Bağırsaktaki Mikrobiyolojik Dünya

Son zamanlarda herkesin daha bir üzerinde durduğu, öneminin gün geçtikçe daha çok anlaşıldığı, üzerindeki çalışmaların yoğunlaştığı bir konu var: “Bağırsak Sağlığı”

Bağırsaktaki Mikrobiyolojik Dünya

Son zamanlarda herkesin daha bir üzerinde durduğu, öneminin gün geçtikçe daha çok anlaşıldığı, üzerindeki çalışmaların yoğunlaştığı bir konu var: “Bağırsak Sağlığı”

Kur'an'i Hayat Dergisi - Hayatın İnşası İçin

Bağırsak sindirim sistemimizin son durağı olan, besin maddelerinin ve bir kısım vitamin/minerallerin emiliminin yoğun olarak yapıldığı organımız. Görevi kulağa basit gibi gelse de içinde gerçekleşen olaylar, sahip olduğu mekanizmalar sağlığımızın kilit noktalarından olduğunu gösteriyor. Çoğu sistemimizin üzerindeki sağlığı güçlendirici ilişkisi son zamanların en gözde araştırma konularından.

Bağırsağın bağışıklık sistemi başta olmak üzere, sağlığımıza yaptığı bu katkıyı sağlayan faktörlerin başında “bağırsak mikrobiyotası” dediğimiz yararlı bakteriler geliyor. Bu bakterilerle simbiyotik (ortak yaşam) / mutualist bir ilişkimiz var. Biz onlara barınak sağlarken onların bize sağladığı şey aslında sağlığımız.

Araştırma çalışmaları gösteriyor ki mikrobiyotanın bağışıklık sistemi, kemik sağlığı, kanser gelişimi, Otizm Spektrum Bozukluğu” gibi nörolojik bozukluklar, sindirim sistemi rahatsızlıkları, Diyabet, Metabolik Sendrom ve Obezite ile birçok ilişkisi mevcut. Sağlıklı bir mikrobiyota bu hastalıkların ve sistemlerin tümünde olumlu etkiye sahipken, sağlıksız ve bakteriden fakir bir mikrobiyota hastalık gelişimini hızlandırmaktadır.  

Günümüz şartlarında kötü beslenme, stres ve yoğun antibiyotik kullanımıyla beraber bu yararlı bakterilerin sayısında ciddi anlamda azalmalar görülüyor. Ve az önce de bahsettiğimiz gibi bakteri sayısı birçok problemin ilişkisi ortaya çıkmaya başlıyor. Bunu korumak için yararlı bakterilerimizin azalmamasını sağlamalıyız. Bunu sağlamak için prebiyotik ve probiyotik dediğimiz besin gruplarını hayatımıza daha çok almalıyız. İkisi aynı kavrammış gibi algılanıp bazen birbirleri yerine kullanılsalar da farklı kavramlardır.

Probiyotik kelime olarak “yaşam için” manasına gelir. Tanımına baktığımızda belirli miktarlarda alındığında barsak florasını dengeleyip konakçının sağlığını olumlu yönde etkileyen canlı mikroorganizmalardır. Probiyotik gıdalar bu mikroorganizmaları içeren gıdalara denirken prebiyotikler ise üst gastrointestinal sistemde sindirime uğramadan kalın bağırsağa ulaşabilen ve orada bazı bakteri veya bakteri gruplarının (dost bakteri) çoğalmasını, aktivitesini uyaran besin maddelerine denir.

Probiyotik Kullanımının Vücuda Etkileri Nelerdir?

Öncelikle vücuda girdikten sonra zararlı/patojen bakterilerin üremesini engellerler. Sadece bakterileri değil, bazı virüs faktörlerini ve toksik maddeleri parçalarlar. Bağışıklık sistemimizi uyarırlar. Alerji oluşmasına karşı azaltıcı etkileri vardır. Karsinojen dediğimiz, kansere sebep olan maddeleri tüketirler ve kanser oluşumunu engellerler. Güçlü bir mikrobiyota oluşturarak çoğu hastalığa karşı koruma oluştururlar. Bağırsakların çalışmasını düzenleyerek özellikle kabızlık gibi sindirim sistemi sorunlarını azaltırlar. Antibiyotik kullanımı sonrasında bağırsak florasını dengeli hale getirmeye yardımcı olurlar. Kemik sağlığına etkisi, kalsiyumunun emilimi arttırmak şeklindedir ve bu sayede kemik erimesini engellemeye yardımcı olurlar.

Hangi besinlerde bulunur?

Her şeyden önce bir insanın sağlıklı bakterilerle tanışması ve bakteri florasının oluşması anne sütüyle başlar. Bu sebeple anne sütü almak bu noktada da önem arz eder.

Kefir, Boza, Kımız gibi içecekler, Probiyotik Yoğurtlar Probiyotik mikroorganizmaları içerir. Günlük tüketimde yer verilebilir. Turşu, sirke, ayran, peynir gibi gıdalar yararlı bakterileri içermelerine karşın, Türk Gıda Kodeksine göre belli bir oran üzerinde bakteri içermeyen gıdalar probiyotik sayılmıyor. (1x106 kob/gr (koloni oluşturan birim/ bakteri kütlesi)) Ama fermente olmaları nedeniyle yararlı bakterileri içerirler, tüketilebilirler fakat özellikle turşularda ev yapımı olmasına ve tuz içeriğinden dolayı az miktarda tüketilmesine dikkat etmek gerekmektedir.

Probiyotik takviyesi de kullanılabilir ancak mutlaka bir uzmana danışarak ve doğru ürün seçilerek yapılması gerekmektedir.

Prebiyotik Besinler Nelerdir?

Probiyotik ve prebiyotikler birbirini desteklerler. Bu sebeple sadece birini tüketmek yeterli olmaz. Prebiyotik besinler genelde lif içeren besinlerdir. Fakat her lif içeren besin prebiyotik değildir.

Bazı sebzeler ve kuru baklagiller; pırasa, yer elması, bamya, enginar, kereviz, domates, soğan, sarımsak, fasulye, mercimek, bezelye, nohut

Tam buğdaydan yapılmış gıdalar, yulaf, kara buğday, arpa, kepekli pirinç gibi tam tahıllar

Meyve olarak; muz, üzüm, çilek, elma ve zeytin

Yağlı Tohum olarak ise; badem, fındık ve ceviz prebiyotik gıdalardır.

Bu besin gruplarını uygun miktarlarda günlük hayatımızda beslenme rutinimize eklemek ve tüketimini alışkanlık haline getirmek sağlığımızı geliştirici etki yapacaktır.

Sağlıklı günler dilerim.

Kur'an'i Hayat Dergisi - Hayatın İnşası İçin
Kur'an'i Hayat Dergisi - Hayatın İnşası İçin

Bu sayfa, Kur'ani Hayat Dergisi'nin resmi sayfasıdır. Dergiyi tanıtma amacıyla kurulmuştur.

Yorumlar