GEZİ-YORUM

 

KAZAKİSTAN SEYAHATNAMESİ

Afra Nur KAYABAŞI

 

Kazakistan, resmi adıyla Kazakistan Cumhuriyeti Orta Asya’da bulunan ve 1991 yılında bağımsızlığını kazanmış bir devlettir. 5 coğrafi bölge ve 14 eyalete ayrılan Kazakistan, dünyanın en büyük dokuzuncu ülkesidir. Ülkenin ekonomisinin çoğunluğunu petrol, uranyum, demir ve altın oluşturur.

Ülke bağımsızlığını kazandığından beri, Nursultan Nazarbayev tarafından yönetilmektedir. Halkın çoğunluğunun yönetimde var olan başkanı sevdiği söylenir. Kazakça ve Rusça konuşulan bu ülkede halkın yüzde yetmişi Müslüman, kalanyüzde otuzun çoğunluğu ise Hristiyan dinine mensuptur.

 

TÜRKİSTAN

Türkistan, ülkenin güneyinde kalan küçük bir şehirdir. Tarihi ipek yolu buradan geçtiği için bölge önemli bir güzergahta bulunmaktadır.Türkistan bölge ismi olarak anılmakla beraber aynı zamanda şehrin de adıdır. Ahmet Yesevi’den dolayı buraya “Yesi” de denmektedir. Peki adını bu bölgeye veren Ahmet Yesevi kimdir?

Türk dünyasının en tanınmış mutasavvıfı olan Ahmet Yesevi, Yesevi tarikatını kurarak başta Türkistan bölgesinde olmak üzere Horasan, İran, Azerbaycan ve Anadolu’da çok etkili olmuştur. Anadolu’nun ve Balkanlar’ın Türkleşmesinde Yesevi tarikatının etkisinin büyük olduğu söylenir. Hoca Ahmet Yesevi ‘Divan-ı Hikmet’ isimli bir eser vererek Türkçenin gelişmesine katkıda bulunmanın yanında, ilk defa dini-tasavvufi şiirler yazmıştır. Bölgeye etkisinden dolayı Hoca Ahmet Yesevi, bugün Türkistan’ın dini sembolü olmuştur.

Hoca Ahmet Yesevi türbesi, Timur tarafından 14.yy’da inşa edilmiştir. Hiç sütun kullanılmadan sadece kerpiçle yapılan türbe, iki katlı bir şekilde inşa edilmiştir. Türbenin girişinde iki ton ağırlığında Toy Kazan ve Timur’un savaşlarda kullandığı sancak bulunuyor. Türbenin dışında bulunan seramik döşeme güzelliği ile dikkatleri çekiyor. Türbenin dışında hediyelik eşya almak için güzel bir pasaj da var. Türbenin etrafında gezilebilecek Arkeoloji Müzesi, Yesevi’nin inzivaya çekildiği yer ve hamamlar bulunmaktadır. Ayrıca Diyanet Vakfı tarafından Türk milleti adına Kazak halkına hediye edilen Ahmet Yesevi Camii bulunuyor. Bu camii, bölgede bulunan en güzel ve en temiz camilerden biridir. İki cuma namazını kıldığım bu camide, halkın camiyi sevdiği ve namaz kılmak için bu camiyi tercih ettikleri anlaşılıyor.

Rabia Sultan Begüm, Timur’un torunu ve Uluğ Bey’in kızıdır. Ahmet Yesevi Türbesinin karşısında Rabia Sultan Begüm’ün de türbesi yer alıyor. Ziyaretimiz esnasında kapalı olduğundan ötürü ziyaret edemedik.

 

OTRAR

Otrar; Türkistan’da bulunan küçük bir bölgenin adıdır. Farabi’nin doğduğu yer olduğu için bölge ilim ve kültür açısından önem arz ediyor. Bugün Otrar’da açık hava müzesi, tarihi müze, Shakhrıstan Kalesi ve Arslan Baba Türbesi bulunuyor.

 

Arslan Baba, Hoca Ahmet Yesevi’yi yetiştiren hocasıdır. Yesevi türbesi gibi, onunda türbesi oldukça mütevazi idi. Ahmet Yesevi’nin vasiyetinde, hocasının türbesinin ziyaretinin ardından kendi türbesinin ziyaret edilmesi olduğu ise halk arasında yaygın olarak anlatılır. Ayrıca Türkistan halkının Ahmet Yesevi’nin türbesine hürmet açısından,evlerini iki katın üstünde inşa etmedikleri de yine burada uygulanan bir saygı ifadesidir.

