ANALİZ

KUR’ANİ TASAVVURDAN KOPUŞ VE BÂTIL PEYGAMBER ALGISI

Bilgin ERDOĞAN

[email protected]

İslam akaidinin en temel konusu tevhid hakikatidir. Tevhid hem rububiyet hem de uluhiyet noktasında Allah’ı birlemek ve O’na ait sıfatları mutlak anlamda Allah dışında başka kimseye asla vermemektir. Allah’tan istenmesi gerekenleri başkasından istemek veya Allah’a yapılması gerekenleri başkasına yapmak vahyin dilinde şirktir. Şirk ise en fena cürüm ve en kötü zulümdür.

İseviler Allah’a ait isim ve sıfatları başkalarına verdikleri için sapmışlar ve yine Medineli Yahudiler “Üzeyr Allah’ın oğludur” dedikleri için vahyin dilinde ağır bir dille tazir edilmişlerdir. Allah, bu kavimlere değil bu davranışı irtikap edenlere lanet okumaktadır. Aşağıdaki ayet, Arap yarımadasındaki bir grup Yahudi’nin heretik inanç sapmasına veya Katolik kilisesinin teslis inancına yönelik tarihi bir bilgi niteliğinde değil bilakis bu ümmetin içinde tevhidi çizgiden sapanlar olursa diye uyarı niteliğindedir.

Yahudiler, “Üzeyr, Allah’ın oğludur” dediler. Hıristiyanlar ise, “İsa Mesih, Allah’ın oğludur” dediler. Bu, onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkâr etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah, onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar!” (Tevbe:9:30)

Kur’an’da kesin hükümle peygamberlere kulluk yasaklanmıştır. Vahiy şöyle der: “Allah’ın kendisine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiği bir kimsenin, insanlara “Allah ile birlikte bana da kul olun!” demesi mümkün değildir. Aksine “İlâhî kelâmın bilgisini öğreterek ve onu derinlemesine inceleyerek Allah adamları olun” der. (Ali İmran:79)

Kur’an’a göre Allah resulü’nün, nübüvvet, risalet, örneklik (üsve-i hasene), davet, talim ve tebyin gibi altı temel misyonu vardır. Bu misyonları arasında kendine biat edenleri kendine kul etme gibi bir misyonu yoktur ve olmamıştır.

Tapınma anlamında olan kulluk ise asla Allah’tan başkasına yapılamaz. Onun için biz günde kırk defa salatı ikame ederken “ Yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım bekleriz” diyerek Rabbimizle olan kulluk sözleşmemizi yenileriz. Tevhid, kula tapınma anlamında kul olmayı tamamen yasaklayan ve bunu irtikap edenlerin en büyük cürüm olan şirk batağına battıklarını ifade eden bir inanç sistemidir. Onun içindir ki şehadetimizde Muhammed Allah’ın kulu ve elçisi deriz.

Bir televizyon programında bir tarikat şeyhi kendisine göre bir formül bulup, madem ki peygamberi seven Allah’ı sever, peygamberi üzen Allah’ı üzer, peygambere itaat eden Allah’a itaat eder, öyleyse mademki hal böyledir peygambere kul olan Allah’a kul olur gibi bir iddiada bulundu. Bunun üzerine sunucu lakin biz “İyyake na’budu” diyerek yalnız sana kulluk ederiz beyanatında bulunuyoruz” demesi üzerine; “bizim Allah’a kul olmak haddimiz mi?” (!) gibi bir hezeyanı insanların gözleri önünde Kur’an ayı olan Ramazan’da ifade etti.

Bu isim “kul” ifadesini dilimizdeki kullanımlardan farklı olarak mesela hizmetkar anlamında kullanıyor olsaydı bunu tevil etmek mümkün olurdu lakin öyle demedi. “Kim resüle itaat ederse O’na itaat eder, kim onu severse Allah’ı sever, kim onu üzerse Allah’ı üzer” gibi bir formülasyon üretip, “kim peygambere kul olursa Allah’a kul olur diyerek, üstelik “İyyake na’budu..” hatırlatmasından sonra bizim Allah’a kulluk yapmamız haddimize mi?” (!) gibi bir hezeyan üretti.

