Sözlüklerde hediye, insanlar arasında sevgi, saygı ve yakınlığa vesile olan ve birine karşılıksız verilen eşya, armağan olarak tanımlanmaktadır.[1]     Hemen her toplumda görülen hediyeleşmenin insanlık tarihi kadar eski bir geçmişi vardır. Modern antropoloji çalışmalarında iptidaî topluluklarda karşılık beklemeden hediye vermenin yanı sıra, hediye değişimi ve hediye ile sosyal bağ kurma, sosyal itibar ve onur kazanma amaçlı hediye şekillerinin de bir hayli yaygın olduğundan söz edilmektedir.[2]

Kur’an-ı Kerim’de iki yerde hediye kelimesi geçmektedir (Neml, 27/35-36). Bu âyetlerde bildirildiğine göre Sebe Melikesi Belkıs, Hz. Süleyman’dan (as) aldığı ve onun hâkimiyetine girmesini isteyen bir mektup üzerine; Hz. Süleyman’a (as) bazı hediyeler göndermişse de siyasî anlam taşıdığı için bu hediyeler geri çevrilmiştir.[3]

Müslüman olarak bütün hususlarda olduğu gibi hediye hususunda da Allah Rasûlü (s) bizlere en güzel örnek olmuştur. Hz. Peygamber (s), hediyeleşmenin insanlar arasındaki sevgi, dostluk, muhabbet bağlarını geliştirdiğini; kıskançlık, bencillik, cimrilik gibi kötü huyları giderdiğini ve rızkın genişlemesine vesile olduğunu bildirmiş ve hediyeleşmeyi teşvik etmiş, verilen hediyenin -haklı bir sebep yoksa- kabul edilmesini istemiştir.[4]

Peygamberimiz (s), çeşitli vesilelerle aile fertlerine, arkadaşlarına, komşu ülke hükümdarlarına hediyeler vermiş, peygamberlik görevinin bir gereği olarak sadakayı geri çevirmiş (alarak fakirlere vermiş, kendisi asla istifade etmemiş); fakat hediyeleri temiz ve helal olduğu sürece kendisi için de kabul etmiş ve hediyelere yine hediye ile karşılık vermiştir (Buhârî, Hibe, 5).

Ebû Hureyre (r)’den rivayet edilen bir hadiste, Peygamberimiz (s), “Ben bir koyun paçası yemeğine çağrılsam giderim, bana böyle bir paça hediye edilse küçük görmez kabul ederim” (Tirmizî, Ahkâm, 10) buyurmuştur. Bu hadisten de rahatça anlaşılacağı üzere, verilen hediyeler karşı tarafı minnete sokacak kadar pahalı olmamalıdır. Zira hediyenin azı sevgiye daha çok delil olur, yükü daha hafifletici olur, hediye verene hediye vermek daha kolay olur. Halkımız bu konudaki ölçüyü “çam sakızı çoban armağanı” diyerek çok güzel ifade etmiştir.[5]

Peygamberimiz (s) en basit bir hediyeyi bile karşılıksız bırakmaz ve bir başka hediye ile karşılığını verirdi (Buhârî, Hibe, 11; Ebû Davud, Buyû, 87; Tirmizî, Birr, 34). Bu hususla ilgili olarak Peygamberimiz (s), “Size herhangi bir iyilikte bulunana mukabele ediniz. Verecek bir şey bulamazsanız ona dua ediniz ki, kendisine mukabelede bulunduğunuz bilinmiş olsun” buyurmaktadır (Ebû Davud, Zekât, 8).

Bununla birlikte hediyeden karşılık beklemek veya verilen hediyeyi geri istemek doğru değildir. Nitekim bir hadiste, bu şekilde davranabilecek kimselerden hediye almanın uygun olmadığı bildirilmiştir (Tirmizî, Menâkıb, 73).

İslam ahlâkına göre hediye, helal maldan verilmelidir. Devlete ait olan bir maldan hediye kabul etmek uygun değildir. Nitekim Hz. Peygamber’in (s) vergi tahsildarı olarak görevlendirdiği bir kişinin, görev dönüşünde, “Şu size verilen hediyeler, bunlar da bana hediye olarak verildi” demesi üzerine, Peygamberimiz (s), “Bu kimseye ne oluyor ki, ‘Şunlar sizin, bunlar da bana hediye olarak verildi’ diyor.  Bu kişi evinde otursaydı, kendisine bu hediyeler verilir miydi?” buyurmuş, böyle bir hediyenin uygun olmadığını bildirmiştir.[6] Bundan dolayıdır ki birçok İslam ahlâkçısı, malına haram karışmış olabileceği kaygısıyla devlet görevlilerinden hediye almayı sakıncalı bulmuşlardır. Aynı şekilde rüşvet olarak değerlendirilme ihtimali göz önüne alınarak, devlet görevlilerine hediye verilmesi de uygun görülmemiştir.[7]

Zengin olsun fakir olsun İslam’da hediyeleşmek sünnettir. Özellikle günümüzde giderek zayıflayan ailevî ve sosyal bağların yeniden güçlenmesinde, birlik beraberlik ve kardeşlik duygularının serpilip gelişmesinde; sevgi, saygı ve dostluk ortamının kurulmasında; haset, cimrilik, kibir, bencillik gibi olumsuzlukların tedavisinde hediyeleşmenin rolü çok büyüktür. Nitekim Peygamberimiz (s), “Hediyeleşiniz, zira hediyeleşmek kalpteki kin ve nefreti yok eder” (Tirmizî, Velâ, 6) buyurarak hediyeleşmenin yukarıda bahsettiğimiz işlevine işaret etmiştir.

Sonuç olarak şunları söylemek gerekirse; hediyeleşmek Müminler arasındaki sevgi, kardeşlik, dostluk bağlarını geliştirir; kıskançlık, bencillik, cimrilik gibi kötü huyları giderir ve rızkın genişlemesine vesile olur. Bizim için her hususta en güzel örnek olan Peygamberimiz (s) de hediyeleşmeyi tavsiye etmiş, bizzat kendisi gerektiğinde hediye verdiği gibi -helal ve temiz olmak şartıyla- verilen hediyeyi kabul etmiştir.

Mehmet DERİ

[1] Komisyon, Türkçe Sözlük, c. 1, TDK. Yay., Ankara 1988, s.630; İlhan Ayverdi, Misalli Büyük Türkçe Sözlük, c. 2, Kubbealtı Neşriyat, 2. basım, İstanbul 2006, 1235; Mehmet Doğan, Büyük Türkçe Sözlük, İz Yay., İstanbul 1996, s.480

[2] Ali Bardakoğlu, “Hediyeleşme”, DİA., c. 17, TDV. Yay., İstanbul 1998, s.151

[3] Mustafa Çağrıcı, “Hediye”, İslam’da İnanç, İbadet ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi., c. 2, İFAV. Yay., İstanbul 1997, s.225

[4] Tirmizî, Velâ, 6; Mâlik, Muvatta, Husnu’l-Huluk, 16; Ahmet b. Hanbel, Müsned, II, 405

[5] İsmail Lütfi Çakan, Ashabının Dilinden Peygamberimiz (s.a.s.), Rağbet Yay., İstanbul 2004, s.39.

[6] Buhârî, Zekât, 67, Ahkâm, 24, 41, Hibe, 17; Müslim, İmâre, 26-29; Ebû Davud, İmâre, 11.

[7] Zeki Duman, Kur’an-ı Kerim’de Adab-ı Muâşeret, Tuğra Neşriyat, İstanbul 1994, s.309; Çağrıcı, age., s.225.