Ana Bölüme Geç
Kurani Hayat   telefon

Kullanıcı girişi

Bir Ayet

“Rasul,
‘Ya Rabbi!’ diyecek,
‘Gerçek şu ki,
benim kavmim
bu Kur’an’ı devri
geçmiş bir mesaj gibi
terk etti!’...”
Furkan, 30

 

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 3 ziyaretçi çevrimiçi.

Abonelik

Kuran Kısa Sureler

Kuran Kısa Sureler

İçerik yayınlarıMustafa İSLAMOĞLU

Namaz Nedir? Mustafa İSLAMOĞLU

Mart 4, 2010 yazan admin

Türkçe konuşanlar salât’a “namaz” derler. Namaz, Farsça “ibadet” manasındaki nemaz’dan Türkçe’ye geçmiştir. Zira ilk Müslüman olan Türkler’in İslâmi kavramları öğrendikleri ortam, Fars dilinin etkin olduğu bir kültür evrenidir. Namaz’ın Kur’an’daki karşılığı salât’tır.
Salât, gerçek birçok-anlamlı kelimedir. Hem dildeki kullanımı hem de Kur’an’daki kullanımı çok-anlamlıdır. Salât kelimesinin dilde 18 kadar anlamı tesbit edilmiştir. Dilde çok-anlamlı olması doğaldır. Zira salât kelimesi, zaman içindeki yolcuğunun her durağında farklı anlamlar kazanmıştır. Bizce, otoritelerin kelimenin kökenini tesbitte ittifak edememelerinin sebebi de budur. Salât, ilk bakışta birbiriyle alakasız gibi duran kök anlamlara nisbet edilmiştir. Fakat eldeki dilsel malzeme yeniden bir tahlile tâbi tutulup yorumlandığında, birbiriyle alakasız gibi görünen tüm kök anlam tahminleri, “destek” ortak anlamında buluşmaktadır. Dua ve istiğfar eden, esasen “destek” talebinde bulunmuştur. İbadet, kişinin dinine ve imanına verdiği “destek”tir.

Kurban olmak: Sürekli Huzur-ı İlahide Bulunmak - Mustafa İSLAMOĞLU

Ocak 12, 2010 yazan admin

Yakınlığın nihai noktası “huzurda” olmaktır. Kurbân, “sürekli huzurla olmak” demektir.
“Kurban” kelimesi Türkçe’de Kur’ân’dan iktibasla kullanılmaktadır (Maide 5/25; Âl-i İmrân 3/183). Türk dilinde, “bayram kurbanı” anlamına gelen udhiyye (edhâ, edâhi, dahâya) ve hac kurbanı anlamına gelen hedy anlamlarının her ikisi için de mücerret halde kullanılır. Nezr için “adak kurbanı”, ‘akîka için “akika kurbanı” denir. Kur’ân’da nusuk, nusk, mensek, nezr, nahr, zebh, zibh, zebîh gibi kelimeler “kurban” kelimesinin çağrışım alanına dâhildir.

Vahyi anlamaya dair - Mustafa İSLAMOĞLU

Ocak 12, 2010 yazan admin

BAŞYAZI

Vahiy aç ruhları doyurmak için indirilmiş bir gök sofrasıdır. Bu sofradan yemek için, insanın, ruhunun acıktığını bilmesi lazım. Midemizin açlığını beynimize haber veren enzimler vardır. Bu enzimler organizma ile beyin arasında bir “elçi” işlevi görürler. Bu elçilerin getirdiği haberle insan açlığını fark eder ve yiyecek arayışına yönelir. Hayatı idame ettirmek için karın doyurma süreci işte böyle gelişir. Ne var ki aç ruhlara açlıklarını haber veren “enzimler” yoktur, fakat Allah’ın seçtiği “elçiler” vardır. Allah o elçiler aracılığıyla yolladığı vahiyleri aç ruhların önüne bir gök sofrası gibi sermiştir.

Mustafa İslamoğlu ile “vahiy” üzerine - Söyleşenler: Fatih Okumuş, Fethi Güngör, Murat Aydın

Ocak 12, 2010 yazan admin

Fethi Güngör, Fatih Okumuş ve Murat Aydın… Üçümüz Ramazan-ı Şerif’in hemen arifesinde İslamoğlu Hoca’yı Adapazarı’ndaki bahçesinde ziyaret ettik. Bahçe hem meyve bahçesi, hem botanik bahçesi gibi… Kapıdan girerken bize kapı açan Ömer Faruk’a ilk sorumuz: “Bahçıvanınız var mı?” oldu. Cevap: “Hayır, başta babam ailecek bahçenin bahçıvanı biziz.” Bahçe düzeni tam bir sanat eseri. Sohbetin, söyleşinin sonunda Mustafa Hoca bahçeyi gezdirdi bize. Hangi türler endemik, hangisinin ne özelliği var; her ağacı tanıyor tek tek. Defne yaprağı toplayıp veriyor. “Elma koparın!” diyor.  Şimdi tam da karaerik mevsimi. Poşet poşet toplayıp yanımızda götürdük sonra. Mustafa Hoca’nın her misafire sorduğu bir test sorusu var. Bahçede olmayan bir bitki söyleyin diyor kendine büyük bir güvenle.

İNFAK NİFAKIN PANZEHİRİDİR - Mustafa İSLAMOĞLU

Ocak 11, 2010 yazan admin

BAŞYAZI

Servet

Servet mülkiyet değil emanettir

Kur’an’da sadece üç şey “Allah yolunda” (fî sebilillah) kaydı düşülerek emredilir: Cihad, hicret, infak. Bu kayıt infakı bir yönüyle mali bir cihad kılarken, bir başka yönüyle metâ’dan na’îm’e hicret kılar. Metâ’ daim, sabit ve kâmil olmayandır. Na’îm ise metâ’ın tam tersine daim, sabit ve kâmil olan nimettir, yani cennettir.

