İsra: “Yüceltme” Simgesi

Kur’an, isra gibi mahiyeti tam olarak açıklanmamış olayların ne olduğundan ziyade ne tür bir işlev gördüğüne dikkat çekmektedir.

Tarih : Mart 08, 2016
Sayı : Mayıs-Haziran 2015
Konu : İrfan
Yazar :Kadir CANATAN

İsra Sûresi, Mekke döneminin son zamanlarında vuku bulan ve tartışmalara yol açan olağanüstü bir olaya atıfla başlar: “Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye, kulunu (Muhammed’i), bir gece, Mescid-i Haram’dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” İsra olayını anlatan âyet, tamı tamına budur. Bundan sonraki bölüm, başka konularla ilgilidir ve daha çok İsrailoğulları’nın geçmiş hikâyelerini ele alır. Bu sebeple olsa gerek ki, sûrenin diğer bir adı da “Benî İsrâilSûresi”dir. Nitekim ilk âyetten sonrakiler, bu diğer adına uygun olarak “Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve onu İsrailoğulları için doğru yol haritası kılarak (demiştik ki):Benden başkasını vekil edinmeyin” diyerek,devam eder.

İsra ne demektir ve nasıl bir olaydır?

İsra, “geceleyin yürütmek” anlamına gelir ve genellikle tefsirlerde ve halk arasında Hz. Muhammed’in Mîrac yolculuğunun Mekke’den Kudüs’e kadar olan ilk aşaması olarak bilinir. Miraç hadisesi, bir gece yolculuğu (isra) şeklinde yatay olarak başlamış ve ikinci durak olan Mescid-i Aksa’dan sonra dikey bir yolculuk olarak, göğe yolculuk (miraç) şeklinde devam etmiştir. Çokça anlatıldığı üzere göğün her bir katında Hz. Muhammed çeşitli peygamberlerle karşılaşmış ve aralarında çeşitli diyaloglar geçmiştir. Bu diyaloglar, Kur’an’dan aktarılmaz, rivayet edilen bir hadiste anlatılır. Konumuz Miraç olmadığı için bu olay hakkında daha fazla durmayacağız. Fakat açıkça ifade etmemiz gereken şudur: İsraSûresi’nde veya başka bir yerde Kur’an bize İsra ve Miraç olayını birbirleriyle alakalı olarak anlatmaz. Bu sebeple biz İsra olayının Miraç’tan bağımsız olarak ele alınması gerektiğini düşünüyoruz.

Esrâ, “insanlık, şeref, onur” anlamına gelen es-serv kökünden türetilmiştir. es-Seriyy, “büyümek ve yücelmek” anlamına gelir. Esrâ’nın “yüceltme” anlamı, “yürüyüş”ün (isrâ) maddi değil, manevi; yolculuğun yatay değil, dikey; amacında yolcuya kilometre kat ettirmek değil, “yüceltmek” olduğunu göstermektedir. Kur’an bu müşahedenin adını açık ve net olarak İsra koymaktadır. Bağlamla alakası olmayan me’âric (43:33; 70:3) kelimesi hariç, bu sûrede ve Kur’an’ın hiçbir yerinde Miraç geçmez (Mustafa İslâmoğlu).

Sözlük anlamları bize olay hakkında fikir vermekle birlikte, olayın tam olarak mahiyetinin ne olduğunu söylemez. Aslına bakılırsa, bu ve benzeri olayların mahiyetini tam olarak bilemeyiz. Nitekim Kur’an, bu tür olayların ne olduğundan ziyade ne tür bir işlev gördüğüne dikkat çekmektedir:“Ey kavmim! Siz bununla yalnızca imtihan edildiniz. Doğrusu sizin Rabbiniz ancak Rahmân’dır. Öyleyse bana uyun ve emrime itaat edin.” (Tâhâ, 20:90). İsra, tıpkı vahiy ya da mucizeler gibi “yer”le “gök” arasındaki özel bir ilişki biçimidir. Nitekim âyet, esas amacı şöyle dile getirilmektedir: “Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye”. âyette, Hz. Muhammed’in “kul” olarak ifade edilmesi de anlamlıdır. Burada âyetlerini Hz. Peygambere vahiy meleğiyle gönderen Allah, başka bir deneyimi yaşaması için onu manevi bir yolculuğa çıkardığını ifade etmektedir. Bu olay, başka insanlara anlatıldığında ise ikinci bir gösterim devreye girmiştir. Bu olay yoluyla insanlar sınava tabi tutulmuş, Hz. Muhammed’e ve Allah’a teslimiyet konusunda test edilmişlerdir. Öte taraftan inananlar, hiç bilinmeyen bir mekândan haberdar edilerek imanlarında teyit edilmiştir.

