İlim, Bilgi Ve Bilginler

Hakkı hoca sohbetine gidenlere “evladım, dünyada baldan tatlı ne var?” Der ve arkasından eklerdi: “ilim, evladım! İlim…”

Tarih : Mart 05, 2016
Sayı : Eylül-Ekim 2011
Konu : Değini
Yazar :Mustafa DEMİR

İlim kavramı ile ilgili yıllarca yinelenen ve her defasında aynı heyecanla yaşadığım bir hatıramı burada anmak istiyorum. Kendi çapında ilim ehli olup çevresinde takdir görmüş olan Hakkı Hoca (Artar), köyümüze her gidişimde ve her karşılaşmamızda bana bir soru sorar ve birkaç saniye sonra cevabını yine kendisi verirdi. Bu olayı her yaşayışımda Muhammed İkbal’in çocukluğunda babası ile arasında geçen konuşmayı hatırlardım. Özetle; baba oğluna “Oğlum, Kur’an’ı sana iniyormuş gibi oku” demiş. Hakkı Hoca her yanına gittiğimde ya da başka yerde karşılaştığımızda bir adım mesafede karşımda önce dimdik durur, sonra biraz bana doğru eğilir, tatlı ve etkileyici sesi ile “Evladım, dünyada baldan tatlı ne var?” der ve arkasından eklerdi:“İlim, evladım! İlim…”

Kendi kendime “İlim nedir?” diye sorduğumda ya da aynı soruyu başkaları bana sorduklarında verdiğim cevaplardan ikisini paylaşmak istiyorum. Birincisi: Elmalılı M. H. Yazır’a elli yaşına yaklaşmış bir çağında “Historie de la Philosophie (Les Probléms es les ecoles) / Tahlili Felsefe Tarihi” eserini Fransızcadan  “Metalib ve Mezahip/ Metafizik ve İlahiyat” adıyla Türkçe’ye çevirecek kadar Fransızca öğrenme sorumluluk ve zevkini veren, çok yararlı bir iştir. İkincisi: Kur’an-ı Kerim çalışırken, başka herhangi bir metni okurken veya yoğun bir şekilde yalnız başıma herhangi bir konu üzerinde düşünürken yeni bir şey, ya da çözümü için uğraştığım bir sorun ile ilgili olarak bir bilgi bulur, bir düşünce üretirim. Yakaladığım bu yeni değer bazen bende öyle bir heyecan, mutluluk ve paylaşma duygusu meydana getirir ki, zaten izafi olan saate hiç aldırmadan gecenin ikisi, üçü veya dördünde bir dostumun, arkadaşımın kapısını çalıp onunla yeni elde ettiğimi paylaşmam benim için ilimdir. Başka bir deyişle yaşadığım bu olay ilmi hissetmektir. Bu öyle bir tatlı duygudur ki, Hakkı Dedemin deyişiyle baldan bile tatlıdır…

         Bilgiçok geniş kapsamlı bir kavram olarak karşımıza çıktığı gibi, kimi zaman ve durumlarda da olay olarak karşımıza çıkar. Bilgi bazen aksiyonun, bazen de reaksiyonun kaynağıdır. Çok çeşitli bilgi vardır. Bilgilerden kimi saklıdır, kimi de sürekli açıktadır. Bilgi doğada varolan her varlık için söz konusudur; su, kar, taş, demir cevheri, odun ve bunlara benzer bütün varlıkların kendilerine özgü bilgileri/içerik yasaları vardır. İnsanlardaki bilgi durumuna gelince; insanlar kimi bilgilere doğuştan (biyolojik yapılarından dolayı) diğer varlıklar gibi ve bunlardan başka, yeni bilgiler kazanabilme yeteneğine, ayırt edebilme, sorumluluk bilincine varabilme, öğrenme, düşünme, seçme… v.s.  bilgilerine de sahiptirler. İnsanlardaki ikinci kısım bilgiler gelişebilir, değişebilir ve çoğalabilir özelliğini taşırlar. İnsanların kimilerine bilgi kavramıyla yoğun ilişkilerinden ötürü “bilgin” derler/denir. Bu kavramın üzerinde biraz daha duralım.

