SİNEMA

 

GELENEĞİN PEYGAMBER ANLATISI VE HZ. MUHAMMED FİLMİ

Cuma OBUZ

İranlı ünlü yönetmen Mecid Mecidi’nin yapımı için yıllarını verdiği Hz. Muhammed filmi, özellikle Çağrı filminden sonra bu alanda yapılmış en önemli eserlerden biridir. Çağrı filminin belli bir dönemi yansıtmasından dolayı yapımından önce merakla beklenen film, beyaz perdede beklentileri tam olarak karşılayamamıştır. Ama hem içeriği hem de kaynakları açısından İslam aleminde uzun süre tartışmaların ana konusu olmayı başarmıştır. Tartışma konuları sınırlı ve tali konular olsa da film, hem izlenmeyi hem de birçok açıdan ele alınıp eleştirilmeyi hak ediyor.

Filmin Yapılış Amacı

Hz. Muhammed filmi vizyona girdiği 2015 yılından bu yana tüm İslam alemi tarafından ciddi tartışmalara neden olmuştur. Filmin yapılış amacının bir mezhebin propagandası olarak görülmesi birçok kesim tarafından tartışılmıştır.

Vizyona girmeden önce filmle ilgili verdiği bir röportajda konuşan ünlü yönetmen Mecid Mecidi bu filmi İslamofobi’ye karşı yaptığını şu sözlerle açıklamıştır:

“Dünyada Hz. Muhammed’e karşı yapılan karikatürler ve terörle İslamofobi’yi körükleyen propagandalara karşı, doğru olan Hz. Muhammed’i ve İslam’ı anlatmak için çektim. Tek bu film yeterli olmayacak. İslam’ın adil ve merhametli yüzünü anlatabilmek için başka filmlerin de çekilmesi şart”.

Mecidi, İran sinemasında önemli bir yere sahip bir yönetmen olmakla beraber çektiği filmler itibariyle dramatik ve romantik bir yapıya sahiptir. Gayet tabiidir ki Hz. Muhammed filmine de bu durumu yansıtmıştır. Fakat filmin yapılış amacı itibariyle Muhammed aleyhisselamın daveti ve barışa çağrı olan İslam’ın ilkelerini filmin birkaç sahnesi dışında görmek pek mümkün değildir. Kaldı ki bu sahnelerin neredeyse tamamı sembolik anlatımlarla doludur.

Daha çok Hz. Muhammed’in çocukluğunu ele alan filmin ana ekseni ise klasik manada eğitim müfredatlarına da giren siyer bilgileri çerçevesinde gelişmektedir.

 

Siyer Kaynakları Açısından Değerlendirme

Hz. Muhammed’in doğumu ve çocukluk evresinin konu edilmiş olması ve Mecidi’nin filmin amacının İslamofobi’ye karşı çıkmak olduğunu açıklaması filmin bir devam serisi olacağını düşündürmüştü. Fakat film İslam dünyasından öyle tepkiler aldı ki devam filmleri durduruldu.

Kaynaklar açısından değerlendirildiğinde İranlı yönetmenin ve senaristlerin Şii ve Sünni siyer kaynaklarını araştırdıkları ortaya çıkıyor. Özellikle filmin Ebu Talib üzerinden kurgulanması ve ona yapılan övgüler bunu gösteriyor. Ebu Talib’in Müslüman olup olmadığı tartışma konusuyken filmde mücadeleci bir Müslüman olarak gösterilmesi yeni tartışmalara neden olmuştur. Hiç kuşku yok ki Ebu Talib ile ilgili kısımlar Şii kaynakların etkisi ile yazılmıştır. Bunun yanında Mecidi Sünni kaynakları da kullanmıştır. Fakat genel bir perspektif ile okursak filmin konularını şöyle sıralayabiliriz:

-Muhammed’in doğumu ve o gece yaşanan mucizevi olaylar.

-Amine’nin sütünün kesilmesi ve Haşimoğulları arasında yaşanan kavgalar. Özellikle de Ebu Talip ve Ebu Leheb arasındaki güç mücadelesi…

-Siyer tarihinde çok meşhur olan süt annesi Halime’ye veriliş olayı.

