KİTAPLIK 

RASÛLÜLLAH’IN İSLÂM’A DAVET METODU

Medine BALLI

İnsan tabiatı itibarıyla sosyal bir varlıktır. Sosyal olmak hak ve sorumluluklar bakımından kişilere bazı mükellefiyetler yükler. İslami düşüncede insanın sorumluluk alanları geniş bir yelpazeye sahiptir. Müslüman ferdin Allah’a, insanlığa, kendisine ve çevreye karşı sorumlulukları vardır. Bu sorumluluk bilincini kuşanan her Müslüman sahip olduğu imkânlar ölçüsünde bunları yerine getirmekle yükümlüdür.

İnsanlığa karşı sorumluluk alanlarından en önemlisi kişiyi tevhidi imana, felaha ulaştıran İslam’ın yoluna “davet” etmektir. Davet “hayra çağırmak, İyiliklere teşvik etmek, kötülüklerden sakındırmaktır”[1].

Belli bir amaca ulaşmak isteyen her fert bir usûl çerçevesinde hareket etmeli, “vüsulsuzlüğümüz, usulsüzlüğümüzdendir” ilkesini, yola çıkış noktası olarak kabul etmelidir. İslam’a -Allah’a, iyiye, güzele, hayra…- davet eden her ferdin ve hareketinde başarıya ulaşmak için bir usûl takip etmesi gereklidir. Bu usûl Kur’an ve Sünnetin yöntemi ve ilkeleri çerçevesinde belirlenmelidir.

İnsan psikolojisi ve sosyal hayat, sürekli bir değişim/dönüşüm içerisindedir. Dolayısıyla davet hareketlerinin usûlü de dönemin ihtiyaçları, psikolojisi ve sosyolojisi gözetilerek dinamik ve sürekli olmalıdır.

Prof. Dr. Ahmet Önkal, doktora tezi de olan “Rasûlüllah’ın İslâm’a Davet Metodu”[2] adlı kitap çalışmasında, Allah Rasûlü’nün vahyin nüzulü ile başlayan yirmi üç senelik tebliğ/davet faaliyetini belli başlıklarla tasnif ederek kaleme almıştır. O, Kur’an-ı Kerim, hadis ve siyer kaynaklarını[3] temel referansları olarak kullanmıştır.

Müellif, kitabın girişinde İslâm davetinin kavramsal çerçevesi, davetin hangi sahaları kapsadığı, davetin gerekliliği hususu, davette metodun rolü ve önemi, önceki peygamberlerin davet hareketlerinde uyguladıkları yöntemleri ve Rasûlüllah’ın davet metodunu incelemenin gerekliliği başlıklarını açıklamaktadır.

Müellif, birinci bölümde Rasûlüllah’ın Davet metodunun yönlerini üç ana başlıkta incelemektedir.

1-Rasûlüllah’ın amaca ulaşmak için takip ettiği aşamalar açısından davet metodu:

Bu başlıkta Rasûlüllah’ın amacına ulaşmak için takip ettiği aşamaları da dört maddede açıklamaktadır.

  1. Davete ruhî/ahlaki, İlmî, bedenî ve maddî açıdan “hazırlanmak”. Yalnız burada dikkat edilmesi gereken husus, hazırlık safhası ile hareket aşamasının birbirinden bağımsız değil iç içe olmasıdır.
  2. Davet faaliyetlerini yürütebilecek eğitilmiş fertlerden oluşmuş bir “kadro” oluşturmak. Allah Rasûlü ilk tebliğ faaliyetlerini gizli yürütmüş ve güvenebileceği kimselerden bir kadro oluşturmuştur.
  3. Kadrolaşma aşamasından sonra aynı gaye, fikir, inanış ve yaşayışa sahip bir “kitle” oluşturmak. Allah Rasûlü kitleleşme faaliyetlerine açık tebliğle başlamıştır.
  4. İctimaî hayatta fertler arasında düzen ve disiplinin sağlanması için kanun sistemleri gereklidir. Bu sistemi sağlamak için “devletleşme” sürecine girilmelidir. Allah Rasûlü devleti tesis edebileceği bir kitle teşekkül etmekle birlikte Akabe Biatları, hicret, hudut tespiti, nüfus sayımı, Hudeybiye Antlaşması, cihat ve gazvelerle devletleşme merhalesine geçmiştir.