 

ÇİMKENT

Çimkent, Türkistan’a iki saat mesafede bulunan Kazakistan’ın üçüncü büyük şehridir. Kazakistan’ın tüm şehirlerinde olduğu gibi burada da oldukça anıt ve heykeller vardır. Bu şehrin en belirgin özelliği ise, gezerken sık sık rastlayabileceğimiz yazarlar ve şairlerdir. Sanatsal yapılarak düşkün olanlar için görülmesi gereken yerlerden birisidir.

Şehrin en güzel parkı olan Dendro Park; yeşilliği, doğal güzellikleri ve sakin nehriyle ilgimizi çekiyor. Burası aynı zamanda gelin ve damatların fotoğraf çekilmeleri içintercih ettikleri güzel mekanlardan olma özelliğini taşıyor.

Çimkent şehri yukardan izleyebileceğiniz güzel bir parka da sahiptir. Ülkeyi adaletli yönetmiş olan üç yöneticinin anıtı da buradaki tepede bulunur. Bu yöneticilerin isimleri; “Kazibek bi”, “Ayteke bi”, “Töle bi” dir.Bu tepeden aşağı doğru yürüdüğünüz zaman, bizim ziyaret saatine yetişemediğimiz büyük tarihi bir müze ve yine şehri izleyebileceğiniz dönme dolabın bulunduğu bir parka ulaşırsınız.

Ayrıca bu ülkede yolda gördüğünüz her araç potansiyel taksi mahiyetindedir. Yol kenarında otostop çekerek binebileceğiniz bu araçlar, şehre gelen ziyaretçilerin çok yaygın olarak kullandığı bir yöntemdir. Mesafelerin ücretleri halk tarafından az çok bilindiği için taksimetre kullanmaları gerekmemektedir. Bizler orada kaldığımız bir ay süre boyunca turist sıfatıyla gezdiğimiz için, her seferinden fiyatta anlaşma yaparak kullandık. Bu yöntemi gidecek olanlara da tavsiye ederiz.Aksi takdirde bu kibar halkın yolcu taşıma girişimleri suiistimale açık bir şekilde sonuçlanabilir.

 

Türkistan bölgesi hakkında söylenmesi gereken diğer bir önemli nokta ise; bölgede yaşayan Ahıska Türkleridir. 500 evden oluşan Türk mahallesinin varlığını duyunca soluğu bu mahallede aldık. Yolda karşılaştığımız ilk teyzenin bizi evine davet etmesi, ağırlaması ve hoş sohbeti bizi oldukça mutlu etti. Bu aileler bizim konuştuğumuz Türkçe’nin aynısını konuşuyorlar ve kültürel olarak entegre olmadan Türk kültürünü devam ettiriyorlar. İlk göç ettikleri zamanı hatırlayan ihtiyar bir teyzemiz, 1944 yılının güz ayında Gürcistan’dan yük trenine bindirilerek aylarca yolculuk ettiklerini anlattı. Kazakistan’a geldikten sonra herkes farklı bir bölgeye yerleştirilmiş ve fabrikada çalışmaya başlamışlar. Türk mahallesinde iki ayrı aileye misafir olduk. Ata yurdunda bizi misafir eden bu ailelerin varlığı, kültürel mirası korumaları ve ziyarete gelen Türklere dostane yaklaşımlara bizi oldukça mutlu etti.

 

Şehirler arası yolculuklarda en çok dikkat çeken ise, yol kenarlarında sık sık rastlanan at sürüleridir. Çok alışık olmadığımız bir görüntü olduğu için her gördüğümüzde hayranlıkla baktığımız bu atlar,Kazak halkı için oldukça normal karşılanmaktadır. Bölgede oldukça fazla bulunan atlar, Kazak halkı için binek olarak kullanılmanın yanı sıra yiyecek olarak da kullanılıyor. Özel günlerde, özel misafirlerde, düğünlerde at kesilir ve özellikle bu günlere verilen önemden ötürü at eti yenilir.

 

                  YUKARIDAN AŞAĞI ŞEHİR ALMATI

Eski adıyla Alma-ata, Kazakistan’ın eski başkenti ve en büyük şehridir. Üç tarafı dağlarla çevrili olan bu şehir, bugün hala Kazakistan’ın en kalabalık şehri olma özelliğini korumaktadır. Diğer şehirlerde olduğu gibi Almatı’da da ulaşımda taksi kullanmak mümkündür. Onun dışında otobüs ve tramvay da şehirde yaygın olarak kullanılmaktadır.