-Amine’nin vefatı ve yetim Muhammed’in ilk çocukluk dönemi.

-Dede Abdulmuttalib’in Muhammed’i özellikle Yahudilere karşı koruması.

– Abdulmuttalib’in vefatı ve Ebu Talib’in Muhammed’i himaye etmesi.

-Rahip Bahira olayı.

-Yahudilerin Muhammed’i öldürmek istemesi.

-Deniz ve gökten balık yağması olayı.

-Risalet dönemi meşhur Kabe olayı.

-Fil vakası

Klasik siyer kaynaklarında bulunan ve bu zamana kadar teologlar tarafından defalarda eleştirilmiş olan bu konuların içinden belki de en ilginç olanı deniz ve balık olayıdır. Daha önce hiçbir siyer kaynağında rastlamadığımız bu olay, filmin bir esrarengizler bütünü olduğunu ispat eden en önemli halkadır.

İslam aleminde var olan mezhep kavgaları bu filmin eleştirilerinde de kendisini göstermiştir. Nitekim Mecidi İran’da Sünni kaynakları kullandığı için, Türkiye dahil diğer İslam ülkelerinde de Şii propagandası yaptığı için sert eleştirilere maruz kalmıştır.

Ama siyer kaynakları ile ilgili yapılacak en doğru çıkarım filmdeki romantizmin bu kaynaklardan beslenmesidir. Hem Şii hem de Sünni kaynakların romantik tarih anlayışı filmin neredeyse her sahnesinde kendini göstermiştir.

Filmin yapımcısı Mecid Mecidi ile siyer kaynakları arasındaki romantik benzerlik, filmi de bu çerçeveye yerleştirmiştir. Daha önceki filmlerindeki ağır romantizm ve mesajcılık, siyer kaynaklarında kendisine çok elverişli bir alan bulmuştur.

Kullanılan müzikler, sürekli acı ve gözyaşı olması, Muhammed ile çevresindekiler arasındaki duygusal bağ ve yaşanan sıra dışı olayların seyri, bu romantizmin en net göstergesidir. Fakat önceki paragrafta ifade ettiğimiz gibi bu romantizm hem siyer kaynaklarında hem de Mecidi’nin sinematik tarzında mevcuttur.

Romantizmin yanında film, bazı sembolik ifadelerle veya doğrudan mesaj verme özelliğine de sahiptir.

 

Sembolizm

Hz. Muhammed filmi baştan sona mesaj içerikli bir filmdir. Çünkü filmin bir amaç uğruna yapıldığını biliyoruz. Filmin amacına ulaşması için tarihten alınan her bir örnek, bugüne bir mesaj vermek zorundadır. Nitekim böyle de olmuştur.

Mecidi, ilk başta söylediği Muhammed peygambere yapılan karikatürlere ve aşağılamalara karşı doğru bir Muhammed ve İslam anlatısı yapmak istemektedir. Eleştirisi yapılmamış klasik siyer anlatıları ile ne kadar başarılı olabilmiştir tartışması bir yana bazı mesajları doğrudan bazı mesajları da sembolizmi kullanarak vermiş olması bir başarı olarak Mecidi’nin hanesine yazılmalıdır.

Sembolik Sahneler Ve Mesajlar

Aslında filmin baştan sona bu mesajı verdiğini söylemek mümkündür. Siyer kaynaklarının peygamberin çocukluğunu anlatışı da bu amaç merkezinde şekillenmiştir. Bu açıdan Mecidi, siyerdeki sembolik her anlatımdan yararlanmıştır. Hz. Muhammed’in doğum gecesinde gökyüzünde yaşanan olaylar, onun gittiği her yere bereket götürmesi, süt annesi ile yollarının kesilmesi, Bahira olayı ve diğer mucizevi sayılacak olayların tamamı Muhammed’in peygamber olduğunun ispati niteliğinde hem siyer kaynaklarında hem de filmin sahnelerinde kendisine yer bulmuştur.

Hz. Muhammed’in kölelere vurulan kırbaçları bedeninde hissetmesi hem sembolizme hem de mesajcılığa önemli bir örnektir. Peygamberin köleliğin sonlandırılması için mücadele edeceğini ifade eden bu sahne, filmde birkaç kez yer almaktadır.

Bunun yanında filmin son sahnesinde suya koyulan eller ise ırk, din, dil ve renk ayırt etmeden İslam öğretisinin insana verdiği değeri sembolize etmektedir. Hz. Muhammed’in getirmiş olduğu İslam öğretisi mutlak barışın tek yoludur. Filmin bu sahne ile bitmesi ise açık bir dünya barışı mesajıdır.

Yahudilerin kendi aralarındaki peygamber tartışmaları, ırkçılıkları ve Hz. Muhammed’in henüz doğumundan itibaren onu öldürme istekleri ise günümüzle çok net bağlantıları bulunan sembolik birer olaylar zinciridir. Gerek İran ile İsrail arasındaki siyasi çekişmeler, gerekse Gazze’de Müslümanlara yapılan zulümler ile açık bağlantısının olduğu düşünülebilir.

Son olarak Meryem’in kucağındaki İsa tablosuna bir benzerlik veya nazire olsun diye yapılan ve filmin en çok kullanılan görseli olan “Amine ve kucağındaki bebek” sahnesini örnek verebiliriz.

 

Sinematografik Değerlendirme

Bir filmi ön plana çıkaran birinci unsur “cast”tır. Mecidi, uzun yıllar boyunca çalıştığını söylediği film için gerçekten de ciddi bir Cast çalışması yapmış diyebiliriz.

Filmi, kurulan platolar ve kullanılan efektler açısından değerlendirdiğimizde ortaya son derece kaliteli bir yapım çıkmaktadır. Mecid Mecidi’nin uzun yıllar İran sineması tecrübesi ve kullanılan son teknoloji, filmi görsel açıdan çıtanın üzerine taşımıştır. Kullanılan efektler ve müzikler, Fil Olayı’nın geçtiği savaş sahnesi, balık ve deniz olayında yer alan görüntüler bir bilim kurgu filmi tadındadır.

Filmin sinematografik kalitesini artıran bir başka unsur da kullanılan müziklerdir. Filistin, Hindistan ve İran müzikleri, filme renk ve ahenk katmıştır. Dönemsel olarak o günün ruhunu çağa taşımıştır.

 

Filme Yapılan Eleştiriler

Sonuç olarak, Hz. Muhammed filmi sinematografik açıdan neredeyse hiç ele alınmamış desek yeridir. Zira filmin içeriği ve siyer tartışmaları filmin önüne geçmiştir. Eleştirmenlerin tamamı filmin içeriğini ele almış ve birkaç konu çerçevesinde değerlendirmiştir.

Hiç şüphesiz eleştirmenlerin en çok takıldığı konu Peygamberin çocuk da olsa bedenen görünmesidir. Saçlarının, ellerinin ve arkadan görünmesinin üzerinde duran birçok eleştirmen veya din alimi, filmin izlenmesinin sakıncalı olduğunu söylemiştir.

Sünni ve Şii gelenekler de filmi hem içeriği hem de kaynakları açısından kabul etmemiştir. Filmin devamının çekilmemiş olmasının ana nedenlerinden birisi de budur.

Bazı eleştirmenler, kullanılan müziklerde Hint ve Hristiyan eserlerinden yararlanılmasını doğru bulmazken diğer bazıları da Yahudi karşıtlığının abartıldığını savunmuştur.

Nitekim tüm bu eleştirilerin üzerine Mecid Mecidi; baskılara daha fazla dayanamadığını ve daha önce yapılacağını söylediği devam filmini yapmayacağını açıklamıştır.

Ne olursa olsun en nihayetinde bir film olan bu eserin devamına engel olunması, hem verilmesi hedeflenen mesajı engellemiş hem de İslam dünyasındaki fikir ayrılıklarının vahametini ortaya koymuştur.