Adalet kavramı bilindiği gibi Arapçadan Türkçeye girmiş, bireysel ve toplumsal hayatta en çok kullanılan kelimelerden biridir. Adaletin hukukla sağlanmasına yönelik bir kurumsallaşma meydana getirilmiş ve bu bağlamda adalet mekanizmaları oluşturulmuştur. Buradan adaletin hak/haklar ile sıkı bir bağlantısının olduğunu anlıyoruz. Bu noktadan ilerlemeye devam edersek, bireysel ve toplumsal hayatta huzurun, güvenliğin, eşitlik ve özgürlüğün de adaletle sıkı bir ilişkisinin olduğunu görürüz. Hatta huzurun bileşenleri olan güvenlik, eşitlik ve özgürlüğün ancak gerçek bir adaletle sağlanabileceğini bile söyleyebiliriz. Adalet göreceliği olmayan bir kavram, değer ve sistemdir. Bu yanıyla tamamen evrenseldir. Dolayısıyla sürekli huzur ya da sürdürülebilir bir huzur ortamı için adalet olmazsa olmaz bir değerler bütünüdür. Başka bir deyişle adalet, hayatın her alanında huzur için sürekli ihtiyaç duyulan vazgeçilmez bir gıdadır. Hayatın herhangi bir alanında/noktasında eksikliği görülürse artık orada erdem ve mutluluktan söz etmek imkânsız olur.

İnsan temel hak ve özgürlüklerinin güvencesi olan adalet, insanlarla evrendeki diğer varlıklar arasındaki ilişkilerde de hakkaniyetin belirleyicisi ve ilişkiler sürecinin yararlı bir düzlemde yürümesinin sigortasıdır. O halde adalet” nedir, nasıl bir değerdir ki bu kadar önemlidir? İlkin şunu belirtmemiz gerekiyor; bütün insanlar için gerekli olan adalet, Müslümanlar için kesinlikle daha fazla gerekli olan bir ölçü, mihenk, denklik, çok kuvvetli ve yüksek bir değer unsurudur. Böyle olunca adalet, elbette Kur’an ile Rasûlullah’ın (s) söylem ve uygulamalarında önemli bir yer tutmaktadır. Bu bağlamda Kur’an-ı Kerim’deki ilgili âyetlere baktığımızda gündelik hayatta kullandığımız adalet kelimesinden başka Türkçe karşılık olarak gene aynı anlam verilen bir de “qıst” kelimesini görüyoruz.

Burada kanunlarla sağlanmaya çalışılan ve yargı sistemi içindeki adalet (adliye) ile ahlaki bir değer olan adaleti birbirinden ayırmalıyız. Elbette bu ikisinin birbirleriyle bağlantısı ve ilişkisi var. Ama biri bireysel ve toplumsal hayatı düzenleyen hukuk kuralları sistemi içinde, diğeri ise gene bireysel ve toplumsal hayatı düzenleyen önemli kurallardan biri olmakla birlikte, insan ve toplum vicdanında yer alan ahlaki bir duygu ve değerdir. Dolayısıyla birincinin konumunda işlevsel ve başarılı olabilmesi için ikincisinin kesin desteğine ihtiyaç vardır. Bu anlamda “adl” kökünden gelen adalet ile aynı anlamda kullanılan “qıst” kavramlarının geçtiği âyetlere bakmakta yarar var. Böylece birbirinin zorunlu gıdası olan bu iki kavramı daha iyi anlayabiliriz. Söz konusu âyetleri üç grupta toplayabiliriz: İçinde sadece “adl”, sadece “qst” ve ikisi birden geçen âyetler. Uzun olan kimi âyetlerin ‘adl’ ve ‘qıst’ kelimelerinin geçtiği bölümleri alınacaktır.

 Rahman Rahim Allah’ın adıyla

 ‘Adl’ köküne dayalı adalet kelimesi geçen âyetler:

1- Şüphesiz Allah, size emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle(adl) hükmetmenizi emrediyor. Bununla Allah, size ne güzel öğüt veriyor! Doğrusu Allah, işitendir, görendir (Nisa, 58).

