Ana Bölüme Geç
Kurani Hayat telefon

Kullanıcı girişi

Bir Ayet

“Rasul,
‘Ya Rabbi!’ diyecek,
‘Gerçek şu ki,
benim kavmim
bu Kur’an’ı devri
geçmiş bir mesaj gibi
terk etti!’...”
Furkan, 30

 

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 3 ziyaretçi çevrimiçi.

Ara.com.tr Türk Arama Motoru

İçerik yayınlarıSAYI-05 Gazze 2009-03

Başlarken... Sayı 05

Mart 15, 2010 yazan admin

İnsanı çeşitli yollarla terbiye ederek ona kemâle erme fırsatı bahşeden Allah’a hamd,
Ashabıyla birlikte en ağır kuşatmalara karşı sekînetle direnen Efendimiz’e salât,
Gazze’de izzetli bir direniş sergileyen ve onlara destek olan tüm mü’minlere selam olsun.

Hicretin 1429. yılının Recep ayında “O’nunla hayat bulmak” için yola koyulan Kur’ani Hayat dergimiz, 2. sayısında Kur’an ayı ramazanın, 3. sayısında ise mahşerin provası haccın heyecanını paylaştı sizinle. Elinizde tuttuğunuz bu 5. sayımız ise 4. sayıdan başlayan eğitim meselesini Gazze direnişiyle bütünleştirerek sürdürüyor.

“Zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur” - Mustafa İSLAMOĞLU

Mart 15, 2010 yazan admin

“Allah size, sizinle din savaşı yapmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselerle iyilik ve fedakârlığa dayalı bir ilişki geliştirmenizi yasaklamaz: çünkü Allah fedakâr olanları pek sever. Allah size, yalnızca sizinle din savaşı yapan ve sizi yurtlarınızdan çıkaran veya sizin çıkarılmanıza destek verenlerle dostluk kurmanızı yasaklar: artık kim onlarla dostluk kurarsa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” (60 Mumtehane 8-9)
İsrail zulüm üzerine kuruldu, zulümle bugünlere geldi, zulümle varlığını sürdüreceğini düşünüyor. “Zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur” (2 Bakara 193) anlamındaki ayeti de bunun için başlığa çıkardım.

فَلَا عُدْوَانَ إِلَّا عَلَى الظَّالِمِينَ, مصطفى إسلام أوغلو

Mart 15, 2010 yazan admin

ترجمة: مروة داغستاني بارسيك

لَا يَنْهَاكُمُ اللَّهُ عَنِ الَّذِينَ لَمْ يُقَاتِلُوكُمْ فِي الدِّينِ وَلَمْ يُخْرِجُوكُمْ مِنْ دِيَارِكُمْ أَنْ تَبَرُّوهُمْ وَتُقْسِطُوا إِلَيْهِمْ ۚ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُقْسِطِينَ (8) إِنَّمَا يَنْهَاكُمُ اللَّهُ عَنِ الَّذِينَ قَاتَلُوكُمْ فِي الدِّينِ وَأَخْرَجُوكُمْ مِنْ دِيَارِكُمْ وَظَاهَرُوا عَلَىٰ إِخْرَاجِكُمْ أَنْ تَوَلَّوْهُمْ ۚ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ فَأُولَٰئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ" (الممتحنة 9).

إسرائيل قامت على الظلم، ووصلت إلى أيامنا هذه ظلماً، وهي تعتقد أنها ستواصل وجودها بالظلم لهذا السبب اخترت الآية الكريمة "فَلَا عُدْوَانَ إِلَّا عَلَى الظَّالِمِينَ" (البقرة 193) عنوانا لمقالتي هذه.

DİRENİŞ VE ACININ EĞİTSEL İŞLEVİ -Merhametin yurdu Gazze’de acı ve öfkeyi kuşanmak - Adnan İNANÇ

Ocak 11, 2010 yazan admin

İnsan, iç dünyasını varlığın mucizevî tecellileri karşısında merak ve hayranlıkla dolu bir şekilde uyanık tutabilse, acı da en az sevinç kadar harikulade görünür. Acı ile sevincin paradoksal anlamda yakın bir ilişki içerisinde bulunuyor görünmesi de sebep-sonuç itibariyle birbiriyle akraba kavramlar olmalarındandır. Ne var ki tüm bunlar, iki dünyalı bir (müminin) algı ve tasavvur dünyası için söz konusudur. Zira ‘Allah iki emniyeti bir arada vermez; iki korku ve tedirginliği de bir arada vermez’di.

KUR’AN VE BİLİM BİLGİ AHLAKI - Doç.Dr. İdris ŞAHİN

Ocak 11, 2010 yazan admin

Bilgi, birçok dünya görüşünün perspektifinde farklı boyut kazanmış insanlığın en eski kavramlarından birisidir. “Kutsal bir hediye”, “Tanrıdan çalınmış ateş”, “yenilmiş yasak elma”,  “İnsanın hayatını kolaylaştıran güç.” Binlerce yıldır insanlar bu kavramlar arasında gidip geldiler. Bilgi için seçtikleri anlam insanlığın bütün hayata bakışını etkilemiştir. Ancak hiçbir çağda bilgi ve bilim adı bu kadar kullanılmadı. Hiçbir çağda insanlar arasında bilgi bu kadar kitlesel olarak yaygınlaşmadı. Hiçbir çağda bilgi bu kadar kirletilmedi ve ahlakını kaybetmedi. Bu yazının amacı çağdaş insanın çarpık bilgi anlayışının, bilginin kullanılma ve üretilme ahlakına etkisini incelemektir.

