Önünü ve sonunu, dününü ve yarınını, her işinin başını, ortasını ve sonunu; Allah adına yapan ve Allah adına yapmayı hayatının anlamı sayan, her Mü’min ve Müslümanın kendini, ailesini ve içinde yaşadığı toplumu ciddiye alması gerekir.

İnsanın kendisini, ailesini ve içinde yaşadığı toplumu ciddiye alması demek; aslında kendini, ailesini ve yaşadığı toplumu Kur’an’la tanıştırması, biliştirmesi demektir. Hayatı, anlam ve amacına uygun inşa etmesi ve en önemlisi de âhiret hayatını, dünya hayatından sonra ebedi yurt bilip ona göre oraya yatırım yapması demektir.

Yazımızın başlığından işaretle kendimize şu soruları yöneltsek: Ailemizi, daha özel ifadeyle gözümüzün nuru çocuklarımızı Kur’an’la, onun anlam ve maksadıyla, onun zengin içeriğiyle nasıl tanıştırırız?  Allah’tan bize gelen; nur saçan bir kandil, ilahi bir kitap, ilahi bir sofra, şüphe duyulmayan bir kitap, sağlam kopmaz bir kulp, gökten inen bir rahmet, ilahi bir güneş, verimli bir toprak, apaçık anlaşılır bir kitap, inşa edici bir özne ve ilahi bir eczane olarak sıfatlandırılabilecek bu söz, mesaj ve mektubun içeriğini nasıl öğrensinler ki hayatlarının inşasında kullanabilsinler? Çocuklarımızı Kur’an’la nasıl tanıştıralım ki, Kur’an onlar için ekmek ve su gibi bir ihtiyaç durumuna gelsin? Kur’an-ı Kerim ilahi kitabıyla nasıl tanışsınlar ki, bu ilahi kitap onların başucu eseri olsun, Allah onlar için bir dost (el-Veli) ve yardımcı durumuna gelsin?

       Daru’l- Erkam (ev okulu) haline getirilmiş evimizde günlük, haftalık, aylık ve yıllık dönemleri kapsayan planlanmış programlar çerçevesinde Kur’an’la tanışma faaliyetleri yapılmalıdır.

Öncelikle Kur’an’la aile ortamımızı tanıştırmamız, evlerimizi bir Daru’l- Erkam (ev okulu) olması gerektiği bilinciyle  düzenlememiz gerekir. Bizim ve çocuklarımızın hayatında Kur’an-ı Kerim’in inşa edici bir özne ilkesini, hatırımızdan çıkarmadan hareket etmeliyiz.

Çocuklarımızın zihninde olumsuz anlamlara gelebilecek, genelde toplumda yaygın olan hişt elleme, dokunma çarpar, abdestsiz ellenmez, belden aşağı tutma vb. ifadeleri kullanmamalıyız. Fakat bunun yanında gösterilmesi gereken saygıyı da atlamamalıyız.

Aile bireylerinin özel ve genel programları olabilir. Aile bireylerinin bir arada bulunduğu zamanlarda, özellikle cemaatle kılınan namazlardan sonra, anlamaya dönük Kur’an okumaları yapılması verimli olacaktır. Karşılaşılan ve özellikle seçilen kavramların (İlah, Rab, Din, İbadet vb. Esmau’l- Husna vb.) kısa ve öz açıklanması, aile bireylerinin de katılımlarının sağlanması, çocuklarımızın hayatında, temel taşları oluşturacaktır.

Kur’an-ı  Kerim’de geçen peygamber kıssaları çocuklarımızın yaşlarına uygun basitlikte anlatılmalıdır. İlgili âyetlerde işlenen ahlak, erdem, doğruluk, edep, adalet, şahsiyet, şefkat, vb. değerler vurgulanarak kıssaların inşa edici özelliklerinden faydalanılmalıdır.

       Kur’an-ı Kerim’i Arapça okuyuşlar teşvik edilmelidir. Yaş grubunu dikkate alarak, tecvit kurallarına vurgu yaparak (küçük yaşlarda  tecvit kurallarını ezberletmeden) Arapça okuyuşlar bir program çerçevesinde mutlaka yapılmalıdır. Fakat anlam (meal) Arapça  okumaya feda edilmemelidir.

Belli periyotlarla güzel Kur’an okumaları, bilgisayar, televizyon, radyo, CD, vb, sesli ve görüntülü yayınlardan dinlenilmeli, dikkatler zihinleri bulandıran müziklerden uzaklaştırılmalıdır.

Sosyal alanda yapılan her türlü, Kur’an-ı Kerimi sevdirecek, ona ilgi duyduracak, hayata anlam ve amaç katacak, en önemlisi de toplumu dönüştürüp inşa edecek faaliyetler takip edilmeli ve katılım azami ölçüde sağlanmalıdır.

