Enbiya: ``Elçe Ve Temsil`` Simgesi

Enbiya suresinde işlenen konu, nebiler zincirindeki süreklilik ve evrensel mesajın tarih içinde sürekli tekrar edilmiş olduğuna dair temel fikirdir.

Tarih : Mayis 28, 2016
Sayı : Mart-Nisan 2016
Konu : İrfan
Yazar :Kadir CANATAN

Enbiya Suresi, kronolojik olarak Mekke döneminin son aşamasında inmiş bir suredir. Sure, toplam 112 ayetten oluşan orta uzunlukta bir metinden ibarettir. Adını muhtevasından alır: Kur’an’da nebilerin, yani peygamberler isimlerinin en fazla geçtiği surelerden biri En’am Suresi ise, diğeri de bu suredir. Deyim yerinde ise, Hz. İbrahim’den Hz. Muhammed’e kadar -toplam on yedi peygamber- bu surede resmi bir geçit halindedir. Bu surenin ele aldığı meselelere yakından bakıldığında, nebilerle ilgili yanlış imajların düzeltilmesinden, tarihte onların oynadığı rol ve işlevlere kadar birçok konu tartışmacı bir üslup içinde sunulmaktadır. Ama en fazla dikkat çeken şey, nebiler zincirindeki süreklilik ve evrensel mesajın tarih içinde sürekli tekrar edilmiş olduğuna dair temel fikirdir. Birini diğerinden ayırt etmeden, tüm nebilerin öykülerine sırasıyla yer verilir ve tarihteki sürekliliğe işaret edilir.

Kur’an’da Türkçe’de kullandığımız “peygamber” kelimesi geçmez. Bu sözcük, Kur’an’da geçen “Nebi” kelimesinin Farsçaya yapılmış bir çevirisidir. Nebi’nin çoğulu “Enbiya”dır. Dolayısıyla “Enbiya”, “peygamberler” demektir. Peygamber, Farsça’da “haber getiren kişi veya elçi” demektir. İranlılar, Arapça nebi kelimesini olduğu gibi kendi dillerine aktarmışlar, Türkler de tarihte İran üzerinden Müslüman oldukları için Arapça nebi yerine Farsça bir kelime olan peygamber sözcüğünü onlardan almışlardır. Kur’an’da bazen nebi yerine rasul kelimesi de kullanılır. Rasul, söz anlamı itibariyle tam olarak “elçi” demektir. Anlamları bakımından birbirinden farklı olmayan bu kelimeler, literatürde kavramsal olarak farklı biçimlerde kullanılmaktadır. Nebi, kendisine kitap indirilmemiş olup kendisinden önceki peygamberin getirdiği mesajı tebliğ eden kişidir. Rasul ise, kendisine kitap gönderilmiş bir peygamberdir.

Aslına bakılırsa elçi kelimesi, daha çok siyaset ve uluslararası ilişkiler jargonuna ait bir sözcüktür. Ülkeler ve toplumlar arasında aracılık yapan kişilere “elçi” denilir ve elçiler haber getirip götürmekten başka bir şey yapmazlar. Bu nedenle dilimizde “Elçiye zeval olmaz” sözü meşhur olmuştur. Bunun anlamı şudur: Bir kimsenin sözünü başka bir kimseye iletmekle görevli kimse, bu sözlerden sorumlu değildir. Sözler kimin ise, hatası da, sevabı da ona aittir; bunda aracının hiçbir suçu ve hatası yoktur. Bu böyle olmakla birlikte herkes elçilik yapamaz. Elçi, aynı zamanda ilgili ülke ve toplumu temsil eder. Temsil görevi, ona bazı sorumluluklar yükler. Elçi, kendi ülke ve toplum kültürüne, hatta uluslararası teamüllere aykırı hareket etmez. Eğer şahsı tartışmalı bir hale gelirse, onun temsil ve elçilik görevi de bundan zarar görür. Bu nedenle güvenilir, tutarlı ve temsil kaabiliyeti yüksek kişiler elçi olarak görevlendirilir. Bu konuya nebiler bağlamında tekrar döneceğiz, fakat ilk önce Enbiya Suresi’nin içeriğine yoğunlaşıp neden bu surenin gönderildiğine dair ipuçlarını ortaya koymakta yarar var.