2- Psikolojik unsurlar açısından Rasûlüllah’ın davet metodu:

Müellif, bu başlıkta davet ehlinin insan fıtratında var olan psikolojik unsurları iyi analiz etmesi ve davet faaliyetlerini bu minvalde yürütmesinin önemine değinmektedir. Ayrıca Allah Rasûlü’nün davet metodunu psikolojik unsurları açısından iki cihetten incelemektedir.

  1. Muhatap açısından: Muhatabın vasıflarını tanıma, kolaylaştırmak, güzel muamelede bulunmak, değer vermek, müşterek noktada buluşmak, sert davranmak[4] gibi başlıklarla değerlendirmektedir.
  2. Davetçi açısından: Davetçide bulunması gereken vasıflar, davet faaliyetlerinde sabırlı olmak, ümit var olmak, ümit bahşetmek, şefkat ve merhametli olmak, yaşayışla örnek olmak, tevazu sahibi olmak gibi başlıklarla değerlendirmektedir.

3- Sosyal kurumlarla irtibatı açısından Rasûlüllah’ın davet metodu:

Müellif bu başlıkta ise davet ehlinin sosyal ilişkilerde aktif olmasının gerekliliği ve bu ilişkileri sağlamak içinde sosyal kurumların önemi üzerinde durmaktadır. Allah Rasûlü’nün sosyal münasebetleri sağlamak için başvurduğu yöntemleri evlilik, akraba ve yakın çevreyle ilişkiler, kabile reislerine verilen önem, iyi bir çevre oluşturmak, davette yer ve zamanın önemi, toplantılar düzenlemek, toplantı yerlerine (pazar, panayır) gitmek, mescidin fonksiyonu, ekonomik ilişkiler gibi başlıklar altında incelemektedir.

İkinci bölümde Mekke ve Medine döneminin davet metotları toplu bir bakış ile ele alınmaktadır. Ayrıca değişen şarlar, zaman ve mekâna göre davet metodundaki farklılıklar, Mekke ve Medine döneminden örnekler verilerek açıklanmaktadır.

Üçüncü bölümde çağdaş davet hareketlerinin genel bir değerlendirmesi yapıldıktan sonra Rasûlüllah’tan günümüze davet hareketlerin eksik yönlerine maddeler halinde değinilmektedir. Ayrıca Rasûlüllah’ın davet araçları ile günümüz davet araçlarının neler olduğu, bu araçların nasıl kullanılması gerektiği üzerinde durulmaktadır.

Sonuç

Davet yöntemleri sadece söz ile sınırlı değildir. Hal dili/örnek yaşayış kişi üzerinde daha etkili olabilmektedir. Bu yüzden davetçinin hedeflediği sonuca ulaşmak için söz ve eylemleri ile tutarlı olması gerekmektedir. Fussilet sûresinin otuz üçüncü ayetinde Allah’a davet etmek ve Salih amel işlemek ifadeleri artarda geçmektedir. Bu kullanımdan da söz ve eylem birlikteliğinin önemi açığa çıkmaktadır.

“Allah’a davet eden, dürüst ve erdemli davranan ve ‘Elbette ben kayıtsız şartsız Allah’a teslim olanlardanım.’ diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?” [5]

“Güzel ve asil olan her şeyin diğer adı olan İslam’ı”,[6] hakkıyla anlayabilmek/yaşayabilmek ve başka gönüllere ulaştırabilmek duasıyla…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[1] Âl-i İmran/104

[2] Önkal, Ahmet; “Rasûlüllah’ın İslam’a Davet Metodu”, Kitap Dünyası Yayınları, Konya, 2012, 344 s.

[3] Kitap tartışmalı rivayetleri de içinde barındırmaktadır.

 

[4] Bu başlıkta devlet başkanı ve bir yönetici olarak tutunulacak tavır ile davet ehlinin tavrı iç içe geçmiştir.

[5] İSLAMOĞLU, Mustafa; “Hayat Kitabı Kur’an”, Düşün Yayıncılık, İstanbul, 2010

[6] İZZETBEGOVİÇ, Aliya; “Tarihe Tanıklığım”, Klasik Yayınları, s. 50, İstanbul, 2011