İsranın gerçek mahiyeti bilinmese de, bazı tespitlerle olay anlayış seviyesine çekilebilir. Her şeyden önce İsra “gece yürümek” veya “yürütmek” olduğuna göre, âyette ayrıca “leylen: geceleyin” kelimesinin getirilmesi, bu yürütme olayının, bütün gece değil, sadece gecenin bir kısmında olduğunu belirtir. Eğer bu kelime olmasaydı, sanki yürütmenin, bütün geceyi kapsadığı anlaşılabilirdi. Oysa bu kelime, olayın çok kısa bir zamanda olup bittiğini anlatır (Süleyman Ateş).

İkinci olarak 60. âyette geçen ve olayın aydınlatılmasına hizmet eden ifadeler bu olayın özel bir müşahede olduğunu göstermektedir. âyeti birlikte okuyalım: “Hani sana, “Muhakkak Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da, Kur’an’da lânetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. Biz onları korkutuyoruz. Fakat bu, sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırdı.” Burada ru’yâ, bizim bildiğimiz “düş”ten çok öte bir durum olsa gerektir. Çünkü burada “görülen” değil, ısrarla “gösterilen” bir şeyden söz edilmektedir (M. İslâmoğlu).

Bu noktada İsra’nın maddi mi, yoksa manevi mi bir olay olduğu şeklindeki tartışmaya değinmek tam da yeridir. Bazı tefsirlerde ve halk anlatımlarında, söz konusu olayın ısrarla maddi bir olay olarak resmedilmesi, bu âyeti ıskalamak anlamına gelmektedir. âyette “gösterilen rüya”dan bahsedildiği halde, ısrarla âyet ve hadisler birbiriyle çarpıştırılmakta ve pek çok açıdan tartışmalı ve tutarsız bir hadisâyete öncelenmektedir. Sonuçta, -Kur’an’da İsra olarak anlatılan olaya, tanımı rivayetlerle oluşturulmuş olan Miraç eklenerek, İsra olayı da tahrif edilmektedir.

Burada ifade edilen “rüya”dan maksat, Hz. Peygamber’inMescid-i Haram’danMescid-i Aksa’ya yürüdüğü gece yolculuğundaki müşahedeleridir. Bu müşahedeler gece vakti meydana geldiği için rüya kelimesiyle anlatılmıştır. Fakat bu rüyanın herkesin gördüğü rüyaya benzer bir rüya olup olmadığı tartışılabilir. Çünkü daha öncede ifade ettiğimiz gibi burada “görülen” değil, “gösterilen” bir rüyadan bahsedilmektedir. Sıradan rüya insanın kendi başına ve spontane olarak gördüğü bir şeydir, oysa gösterilen rüya harici bir gücün istediği ve devreye girdiği farklı bir deneyimdir. Bu deneyimin farklılığı, bu rüya için belirlenmiş vakitle (gecenin bir vaktinde) spesifik hale getirilmiştir. Kur’an’da bahsedilen diğer rüyalarda zamandan bahsedilmez. Düş, zamandan bağımsızdır (M. İslamoğlu).