2- Kadınlar arasında adaleti(adl) sağlamayı ne kadar isteseniz de buna güç yetiremezsiniz. Öyleyse, büsbütün birine yönelip diğerini dışlamayın. Eğer arayı düzeltir ve sakınırsanız, biliniz ki, Allah, çok bağışlayan ve merhamet edendir (Nisa, 129).

3- Ey iman edenler, siz ihramlıyken avı öldürmeyin. Sizden kim onu kasıtlı olarak öldürürse, cezası, hayvandan öldürdüğünün bir benzeridir. Buna da, Kâbe’ye ulaşmış bir kurbanlık olarak içinizden adalet(adl) sahibi iki kişi hükmedecektir. Veya yoksulları doyurmak veya onun dengi oruç tutmak olan bir kefaret vardır. … (Maide, 95).

4- Ey iman edenler, sizden birinize ölüm yaklaştığında, vasiyet hazırlarken, içinizden adaletli(adl) iki kişiyi şahit bulundurun. Veya yolculukta olup sizde ölüm işaretleri belirirse, sizden olmayan başka iki kişiyi iki kişiyi şahit olarak tutun. … (Maide, 106).

5- Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’adır. Yine de inkârcılar, başka varlıkları Rablerine eş, onun kadar adil(adl), ona denk tutuyorlar(Enam, 1).

6- Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet(adl) bakımından da tastamamdır. Onun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitendir, bilendir (Enam, 115).

7- Musa’nın kavminden hakka ileten ve onunla adalet(adl) yapan bir topluluk vardır (Araf, 159).

8- Yarattıklarımızdan bir ümmet, hakka yöneltip iletir ve onunla adaleti(adl) sağlarlar (Araf, 181).

9- Allah şu iki kişiyi örnek verdi; bunlardan birisi dilsiz, hiçbir şeye gücü yetmez ve her şeyiyle efendisinin üzerinde bir yüktür. Onu nereye gönderse bir hayır getirmez; şimdi bu, adaletle(adl) emreden ve dosdoğru yol üzerinde bulunanla eşit olabilir mi? (Nahl, 76).

10- Şüphesiz Allah, adaleti(adl), iyilik yapmayı, yakınlara vermeyi emreder; çirkince utanmazlıkları, kötülükleri ve zorbalıkları yasaklar. Size öğüt veriyor ki, öğüt alıp düşünürsünüz (Nahl, 90).

11- …  Allah ile beraber başka bir tanrı mı var? Hayır, onlar başka şeyleri Allah ile eşitleyen(adl), bir kavimdir!(Neml 60).

12- … Ve de ki: Allah’ın indirdiği her kitaba inandım. Bana aranızda adaletli(adl) davranma emri verildi. Allah, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bizim, sizin amelleriniz sizindir. …” (Şura, 15).

13- Sürelerinin sonuna gelince, artık onları güzelce tutun ya da maruf üzere onlardan ayrılın. İçinizden adalet(adl) sahibi iki kişiyi de şahit tutun. Şahitliği Allah için dosdoğru yerine getirin. … (Talak, 2).

Adaletin ‘Qıst’ kelimesi ile anlatıldığı âyetler:   

1- Allah’ın âyetlerini inkâr edenler, peygamberleri haksız yere öldürenler ve insanlardan adaleti(qst) emredenleri öldürenler; işte onlara acıklı bir azabı müjdele (Âl-i İmran, 21).

2- Allah, gerçekten Kendisi’nden başka İlah olmadığına şahitlik etti; melekler ve ilim sahipleri de O’ndan başka İlah olmadığına adaletle(qst) şahitlik ettiler. Aziz ve Hâkim olan O’ndan başka İlah yoktur (Âl-i İmran,18).

3- Kadınlar konusunda senden fetva isterler. De ki: “Onlara ilişkin fetvayı size Allah veriyor: Kendilerine yazılanı vermediğiniz ve kendilerini nikâhlamayı istediğiniz yetim kadınlar ve zayıf çocuklar ile yetimlere karşı adaleti(qst) ayakta tutmanız konusunda size kitapta okunmakta olanlardır. Yaptığınız her hayrı şüphesiz Allah bilir (Nisa, 127).

