Ana Bölüme Geç
Kurani Hayat telefon

Kullanıcı girişi

Bir Ayet

“Rasul,
‘Ya Rabbi!’ diyecek,
‘Gerçek şu ki,
benim kavmim
bu Kur’an’ı devri
geçmiş bir mesaj gibi
terk etti!’...”
Furkan, 30

 

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 1 ziyaretçi çevrimiçi.

Kuran surelerin kimliği

HAC, UMRE VE KURBAN ŞİARLARININ BİZE SUNDUĞU MESAJLAR - Ekrem DEMİR

Ocak 11, 2010 yazan admin

Hac lugat olarak; “Muazzam bir şeye gitmeyi kasdetmek”, terim olarak ise; “Niyet ederek ihrama girmek, Kâbe’yi usulü dairesinde tavaf etmek, kendine mahsus bir vakitte vakfe yapmak” bir başka ifadeyle “Dini rükünlerden bir rüknü eda etmek için Kâbe’ye gitmeyi kasdetmek”dir.

Bir şeye niyet etmek ve ziyarete çıkmak anlamına gelen hac ibadeti; Müslümanların dini vazifelerinden olup kadın erkek her yetişkin kimsenin belirli yerlerdeki sembolleri belirli bir zaman içinde ziyaret etmek için Mekke şehrine gitmesidir. Bir başka deyişle Hac, her mü’minin Allah’la akdini yenilemek için fırsatını bularak sembollerden oluşan menasiki belli zamanlarda ve mekânlarda yerine getirmesidir.

Hac: İstek, niyet ve yönelme, yani hareket ve aynı zamanda hareket yönüdür. Her şey, kendini kendinden, hayatından ve bütün bağlarından koparmakla başlıyor. Yoksa sen, kendi şehrinde sâkin değil misin? Sükûnet mi? Sükûn mu? Hac, sükûnun gidişidir. Hayat, hedefi bizzat kendisi olan şey, yani ölüm. Bir tür soluk alıp veren, can taşıyan ölüm. Murdarca yaşamaksa, bir nevi kokuşmuş var oluş.

Umre: İbadet maksadıyla hac mevsiminde Kâbe'yi ziyaret etmeye hac, hac mevsiminin dışında Kâbe ziyaretine ise umre adı verilir.  

Kurban: Kelime anlamı ile yakınlaşmak demektir. Buradan hareketle kurban kesmek Allah’a yakınlaşma gayesiyle O’nun verdiği mallardan kurban edilmesi mümkün olan birini yine O’nun rızası için boğazlamak demektir. Kurban; bir teslimiyettir. Kurban; bir yardımlaşmadır. Kurban; cömertliği teşvik eder. Kurban; İslam’ın sembolüdür. Kurban; Her şeyi Allah uğruna feda etmedir. Kurban; her yönüyle rahmettir. Kurban; imanı artırır. Kurbanın ne eti ne de kanı Allah’a ulaşır. “Allah’a ancak sizin takvanız ulaşır.” (Hacc, 22/37). Kurban; bize hac duygusunu hissettir.

KUR’AN’DA HAC, UMRE VE KURBAN ÂYETLERİ

“İnsanlık için inşa edilen ilk mabet, Bekke’deki bereketli ve bütün toplumlar için hidayet merkezi olan mabet idi. Buna delalet eden işaretler hala ortada duruyor; orası İbrahim’in makamıdır: oraya giren herkes emin olur. Ve ona ulaşmaya gücü yeten herkesin mabedi haccetmesi, Allah’ın insanlık üzerindeki hakkıdır. Kim de nankörlük ederse, iyi bilsin ki Allah hiçbir varlığa muhtaç değildir.” (Al-i İmran, 3 /96-97)

“Ve insanları hacca davet et! Gerek yaya, gerekse hızlı yol alma yeteneğine sahip ulaşım araçlarına binerek her yoldan senin (çağrına) gelsinler ki bunun kendilerine sağlayacağı yararlara tanık olsunlar. Bir de belirlenen günlerde, O’nun kendilerine rızık olarak sunduğu hayvanları (kurban ederken), üzerine Allah’ın adını ansınlar: işte bunlardan siz de yiyin, zor durumdaki ihtiyaç sahiplerine de yedirin. En sonunda, zorunlu yasaklara son verip kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve bu Özgürlük evini tavaf etsinler.” (Hac, 22 /27-29)