Peygamberlerin seçilmiş kişiler olarak farklı deneyimler yaşadığı ve bu deneyimlerin başka kişiler tarafından garip algılandığı bir gerçektir. İsra olayını anlamak için bunun bir başka deneyimle bağlantılı olarak yorumlanması ilginç olacaktır. Kur’an’da Hz. Muhammed’in Allah’ınâyetlerinin gösterilmesi (minâyâtina) anlamında yaşadığı bir başka tecrübeye Necm Sûresi’nde değinilmektedir. “(Kur’an’ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu. Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu. (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar yahut daha az oldu. Böylece Allah kuluna vahyedeceğinivahyetti. Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı. (Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki, o, Cebrail’i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü.” (Necm, 53:5-13).

Bu âyetlerde dile getirilen deneyim, İsra olayında anlatılan deneyimin tersi bir istikamettedir. İsra, beşeri âlemin ufkunun nurani/meleki âleme yükselişini ifade ederken, yukarıda anlatılan olay nurani/meleki âlemin ufkunun beşeri âleme inişini ifade etmektedir. Yer ve gök âleminin bu iki tür etkileşimi, Allah’ın bir âyeti, bir büyük alametidir. “Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü” (Necm, 53:18).

Bu bağlamda İbn Haldun’un âlemlerarası ilişki kurabilen eşik varlıklar hakkındaki tezi, anılmaya değerdir. Ona göre varlık âlemi birbirine zincirleme bağlanmıştır. Bir varlık mertebesinden diğerine geçiş, sözgelimi hayvanlar âleminden insanlar âlemine geçiş, birden bire olmaz. Bu iki dünya arasında duran ve her iki dünya ile ilişki kurabilen eşik varlıklar vardır. Hayvanlar ile insanlar arasındaki eşik varlık, maymundur. Maymun, hayvanlar âlemine mensup olmakla birlikte, bazı özellikleriyle insana benzer. Sözgelimi taklit yeteneği oldukça gelişmiştir ve bazı insan hareketlerini şaşırtıcı bir şekilde taklit eder. Tıpkı bunun gibi insan âlemi ile melek âlemi arasında da peygamber benzer bir işlevi yüklenmiştir. Peygamberler beşeri âlem ile nurani/meleki âlem arasında ilişki kurabilen, bir süreliğine de olsa, beşeri âlemden kopup meleki âlemle bütünleşebilen (ittisal) kişiliklerdir. İşte, İsra olayı Hz. Muhammed’in tam da bu özelliğinden ve yaşadığı tecrübeden bahsetmektedir. Bu tecrübeyi, insan tam olarak bilemez, ama her insan rüya gördüğü için bu olayla empati kurabilir ve kısmen de olsa anlayabilir.

Kur’an’da iki rüya tecrübesi anlatılır. Biri Hz. Yusuf’un rüyası, diğeri de Hz. İbrahim’in rüyasıdır. Hz. Yusuf rüyasında on bir yıldız, güneş ve ayın kendisine boyun eğdiklerini görmüştür. Bu rüya, daha sonra onun Mısır’da önemli bir mevkie gelmesi ve insanların ona saygıyla eğilmesi şeklinde tezahür etmiştir. Demek ki, gelecekte olacak bir olay rüya olarak ona önceden gösterilmiştir. Ama sembolik bir biçimde. Bu nedenle rüyaların yorumlanması gerekir. Rüyaların gerçekleşmesi Allah’ın bir âyetidir.

Hz. İbrahim ise, oğlunu rüyasında boğazladığını görmüş ve Allah’ın kendisini sınadığını düşünerek bunu yerine getirmeye kalkmıştır. Bu şekilde rüya tezahür etmiş, fakat sınavı kazanan Hz. İbrahim’e çocuğunu boğazlamak yerine bir kurbanlık gönderilmiştir. Bu olay, aynı zamanda kurban geleneğinin de kökeni olmuştur. Kurban, bu çizgide yorumlanırsa insanın en çok sevdiği bir şeyi Allah’a adamasıdır. Ama bu adama semboliktir. Çünkü insan en çok sevdiği bir şeyden vazgeçemez. Onun yerine ancak bir şeyi ikame edebilir. İkame edilen şey, kurbandır.