4- … Eğer onlardan yüz çevirecek olursan, sana hiçbir şeyle kesin olarak zarar veremezler. Aralarında hükmedersen adaletle(qst) hükmet. Şüphesiz, Allah, adaletle(qst) hüküm yürütenleri sever (Maide, 42).

5- De ki: “Rabbim adaleti(qst) emretti. Her mescitte yüzlerinizi doğrultun ve dini yalnız kendisine has kılarak O’na dua edin. Başlangıçta sizi yarattığı gibi döneceksiniz.” (Araf, 29).

6- Hepinizin dönüşü O’nadır. Bu, Allah’ın gerçekleşmesi kaçınılmaz vaadidir. O, yaratmaya başlar, sonra onun yaratılışını sürdürüyor ki; iman edip Salih amel işleyenleri adaletle(qst) ödüllendirsin. … (Yunus, 4).

7- Her ümmetin bir resulü vardır. Onlara resulleri geldiği zaman, aralarında adaletle(qst) hüküm verilir ve onlar zulme uğratılmazlar. (Yunus, 47).

8- Zulmeden her nefis, yeryüzündekilerin tümüne sahip olsa bunu mutlaka fidye olarak verirdi. Onlar azabı görünce pişmanlıklarını gizlerler, oysa onlar haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle(qst) hükmedilmiştir. (Yunus, 54).

9- Onları (evlat edindiklerinizi) babalarına nispet ederek çağırın; bu, Allah Katında daha adildir(qıst).(Ahzab, 5).

10- Ölçmeyi adaletle(qst) yerine getirmeye dikkat edin ve terazide kayıp/eksiklik yapmayın (Rahman, 9).

11- Doğrusu, elçilerimizi gerçeğin apaçık belgeleriyle gönderdik ve insanlar adaleti(qst) ayakta tutsunlar diye, onlarla birlikte kitabı ve mizanı indirdik. Ve kendisinde büyük bir güç ve insanlar için yararları bulunan demiri de indirdik. … (Hadid, 25).

12- Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara adaletli(qst) davranmanızı yasaklamaz. Çünkü Allah, adalet(qst) yapanları sever (Mümtehine, 8).

13- Dikkat edin! Israrla adaletsizlik(qst) yapanlar cehenneme odun olmuşlardır.(Cin, 15).

14- Ölçtüğünüz vakit ölçeği tam tutun, tarttığınız şeyi doğru teraziyle(qıstas) tartın. Bu, hem daha hayırlı, hem sonucu daha güzeldir(Isra, 35).

“qıst” ve “adl” köklerine dayalı adalet kelimesinin birlikte geçtiği âyetler:

1- Ey iman edenler, belirli bir süre için borçlandığınız zaman onu yazınız. Aranızdan bir kâtip adaletli(adl) yazsın, kâtip Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın, yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan sakınsın, ondan hiçbir şeyi eksiltmesin. Eğer üzerinde hak olan (borçlu), düşük akıllı ya da zaaf sahibi veya kendisi yazmaya güç yetiremeyecekse, velisi adaletli (adl) yazdırsın. Erkeklerinizden de iki şahit tutun; eğer iki erkek yoksa şahitlerden rıza göstereceğiniz bir erkek ve biri şaşırdığında öbürü ona hatırlatacak iki kadın. Şahitler çağırıldıkları zaman kaçınmasınlar. Onu (borcu) az olsun, çok olsun, süresiyle birlikte yazmaya üşenmeyin. Bu, Allah Katında en adil(qst), şahitlik için en sağlam, şüphelenmemeniz için de en yakın olandır. … (Bakara, 282).

2- Eğer yetimlere adil(qst) davranamamaktan korkarsanız, bu durumda, size helal olan diğer kadınlardan biriyle, hatta ikisi, üçü ve dördüyle; ama onlara da adaleti(adl) sağlayamayacağınızdan korkarsanız, o zaman bir taneyle evlenin;  ya da meşru olarak sahip olduklarınızla yetinin. Bu, altına girdiğiniz sorumluluğu ihlal etmemeniz açısından daha uygundur (Nisa,3).