Sünnî geleneğin fıkıh müktesebatına bir göz attığımızda, mesela, Vehbi Züheyli’nin el-Fıkhu’l-İslami ve Edilletuhu adlı eserine baktığımızda, herkesin kolaylıkla erişebilecekleri ilhmihal kitaplarına baktığımızda kısaca haccın vücubunun, edasının, farz, vacip ve sünnetlerinin kitap ve sünnet yorumlamaları ekseninde maddeleştirilerek bize intikal ettiğine tanık oluruz. Özetle bunlar:

1) Haccın vücubunun şartı: Müslüman olmak, akıllı olmak, köle değil hür olmak, haccın farz olduğunu bilmek, ergenlik çağına girmiş olmak, nakil vasıtası ve masrafları temine gücü yetmek ve hac vaktine (Şevval, Zilkade ve Zilhicce ayının ilk on gününe) erişmiş olmak.

2) Haccın edasının şartları: Bedenen salim ve sıhhatli bulunmak, Yol güvenilir ve emniyetli olmak, hapsedilmiş olmamak, hacca giden kadın ise kocası veya mahremi ile birlikte olmak,  kadınlar iddet halinde bulunmamak.

3) Haccın Farzları: 1) Mikat yerlerinde ihrama girmek, 2) Arafat’ta vakfe yapmak, 3) Kâbe’yi ziyaret tavafında bulunmak.

Yorum:

a) Elini kolunu sallayarak herhangi bir yere girer gibi girme harem bölgeye... Mukaddes bölgenin sınırlarına Mikat denir. Bu sınırlar melek Cebrail aracılığı ile Allah tarafından belirlenmiştir. Kadınsan harem bölgeye erkekten daha uyumlusun. Çünkü kadın da bu bölge gibi haremdir, dokunulmazlığı vardır, muhteremdir. Ancak elini yüzünü açmalı, kendini tanıtmalıdır. Elbisesi sade, süsü ve zîneti olmamalıdır. Erkeksen önce cinsiyet sembollerini terk etmelisin. Zengin-yoksul, patron-işçi, general-er, amir-memur, devlet başkanı-sıradan vatandaşın aynı olduğu bir provaya çıkıyorsun. Rütbe, makam, mevki, sosyal konum, servet, şöhret, bilgi vs. temsil eden elbiseler giyemezsin. Harem bölgesine girerken haram duygu ve düşüncelerden de arınmalısın. Anadan doğduğun gibi saf ve temiz dönmek istiyorsan anadan doğduğun gibi gelmelisin huzura. Her şeyi ama her şeyi atmalısın. Anadan uryan soyunduktan sonra tıpkı kabirden kalkıp mahşere yürüyen gibi kefenini sırtına geçirmelisin. Elbisen sadece iki parça, dikişsiz, boyasız, süssüz, sade ve beyaz bez olmalı. Baş açık, ayak yalın olmalı. İhrama girdin dünya arkanda kaldı. Kozmetik kullanma. El ne der endişesini bertaraf et. Allah ne der sancısını duy. Onun için aklını saçına sakalına takma. Traş olmak, saç ve tellerini yolmak yok. İhramda iken bunları yapamazsın. İhramlı iken şehvetinin ve cinsel güdülerinin peşine düşme. Hacda “rafes (şehvet), fusuk (tüm negatif bozulma), cidal (kavga ve tartışma) yok.” (2/197)

b) “Hac, arefedir.” (Tirmizi, 5/21, no: 2975) Cennetini kaybetmiş bir Âdem gibi hissedip Zilhicce’nin 9. günü güneş doğduktan sonra marifetin beşiği Arafat’ın yoluna düş. Çünkü üzerinde vakfe yapacağın (duracağın Arafat: bir şeyin özünü tanımak, sırrına ermek anlamına gelen marifet mastarından gelir. Âdem, kendi aczini orada tanıdı, arafat’ta “adam” oldu. Kendini bildi, Rabbi’ni bildi. Can yoldaşı, yol arkadaşı, dava kardaşı, dostu Havva’sını orada buldu. Bu nedenle Arafat’ta vakfe durmak: herkesin kendi duruşunu kontrol etmesidir.

c) “Cealellahu’l-Ka’bete’l-Beyte’l-Harame kıyamen linnâs: Allah, Beytü’l-Harem olan Kâbe’yi insanlık için bir kıyam (yeri) kıldı.” (5/97) Çünkü kıyama kalkanlar rafes, fusuk ve cidale vakit bulamazlar. Düşmanla savaş, dostla dalaşa fırsat vermez. Cidal dosta dalaşmak, kıyam ise düşmanla savaşmaktır. Tavaf ise: evrensel koroya insanın katılımını temsil eden müthiş bir aşk hareketidir. Çünkü evrendeki her şey tavaf halindedir. Elektron, atomu, kan bedeni, ay dünyayı, dünya güneşi, güneş sistemiyle birlikte ait olduğu galaksiyi tavaf etmekte, özetle zerreden küreye her şey tavaf halindedir. Kâbe’yi tavaf ise bu evrensel koroya uymadır.