         Bilgin, sadece insanlar için kullanılan ve insanlarda varolan özellikleri simgeleyen bir sıfat-kavramdır. Hayvanlardan bilgin yoktur, taşlardan, bitkilerden, sulardan da. Ama bunlar kendi bilgi çerçeveleri/doğal yapıları içerisinde fonksiyonlarını icra ederler. Oysa insan hem kendisi zaten bilgi sahibidir, hem diğer varlıkların sahip oldukları bilgileri araştırabilir ve bir takım sonuçlara varabilir; formüller, yasalar, özellikler ortaya çıkarır. Bu çalışmayı yapan insana bilgin denir. Konumuzu topluca açmağa çalışalım: Bilgide kesinlik vardır ve insanın sahip olduğu soyut bilgilerin dışındaki bilgiler somuttur/maddidir. Şöyle: su maddi bilgiye sahiptir, odun ve diğer varlıklar/maddeler de öyle. Atmosfer, demir cevheri, bakır cevheri, elmas, kuvars, et maddi bilgiye sahiptirler. Şu denebilir; bunların hepsi zaten kendileri maddedir.  Evet, bunların hepsi maddedir, yani elle tutulur, gözle görülür somut varlıklardır. Ama birçok işleri yapabilme yetenekleri vardır. Bu durumda onlar, enerjiye sahip denir.  Hemen şunu söyleyelim; maddelerde söz konusu olan bilgi başkadır, enerji başkadır. Maddenin sahip olduğu bilgisini eyleme koyma olayına enerji denir. Olayı sürdürmesi ise gene bilgisi sayesinde olur…

         Enerji için şöyle bir tanım da doğru olabilir; enerji, maddede bulunan bilginin değişik koşul ve konumlarda açığa çıkmasıdır… Bunu bir örnekle açıklamağa çalışalım; çam ağacının bir parçası olan çıra kendisine alev değdirildiğinde yanmağa başlar ve bu yanması ağacın diğer kısmından (çıra olmayan) başka türlü olur. Ona bu bilgi verilmiştir. Çıraya ateşin değdirilmesi, bilgisinin açığa çıkarılmasıdır. Yani çıra eyleme geçip, bilgisi çerçevesinde biçim değiştiriyor. Şimdi insan çıradaki bu bilgiden haberdar ve çıradaki bu bilgiden ona uyguladığı operasyonlarla faydalanıyor. Çıradaki söz konusu bilgi potansiyel enerji de değildir. Ama çıra potansiyel enerjiye de sahiptir… Bu onun ışık ve ısı şeklinde açığa çıkacak enerjiye yapabileceği kaynaklık miktarıdır. Üzerine ateş söndürücü madde dökülmediği sürece yanmayı sürdürmesi ise bilgisidir. Yanma eylemine ise, bilgisini kullanması da denebilir…

         İnsan kendi dışındaki bütün varlıkların bilgileri üzerinde var olalıdan beri araştırmalarını sürdürüyor. Bu araştırmaları sayesinde günümüze kadar birçok sonuçlar elde etmiştir. İnsanoğlu astronomi, fizik, kimya, biyoloji, vs. alanında birçok bilgileri ortaya çıkarmıştır. Bu araştırma ve inceleme işlerine bütün insanlar katılmıyor. Hatta durum şöyledir: İnsanlardan çoğu hazır sonuçlardan yararlanır, bir kısmı ise varlıkların sahip oldukları bilgiler üzerine araştırma yaparlar.  İşte böyle araştırma çalışması içinde olan ve maddeler üzerinde bazı bilgisel/bilimsel sonuçlara varabilen insanlara bilgin denir.  Çünkü onlar bilgi üzerinde çalışıyorlar…

Bu noktada şu soru sorulabilir:  İnsanlar bu araştırmalarında sürekli doğru sonuçlara mı varırlar? Elbette, hayır. İnsanlar karmaşık bilgiye sahip varlıklar üzerinde sık, sık yanıldıkları gibi, bazen basit varlıklar üzerinde de yanılırlar. Zaten ilk çalışmalar teori olarak adlandırılır. Örneğin; “ Dalton’un Atom Teorisi”, “Dünya Düzlem Yüzeydir Dönmez”  ve “ insanlar sadece maddeden ibarettir”  gibi yanlış teoriler. Bunların hepsinin yanlış olduğu bilinmektedir. Yani bu varlıklardaki gerçek bilgi olduğu gibi ortaya çıkarılamamış, bir takım varsayımlarda bulunulmuş ve bunda da yanlışlığa düşülmüş. Ama bunun yanında günümüzde olduğu gibi, geçmişte de maddeler üzerinde yapılan araştırmalarda doğru bilgilerin elde edilmiş olduğunu da biliyoruz. Günümüzde çeşitli maddeler üzerinde yapılan çalışmalar sonunda elde edilen bilgilerin doğruluk payları geçmişe göre daha yüksek olduğu kabul edilmelidir. Bu nedenledir ki, son birkaç senede bilimsel ve teknolojik alanda alınan mesafe, geçmişte birkaç asırda alınan mesafeye eşit olduğu, hatta daha fazla olduğu ilgililerce yeri geldiğinde söylenmektedir. Ayrıca sıradan insanlar da bunu gözleyebilirler. Bunlara bağlı olarak dünyada kül, toz, talaş ve yanmış gaz atıkları gün geçtikçe daha büyük bir hızla artmaktadır.