Enbiya Suresi, şöyle başlar: “İnsanlar için hesap görme vakti yaklaşıyor; ama onlar hala inatla umursamazlık gösteriyorlar. Ne zaman Rablerinden kendilerine yeni bir uyarıcı, hatırlatıcı gelse, onu ancak alaya alarak dinliyorlar, kalpleri geçici hazlar peşinde; bununla birlikte zulme niyetli olanlar gerçek düşüncelerini saklıyorlar: “Bu kişi sizin gibi ölümlü biri değil mi? Peki öyleyse, böyle göz göre göre büyü ürünü bir söze mi kapılacaksınız?” (21/1-3). Bu ayetlerde, nebilerin kendi toplumlarının onlara neden itiraz ettikleri konusunda genel bir yasa formüle edilmektedir. Yasa şudur: Ne zaman onlara Rablerinden bir uyarıcı gelse, onlar derler ki: Bu kişi bizim gibi bir beşer ve ölümlü bir insandır. Neden onu dinleyelim? Bu yasavari tepkinin altındaki temel niyet ve düşünce ise şudur: Büyüden başka bir şey olmayan bir söze mi kapılacağız? Nitekim arkasından gelen ayetlerde Hz. Muhammed hakkında insanların iki düşüncesine yer vermektedir:

“Onun söyledikleri karmakarışık rüyalardan başka bir şey değildir.”

“Hayır, o sadece bir şairdir.”

Bu sözleri, Arapların inançları bağlamında değerlendirmek gerekiyor. Araplara göre her şair bir cinden ilham alır ve ona “dost” anlamında “halil” derdi. Hz. Muhammed’in getirdiği sözler de sanatsal değeri yüksek olan sözler olduğu için Araplar onu şairlikle suçlamışlar ve söylediklerini bir “rüya” veya “şiir” olarak etiketlemişlerdir. Bu itiraz öylesine güçlü bir itirazdır ki, Allah onlara şairlerle nebiler arasındaki farkı ortaya koymak üzere başlı başına bir sure göndermiştir. Bu bakımdan “Enbiya Suresi” ile “Şuara Suresi” karşı karşıya getirilip okunmalıdır. Çünkü ilkinde peygamberlerin kimliği, rolü ve işlevleri anlatılırken, ikincisinde ise şairlerin nasıl birer kişilik oldukları sergilenmektedir.

Enbiya Suresi’nde bu itiraza, makul ve araştırılabilir bir cevap verilmektedir: “Biz senden önce de kendilerine vahiy indirilen (ölümlü) adamlardan başkasını (elçi olarak) göndermedik; bunun içindir ki, onlara de ki: “Eğer kendiniz bilmiyorsanız, önceki kitapları okuyup izleyen kimselere sorun. Göreceksiniz ki Biz onları yiyip içmeye ihtiyaç duymayan bir yapıda yaratmadık. Onlar da ölümsüz kişiler değildiler.” (21/7-8). Şimdi, neden Enbiya Suresi’nde pek çok peygamberin anlatıldığı ve peygamberler zincirinin halkalarının tek tek ele alındığı açıklığa kavuşmaktadır. Kur’an, onların kendi başlarına bir araştırma yapmasını talep ettiği gibi, muhtemelen bu talebi yerine getirmeyecek kişilere açıkça gelip geçmiş peygamberlerden de bahsetmektedir. Araplar, ümmi bir toplum olmakla birlikte, Ehli Kitap’tan olan insanlarla ilişki içinde bulunuyorlar ve onlardan gelip geçmiş nebilerin hikâyelerini dinliyorlardı.   