Almatı’ya ulaşım uçak, tren ve otobüslerle rahatlıkla gerçekleştirilebilmektedir.

Almatı, dağlarla çevrili şehir olma sebebi ile kışın çok kar yağışı olan bir bölgedir. Sıcaklar başladığında eriyen karlar şehre doğru akar. Şehrin yol kenarlarında, bu suların akması için yapılan kanallar bulunmaktadır. Şehrin en aşağısında yaşayanlar için ise kış biraz daha zor geçmektedir.

Kazakistan’da bulunan Almatı şehri, gezdiğim diğer şehirlere kıyasla daha modern, ulaşımı daha kolay, halkın ise daha aktif olduğu bir şehirdir. Tüm bu unsurların yanı sıra Rus etkisinin de çok görüldüğü bir bölgedir.Bu şehirde Kazak nüfusundan çok Rus nüfusu mevcuttur. Burada halkın konuştuğu dil ne Kazakça ne de Rusçadır. Bu iki dilarasında karma bir dil konuşmaktadırlar. Cümleye Kazakça kelimelerle başlayıp Rusça kelimelerle bitirenleri görmek sizi şaşırtmasın. Sonuç itibari ile, Kazaklar ve Ruslar bu şehirde birbirlerine entegre olmuş bir şekilde beraber yaşamayı öğrenmişlerdir.

Almatı, bir nevi Kazakistan’ın kültür başkenti görevini üstleniyor diyebiliriz. Şehirde birçok müzeler, tiyatrolar, mimari anıtlar, sanat galerileri bulunmaktadır. Gezilecek tarihi yapılar ve müzeler açısından da oldukça zengin bir şehirdir.

 

Kazakistan’ın en görülmeye değer müzesi olan Devlet Merkez Müzesinde, Tunç devrinden kalma eserler sergileniyor. Ayrıca önemli Kazak figürü olan Altın Adam’da burada sergileniyor. Üç katlı olan bu müzede toplam dört sergi salonu mevcuttur. Bunlar; paleontoloji ve arkeoloji kısmı, Kazak devletinin gelişimini yansıtan kısım, bu topraklarda yaşayan insanların etnografyasını yansıtan kısım ve Kazak Cumhuriyetinin modern tarihinin sergilendiği kısımlardır. Ayrıca Kazaklar için meşhur olan “Altın Adam” da burada sergilenmektedir. Bu müzede fotoğraf çekmek ücrete tabiidir. Fotoğraf makineniz var ise çantanıza saklayın derim…

 

 

ZENKOV KATEDRALİ

‘Göğe çıkış’ katedrali olarak da bilinen bu katedral, Almatı’da Panfilov parkının içinde yer alıyor. Ayrıca bu park kültürel olarak zengin bir parktır. İçinde heykeller, anıtlar ve müzeler mevcuttur. Çarlık Rusya’sına ait bu yapı, şehirde o dönemden kalan nadir yapılardandır. Ayrıca bu mimari, dünyanın en uzun ikinci ahşap yapısı olma özelliğini de korumaktadır.

Ortodoks Katedrali olan bu katedral, bugün Almatı’da yaşayan birçok Hristiyan nüfusun ibadet etmek için geldiği bir mekandır. Almatı’da kesinlikle görülmesi gereken yapılardan birisidir.

Kok Tobe, Almatı’nın en yüksek tepesidir. Dağın tepesinde yemek yemek, eğlenmek ve alışveriş yapmak, aynı zamanda da manzarayı seyretmek için güzel yerler vardır. Bu tepeden Almatı’nın tamamı görülebilmektedir. Araçla çıkılabileceği gibi teleferikle ulaşım da mevcuttur. İniş ve Çıkış için cüzi miktarda para ödenmektedir.  Kol Tobe, harika manzarası ile kesinlikle ziyaret edilmesi gereken yerlerden birisidir.

Medeu, Almatı’da bulunan ve tamamen doğal güzellikleriyle bizi kendine hayran bırakan bir yer oldu. Burada, dünyanın en önemli ve en büyük kayak merkezlerinden birisi bulunmaktadır. Ulaşım şekillere farklı olmakla beraber dilerseniz teleferiğe binerek dağların arasında uzun bir yolculuğa da çıkabilirsiniz. Biz, bir noktaya kadar araçla geldikten sonra devamında bir grup arkadaşla dağa tırmanarak tepeye ulaştık. Sabah sekizde başlayan tırmanma yolculuğumuz akşam sekizde son buldu. Dağlardan akan su sesleri ile beraber saatlerce yürüdük. Bir gün yolunuz Almatı’ya düşerse, muhakkak bir dağ yürüyüşü yapılmasını tavsiye ederiz.