Teknolojide elmas madeni ile yapılacak, sert maden uçlu bir kesicinin diğer metallerden kolayca talaş kaldırabileceği bilgisi/özelliği ortaya çıkarılıyor ve işlemin denemesi yapılınca, olumlu sonuç alınıyor. Uzay araştırmalarında zaman, hız ve yol ile ilgili denklemler kullanılarak, bir takım deneylere geçiliyor ve istenip beklenen sonuçlara varılabiliyor. Bazen yanılmalar da oluyor. Buradaki yanılmalar, tamamen insanlardaki bilgi toplama yetersizliğinden kaynaklanıyor. Yoksa maddelerdeki bilgilerde herhangi bir değişiklik kesinlikle söz konusu değildir. Burada şöyle bir tanımlamanın yararı olabilir:

İnsanların varlıklar üzerinde yaptıkları araştırmalar sonucu elde ettikleri, ancak deney ve gözlem yolu ile doğrulukları ispatlanmamış verilere teori, deney ve gözlem yolu ile doğrulukları kanıtlanmış verilere bilgi denir. Atom parçalanamaz verisi/iddiası teoridir, atom küçük parçalara ayrılabilir verisi bilgidir. Su iki hidrojen bir oksijenden meydana gelmiştir. Bu beş bin sene önce de böyle idi, şimdi de böyle ve sürekli de böyle kalacak. Ama belki, üç bin sene önceki insanlar suyun bu kimyasal formülünü bilmiyorlardı. Kimya bilginleri tarafından suyun analizi yapılmış ve bu sonuca varılmış. Ama ileride bunun komple sonuç ve bunun da ayrıntılarının var olduğu sonucu ortaya çıkabilir ve bunlar da doğru olabilir. Bu durumda suyun bilgisini/su olma yasasını değiştirdiği değil, insanların daha ayrıntılı bilgiler elde edebilme düzeyine kavuştukları anlaşılmalıdır. Çünkü bilgide/yasalarda her hangi bir değişiklik söz konusu olamaz. Bu durum evrendeki varlıklar için böyle olduğu gibi, bireysel ve toplumsal olarak insanlar için de aynıdır (33 Ahzab 62; 35 Fatır 43; 48 Fetih 23).

Günümüzdeki çok boyutlu bilimsel ve teknolojik araştırmalar, alınan sonuçlar ve bunlara bağlı olarak amaçlanan hedefler karşısında Müslümanların tavır alışları nasıl olmalıdır? Konunun en önemli yanı burasıdır… Bilimsel ve teknolojik buluşların hepsinin insanların yararına kullanıldığı söylenemez. Hatta çoğunun güçlülerin elinde bir tehdit aracı olduğu rahatlıkla söylenebilir. İşte Müslümanlar bu konuya gereği gibi eğildikleri ve gerekli çalışmaları yaptıklar gün bilim ve teknoloji genelde insanların zararına değil, yararına işlemeye başlayacaktır. Bilinçli bir Müslüman kendisini çağının gelişmelerinden soyutlayamaz. Yani kesinlikle insanları ilgilendiren her olay, araç ve amaçlarla o da ilgilenir ve Müslüman’ca bir yorum getirip, gerekli tavrını ortaya koyar. Bilgi ve bilginler konusunda Müslüman’ca bir yorumda bulunmak; yukarıda bilgi ve bilginlik kavramlarını genel-geçerlik anlayışı içerisinde incelerken, kimi yerlerde kesin ifadeler kullandık. Bunu kesin bilgi kaynağı olan Kur’an’ a dayandığımız için cesaretle yaptık. Şimdi yukarıdaki incelememizin yanında, aynı konuyu değişik bir yaklaşımla tartışmaya açarken, Kur’an;’ı Kerim’den konumuzla ilgili gördüğümüz ayet meallerini alarak, açıklık getirmeğe çalışalım.  “Görmedin mi ki Allah gökten suyu indirmiştir. Derken, onunla farklı renklerdeki meyveleri yine Biz çıkarmışızdır. Ve dağlardan aşan beyaz-kırmızı ve siyah renkte hayranlık verici çizgiler/yollar var etmişizdir. Ve dahası insanlar, sürüngenler ve hayvanlar da çok çeşitli renkler taşıyorlar. Allah’ın kulları içinde ancak bilginler (bilenler/bilgi sahipleri) gerektiği gibi saygı duyarlar. Gerçek şu ki; üstün olup bağışlayan Allah’tır. Allah’ın kitabını okuyup gereğini yerine getirenler, salâtı ikame edenler, kendilerine verdiğimiz geçimliklerinden gizli ve açık infak edenler, işte bunlar hiç kesintiye uğramayacak bir kazanç umabilirler.  “Allah, onların hak ettiği karşılığı eksiksiz verir ve onu lütfuyla daha da arttırır.  Çünkü Allah, şüphesiz çok bağışlayıcıdır ve şükrün karşılığını anında bolca verendir.” (35 Fatır 27–30)

