterin, edep aksesuarın, merhamet sıfatın, şeref ve izzet adın olsun…” Yürü diyor değil mi? Varlık zikriyle, kâinat zerresiyle yürü diyor değil mi? Ve yine yazının devamında, “Yol boyunca; yolu çıkıp yürümeyenleri, yola oturup gelen geçenin ayağına çelme takanları, tel örgülerle çevirdiği yolu, kendisine zindan edip volta atanları, maratona 100 metre koşucusu gibi hızlı girip 50’nci metrede yola yatanları, yürüyüşün uzun ve yolun zahmetli olduğunu görünce, yolculuk üzerine zar atanları, yürümeyi bırakıp yol, yolcu ve menzil üzerine kalem oynatanları, ayağına batan tek bir dikenin faturasını çıkarıp ömür boyu tafra satanları, beyaz atlı kurtarıcıyı gözlemek için ufka bakıp bakıp dağıtanları, yanlış kılavuza kızıp yolu satanları göreceksin.” diyor… Ne güzel de özetlemiş derdimizi, muhteşem bir yol felsefesi izahında bulunmuş hocamız.

Hicret için yoldan söz açılmışken, bir de bu yolun öyle kutlu misafirleri oldu ki, onları da Kur’an’dan tanıyoruz… Allah (c), Musa’ya yürü dedi. Musa kavmini gece yolculuğuyla kurtuluşa yürüttü… Denizleri aştı, çöllere vardı, çölleri de aştı, Rabb’ine ulaştı… İbrahim, Rabb’iyle konuştu… O’ndan yine O’nu istedi ve yolun karanlığında kökleşmiş putları yıktı. Taa Nemrut’a vardı yürüyerek, onu da ardında bıraktı… Öyle yürüdü öyle yürüdü ki, sonunda Mekke’ye vardı, Beytullah’a… Kimler yürümedi ki bu kutlu yolda; Âdem tevbesiyle bu yola çıktı, yolun ilk yolcusu oldu… Davud yürüdü, Eyyub yürüdü, Harun yürüdü, İsa yürüdü… Hut, Lut, Süleyman, Yusuf, Zekeriyya yürüdü… Bu kutlu yol, ne muhteşem yolcularla dolu değil mi?

Nuh gibi karada gemini yap, onun izini süreceği suyu Allah (c) mutlaka gönderir. Sen Nuh gibi teslim ol, o’nun gibi gayret et ve yola çık yeter ki… Ve Rasullerin Sonuncusu, güzel ahlâkın tamamlayıcısı, Allah’ın sevgilisi Muhammed’i (s) hiç hatırından çıkartma… Şu an takip edeceğin iz, o’nun bu yola bıraktığı izlerdir.

Hicret Allah’ın yolundan, Rasul’ün izinden gitmektir. Selâm olsun bu yoldaki tüm muhacirlere…

ÖMER NOYAN