İnfak’ın türetildiği nefeka kökü “elden çıktı, bitti, tükendi” manalarına gelir. İnfak terim olarak “yarar veren bir şeyi ona muhtaç olan biriyle karşılıksız paylaşmak” manasına gelir. Kelimenin geçişli (infak) olması, bir ‘öteki’ olmaksızın bu ibadetin gerçekleşemeyeceğine işaret eder.

AİLE: VAHDETİN ÇEKİRDEĞİ - Mustafa İSLAMOĞLU

Ocak 11, 2010 yazan admin

BAŞYAZI

İslam akidesinin omurgasını teşkil eden tevhid, “birlemek” manasına gelir. Akidevi alanda tevhid olarak tezahür eden şey, toplumsal alanda vahdet olarak tezahür eder. Bu açıdan, “Tevhid akidevi vahdet, vahdet sosyal tevhiddir” diyebiliriz. Kuldan Allah’a uzanan boyutta “birlemeyi” tevhid, kuldan kula uzanan boyutta “birleştirmeyi” vahdet ifade eder. Mü’minde birlik düşüncesi, tevhid akidesinin bir tezahürü olarak tecelli eder. Aile adını verdiğimiz müessese de bir birliktir. Zira aile, birbiri için yaratılan iki cinsin bir araya gelmesiyle oluşur.

Şahsiyet Eğitim Modeline Girişte Kişilik Tipolojilerinin Yeri - Mustafa İSLAMOĞLU

Ocak 11, 2010 yazan admin

-Jung Örneği-

Carl Gustav Jung’un (1875-1961) eserleriyle ilk karşılaşmam Metis seçkisinden oluşan Dört Arketip adlı makalelerinden müteşekkil risale ile oldu (Metis, 2003, İst). Bu eserde de dikkatimi çeken, Jung’un 1938’de Eranos konferansında sunduğu Kehf Sûresi’ni yorumlamasıydı. O, Kehf Sûresi’ni “yeniden doğuş” nazariyesi bağlamında yorumluyordu.

Bir ‘ecnebi’ olarak Jung’un Kur’an’dan bir sûreyi yoruma tabi tutması başlı başına bir olay. Böyle şeylerin semtine dahi uğramayan Freud’la kıyaslandığında elbette bir artıdır. Fakat Freud’un ‘ruhsuz’ psikanaliz’inin karşısında Jung’un “ruhçu” denebilecek seviyedeki arketipler tezine birazcık kulak misafiri olan için hiç de garip değil. Kim bilir, belki de o coğrafyada Goethe’den ve Rilke’den itibaren süregelen İslam merakının bir izdüşümü bu.

“Zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur” - Mustafa İSLAMOĞLU

Ocak 11, 2010 yazan admin

 

“Allah size, sizinle din savaşı yapmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselerle iyilik ve fedakârlığa dayalı bir ilişki geliştirmenizi yasaklamaz: çünkü Allah fedakâr olanları pek sever. Allah size, yalnızca sizinle din savaşı yapan ve sizi yurtlarınızdan çıkaran veya sizin çıkarılmanıza destek verenlerle dostluk kurmanızı yasaklar: artık kim onlarla dostluk kurarsa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” (60 Mumtehane 8-9)

 

İsrail zulüm üzerine kuruldu, zulümle bugünlere geldi, zulümle varlığını sürdüreceğini düşünüyor. “Zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur” (2 Bakara 193) anlamındaki ayeti de bunun için başlığa çıkardım.

 

Kur’an: Rabbani Terbiyenin Müfredatı - Mustafa İSLAMOĞLU

Ocak 11, 2010 yazan admin

“Er-Rahmân...

‘Alleme’l-Kur’ân

Halaka’l-İnsân

‘Allemehu’l-Beyân...” (Rahman 1-4)

“Eğer sonsuz merhamet kaynağı Rahman’ın kimliğini merak ediyorsan ey insanoğlu, dinle o zaman: İnsanı yaratan O’dur, yarattığı insana tenezzül buyurarak Kur’an vahyini öğreten O’dur; hepsinden öte insana kendini ifade etmeyi öğreten yine O’dur…”

MODERN EĞİTİMİN YANLIŞLARI VE YENİ BİR MODELİN ESASLARI - Mustafa İSLAMOĞLU

Ocak 11, 2010 yazan admin

I - Modern eğitimin esasa dair yanlışları

1-    Modern eğitim, değer değil fiyat esasına dayalıdır. Vücudu değil mevcudu öncelemektedir. Eşyanın mahiyetini atlayarak hüviyetine yoğunlaşmış, orada da durmayıp işlevinde karar kılmıştır. Dolayısıyla eşyanın hakikatini bilmeye ilişkin bir derdi yoktur.  Eşyanın kullanımına göz dikmiştir. Oysaki yer, gök, toprak, su vd. “mevcud”u temsil ederler. Bunlar arasındaki ortak nokta “vücud”dur. Modern eğitim meyveyi nasıl taşlayacağımızı öğretiyor, ağacın bütün içindeki anlamını merak bile etmiyor. Modern akıl mevcuda kilitlenip vücudu göremiyor. Oysaki formda ayrı ayrı, alakasız görünenler vücutta bir olur. Varlık, yaratanına şahittir. Bu şahitlik eşyanın mevcudu ve hüviyeti üzerinden değil, eşyanın vücudu ve mahiyeti üzerinden kavranabilir.

 

© 2010 Kuranihayat.com

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Ancak kaynak gösterip link vererek kullanabilirsiniz.

 

Aktif Medya