3- Ey iman edenler, Allah için adaleti(qst) ayakta tutan şahitler olun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten(adl) ayırmasın. Adalet(adl)yapın, takvaya yakışan budur. … (Maide, 8).

5- Yetimin malına o erginlik çağına erişinceye kadar onun lehine olmadıkça yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle(qst) yapın. Hiçbir nefse, gücünün kaldırabileceği dışında bir şey yüklemeyiz. Söylediğiniz zaman yakınınız dahi olsa adil(adl) olun. Allah’ın ahdine vefa gösterin. Düşünüp öğüt alasınız diye bunları size tavsiye etti.” (Enam, 152).

6- Eğer müminlerden iki topluluk birbirleriyle vuruşursa, onların aralarını düzeltin. Buna rağmen biri öbürüne saldırırsa, saldıran tarafla, Allah’ın emrine dönünceye kadar siz de vuruşun. Döndüğü takdirde aralarını adaletle(adl) düzeltin ve hep âdil(qst) olun, çünkü Allah âdil(qst) davrananları sever.” (Hucurat, 9).

7- Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahitler olarak adaleti(qst) ayakta tutun. İster zengin, ister fakir olsun, Allah onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten(adl) dönüp hevanıza/kaprislerinize uymayın. Eğer dilinizi eğip büker ya da yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. (Nisa, 135).

Yukarıdaki âyetlerde geçen adalet(adl) ve qıst(qst) kavramlarının anlamları, bağlamlarında incelendiğinde ‘adl’in daha çok insanların vicdanlarında ahlaki olarak bulunması gereken hakkaniyet duygusu, ‘qst’ın ise hukukla sağlanan bir adalet duygusu olduğu görülebilir. Bunun yanında bireylerin toplumun yaşantısına, toplumun da bireylerin yaşantısına bir etkisi bulunduğu için karşılıklı etkileşimin olduğu bilinmektedir. Bundan ötürü bireyin vicdanında yer alan ahlaki adalet gibi toplum vicdanında da ahlaki bir adaletin yer aldığını söyleyebiliriz. Toplum ruhunun arınmışlığı bununla ilgilidir. Yukarıda âyetleri üç kategoride toplamıştık, özellikle üçüncü kategorideki âyetleri en ince ayrıntılarına kadar irdelersek ‘adl’ ile ‘qıst’ arasındaki etkileşim ile birbirlerinin yerlerine geçişlerini görebiliriz. Bu bağlamda yukarıdaki yedi âyetin hepsinde örnek durumu tespit edebiliriz, fakat burada 3 numaralı “Ey iman edenler,  Allah için adaleti(qst) ayakta tutan şahitler olun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten(adl) ayırmasın. Adalet(adl) yapın, takvaya yakışan budur. … (Maide, 8) âyetine bakmakla yetineceğim.

Bu âyette toplum kuralı olan adaletin(qst), Allah için ayakta tutulabilmesinin, insanların adaletli(adl) şahitler olması şartı koşulurken, bunu yapmanın takva ile ilişkisi kuruluyor ki; bu, tamamen birey ve toplumun vicdanındaki ahlaki adaletle(adl) ilgili bir durumdur. İnsanların pratik hayatlarında sürdürülebilir bireysel ve toplumsal huzurun işte böylesi sürekli bir adalete ihtiyacı vardır. Birey ve toplum ruhunun sahip olabileceği böylesi ahlak ve vicdanın beslediği adalet (adl+qst),  hiçbir zaman güçlünün elinde egemenlik aracı olamaz ve zorbalığa kesinlikle izin vermez.

Allah için adaleti ayakta tutmak; adalete inanmak, iman+ahlak+takva üçlüsünün ortak gücünü günlük hayatta kullanıp, insanlar arası ve diğer varlıklarla olan ilişkilerde ortaya koymakla mümkündür. Dikkat et, ey insan! Senin ve başkalarının sana adalet ve qıst ile tanıklık edecekleri gün gelmeden önce kendine bir bak.

Mustafa DEMİR