4) Haccın Vacipleri: 1) Müzdelife’de vakfe yapmak, 2) Safa ile Merve arasında Sa’y etmek, 3) Cemreleri atmak (Şeytan taşlamak), 4) Saçları traş etmek veya kısaltmak, 5) Sader (veda) tavafı yapmak.

Yorum: İhram, Harem, Mikat, Arafat, Meş’ar, Mina, Vakfe, Cemreler, Kâbe, Haceru’l-Esved, Tavaf, Sa’y, Safa ve Merve… hepsi Şeairillah: Allah’ın sembolüdür.

Arafat’taki vakfe(duruş), biri Meşari’l-Haram’ın bulunduğu Müzdelife’de, diğeri Mina’da olmak üzere iki yerde tekrarlanmaktadır. Müzdelifedeki vakfe, ikinci arınma yeridir. Mina ise şeytanî içgüdülerle hesaplaşıp sözleşme yenilemek için Allah’ın huzuruna tertemiz, takıntısız, kayıtsız-şartsız varmak için son arınma mahallidir. Akabe cemresinde atacağı ilk yedi taş, ikinci, üçüncü ve dördüncü günkü atacağı 21x3=63 taş da Müzdelife’den toplanmalıdır. Toplam 70 mermiden oluşan bu taşlar ise fındık büyüklüğü olmalıdır. Sen Arafat’ta marifete, Meş’ar’da şuura erdin. Artık dost ve düşmanlarını tanıdın. Düşmanlarına savaş açabilirsin. Savaşmak için cephanen de hazır. O halde Mina’ya yürü savaşını başlat, her türlü iman iktidarına karşı duran olumsuz güçleri, negatif çekim merkezlerini, saptırıcıları, batıl ideolojileri, sapık yönetimleri kısacası şeytanları taşla.

Araf tepelerinden gelen insan seli, Müzdelife’den geçerek Zilhicce’nin 10. günü sabahı, yani Kurban bayramının ilk günü Mina’ya akmaya başlar. İnsanlığa Allah’a karşı kayıtsız şartsız teslim olmayı ve adamayı öğreten İbrahim rolünü oynamaya başlar. Yıllardır çektiği evlat acısından sonra kavuştuğu evladını Allah’a yakın olmak için feda: kurban etme işini gerçekleştirir. Kurban keser. İrfan ve şuura ulaşmış, şeytana savaş açmış, kurbanla teslimiyetini belgelemiş bir mü’min olarak Allah’ın evine: özgürlük evine girmeyi hak etmiştir.

Sa’y: Belirli bir hedefe ulaşmak için kişinin var gücünü harcamasıdır. “İnsan için yalnız çalışmasının karşılığı vardır.” (Necm, 39) Sa’y’ı tamamladığında ihramını çıkartabilir, başını traş edebilir, suyu arayan Hacer gibi zemzemin başına gelip kana kana içebilirsin. Hacer’in sevincini paylaşabilirsin. Zemzemi, ne niyetle içebilirsen içersin. Çünkü sa’y bitiş, zemzem başlayış; sa’y emek, zemzem ise ödüldür. Ardından bir veda tavafında bulun haccın mebrur, amelin makbul olsun.

5) Bunların dışındaki hac ritüelleri, sünnet ve edep dairesinde değerlendirilmiştir.

Ayrıca “Allah’ım ben hac ve umre yapma arzusundayım. Bu ikisini bana müyesser kıl ve bu ikisini benden kabul buyur” diyerek hac ve umreyi birleştirerek yapmaya KIRAN HACCI, hac aylarında (ve aynı yıl içerisinde) iki ihramla umre ve haccı eda etmeye TEMETTU HACCI, umresiz hac yapmaya ise İFRAT HACCI denmiştir.

    

HAC BİR SEMBOLLER VE RİTÜELLER TOPLAMIDIR

Hac, Allah’ın sembollerinden (şeairullah) oluşan bir ibadettir. Çünkü hac ameli, ibadi, iktisadi, siyasi bir ibadettir. Diğer bir ifadeyle hac, namaz ve oruç gibi bedenî, zekât gibi malî, cuma ve cihad gibi sosyal ve siyasî bir ibadettir. Mesela;

1)    Hac, Amellerle pratize edilen semboller toplamıdır:

a)    Hac, Allah’a teslim olma sembolüdür. Yani tavaf, vakfe, sa’y, traş vb. uygulamalar Müslümanın Allah’a teslim oluşunun sembolüdür.

b)    Hac, evrensel bir diriliş muştusudur. Hacı ise Allah ile sözleşmesini yenilemiş insandır.

c)    Hac, ihrama girerek, kabirde dirilip mahşerde yeniden toplanmanın, kısacası ahiret bilincinin bu dünyada uygulanmasıdır. “Bu dünyada bir garip yolcu gibi ol” diyene kulak verip mahşeri dünyada yaşama provasıdır.

d)    Hac, coğrafya bilincine ermektir. Gurbet-sıla, Mekke-Medine ve gerçek vatan bilincine ermedir. Tıpkı Âdem gibi, yeryüzü vatanın, insanlık ulusun, İslam milletin, adalet devletin, cennet ülkün, dünya ülken, Mekke başkentin olmalı.

e)    Hac, İnsanlığın atası Âdem’e, Bu Ümmetin atası olan Hz. İbrahim, eşi Hacer, oğlu İsmail’e bağlılığın sembolüdür. Çünkü hacda Âdem (ile Havva’nın) Arafat dağındaki vakfesi, İbrahim’in Müzdelife’deki oğlu İsmail’i/koçu kurban edişi, İbrahim ile İsmail’in birlikte inşa ettiği Kâbe’nin tavafı, Hacer’in Merve ile Safa tepeleri arasındaki sa’y’ı yerine getirilir. Bu nedenle sen uzun yola çıkmış müebbet muhacir, Âdem, İbrahim, Hacer ve İsmail’in rolünü oynamak için önce neyi niçin yapacağına karar verme adına niyet edip terk edeceksin. Çünkü terk etmeden vuslat olmaz.

f)    Hac, emanet bilincidir. Allah’ın bize emanet ettikleri; iş, eş, aş, evlat, kardaş… ne varsa hepsini emanet edene (Allah) emanet etmedir. Çünkü biz, O’ndan geldik ve O’na döneceğiz.

g)    Hac, ezeli ve ebedi düşman olan şeytan ve yandaşlarını Mina’da /cemrede taşlamanın sembolüdür.

h)    Hac, ırk, renk ve vatana bakılmaksızın İslam ümmet birliğinin sembolüdür. Tıpkı Âdem gibi, ırklar üstü, Âdem gibi coğrafyalar üstü, Âdem gibi renkler üstü, Âdem gibi uluslar ötesi olmalısın.

i)    Hac, İslam’ın birçok kurallarının pratik görüntüsüdür:

1)    İslam kardeşliğinin pratiğe aktarımıdır.

2)    İslam’a giren milletler arasındaki eşitliğin pratiğe aktarımıdır:

3)    Allah’ın “Tanışasınız diye sizi milletler ve kabileler halinde yarattık.” (Hucurat, 13) emrinin ameli ifadesidir.

4)    Tüm Müslümanların tek bir siyasi otoriteye boyun eğdiklerinin pratik uygulanmasıdır.

5)    Müslümanların daha yüksek okullara onunla yükseldiği okuldur. Bu okulda Müslüman devamlı bir ibadet hayatı içerisinde yaşamayı öğrenir. Müslümanlara karşı daha kibar ve nazik davranmayı öğrenir. Nefsanî arzu ve isteklerini engellemeyi öğrenir. Allah’a kulluk dersini öğrenir. Her hangi bir karşılık gözetmeksizin malı, Allah yolunda harcamayı öğrenir. Allah’a düşman olana düşman, dost olana dost olmayı öğrenir. Allah’ın yücelttiğini nasıl yücelteceğini, alçalttığını ise nasıl alçaltacağını öğrenir.

6)    Hac, şefkat, yardım, dayanışma, sevgi, Allah ve Rasulünü dost edinme, dünyadan yüz çevirip ahirete yönelme vs. gibi insanın kalbinde bir hayli duygular canlandırır.