Burada sıklıkla yapılan bir yanlışlığa dikkat çekmek istiyoruz: Bazı kitaplar ve yazarları farkına varmadan “İslam öncesi” ve “İslam sonrası” gibi dönemleştirmeler yapmaktadırlar. Bu dönemleştirme, elbette “Son Din: İslam” esas alınarak yapılmaktadır. Ancak tarihsel süreçteki İslam’ın sürekliliği ve evrenselliği, bu sözlerle örtülmektedir. İslamiyet’ten önce de İslam olduğu unutulmaktadır! Her peygamber aynı mesajı getirmiştir. Hz. Muhammed’inki İsa ve Musa’nınkinden farklı değildir. Bu bakımdan peygamberler tarihte kesintisiz bir süreklilik oluştururlar ve aynı evrensel mesajı tekrar ederler. Felsefi gelenekte bir önceki filozofa eleştiri ve itiraz varken, nebevi gelenekte bir önceki nebiyi onaylama ve tasdik etme söz konusudur. İşte, Enbiya Suresi, özellikle peygamberler zincirini dikkate almayan, sanki tarihte böyle bir gelenek yokmuş gibi hareket eden bir topluma meydan okumakta ve bu zincirin halkaları olan peygamberlerden tek tek, bıkmadan usanmadan bahsetmektedir.

Şimdi asıl konumuz olan, nebilerin gerçek kimliği konusuna geçebiliriz. Nebi ve rasul nasıl bir elçidir? Dünyadaki ülkeler ve toplumlar arasındaki aracılık yapan elçilere mi benzer, yoksa bambaşka bir kimliği mi vardır?

Enbiya Suresi başta olmak üzere Kur’an baştan sona, nebilerin melek-peygamber imajına itiraz eder ve bunun yerine beşer-peygamber imajını koyar. Peygamberlerin hepsi, beşer ve ölümlü varlıklardır. Onlar kendi toplumları içinde seçilmişler ve kendi toplumlarının diliyle hitap etmişlerdir. Öyle anlaşılıyor ki, toplumlar peygamberlerini birkaç kuşak sonra yüceltmişler ve beşer-üssü varlıklar haline getirmişlerdir. Bu nedenle kendine beşer kimliğinde bir nebi geldiğinde, hemen onu sorgulamaya tabi tutmuşlar ve alaya almışlardır. Dillerinden düşürmedikleri söz şu olmuştur: “Sen de bizim gibi beşer olmaktan başka biri değilsin”. Onları böyle bir düşünceye sevk eden şey, herhalde nebilerin bir başka elçi olan Vahiy Meleği (Cebrail) ile ilişki içinde olmaları ve vahyi ondan almalarıdır. Gökle kurdukları bu ilişki, onların yüceltilmesine ve beşerüstü bir varlık olarak algılanmalarına yol açmıştır.

İkincisi nebiler, sadece elçi olarak haber getirip onu tebliğ etmekle kalmazlar, aynı zamanda insanlara rol-modellik (usvetun hasenetun: güzel örnek) yaparlar. Bu husus da, onların zamanla idealize edilmelerine yol açar ve adeta gerçeklik dünyasından idealar dünyasına çıkartılırlar.

Peygamberleri yüceltmenin en önemli sakıncası, onların reel insanlar için örnek olmaktan çıkarmaktır. Nebileri, rol model olmaktan çıkarmanın bir yolu, aşağılama (şair, büyücü, sihirbaz vs. damgalama), diğer yolu da aşırı yüceltmedir. Beşer-nebi, melek-nebi olduktan sonra insanlara örneklik yapamaz. Çünkü o, artık insan-üstü bir varlıktır ve örnek alınmayacak kadar dünya gerçeklerinden uzaktır.

Enbiya Suresi, sadece peygamberin imajını düzeltmekle kalmaz, aynı zamanda Tanrı imajını da ıslah eder. “Allah’a yakıştırdığınız şeylerden ötürü yazıklar olsun size. Çünkü göklerde ve yerde var olan her şey O’nundur; O’nun yanında yer alanlar O’na kulluk etmekte asla ne kibre kapılırlar ne de usanç duyarlar. Gece gündüz bıkmadan yorulmadan O’nun sınırsız kudret ve yüceliğini anıp dururlar. Bazı insanlar birtakım dünyevi varlıkları, bunların (ölüleri) diriltebileceği yanılgısı içinde, tanrı ediniyorlar, oysa göklerde ve yerde Allah’tan başka tanrılar olsaydı, bu iki âlem de kargaşalık içinde yıkılıp giderdi!” (21/18-22). Nasıl Kur’an nebiler hakkında tarihi belge ve gelenekleri konuşturuyorsa, Allah’ın tekliği ve çokluğu konusunda da insanları akli muhakeme yaparak düşünmeye davet etmektedir. Dünyanın yönetiminde bir değil de birden çok ilah olsa, bunlar kendi aralarındaki anlaşmazlıklardan dolayı dünyanın düzeni alt üst olurdu. Oysa yeryüzünde ve gökyüzünde istikrarlı bir düzen var ve bu “düzen delili” kudretli tek bir yöneticiyi gerektirmektedir.

