ŞEFKATLE BÜYÜYEN NESİL

Tuba ARABALI TURGUTLU[1]

5 yaşlarındaki erkek çocuğuyla, biraz endişeli ve biraz da heyecanlı görünen annesi sıralarının geçip geçmediğini sormak için muayene odasına girip, dışarı çıktılar. Çocuğun elinde 1995 model mavi ford minibüs maket oyuncağı vardı, oyuncağını sıkı sıkı tutuyordu. Sıra onlara geldiğinde kadın biraz daha rahatlamış görünüyordu. Annesi çocuğunun şikâyetlerini anlatırken, çocuk odanın pencere pervazlarında vın vın arabasını sürüyordu. Çocuk için oyun hem öğrenmek,  hem stres atmak, hem içselleştirmek, hem de hayatın ön pratiğini yapmak için kaçırılmayacak bir fırsattır. Allah’ın bir lütfu olarak çocuk zamanı geldiğinde gün içinde sürekli oyunlarla kendini gerçekleştirir. Ahsen’i takvim üzere yaratılmıştır, fıtratı tertemizdir. Çocuk kendi fıtratını gerçekleştirmek üzere Allah tarafından programlıdır. Biz yetişkinlere düşen iyilikle, merhamet ve şefkatle ona muamele etmektir. Allah insanı yeryüzünün halifesi kılmıştır. İnsanı bu en güzel donanımlarla yaratmıştır. Çocuğu doğumdan itibaren gözlemlersek zihinsel ve bedensel olarak büyük seviyelerden geçtiğini görürüz. Tam olarak göremeyen kaslarını kullanmasını bilmeyen o bebek, bir bakarsınız büyüdükçe görmeye, işitmeye, koşmaya ve oynamaya başlar. “o insanı sevgi ve alakadan yarattı.” Âlak suresi 96:2 “O insana bilmediklerini öğretti.” Âlak 96:5 Sevgi ve alakadan yaratılan çocuklara yeme, içme ve uyuma gibi oyun oynama da içgüdüsel olarak Allah tarafından öğretilmiştir. BU yönelimi Mevlana şöyle anlatır. “oyun, çocuğu büyümeye ve olgunlaşmaya doğru çeken bir iç güçtür.” Oyun hayatın provasıdır.

Çocuk muayene masasına oturdu. Arabasını elinde sımsıkı tutuyordu. Annesine baktı. Muayene olacak olmak, onu biraz germişe benziyordu. Muayene bittiğinde kan tahlili istendiğini duydu. Canının yanacağını anladı ve ağlamaya başladı. Çocuklar ağlayarak duygularını iyileştirmeye çalışırlar. Yaşadıkları korku ve stresi rahatlatmak amaçlı ağlarlar. Çocuklar ağladığında ebeveynlerinden destek ve anlayış beklerler. Bu beklentileri karşılandığında kendilerini güvende hissederler. Çocukların ağlama sebepleri her zaman bizim örneğimizdeki gibi yetişkinler tarafından anlaşılır olmayabilir. Burada yetişkinlere düşen çocuğun rahatça ağlayıp stresini boşaltmasına olanak tanımaktır. Eğer fiziksel olarak desteğe ihtiyacı varsa bunu da gidermek gerekir. Mantıklı cevaplar vermeye çalışarak çocuğun ağlamasını durdurmaya çalışmamak gerekir. “İşte onlar gözyaşları içinde çeneleri üzere böyle yere kapanıyorlar ve bu (duyarlıkları) onların Allah’a olan saygılarını arttırıyor.” İsra suresi 17:109. Allah anıldığında gözyaşları akan yetişkin olabilmek için çocuklukta gözyaşlarına ve duygularını ifade edebilmeye imkan tanınmış olmalıdır. Ağlayınca annesinden şefkatle kucaklamasını bekler çocuk, sonrasında koşulsuz sevgi ve anlaşılma duygusu ile rahatlar.

İnsan ilk nefesiyle beraber hayatı boyunca Allah’ın şefkatine muhtaçtır. “Allah ki O’ndan başka ilah yoktur. Mutlak diri, hayatın ve varlığın kaynağı ve dayanağıdır, ne gaflet basar O’nu, ne de uyku. Göklerde ve yerde olan her şey O’nundur: O’nun izni olmaksızın katında şefaat edecek olan kimmiş bakayım? O, kullarının önünde-açıkta olan şeyleri de, ardında-gizli olan şeyleri de bilir; oysa onlar, O dilemedikçe O’nun ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun sonsuz kudret ve otoritesi gökleri ve yeri kaplamıştır; üstelik onları görüp gözetmek O’na güç gelmez: zira yüce ve azametli olan yalnızca O’dur.” Bakara 2:255. Allah rahmet ve şefkatiyle her şeyi kuşatmıştır. Merhamet, şefkat duyguları insanı sakinleştirici etki yapar. Mesela kan vermeye giden minik, canının yanmasından dolayı sinirlidir, üzgündür kendisine şefkatle muamele edilince yavaş yavaş endorfin, serotonin gibi mutluluk hormonlarını salgılamaya başlar ve rahatlar. Şefkat sevginin koşulsuz halidir. Şefkat karşıdakini olduğu gibi kabul etmektir. Şefkat ruh sağlığının şifasıdır. Birçok araştırmada şefkat ve sevgiden yoksun büyüyen çocukların yetişkinlik hayatında kalp, şeker ve tansiyon gibi hastalıklara daha çok yakalandığı tespit edilmiştir. İnsan öncelikle kendine şefkat göstermelidir. Kendi duygularının farkına vararak ve ihtiyaçlarını tespit ederek. İnsan tek başına mutlu olabilen bir varlık değildir. Karşıdakine duygudaşlık kurarak, karşısındakinin duygularını da fark ederek mutlu olma yolunda bir adım daha atar. Bizi en iyi tanıyan, içimizde ve dışımızda olanı bilen varlık olan Allah’ımıza dua etmek, insanca var olmanın, rahatlamanın yegâne aracıdır. Fatiha suresinde her gün “Yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz.” Fatiha1:4 diyoruz. İnsan mutlak sevgi ve şefkat kaynağı Allah’ın karşısında duası ile durur. İnsan duygularının farkına varıp, ihtiyaçlarını belirleyip mutlak yaratıcıdan isteyerek Allah’ın karşısındaki esas duruşunu gerçekleştirir. Sevinince Allah-u Ekber, üzülünce, inna lillah ve fe-suphanallah deriz, duyguları yaratana şükürler olsun. Duygularının farkında olup, şefkatin asıl sahibinden, ihtiyaçlarını isteyebilen, çocuklar yetiştirebilmek dileğiyle…

 

[1] Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı