Dünya Hali

Tarih : Mart 04, 2016
Sayı : Temmuz-Ağustos 2011
Konu : Dünya Hâli
Yazar :Ferhat DENİZ

2011 yılının Mayıs ve Haziran aylarında Libya’daki iç savaşın ardından Suriye’de patlak veren isyanlar gündeme oturdu. Japonya’daki nükleer felaketten ders çıkaran Almanya kendi nükleer santrallerini belli bir takvime bağlayarak kapatma kararı aldı. Yunanistan krizi Avrupa ekonomisini ve Avrupa Birliği’ni sarsmaya devam ederken, kimi uzmanlar ABD ekonomisinin çok daha kötü durumda olduğunu savunuyor. Türkiye’de ise 12 Haziran seçimleri ise geçtiğimiz iki ayın en önemli gelişmesiydi.

TÜRKİYE

12 Haziran seçimleri

Seçmen ne mesaj verdi? Her seçimden sonraki ilk soru budur. Seçim sonuçlarını nasıl okuduğunuz sizin ana meseleleriniz, yönteminiz, üslubunuz hakkında ipuçları da taşır. Üzüm yemek isteyenlerin okumasıyla, bağcıyı dövmek isteyenlerin okuması birbirinden farklıdır. Rakamlarla ifade edilen seçim sonuçlarının yorumu bazen kişiden kişiye öylesine fark göstermektedir ki birinin zafer olarak gösterdiği rakamı, bir diğeri hezimet olarak görebilmektedir. CHP’nin elde ettiği % 26, genel başkan Kılıçdaroğlu tarafından zafer olarak yorumlanıp ‘az zamanda çok iş yaptık’ edasıyla sunulurken; muhalifleri ise oluşan beklenti ve estirilen havaya bakarak yüzde 30’un altında kaldığı için aynı oranı bir başarısızlık olarak görmek ve göstermek istemektedirler.

Seçim akşamı henüz sandıklar açılmamışken “seçimler Fenerbahçe-Galatasaray maçlarına benziyor” demiştim. Gerçekten de öyle oldu. Seçimin galibi önceden belliydi. Sadece sonuçların tam olarak kaç kaç olacağı belli değildi.

Kılıçdaroğlu genel başkan, ancak henüz liderliği tescillenmedi

Seçim sonuçlarında benim merak ettiğim oranlardan biri CHP’nin alacağı oy oranıydı. Çünkü bu orana göre seçmenin Kılıçdaroğlu’nu ya sileceğini veya liderliğini tescil edeceğini düşünüyordum. Yanıldım. Çünkü seçmen Kılıçdaroğlu’nu henüz lider koltuğuna oturtmadı, ama sahneden silmedi de… “Sen genel başkan olarak kal ve performansını göster” demiş oldu. Kılıçdaroğlu’nun liderliğinin tescili için bir kurultay kazası olmazsa bir sonraki genel seçimi bekleyeceğiz.

Kürt milliyetçiliğinin radikalleşmesi endişe verici

BDP oylarını hatırı sayılır bir oranda artırmamakla birlikte, milletvekili sayısını 22’den 36’ya çıkardı. Seçim sisteminin yüzde onluk barajına rağmen BDP’nin yüzde altılık oy oranıyla bu kadar milletvekili çıkarmış olması altı çizilmesi gereken bir başarıdır. BDP’nin mecliste güçlü bir şekilde temsil edilmesi Türkiye’de demokrasinin gelişmesi bakımından önem taşımaktadır. Umarım BDP, PKK’nın alternatifi ve onunla yarışan sivil bir parti olarak öne çıkar önümüzdeki dönemde. BDP hareketinin tercümesi ‘hak aramanın yolu şiddet değil sivil araçların kullanıldığı bir mücadele yöntemidir’ şeklinde özetlenebilirse sadece Güneydoğu veya sadece Kürtler açısından değil, bütün Türkiye açısından ve bölge açısından sağlıklı bir harekettir. Korkum ve endişem, BDP hareketinin PKK ile şiddet söyleminde yarışmaya kalkışması, ona payanda olması, kendi ayağına kurşun sıkma pahasına çözümsüzlük üretmesidir. BDP üzüm yemek istiyorsa PKK ile arasındaki farkı belirginleştirmesi, kendisini PKK’dan tamamen ayrıştırması ve Kürt halkının meşru taleplerini meşru zeminlerde ve meşru araçlarla araması beklentimizdir.

Kürt veya Türk milliyetçiliğinin radikalleşmesi Türkiye’de en son arzu edeceğimiz bir gelişme olacaktır. Bu bölgenin halkları olarak biz daha binlerce yıl birlikte huzur içinde yaşabilecek ortak paydalara ve dinamiklere sahibiz. Lakin bizi endişeye sevk eden, Kürt milliyetçiliğinin aynen Türk milliyetçiliğinin düştüğü hatalara düşmesi, rakibinin yanlışlarını kopyalayarak yeniden üretmesidir. Kürtçe ezan girişimi tipik bir örnek… Türkçe ezan ne kadar absürt bir vak’a ise, Kürtçe ezan da en az o kadar absürt bir vak’adır. Gönül ister ki ibret alınsın da tarih tekerrürden ibaret olmasın.

MHP barajı rahat geçti

Milliyetçi Hareket Partisi’nin baraj altında kalabileceği spekülasyonları yapılmıştı seçim öncesinde… Buna hiç ihtimal vermedim. Ancak kaset kampanyalarının da etkisiyle olsa gerek oylarında bir düşme meydana geldi. MHP’nin mecliste bulunması önemli. AK Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan daha çok MHP’yi yıpratarak kendi oylarını birkaç puan daha artırabilme stratejisi izledi. Oysa daha güçlü bir MHP, yeni sivil bir anayasa yapma konusunda AK Parti’nin elini güçlendirebilecek stratejik bir önemi haizdi.

Ekonomik ve siyasi sonuçlar

Seçimler öncesindeki belirsizlik ve cari açık Türkiye’nin kredi notunun az da olsa düşmesine yol açmıştı. Seçimler sonrasında siyasette ve ekonomide istikrar, çılgın projelerin getireceği canlanma ve hükümetin alacağı tedbirlerle reel sektörün büyümesi, kredilerin dizginlenmesi, mali disiplinin yerleşmesi buna mukabil konut piyasasında en az yüzde 10 fiyat artışı beklenebilir. Dar gelirli ve yoksul gruplara yapılacak konut projelerinde artış beklenebilirken orta ve üst gelir grubuna hitap eden projelerde durgunluk beklentisi yükseliyor..

Türkiye’deki seçimler sadece Türkiye açısından değil, bölge ve dünya açısından da önemli sonuçlara yol açtı. AK Parti kadrolarının kısa ve uzun vadede ülkeyi yönetmeye devam edeceği, ancak anayasayı değiştirmek için milli mutabakata ihtiyaç bulunduğu ortaya çıktı. Türkiye yakın vadede özellikle Arap dünyası başta olmak üzere yakın komşularıyla daha güçlü ekonomik ve kültürel ilişkiler geliştirmek isteyecek ve bunu başarmak için kamu diplomasisi araçlarından da yararlanacaktır.

Önümüzdeki yaz ayları boyunca yeni anayasayı konuşacağız ve anayasa meselesi Türkiye’deki siyasi sistem ve kültür açısından hem bir test, hem bir meydan okuma ve hem bir hedef olacak.

SURİYE

Türkiye Şam yönetimine desteğini çekiyor. Dışişleri bakanı Davudoğlu son çare olarak Beşşar Esad’a şok tedavi önerdi. Türkiye sınırından onbinlerce Suriyeli akın etti. Sınırı geçenler çadır kentlerde ağırlanıyorlar. Baas rejiminin kaç kişi katlettiği net olarak bilinemiyor. Köyler, yerleşim birimleri yok ediliyor.

Beşşar Esad bir yandan halka ateş açılması emri vermediğini, bu emri veren subayların cezalandırılacağını, halkı kendisini gerçekten istemiyorsa köyüne döneceğini söylerken bir yandan binlerce kişi öldürülüyor ve yerlerinden ediliyor.

Buti Hoca’nın fetvası Suriye’deki değişimin önünü açtı diyebiliriz. Buti Hoca askerlerin, öleceklerini bilseler dahi halka ateş açmalarının caiz olmadığına fetva verdi. Bu fetvanın ardından ordudan ayrılan birçok kişi oldu. Ordu, öncelikle kendi içindeki ‘hain’leri temizleme kararlılığında.

Öte yandan Suriye muhalefeti dediğiniz yumak vıcık vıcık bir halita. Daha önceki katliamlardan sabıkalı Baasçılar bile yer alıyor bu yumağın içinde. Ancak aklı başında muhalifler barışçıl eylemlerde ısrar ediyorlar. Asla silah kullanmadıklarını ve kullanmayacaklarını deklare ediyorlar. Suriye’deki dengelerin değişmesi bölgede her şeyi etkileyecek ve Suriye meselesi Türkiye açısından ne Libya ile ne de Mısır’la mukayese olunabilir. Mesele Türkiye’nin iç meselesidir.

LİBYA

Bingazi yönetimi dünya tarafından daha çok tanınıyor. Müttefikler Kaddafi güçlerine ve doğrudan Kaddafi’ye yönelik harekâta devam etseler de henüz somut bir ilerleme kaydetmediler. Durum değişmezse orta vadede ülke bölünecek gibi görünüyor.

MISIR

Cumhurbaşkanı Gül Mısır’dan davet edilen ‘Tahrir gençliği’ni kabul etti. Mısırlı gençler ayrıca Türkiye’deki seçimleri izlediler. Başbakan ise son yıllarda daima erteleyip durduğu Mısır ziyaretini nihayet gerçekleştirecek.

YEMEN

Yemen Devlet başkanı Salih’e kendi sarayı içinde Cuma namazı sırasında bir saldırı düzenlendi. Salih ölmedi, ancak yanıklar sebebiyle uzun süre tedavi görmesi gerekiyor ve Suudi Arabistan durumu kendi lehine kontrol etmeye çalışıyor.

AVRUPA

İflas eden Yunan ekonomisi ve ondan daha iyi olmayan birkaç Avrupa ülkesinin etkisi ile dolar karşısında gerileyen Avrupa para birimi Euro’ya güven azaldı. Yunanistan IMF desteğiyle ve yaz döneminde turizm gelirlerinin artması umuduyla ayakta kalma mücadelesi veriyor.

Ekonomik kriz, özellikle işsizlik İspanyolların Tahrir Meydanı gösterilerini model almaları ve birçok şehirde isyan ateşini yakmalarıyla sonuçlandı.

***

Temmuz ayının en sıcak konusu Suriye olurken, yaz ayları boyunca sivil anayasa tartışmaları da gündemden inmeyecek.