Pekiyi rüya, bir eylem yapmak için bir kanıt olabilir mi? Başka bir deyişle bir bilgi kaynağı mıdır?

Ehli sünnet bilginleri rüyayı herkesi bağlayan bir kanıt ve geçerli bir bilgi kaynağı olarak görmezler. Rüya, olsa olsa kişisel bir olaydır ve kişiyi bağlar. Doğru yorumlanmazsa yanlış bir eyleme bile yol açabilir. Rüyalarla yatıp kalkan bir Müslüman, sahih bilgi kaynaklarından (akl-ı selim, sağlam duyular, vahiy vs.) uzaklaşır ve kendi vehimlerinin peşine düşebilir. Hz. İbrahim gibi bir peygamber bile rüyasından gördüğü bir olayı yorumlamadan doğrudan uygulamaya kalktığı için yanlış bir yola girmiştir. Eğer Allah onu doğru yola iletmeseydi, kendi evladını kurban etmiş olacaktı. Ama burada bir şeyi göz ardı etmemek gerekir: Allah, Hz. İbrahim’i sınava tabi tutmuştur. O, kendisine emredileni yapmakla Allah’a olan sadakatini göstermiş ve bu sınavdan başarılı bir şekilde çıkmıştır. Olaya bu açıdan bakılınca, aslında ortada bir yanlışlık yoktur. Ama herkes peygamber olmadığına ve yanlışlıklardan korunmadığına göre, rüyaya göre davranmak hiç de isabetli bir yol değildir. 

KUR’AN, İSRA GİBİ MAHİYETİ TAM OLARAK AÇIKLANMAMIŞ OLAYLARIN NE OLDUĞUNDAN ZİYADE NE TÜR BİR İŞLEV GÖRDÜĞÜNE DİKKAT ÇEKMEKTEDİR.

GÖSTERİLEN RÜYA, HARİCİ BİR GÜCÜN İSTEDİĞİ VE DEVREYE GİRDİĞİ FARKLI BİR DENEYİMDİR.

KUR’AN’DA İKİ RÜYA TECRÜBESİ ANLATILIR. BİRİ HZ. YUSUF’UN RÜYASI, DİĞERİ DE HZ. İBRAHİM’İN RÜYASIDIR.

RÜYALARLA YATIP KALKAN BİR MÜSLÜMAN, AKL-I SELİM, SAĞLAM DUYULAR, VAHİY GİBİSAHİH BİLGİ KAYNAKLARINDAN UZAKLAŞIP KENDİ VEHİMLERİNİN PEŞİNE DÜŞEBİLİR.

Como tomar Cialis Levitra efectos Kamagra 100 mg Viagra y Cialis Viagra Original Kamagra Oral Jelly Viagra Lida daidaihua Viagra Original Kamagra Fizzy Cialis Levitra Generico Sildenafil generico Levitra Original Cialis Gel 20 mg Propecia Generico Viagra Soft Levitra bucodispersable Perfect Slim Cialis Soft Levitra 20mg Perfect Slim Levitra Generico Levitra Soft Cialis Generico Levitra Soft Cialis precio Priligy Generico Xenical Generico
sac a main chaussure sport Vetement nike chaussure adidas chaussure lunette de soleil Chaussure nike Chaussure adidas
sildenafil preis Red Viagra kaufen Potenzmittel Original Testpakete Cialis Black kaufen Cialis kaufen Cialis 5mg tadalafil kaufen Kamagra Oral Jelly Levitra Original Red Viagra Viagra rezeptfrei Cialis Generika Kamagra kaufen Viagra kaufen Cialis rezeptfrei Levitra Professional kaufen Viagra Flavored kaufen Brand Viagra kaufen Viagra Super Active kaufen Cialis Original Cialis Super Active Viagra Original Viagra with Dapoxetine kaufen Viagra Fur Die Frau Kamagra Effervescent
Acheter Propecia Acheter Priligy Viagra Suisse Cialis Suisse Acheter Levitra Acheter Cialis 5mg Acheter Levitra Orodispersible