Toplumlar, neden kendilerine hayat kaynağı olan vahiyden uzaklaşmakta ve kendilerine öğretilmiş olan Tanrı ve nebi tasavvurundan sapmaktadırlar. Bu soruya Enbiya Suresi’nde çarpıcı bir cevap verilmektedir. Sorun temelde bir yabancılaşma sorunudur. “Biz zulmetmekte olan nice memleketleri kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka başka toplumlar meydana getirdik. Onlar azabımızı hissedince, hemen oradan süratle kaçıyorlardı. Onlara, “Kaçmayın, o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Çünkü sorulacaksınız” denildi. “Eyvah bizlere! Bizler gerçekten zalim kimseler idik” dediler.” (21/11-14). Kur’an genelinde bu tür ifadelere sık sık rastlarız. Burada helak edilen toplumların helak edilme sebepleri açıklanır. Bolluk ve bolluktan kaynaklanan şımarma, dünyevileşmenin bir göstergesidir. Toplumlar dünyevi hırs ve arzularına tapınırcasına kapıldıklarında dikey ilişkiyi keserler ve yatay bir toplum haline gelirler. İşte, tüm sapmalar ve zalimlikler bu noktadan itibaren baş gösterir. İnandıkları gibi yaşamayanlar, yaşadıkları gibi inanmaya başlarlar. Bu andan itibaren Tanrı tasavvuru, peygamber tasavvuru ve âlem tasavvuru insan merkezli bir kılığa bürünür. İnsanlar bu konularda kendilerine göre bir imaj oluştururlar ve bu imajı hayatlarının ve zihinlerinin temeli haline getirirler.

Dünya artık bir oyun ve eğlence yeridir. Oysa Allah şöyle buyurmaktadır: “Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık. Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık böyle yapardık.” (21/16-17). Peygamberler, bir oyun ve eğlenceye dönüştürülmüş olan hayatı yeniden amaçlı ve anlamlı bir hale getirmek isterler. İnsanları içine daldıkları gaflet uykusundan uyandırmak için çalışırlar. Bu çalışma, tüm yerleşik inanç ve imajlarla savaşmayı ve bunların yerine doğru olan şeyleri koymayı gerektirir.    

Como tomar Cialis Levitra efectos Kamagra 100 mg Viagra y Cialis Viagra Original Kamagra Oral Jelly Viagra Lida daidaihua Viagra Original Kamagra Fizzy Cialis Levitra Generico Sildenafil generico Levitra Original Cialis Gel 20 mg Propecia Generico Viagra Soft Levitra bucodispersable Perfect Slim Cialis Soft Levitra 20mg Perfect Slim Levitra Generico Levitra Soft Cialis Generico Levitra Soft Cialis precio Priligy Generico Xenical Generico
timberland canada nike huarache cinturones gucci timberland boots timberland canada timberland boots women timberland sko polos ralph lauren outlet ray ban aviator baratas new balance blancas mujer bolsos louis vuitton gafas de sol oakley baratas oakley frogskins baratas timberland boots timberland femme timberland montreal timberlands canada gafas oakley baratas
sildenafil preis Red Viagra kaufen Potenzmittel Original Testpakete Cialis Black kaufen Cialis kaufen Cialis 5mg tadalafil kaufen Kamagra Oral Jelly Levitra Original Red Viagra Viagra rezeptfrei Cialis Generika Kamagra kaufen Viagra kaufen Cialis rezeptfrei Levitra Professional kaufen Viagra Flavored kaufen Brand Viagra kaufen Viagra Super Active kaufen Cialis Original Cialis Super Active Viagra Original Viagra with Dapoxetine kaufen Viagra Fur Die Frau Kamagra Effervescent
Acheter Propecia Acheter Priligy Viagra Suisse Cialis Suisse Acheter Levitra Acheter Cialis 5mg Acheter Levitra Orodispersible