         Yukarıdaki ayetlerde insanların dikkati bazı maddelerin sahip oldukları yasalara/bilgilere (özelliklere) çekiliyor. Daha açık bir deyimle Allah söz konusu maddelere verdiği bilgileri insanların araştırmalarını istiyor. Sonra gereği gibi araştırma yapıp bunlardaki bilgileri görüp gerekli dersleri alanların bilgin olduğunu ve bu bilginlerin ancak Allah’ a gereği gibi saygı duyacaklarını bildiriyor. Bu kolayca anlaşılabilir. Ayrıca ayetlerin devamında bu bilginlerin sahip oldukları özellikler sıralanıyor. Yoksa maddelerdeki bilgiler üzerinde her araştırma yapan, fakat Allah’ın kitabına uymayan, salâtı ikame etmeyen, kendilerine verilen rızıktan harcamayan kimseler bilgin olamazlar.

Bilgin, Allah’ın maddelere verdiği bilgileri (sahip oldukları yasaları) ortaya çıkaran ve Allah’ı şanına yakışır biçimde tanıyıp O’na doğru bir şekilde saygı gösterendir (emir ve yasaklarına uyandır). Ciltlerce kitap taşıyan eşeğe (62 Cuma 5) ve her durumda dilini uzatarak soluyup duran köpeğe (7 Araf 176) benzeyen sahte bilgin ve aydınların bulunduğunu bilmek her Müslümanın görevidir. Bu noktada “Rasihun” kavramına de değinmek istiyorum. Bu kavram Türkçeye genellikle “ilimde derinleşenler” olarak çevriliyor ve bundan da din âlimleri anlaşılıyor Buradan da geçimi dinden olan ruhban sınıf ortaya çıkıyor.  Oysa bu kavramdan mesleğinde gerçek anlamda uzman (usta), hayatında ahlaklı, İslâm Dinin kaynakları ve yaşanması hakkında geniş bilgi sahibi  olan Müslümanların anlaşılmasının daha isabetli olduğunu düşünüyorum. Örneğin; Müslüman makine mühendisi, hekim, demirci, terzi, kaptan, manifaturacı, marangoz vs. 

HAKKI HOCA SOHBETİNE GİDENLERE “EVLADIM, DÜNYADA BALDAN TATLI NE VAR?” DER VE ARKASINDAN EKLERDİ: “İLİM, EVLADIM! İLİM…”

ENERJİ, MADDEDE BULUNAN BİLGİNİN DEĞİŞİK KOŞUL VE KONUMLARDA AÇIĞA ÇIKMASIDIR…

EVRENDEKİ VARLIKLARLA, BİREYLE YA DA TOPLUMLA İLGİLİ BİLGİDE/YASALARDA HER HANGİ BİR DEĞİŞİKLİK SÖZ KONUSU OLAMAZ. DEĞİŞEN, İNSANIN VUKUFİYET DERECESİDİR.

BİLGİN, ALLAH’IN MADDELERE VERDİĞİ BİLGİLERİ ORTAYA ÇIKARAN VE O’NU ŞANINA YAKIŞIR BİÇİMDE TANIYIP O’NA GEREĞİNCE SAYGI GÖSTERENDİR.

Como tomar Cialis Levitra efectos Kamagra 100 mg Viagra y Cialis Viagra Original Kamagra Oral Jelly Viagra Lida daidaihua Viagra Original Kamagra Fizzy Cialis Levitra Generico Sildenafil generico Levitra Original Cialis Gel 20 mg Propecia Generico Viagra Soft Levitra bucodispersable Perfect Slim Cialis Soft Levitra 20mg Perfect Slim Levitra Generico Levitra Soft Cialis Generico Levitra Soft Cialis precio Priligy Generico Xenical Generico
sac a main chaussure sport Vetement nike chaussure adidas chaussure lunette de soleil Chaussure nike Chaussure adidas
sildenafil preis Red Viagra kaufen Potenzmittel Original Testpakete Cialis Black kaufen Cialis kaufen Cialis 5mg tadalafil kaufen Kamagra Oral Jelly Levitra Original Red Viagra Viagra rezeptfrei Cialis Generika Kamagra kaufen Viagra kaufen Cialis rezeptfrei Levitra Professional kaufen Viagra Flavored kaufen Brand Viagra kaufen Viagra Super Active kaufen Cialis Original Cialis Super Active Viagra Original Viagra with Dapoxetine kaufen Viagra Fur Die Frau Kamagra Effervescent
Acheter Propecia Acheter Priligy Viagra Suisse Cialis Suisse Acheter Levitra Acheter Cialis 5mg Acheter Levitra Orodispersible