Bugün insanlığın ihtiyaç duyduğu en temel şey, hayatları gözler önüne serilmiş örnek şahsiyetlerin kurtarıcı mesajlarına kulak vermektir. Gönderiliş maksatları insanları boş ve batıl inanışlardan kurtarıp tek ilâh inancına dâvet etmek olan Peygamberler bu halkanın en başını teşkil eder. Hayatı tümüyle gözler önünde bulunan ve kayıt altına alınan Peygamber’in (s) hayatı da bütün insanlığın huzur ve saadetini sağlayacak örneklerle doludur. Çocukluğundan başlayarak vefatına kadar bütün davranışları insani mükemmelliğin zirvesini oluşturmuş, dünyanın her bölgesinde; her ırktan, her dilden, her inanıştan, her kültürden insanı derinlemesine etkilemiştir. İnsanlığa rahmet kaynağı olarak gönderilen Hz. Muhammed’in (s) bu özellikleri Kur’an-ı Kerim’de de anlatılmaktadır: “Sen, üstün bir hayat tarzına sahipsin.” (68: 4). “Gerçek şu ki, Allah’ı ve Ahiret Günü’nü [korku ve umutla bekleyen] ve O’nu her daim anan kimseler için Allah’ın Elçisi güzel bir örnek teşkil eder.” (33-21). Bu âyet-i kerimelerden açıkça anlıyoruz ki, Hz. Peygamber’in (s) şahsiyetini bize tanıtan temel kaynak Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an-ı Kerim, teferruata girmeden o yüce şahsiyeti bize öz olarak anlatır.

Hz. Peygamber’in (s) şahsiyetini bize tanıtan ikinci kaynak ise sahih sünnettir. Orada da uygulama ve tecrübeleriyle ümmetine örnek bir şahsiyet çıkar karşımıza. Daha sonra dikkate alacağımız üçüncü kaynak ise, Kur’an-ı Kerim başta olmak üzere, sahih sünnetten yola çıkarak yazılmış olan siret kitaplarıdır. Hz. Peygamber’in (s) hayatının en küçük teferruatına kadar anlatıldığı bu kitaplar, sahte liderler ve dünyayı ifsat eden şöhret insanların hayranlarının bol olduğu günümüzde daha çok okunmalı ve örnek alınmalıdır. Bu kitaplar arasına sızmış bazı hurafeler, aşırı yüceltilmiş bir Peygamber anlayışını yerleştirme gayretiyle kaleme alınmıştır. İslam’ın özüne zarar veren bu tür kitaplardan uzak durulmalıdır. İslam âlimlerinin genel kabulünü görmüş eserlere itibar edilmelidir. Aksi takdirde, kimi maksatlı, kimisi de itinasız, ifrata veya tefrite düşerek yazılmış kitaplar okuyucusunun zihnini bulandırmaktan başka bir işe yaramaz.

Bu konuda yazılmış muteber kitapların tümünde Hz. Muhammed’in en bariz sıfatlarından biri olan ‘emin’ sıfatına sıklıkla vurgu yapılmakta, örnekler verilmektedir. Daha risâlet vazifesi almadan da bu sıdk (doğruluk) hâli yaşadığı çevre tarafından biliniyordu. Herkes ona Muhammedü’l-Emîn (Güvenilir Muhammed) diyordu.

Hz. Muhammed (s) insanlara karşı şefkat ve merhamet sahibiydi. Özellikle çocuklara, yaşlılara, hayvanata karşı çok müşfikti. Yetimlerin başını okşar, fakirlerin yardımına koşardı. İstişareye çok önem verirdi. Çok konuşmak yerine, çok tefekkür etmeyi severdi. Emr bi’l-ma’ruf ve nehy ani’l-münker (iyilikleri yaygınlaştırmak, kötülüklerden uzaklaştırmak) hususunda tavizsizdi. Haksızlık karşısında hesap sormayı ihmal etmez, hakkı yüce tutardı. Mazlumun yanında zalime karşı mücadele ederdi. Kendi nefsine karşı işlenen zulümlere karşı hiçbir zaman beddua eden biri olmazdı. Taif’te amansız işkencelere maruz kaldığında bile, ‘Allah’ım, onlar bilmiyorlar, onlara hidayet nasip eyle’ diye dua ederdi.

Hz. Muhammed’in ‘el-Emîn’ (son derece güvenilir) sıfatına örnek olabilecek birçok rivayet mevcuttur.

Hz. Âişe validemizin bildirdiği gibi, Rasulullah’ın ahlâkı Kur’an’dı. Gündelik hayatından sosyal ilişkilerine, aile reisliğinden devlet yöneticiliğine kadar her hususta örnek bir şahsiyetti. İnsanları dinler, sıkıntısı olanların sıkıntılarına çare arardı. İnsanın kendisini ve çevresini tanıması hususunda sürekli olarak yol gösterici olurdu. Zaten hayatı baştan başa bu konuda örnek teşkil etmekteydi.

Allah Rasulü, başta devlet başkanlığı olmak üzere taşıdığı ağır sorumluluklara rağmen yanındakilerden farklı yemez, giymez ve ayrıcalıklı yaşamazdı. Onlarla diz dize, gönül gönüle bir hayat sürerdi. Sahabesi aç kaldığında o da aç kalırdı, onlar üstlerini örtecek elbise bulamadıklarında o da bulamazdı. Mekke müşriklerinin kendisine teklif ettikleri her türlü cazip teklifi İslam’ın izzeti için reddetti.

Makam ve mevki için kimliğinden ve değerlerinden kolayca taviz veren insanların ortalığı kapladığı günümüzde, Hz. Peygamber’in (s) bu örnekliği üzerinde daha çok düşünmek durumundayız. Modern dünyanın insanı bunalttığı, çıkış yollarını tıkadığı bu dönemde Hz.Peygamber’i her daim hatırlamak ve onun temiz izinden gitmek yegâne çıkış yolu olarak önümüzde durmaktadır.

VEDAT AYDIN