Çocuklarımız üzerinde Kur’an sevgisinin devamlılığı için kendilerine ait, evde okuyacakları büyük boy mealli Kur’an; bir yere giderken, piknikte, tatilde, yolculukta, okulda, misafirlikte vb. ortamlarda yanlarında taşıyabilecekleri, her an açıp okuyabilecekleri cep boy  mealli Kur’an-ı  Kerim’ler alabiliriz. Bu gibi küçük ayrıntılar çocuklarımızın hayatını inşa etmede büyük kazanımlar sağlayacaktır.

Esmau’l- Husna’yı, çocuklarımızın tasavvurunu, aklını, kalbini ve hayatını inşa etmede birinci sıraya koyabiliriz. Bu bağlamda Esmau’l-Husna  Allah’ın ipi, sağlam bir kulpu, Allah’a ulaştıracak meşru vesilelerden birincisidir. Daru’l- Erkam’da (ev okulu)yapılan Esmau’l- Husna’yı  anlamaya dönük Kur’an okumalarında şöyle bir yol izlenebilir:

       

Birinci olarak, varlığı zorunlu, tek ve benzersiz, mutlak ve aşkın olan Allah’ın; Allah’ın var olması (Vücut), varlığının sonu olmaması (Beka), varlığının öncesi olmaması (Kıdem), bir tek olması (Vahdaniyet), sonradan yaratılanlara benzememesi (Muhalefetün lilhavadis), var olması ve varlığını sürdürmek için hiçbir şeye muhtaç olmaması (Kıyamı binefsihi) zati sıfatları ele alınıp işlenebilir. Bunlar Rabbimizin zatını tanımamızı sağlayacaktır.

       

İkinci olarak, Rabbimizin fiillerinin tecellisi olan sıfatlar ele alınarak işlenebilir. Bunlar içersinden de müjdelemeyi, sevdirmeyi, sevindirmeyi, sevmeyi önceleyen Esmau’l- Husna’ya öncelik verilmelidir. Böylece ümit ve korku, müjde ve nefret, kolaylık ve zorluk eğitim ilkelerini dikkate almış oluruz. Örneğin Rabbimizin,

  • Fatiha Sûresi’nin 1. âyetini okuyarak, dünyada rahmetini herkese tattıran çok merhametli (er-Rahman), kendisine inananlara dünyada merhamet ettiği gibi onları âhirette  de unutmayan merhameti sınırsız (er-Rahim) olduğunu vurgulamak,
  • Bakara Sûresi’nin 37. âyetini okuyarak, tevbeleri çokca kabul eden (et-Tevvab) olduğunu vurgulamak,
  • Bakara Sûresi’nin 107. âyetini okuyarak, kullarına yardımcı olan (en-Nasır) olduğunu vurgulamak,
  • Bakara Sûresi’nin 143. âyetini okuyarak, merhameti ve şefkati çok olan (el-Raûf )  yönünü vurgulamak,
  • Bakara Sûresi’nin 173. âyetini okuyarak, işlenen günahları bağışlayan (el-Gafûr) olduğunu vurgulamak,
  • Bakara Sûresi’nin 225. âyetini okuyarak, kullarına rahmeti ile muamele eden (el-Halim) olduğunu vurgulamak,
  • Âl-i İmrân Sûresi’nin 8. âyetini okuyarak, karşılıksız çokça nimetler bağışlayan (el-Vehhap) yönünü vurgulamak,
  • Âl-i İmrân Sûresi’nin 164. âyetini okuyarak, kullarına karşılıksız olarak bol bol nimetler bahşeden (el-Mennan) yönünü vurgulamak,
  • Âl-i İmrân Sûresi’nin 173. âyetini okuyarak, güvenilip bağlanılan tek makam (el-Vekil) olduğunu vurgulamak,
  • Nisa Sûresi’nin 43. âyetini okuyarak, istediğinde günahların tamamını affeden (el-Afuvv) olduğunu vurgulamak,
  • Nisa Sûresi’nin 85. âyetini okuyarak, ihtiyaçları bilip dağıtan (el-Mukıt) yönünü vurgulamak,
  • En’am Sûresi’nin 62. âyetini okuyarak, sığınılacak, yardım ve sahiplik beklenilecek tek makam olan (el-Mevla) yönünü vurgulamak,
  • Enam Sûresi’nin 114. âyetini okuyarak, kullarına lütufta bulunan, onların istedikleri şeyleri sezdirmeden veren (el-Latif) olduğunu vurgulamak,
  • Hud Sûresi’nin 61. âyetini okuyarak, duaları cevapsız bırakmayan (el-Mucib) olduğunu vurgulamak,
  • Hud Sûresi’nin 90. âyetini okuyarak, kullarını çok seven ve kulları tarafından çokça sevilen (el-Vedûd) olduğunu vurgulamak,
  • Fâtır Sûresi’nin 30. âyetini okuyarak, şükürleri fazlasıyla mükâfatlandıran (eş-Şekûr) yönünü vurgulamak,
  • Mü’min Sûresi’nin 3. âyetini okuyarak, kullarının günahlarını bağışlayan, sonsuz mağfiret sahibi (el-Ğâfir) olduğunu vurgulamak,
  • Şuara Sûresi’nin 80. âyetini okuyarak, dertlere derman, hastalıklara şifa veren (eş-Şifa) yönünü vurgulamak,
  • Zariyat Sûresi’nin 58. âyetini okuyarak, devamlı ve çokça varlığa nimetler bağışlayan (er-Rezzak) olduğunu vurgulamak,
  • Tur Sûresi’nin 28. âyetini okuyarak, ihsanın ve iyiliğin yegâne kaynağı olan (el-Berr) yönünü vurgulamak,
  • Haşr Sûresi’nin 23. âyetini okuyarak, huzurun, barışın, saadetin mutlak kaynağı olan ve kullarına selam ve esenlik veren (es-Selam) yönünü vurgulamak,
  • Alak Sûresi’nin 3. âyetini okuyarak, ikramında mukayese kabul etmeyen ve bol  bol  ikramda bulunan (el-Ekrem) yönünü vurgulamak,
  • İhlâs Sûresi’nin 2. âyetini okuyarak, hiçbir şeye ihtiyaç duymayan ama her şeyin ona ihtiyacı olan (es-Samed) yönünü vurgulamak, (bu minvalde başka  Esmau’l- Husnaları da katabiliriz.) bir sevgili, bir dost, bir ümit bahşedici, bir müjde verici ve kolaylaştırıcı olduğunu öğretecek, çocuklarımızın Kur’an’ı dolayısıyla Allah’ı sevmesini ve kendi sorumluluklarını yerine getirmesini sağlayacaktır.