7)    Kısacası hac, mü’min ve müslümanın mazi (geçmiş), muzari (içinde bulunduğu hali) ve istikbali (gelecek yani ölüm ve ötesi ahiret âlemini) inanç, ibadet, muamelat, ahlak vs. bağlamında öz benliğinde yaşayıp şuuruna erme, ömrünü Allah’a adamadır. Tam bir tevekkül abidesidir.

8)    “Kim, Allah için hacceder de kötü ve çirkin söz söylemez, fenalık yapmazsa, annesinden doğduğu gibi (günahsız evine) döner.” (Buhari, Müslim, Tirmizi, İbn-i Mace, Nesai).

9)    “Hac ve umre, körüğün madenin posasını temizleyip yok ettiği gibi fakirliği ve günahları yok eder.” (Tirmizi, 3/175, no: 810; İbn Mace, 2/96, no: 2987)

10)    Hac, insanlığın Allah’a yürüyüş destanını her mü’minin kendi şahsında tekrar yaşamasıdır. Âdem rolünü oynayan her bir insanın, yitirdiği cenneti aramaya çıkmasıdır.

Sonuç olarak hac, insanlık ailesinin tanıdığı ebedileşen Rabbani anıların anılmasıdır. Allah uğrunda hiçbir şeye aldırış etmeyen İbrahim ailesini hatırlamadır. Allah için canını feda eden çocuğu, çocuğunu kurban etmekten çekinmeyen babayı, sınır tanımayan bir itaatle Allah’a ve Allah’ın emirlerine bağlanan ve kocasına sonsuz itaati olan anayı anmaktır. Hac, bir ölçüdür. Müslümanların işlerine değer verenler, onunla Müslümanların durumlarını öğrenirler. Hac, bu ümmetin fertleri arasında birer engel durumunda olan ırkçılık, bölgecilik, mal, makam, şöhret ve şeytan gibi negatif unsurları ortadan kaldıran bir ilaçtır. Hac, insanoğlunun uzaklaştığı fıtratına yeniden dönüşüdür. Özetle hac, mahşerin provasıdır.

İnsanlık ailesine anne olan İslam ümmeti, tevhid ve adalet prensibini sembolik hac ibadeti ile pratize etmiştir. İman; Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kader ve kaza teslimiyeti ile bütün kederlerden emin olma, İslam ise; Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığına Hz. Muhammed’in ise önce Allah’ın kulu/bendesi sonra Rasulü olduğuna can-ı gönülden inanarak şehadette bulunup, namaz kılma, oruç tutma, zekât verme ve hacca gitmedir. Kur’an’a göre namaz, insanı kötülüklerden ve aşırılıklardan alıkoyar (29/5), oruç, insanda Allah’a karşı sorumluluk bilinci uyandırır (2/183), zekât, insanı ve toplumu arındırır ve temizler, hac, insana ayakta durmayı, kıyamı, direnişi, başkaldırıyı öğretir (5/97). umre, haccın zamansız alt provası, kurban ise Allah’a yaklaşma adına O’na adamadır.

 Haccımız mebrur, ibadetlerimiz makbul, kurbanlarımız kabul olsun inşallah.

Zengin-yoksul, patron-işçi, general-er, amir-memur, devlet başkanı-sıradan vatandaşın aynı olduğu bir provaya çıkıyorsun. Hacda rütbe, makam, mevki, sosyal konum, servet, şöhret, bilgi… temsil eden elbiseler giyemezsin.

Âdem, kendi aczini orada tanıdı, Arafat’ta “adam” oldu. Kendini bildi, Rabbi’ni bildi. Can yoldaşı, yol arkadaşı Havva’sını orada buldu. Bu nedenle Arafat’ta vakfe durmak: herkesin kendi duruşunu kontrol etmesidir.

Hac, Allah’ın sembollerinden oluşan bir ibadettir. Çünkü hac ameli, ibadi, iktisadi ve siyasi bir ibadettir.

Hac, ihrama girerek, kabirde dirilip mahşerde yeniden toplanmanın, kısacası ahiret bilincinin bu dünyada uygulanmasıdır.

Hac, coğrafya bilincine ermektir. Gurbet-sıla, Mekke-Medine ve gerçek vatan bilincine ermedir.

 

 

© 2010 Kuranihayat.com

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Ancak kaynak gösterip link vererek kullanabilirsiniz.

 

Aktif Medya