BİLGİ EDEPLE ERDEME YÜRÜR - Enes DURMAZ

Ocak 11, 2010 yazan admin

    Adamın biri, kasabanın kahvehanesine girer, kendince önemli olduğuna inandığı bir mevzuu anlatmaya koyulur. Bakar ki kimse kendisini dikkate almıyor, hattâ kimisi söyledikleri ile dalga geçiyor. Bir sonraki gün, minbere çıkar. Çünkü minber, onun nezdinde en yüksek yerdir. Bu sefer gerçekten cemaatin ses soluk çıkarmadan, pür dikkat kendisini dinlediğini görür.

    Minberden inen adam, “Ne kadar yükseğe çıkarsam sözüm o kadar dinlemiyormuş” der. Bunu duyan hoca, kulağına şunu fısıldar: “Yükseklikten değil, üstüne bastığın makamdan dolayı sözün dinleniyor.”

    Eğitim de hikâyedeki adam gibidir, ayaklarının nereye bastığı çok önemli. Çürük bir zemine kurulan bilginin, sahibine faydası olmaz. Ama sağlam bir zemine atılacak olan her temel, ilerisinde eğitim yoluyla üstüne kurulacak olan erdemli şahsiyeti taşıyacaktır.

KUR’AN’IN BİREYSEL VE TOPLUMSAL ISLAH METODU - Dr. Ekrem DEMİR

Ocak 11, 2010 yazan admin

İNCELEME:  Dr. Ekrem DEMİR (Tefsir doktoru, araştırmacı, yazar)
Hamd, övgü ve sena, salih amel işleterek fesada ve kokuşmuşluğa düşmekten bizi ıslah ile koruyan Allah’a, salat ve selam, iyiliği emredip kötülüklerden sakındırarak ve Kur’an’ı ahlak edinerek bireysel ve toplumsal sapmaların önünü tıkayıp “vasat bir ümmet” modeli oluşturan Hz. Muhammed (sav)’e, ehline ve ashabına olsun.
    Kur’an’ın bireysel ve toplumsal ıslah adlı makalemizi analitik olarak ele almak istersek kısaca Kur’an, Birey, Toplum, Islah, Metod kelime ve kavramları hakkında açıklama yaptıktan sonra konunun ana başlıklar altında içeriğini fazla yoruma girmeden Kur’an’ın kendisine bırakmaktır tercihim, bu hususta O, kendini hep anlatır ve anlatmıştır da. Bize düşen ise O’nun teşhislerine ve çözümlerine kulak vermektir. Ancak böyle olursa birey ve toplum ıslah olmuş ve kokuşmuşluktan kendini korumuş olur.

FİLİSTİN’DE KARDEŞİM VAR! - Nuriye ÇAKMAK

Ocak 11, 2010 yazan admin

Hoş geldin, hiç yitmediğin dünyama.. Yeniden..

Eğer Filistin’in bereketi zeytin gözlerinle nazar etmezsen bana, bahtınız gibi gece gözlerinle.. Ki biliyorsun, Hz. Meryem’in elinin değdiği zeytinler yok artık orda ve geceler kara değil akşamlar kadar, kan kızılı bomba yağmurunda.. Utancımı ve acımı biraz olsun saklayabilirim, iki kelam edelim, gözlerini benden sakla..

Gazze’den Bosna’ya bir muhavere - Fatih OKUMUŞ

Ocak 11, 2010 yazan admin

Bana sordu:
- Filistin ve Gazze konusunda ne düşünüyorsun?
- Kimilerine göre bu mesele Arap-İsrail meselesidir. Kimilerine göre Yahudi-Müslüman meselesidir. Bence bu meseleye adalet-zulüm meselesi olarak bakmalıyız.
- Neyin adalet olduğuna kim karar verecek?
- Dünyada mahza adalet yoktur. Mutlak adalet ancak el-‘Adl ismiyle müsemma Allah katındadır. Biz belki sulh için çalışabiliriz. Boynuzlu keçi, boynuzsuz keçiden hakkını Allah katında alacaktır.
- Peki, sulh nasıl olacak? Hamas İsrail’i tanımıyor.
- İsrail’i prensip olarak ben de tanımıyorum. İşgal ettiği topraklardaki hâkimiyetinin meşruiyete değil, güce dayandığını düşünüyorum. Bununla birlikte, fiili bir işgal altında bile, savaş sırasında bile hukukun geçerli olması gerektiğini düşünüyorum. En azından BM kararlarını kabul edebilirler.
- Aslında bizim bakışımızı medya belirliyor.
- Haber seyretmemeyi tercih ediyorum.
- Sen Filistin tarafından bilgi alıyorsun ve onlara sempati duyuyorsun. Ben İsrail tarafından bilgi alıyorum. Erkek arkadaşım İsrailli. İnsanlar korku içinde yaşıyorlar. Hergün tepelerine bir roket düşme korkusu içindeler.

ADANMIŞ RUHLAR ve GAZZE’NİN MUSA’LARI! - Muhammed Emin YILDIRIM

Ocak 11, 2010 yazan admin

    Allah Rasulü (sav) annesinin karnındayken babasını, altı yaşındayken ise annesini kaybetmişti. Bundan sonraki hayatının iki yıllık bölümünü dedesi Abdulmuttalib’in yanında geçirmişti. Bu iki yıllık dönem zarfında Mekke’nin liderlerinden Abdulmuttalib, torunu Muhammed’e (sav) sürekli iki farklı şehrin hikâyelerini anlatırdı. Bu iki şehirden birisi ileride medeniyetin beşiği olacak olan o günkü ismi ile Yesrib’ti; diğeri ise Abdulmuttalib’in babası Haşim’in kabrinin bulunduğu Gazze.

 

© 2010 Kuranihayat.com

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Ancak kaynak gösterip link vererek kullanabilirsiniz.

 

Aktif Medya