 

Üçüncü olarak, hayatımızda karşılaşılan; engel olamadığımız, karşı koyamadığımız; haksızlıklar, zulümler, işkenceler, eziyetler karşısında duyarsız kalmayan Rabbimizin,

 

  • Nisa Sûresi’nin 1. âyetini okuyarak, kullarının her şeylerini gözeten ve müşahadesi altında tutan (er-Rakib) yönünü vurgulamak,
  • Nisa Sûresi’nin 6. âyetini okuyarak, kullarının yaptıklarını hesaba çeken, hesabı çok çabuk gören (el-Hasib) olduğunu vurgulamak,
  • Enam Sûresi’nin 18. âyetini okuyarak, kudretinin karşısında her şeyi âciz bırakan, düşmanlarını kahrederek zelil ve perişan hale getiren (el-Kahhar) yönünü vurgulamak,
  • Enam Sûresi’nin 114. âyetini okuyarak, hüküm verme yetkisini elinde tutan, son hüküm verecek olan (el-Hakem) yönünü vurgulamak,
  • Enam Sûresi’nin 115. âyetini okuyarak, bütün icraatlara hak ve adalet üzere hükmeden (el-Adl) yönünü vurgulamak,
  • Enfal Sûresi’nin 52. âyetini okuyarak, hak edenlere şiddetle ceza veren (eş-Şedid) yönünü vurgulamak,
  • Secde Sûresi’nin 22. âyetini okuyarak, zulüm etmeksizin  zalimden intikam alan (el-Müntakim) yönünü vurgulamak; tasavvurumuzun, aklımızın ve hayatımızın doğru ve dengeli Allah tasavvuruna kavuşmasını sağlayacaktır.

Buraya kadar yukarıda belirtilen tavsiyeler Kur’an’la çocuklarımızın tanıştırılması programı çerçevesinde bir giriş bölümü sayılabilir. Kur’an eksenli; ahlak, itikad, amel ve siyer (Peygamberimizin Hayatı) programlarına daha detaylı, daha geniş içerikli bir ihtiyaç vardır. Daru’l-Erkam (ev okulu) içersinde bulunan her anne baba bunun sancısını çekmeli, amel defterini kapatmayan hayırlı evlat yetiştirmedeki sorumluluğunu aklından çıkarmamalıdır.

 

Sonuç olarak;

 

Evlerimizin gülü, göz bebeğimiz, mutluluk kaynağımız çocuklarımız bizler için bir imtihan vesilesidirler. Bu dünyada bizlerin ve çocuklarımızın, Allah (c) tarafından tâbi tutulacağımız imtihanı kazanmamız, Kur’an’la tanışmamıza ve gereğini yapmamıza bağlıdır. Kur’an’la tanışmamız, bizi ve çocuklarımızı Rabbimizi bilmemize götürecektir. Rabbini bilen kendini ve sorumluluğunu bilir, düsturu gerçekleşecektir.

        Hani İbrahim şöyle demişti: Ya Rabbi! Burayı emin bir belde kıl, beni ve evlatlarımı Allah’tan başka şeylere tapmaktan uzak tut” (İbrahim 14/35).

Mustafa ALTAŞ
Eğitimci
mustafa_altas_06@hotmail.com

Kaynakça

 

  • Hayat Kitabı KUR’AN, Mustafa İslâmoğlu
  • İbadetlerin Beyni DUA, Muhammed Emin Yıldırım
  • Hayatın Yeniden İnşası İçin, Mustafa İslâmoğlu
  • Ev Okulu, EDAM Birdirbir Kitaplığı
  • Esma’ul-Hüsna, Eylül Yayınları