İnsanlığın kardeşliği üç tiptir. Bunlar, Hz. Âdem’in çocukları olmamız hasebiyle tüm insanlarla olan kardeşliğimiz, aynı anne babadan olma sebebine bağlı olarak soy kardeşliğimiz ve aynı dini paylaşmaktan dolayı din kardeşliğimizdir. Allah’ın hangisini öne çıkardığını sorarsam tereddütsüz hepinizin “Din Kardeşliğidir” dediğini duyar gibiyim. Çünkü Rabbimiz “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin” (Hucurat 49/10) buyurmaktadır.

Ancak dünya sevgisine bağlı kardeşliğimiz artıkça her üç kardeşlik de ciddi hasar görmeye ve unutulmaya başlandı. Önce insanlarla olan kardeşliğe darbe vuruldu; “Benim dinimden değil, benim rengimden değil, benim milletimden değil…” denilerek dünya mazlumlarından uzak düşüldü ve onlara zulüm edenlere karşı duyarsız kalındı. Bu duyarsızlık başkalarınca normal olabilirdi, ama bir inanan için bu durum bazı âyetlerin inkârı idi. Rabbimiz, “Renkleriniz ve dilleriniz Allah’ın âyetleridir” (Rum 30/22); “…Sizi kavimlere ayırdık ki, tanışasınız…” (Hucurat 49/13) demiyor muydu?  O halde nasıl duyarsız kalınabilirdi? Belki birileri bizim yerimize bazı yüklerin altına girmişti. Ancak biz bir taş değildik, bizim de yapabileceğimiz şeyler mutlaka vardı. Maddi içerikli, sözlü ve bir duayla olsun destekte bulunmamız gerekmez miydi?

İnsanlık kardeşliğine olan duyarsızlığımız sınırlarımızdan uzak olan din kardeşlerimize de yansıtıldı. Önderimiz Hz.Muhammed (s), “Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona ne zulmeder ne de zulme teslim eder. Kim Müslüman kardeşinin ihtiyacını giderirse Allah (c) da onun ihtiyaçlarını giderir. Kim kardeşinin bir sıkıntısını giderirse Allah (c) da onun kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir Müslümanın kusurunu örterse, Allah (c) da kıyamet gününde onun bir kusurunu örter” (Buhârî, Mezâlim 3) diyordu. Ancak vehn içinde, taşlaşan kalpler bu din kardeşlerini de unuttu.

Uzaktaki kardeşlere olan duyarsızlık, kalpsizlik, zaman içinde yakın çevredeki Müslüman kardeşlerimize ve karındaş kardeşlerimize karşı da tavır halini aldı. “Alman usulü” denilen aynı evin içinde herkesin kesesine göre hareket ettiği kardeşlik tipi bize de bulaştı. Karşılıksız verme ve ikram unutulmaya yüz tuttu. Sonra dönüp “Çocuklarımıza kardeşlik nasihatleri edelim” dedik, o da tutmadı ve onların bile fazla kardeşler olmaktan çok memnun olmadıklarını gördük. Sonuç; davranışta olmayan kardeşliğin sözde de para etmediği görüldü.

Günümüz kardeşsizliği beraberinde sahipsizliği de getirmektedir. Âlemlere Rahmet Peygamberimiz’in (s), “Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz!” emri hayatımızda yer yapmayınca, Allah’ın bize olan sahipliği de azaldı. Yoldan sapanlara ise şeytan sahiplik etti ve onları fena halde çarptı. Onun maskarası olanlara, sahiplenecekleri yeni şeyler gösterdi. Ev, araba, makam, para, derken hedefleri tamamen değişti. Kardeşliğin ve sahiplenmenin gereğini yerine getirmeyenlerin ya dünyada iken kazanç zannettikleri bir bir ellerinden alındı ya da öldükleri zaman zaten kendileri bırakıp gitti.

Kardeşliğe sahiplik her çağdan daha fazla bu çağdaki Müslümanların ana hedefi olmalıdır. Kardeşleri daha sık ziyaret etmek, borç vermek veya karşılıksız vermek, sıkıntı anında yanlarında bulunmak ve sonuna kadar kardeşlerimize sahip çıkmak, mümin olmamızın temel şartıdır. Bizim bir din kardeşimize sahip çıkmamız, umulur ki Allah’ın da bize sahip çıkmasını getirecektir.

Peygamber varisleri olan âlimlerimize olan kardeşliğimiz ve onlara sahiplenmemiz öncelikli işlerimizden olmalıdır. Onlara her yönüyle destekte bulunmak bizi diri tutacaktır. Biz sahip çıkmasak da, Allah’ın dinine sahip çıkan ve bu yolda bedel ödeyenlerin sahibi şüphesiz Allah’tır. O, onlara dünyada da âhirette de sahip çıkmaya zaten kadirdir. Önemli olan bizlerin kardeşliğimizin gereğini yerine getirmesidir. Kardeş olmaktan fellik fellik kaçan ise er veya geç Allah tarafından yakalanacak, bu yakalanmanın neticesi ya dünyada gam, keder ve yalnızlık ateşi ya da cehennemde odun gibi kendisini doğrultan bir ateş olacaktır.

Rabbim bizleri, tüm kardeşlik çeşitlerine sahip çıkan ve bu uğurda her türlü fedakârlığı gösterebilen kardeşlerden eylesin. Âmin.

Mehmet ÇAKIL
mcakil63@gmail.com