 

KAZAKİSTAN YEMEK KÜLTÜRÜ

 

Kazakistan,genel olarak yemek kültürleri ile de Türk kültüründen oldukça farklılık göstermektedir. Bölge, coğrafi konumundan ötürü atların çok fazlaolduğu bir bölgedir. Bu nedenle halkı at etini yemek kültürlerinde de tüketmektedir. Atın etinin dışında, sütünden ve derisinden de faydalanmaktadırlar. Özellikle otağlarda -büyük süslü çadırlar- da ikram edilen at eti yemek; bu kültürü hissetmek açısından önemlidir. Bölge halkının yediği ve misafir geldiği zaman pişirilen‘Beş Parmak’ yemeği ise, tadılması gereken yemeklerdendir. Her şehre göre farklılık gösteren ‘Beş Parmak’ yemeği, hamur ve at etinden yapılmaktadır. Kazakların sofralarından eksik etmedikleri diğer bir yemek ise,‘bavursak’ ismi ile meşhur olmuş bir yemek türüdür. Hamurun kızartılmasından elde edilen bu yiyecek,sofralarının olmazsa olmazlarındandır.

Kazak kültüründe hayvancılığın önemli bir yeri vardır. Ağırlıklı olarak etli yemekler tüketen Kazaklar, etsiz yapılan yemeği yemek olarak kabul etmemektedirler. Türklerin mantısına benzer, ‘Mantı’ ve‘Samsa’ gibi yemekler günlük olarak yiyebileceğiniz, dışarıda lokantalarda rahatlıkla bulabileceğiz yemek çeşitlerindendir. Yemeklerden sonra, sindirime iyi gelen ve mideyi rahatlatmak için içtikleri ‘Kımız’ -at sütü-, Kazakların tükettiği yiyecek ve içeceklerin başında yer alır.

 

DİNİ YAŞANTI

 

Kazakistan Cumhuriyeti’nin yüzde yetmişinin Müslüman olduğunu söylemiştik. Halkın İslam dinini yaşama durumu ise bölgeden bölgeye değişlik göstermektedir. Türkistan bölgesindeki halkın, kapalı bir yapıya sahip olmasının yanı sıra, günlük ibadetlerini gerçekleştirmektedirler. Bölgede selefi Müslümanların ağırlıklı olduğu söyleniyor. Ülkenin doğusunda ise, -Almatı bölgesinde- her ırktan ve dinden insanla karşılaşmanın yanı sıra halkın çoğunluğunu Ruslar oluşturmaktadır. Bu durum bölgede daha çok Rus kültürünün yaşanmasına sebep olmuş durumdadır. Bu bölgede Müslümanların İslam dinini yaşama oranlarının düştüğü gözlemlenirken, cami sayısının azlığı da dikkatleri çekmektedir.

Kazakistan, bizim kendi tarihimizi anlamamız açısından görmemiz gereken önemli bir ülkedir. Asya; bizim kültürümüzden farklı kültüre sahip gelenek ve yemekleriyle bizi derinden etkileyen, şaşırtan ve en önemlisi de şükrümüzü artıran bir ülke oldu. İmkânı olan herkesin bu coğrafyaları gezip-görmesini, sıcak insanları ile tanışıp gezi notları almasını tavsiye ediyorum.

 

 

SPOT:

Şehirler arası yolculuklarda en çok dikkat çeken ise, yol kenarlarında sık sık rastlanan at sürüleridir. Çok alışık olmadığımız bir görüntü olduğu için her gördüğümüzde hayranlıkla baktığımız bu atlar, Kazak halkı için oldukça normal karşılanmaktadır.

 

Almatı, bir nevi Kazakistan’ın kültür başkenti görevini üstleniyor diyebiliriz. Şehirde birçok müzeler, tiyatrolar, mimari anıtlar, sanat galerileri bulunmaktadır.

Kazak kültüründe hayvancılığın önemli bir yeri vardır. Ağırlıklı olarak etli yemekler tüketen Kazaklar, etsiz yapılan yemeği yemek olarak kabul etmemektedirler.