Bu beyanat aslında kula kulluk kapısını aralayan ve böylelikle kutsal patentli sömürü hokkabazlarının, Allah’ın kulla,rını kendilerine kul etme çabasından ibarettir. Nitekim tarikatların kahir ekseriyetinde “âlimler peygamberlerin varisleridir” mantığıyla insanlar maalesef ve maateessüf sömürülmekte ve istismar edilmektedir.

Kendisini ziyaret edenlere bir hizmetli gibi su dağıtan ve bir toplumun lideri o topluma hizmet edendir diyerek insanlar arasında insanlardan bir insan olan Allah resulü’nün sözde varisleri kıldırdıkları Cuma namazından sonra büyük bir keyif ve iştahla ayaklarını öptürmektedirler. Bir başka sözde Kadiri şeyhinin “’Şeyhin kutsal tenine değen kadını, Allah cehenneminde yakmaya razı olmazmış!” mantığıyla kendilerini küçük mabudcuklar ilan etmektedirler.

Kur’an ne güzel diyor: “…Onların bu sözleri daha önce inkâr etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah, onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar!”(Tevbe:9:30)

Danimarkalı filozof ve teolog Kierkegaard, kiliseye gidenlerin önüne çıkarak “İsa’yı seviyor ve ona hürmet ediyorsanız kiliseden ve papazlardan uzak durun” der. Bugün peygamber tasavvurunu Allah’ın kitabından alan ve vicdanı temiz kalabilmiş insanların dahi söylemesi gereken Kierkegaard gibi olmalıdır.

Zira vicdanın ve fıtratın sesi birdir: Bizim “Şayet Allah’ı seviyorsanız, O’nun resulüne hürmetiniz varsa ve Allah’ın kitabı sizin için bir değer ifade ediyorsa “Hepimizin (haşa) Allah olması lazım” diyen tekke şeyhlerinden, peygamberin sümük, kan ve idrarını sünnet maskesi altında tabulaştıran ve pazarlayan yobaz din bezirganlarından ve rivayet kitaplarına Allah’ın kitabı gibi muamele etmeyi teşvik eden aldatıcılardan uzak durun” diyebilmemiz gerekir. Zira şirke uzak olmayan tevhide yakın duramaz, taassuba uzak olmayan Hakka yakın kalamaz ve zulme rıza gösteren adil bir yol tutamaz.

 

Sadrımdan satırlara dökülen bir şiirimi okuyucularımla paylaşmak isterim:

Sesleniş

 

Hak Nebi’nin unutulmuş o diriliş destanı

 

Resul deyince gelen akla bir bedevi fistanı

 

Miras kalan ondan heyhat sarık şalvar misvak cübbe

 

Zalimler dev olmuş bugün ve bu ümmet kalmış cüce

 

Dilinde evrad-ı ezkar ve cebinde bir parlak tespih

 

Oturarak beklemekte gelir diye belki Mesih

 

Okuduğu Kur’an’ın manasından bihaber

 

Her yer zulümat olmuş ve maalesef her yer makber

 

Filistin’de işgal var Arakan’da kan

 

Yürekler mefluç olmuş kalmamış hiç heyecan

 

Biri kalkar der ki peygambere kulluk edin

 

E be adam bu mu! Tarikat dediğin senin

 

Diliyle her gün binlerce kelime-i tevhid çeker

 

Sonra gider dergâha şeyhin ayağın öper

 

Bu ne zilletir yahu bu ne biçim taassup

 

Hakikatten dem vurma bin bir hurafe kusup

 

Allah’ın kitabında ne diyorsa o dur din

 

Hurafeden hicret et ki razı olsun senden Rabbin

 

Ey Müslüman gayri uyuma horul horul

 

Gafletten uyan artık, kalk, uyar ve doğrul.