FİLM OKUMALARI

THE POST FİLMİ ÜZERİNDEN GAZETECİLİK VE İSTİŞARE MEKANİZMASI

Cuma OBUZ

 

İstişare kavramı, Müslüman toplumun en önemli ilkelerinden biri olmasının yanında yöntem ve sonuçları açısından en yanlış anlaşılan kavramlardan biridir. Bu açıdan istişare mekanizmasının doğru kurgulanması, kurulması ve işlevsel olması hayati önem taşır.

 

Birçok alanda farklı toplantılara girip çıkıyoruz ve o toplantılarda uzun uzadıya tartıştığımız konuların ardından belli sonuçlar ortaya çıkıyor. Fakat toplantıların konu dışına çıkması, eleştirilerin ve yargılamaların şahsileşmesi nedeniyle bir süre sonra sürekli bir devinim ve iş görmezlik durumu oluşuyor. Bu da istişare mekanizmasının yanlış algılanmasının bir sonucu.

 

İstişare mekanizmasının kullanımı ve usulü açısından son zamanların en tartışmalı filmlerinden biri olan The Post’u incelemekte yarar var. Çünkü film baştan sona sürekli toplantı ve istişarenin gündemde olduğu bir yapıt.

 

Yönetmenliğini Steven Spielberg’ün yaptığı filmin konusu Vietnam Savaşı ile ilgili bir sızma ile başlayan Washington Post gazetesinin yükselişi. Başrollerinde Tom Hanks ve Merly Streep’in yer aldığı The Post, Oscar ödüllerine de aday gösterilmişti.

 

Konusu itibariyle birçok sinema eleştirmeni tarafından sıkıcı filmler kategorisinde yer alan filmde birçok iç sorgulama ve iç çatışma sahneleri yer alıyor.

 

Filmin hikayesi

 

Film aslında tarihle uyumlu gerçek bir olaydan esinlenmiş bir hikayeden oluşuyor. Hikaye, Washington Post’un yerel ama etkili bir gazete iken nasıl önce ulusal, ardından da uluslararası bir statüye ulaştığını anlatıyor. Bayan Graham’ın, gazete yöneticileri ile giriştiği tartışmalar ve özellikle Vietnam skandalı diyebileceğimiz belgelerin yayınlanması konusundaki farklı görüşler, filmin gelişme bölümünün ana çatışmasını oluşturuyor.

Vietnam’da yaşananların belgelerini sızdıran bir gözetmen ile başlayan hikayede Washington Post ve Bayan Graham, iki seçenek arasında kalıyor. Seçeneklerden biri garanti ve risksiz bir yol. Yani belgeleri yayınlamamak ve devlet ile olan ilişkilerin zedelenmemesi. İkinci seçenek ise belgeleri yayınlamak suretiyle devletin tüm mekanizmalarını üzerine çekmekti. Belgeleri yayınlama taraftarı olan bir grup cesur yürek gazeteci ile yayınlamanın büyük hata olacağını düşünen bir grup yöneticinin çatışması. Ve tüm bu süreçlerde yaşanan onlarca tartışma, toplantı ve istişareler…

En nihayetinde bunun kararını verecek olan bir kadın… Babasının mirasını nasıl koruması gerektiği konusunda her yolu denemiş ama ekonomik sıkıntılar yüzünden bitmeye yüz tutmuş bir gazeteyi küllerinden yeniden doğuracak bir karar imza atacaktı Graham…

 

Oyuncu kadrosu

 

Tom Hanks ve Merly Streep gibi oyuncuların ustalıklarını sergilediği bu yapıtta özellikle seçilen oyuncu profili dönemin dokusuna bir hayli uygun. 60’lı yılların ABD’sini son derece iyi yansıtan oyuncu profili ve platoları ile film cast açısından ciddi kalite kokuyor diyebiliriz. Usta oyuncuların da yer alması ile konusu itibariyle sıkıcı kategoride yer alsa da oyunculuk açısından son derece iyi diyebileceğimiz bir film.

 

 

Film ile ilgili eleştiriler

 

The Post, Oscar adayı bir film olsa da ciddi eleştirilere maruz kalan filmlerden biri. Özellikle Vietnam’da yaşananların yayınlanma hikayesinin anlatıldığı bir filmde ABD Başkanı dahil hiç kimsenin “kötü adam” olarak görülmemesi ciddi eleştirilere neden olmuştur. Filmi izlediğinizde göreceksiniz ki net bir şekilde kötü adam yoktur.

 

Yine önemli eleştirilerden bir tanesi de ABD yargısına olan güzellemeler. 60’lı yılların yargı mekanizması ve ABD’nin baskıcı tutumu göz önüne alındığında Washington Post yöneticilerinin hiç de rahat bir yargılama süreci geçirmediği bir gerçek. Fakat filmde, yargılamaların son derece nezaket çerçevesinde yürütülmüş olması, eleştirilerin ana eksenlerinden birinin nedeni oluyor.

 

Özellikle ABD’de ortaya atılan eleştirilerden biri de filmin aslında gerçek hikayesinden çok uzakta bir kurgu ile CIA tarafından desteklenerek yapıldığıdır. Bu eleştiri ilk etapta komplo teorisi gibi gelse de belli bir sınırda kalması gereken bir akıcılığına rağmen Oscar adayı gösterilmesi bu tip ihtimalleri güçlendiriyor.

 

Filmin sinematografik olarak en çok eleştiri aldığı nokta ise sıkıcılık derecesinde durağan ilerlemesi. Tabi filmin 60’lı yıllarda geçen bir hikayeyi anlatması da bu eleştirilere karşı açılabilecek bir parantez.

 

Sonuç olarak The Post filmi, gazetecilerin mesleki alanlarına yönelik kesinlikle izlenmesi gerekenler listesine eklenmeli. Bunun yanında istişare, toplantı, karar alma, risk alma, kamuoyunun yararını düşünme gibi konular açısından da çok dersler çıkarılabilecek bir film. Her ne kadar birçok açıdan eleştirilmiş olsa da oyuncu kadrosu bakımından da kaliteli filmler arasında yer alması gereken bir film. Fakat, bir Oscar adayı olabilecek kalite ve kurguya sahip midir? Bunun bendeki cevabı çok net ama sizlerin de izleyerek kanaatiniz oluşacaktır.