Ana Bölüme Geç
Kurani Hayat   telefon

Kullanıcı girişi

Bir Ayet

“Rasul,
‘Ya Rabbi!’ diyecek,
‘Gerçek şu ki,
benim kavmim
bu Kur’an’ı devri
geçmiş bir mesaj gibi
terk etti!’...”
Furkan, 30

 

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 5 ziyaretçi çevrimiçi.

Abonelik

Kuran Kısa Sureler

Kuran Kısa Sureler

İçerik yayınlarıeğitim

Fıkhi Açıdan Kurban - Vecdi AKYÜZ

Ocak 12, 2010 yazan admin

İKTİBAS

Kurban Kavramı

Kurban sözlükte, ‘yaklaşmak’ anlamına gelir. Fıkıh dilinde bu, sözlük manasına uygun olarak, “Allah’a yaklaşmak için kesilen hayvan” demektir. Kur’an-ı Kerim’de ve İslâmî literatürde ‘mensek’, ‘nüsük’ ve ‘zibh’ kelimeleri, bazen kurban manasına gelmektedir. Kurban kelimesi, geniş anlamda bütün kurban çeşitlerini, dar anlamda ise sadece udhiye (bayram) kurbanını içine alır. Bayram kurbanına ‘dahiyye, ç. Dahâyâ’, ‘edhât, ç. Edhâ’ da denir.

Fıkhi Açıdan Kurban

Kurbanın Hükmü

Eyyâm-ı Nahir’de (kurban kesimi günlerinde) Allah’a yaklaşmak için, ibadet niyetiyle kesilen özel hayvanlara Udhiye (bayram kurbanı) denir. Kurban deyince dilimizde, diğer türleri bir yana bırakılarak, sadece udhiye (bayram) kurbanı

anlaşılır.

Vahyi anlamaya dair - Mustafa İSLAMOĞLU

Ocak 12, 2010 yazan admin

BAŞYAZI

Vahiy aç ruhları doyurmak için indirilmiş bir gök sofrasıdır. Bu sofradan yemek için, insanın, ruhunun acıktığını bilmesi lazım. Midemizin açlığını beynimize haber veren enzimler vardır. Bu enzimler organizma ile beyin arasında bir “elçi” işlevi görürler. Bu elçilerin getirdiği haberle insan açlığını fark eder ve yiyecek arayışına yönelir. Hayatı idame ettirmek için karın doyurma süreci işte böyle gelişir. Ne var ki aç ruhlara açlıklarını haber veren “enzimler” yoktur, fakat Allah’ın seçtiği “elçiler” vardır. Allah o elçiler aracılığıyla yolladığı vahiyleri aç ruhların önüne bir gök sofrası gibi sermiştir.

KUR’ÂN VAHYİNE DAİR - Murat SÜLÜN

Ocak 12, 2010 yazan admin

İNCELEME

Kur’ân’da ‘vahiy’ canlı-cansız bütün varlıkları ilgilendiren ilahi bir aktivite olarak sunulmasına rağmen, sonradan kazandığı ıstılahî anlam kök anlamından soyutlandığı için, aslında ‘gizli ve hızlı içsel bir işaret’ demek olan vahiy, ‘tamamen olağanüstü bir fenomen’ olarak algılanmaya başlanmıştır. Bu yazıda, vahye temel teşkil eden ‘Allah’ın varlıkla iletişimi’nden başlanarak kelâm – vahiy – peygamberlik ilişkisi ve nebevî vahyin kısımları hakkında bilgi verildikten sonra Kur’ân vahyine geçilecektir.

ALLAH’IN VARLIKLA İLETİŞİMİ

Vahiy: Âb-ı Hayat - Abdulcelil CANDAN

Ocak 12, 2010 yazan admin

İNCELEME

Allah Teâlâ, hayatın beka ve devamını bazı unsurların varlığına bağlamıştır. Hava, su, toprak, ateş maddi hayatın temel gereksinimleri iken bilgi ve vahiy de manevi hayatın ana kaynaklarıdır. Su ve vahiy de paralel duran birçok yönleriyle birbirine benzeyen en önemli dinamiklerdir. Malik b. Dinar şöyle der: “Yağmurun yeryüzüne hayat vermesi gibi, Kur’an da müminin kalbini canlı tutar.”  Ne var ki yağmur belli mevsim ve şartlarda hayat verir, vahiy ise devamlı hayat verir.  

         

Vahiy ile yağmur arasındaki benzerlik

Okumaktan Mânâ - Fatih OKUMUŞ

Ocak 12, 2010 yazan admin

TEFSİR

Oku, Rabbin adına, O Yaratan!    اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِى خَلَقَ

Yarattı insanı bir alakadan    خَلَقَ اْلإِنسَانَ مِنْ عَلَقٍ

Oku hele, Rabbin cidden kerem sahibi    اقْرَأْ وَرَبُّكَ اْلأَكْرَمُ

Öğretti insana kalem ile    الَّذِى عَلَّمَ بِالْقَلَمِ

Öğretti insana bilmediği şeyi

İnsana öğretti hiç bilmediğini    عَلَّمَ اْلإِنسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ

    

Hz. Peygamber’e Ğâr-ı Hirâ’da gelen “ikra” (oku!) hitab-ı celîli ve müteakiben inzal buyrulan vahy-i Kur’ânî ve lutf-i samedânînin ilk beş âyât-i celîlesinin te’vili beyanındadır.

İmdi,

VAHİY VE SORUMLULUĞUMUZ - Ramazan BEYHAN

Ocak 12, 2010 yazan admin

DEĞERLENDİRME

“Biz Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettigimiz gibi sana da vahyettik. Ve (nitekim) İbrahim’e, İsmail’e, İshak'a, Yakub'a, esbâta (torunlara), İsa’ya, Eyyûb'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyettik. Davud'a da Zebûr'u verdik. Bir kısım peygamberleri sana daha önce anlattık, bir kısmını ise sana anlatmadık. Ve Allah Musa ile gerçekten konuştu. (Yerine göre) müjdeleyici ve sakındırıcı olarak peygamberler gönderdik ki insanların peygamberlerden sonra Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın! Allah izzet ve hikmet sahibidir.” (Nisa 4/163-165).

Bu âyetleri dikkatlice okuduğumuzda Rabb’imizin bu âyetlerde şu üç konuya dikkatimizi çektiğini görürüz:

a) Bütün peygamberler vahiy almışlardır.

b) Kur’an’da ismi zikredilmeyen peygamberler de vardır. Dolayısıyla bütün kültür ve medeniyetlerin temelinde bu peygamberlere gelen vahiy bulunmaktadır.

Kusursuz İletişim; Vahiy - Murat AYDIN

Ocak 12, 2010 yazan admin

GENÇ KALEMLER

İnsan başıboş bırakılacağını mı sanıyor?

(Kıyamet Sûresi, 75/36)

Vahiy insan tasavvuruyla Allah arasında bir ağ yoludur. Allah insanla bu ağ yolu üzerinden iletişim kurar. İletişim çift yönlü bir ifadedir. Allah’tan insana gelen ileti insanda vukû bulur ve ibadet/dua olarak geri döner.* Böylece insan yol emniyetini temin ederek hedefine ulaşır. Buradaki ilişki bir şekilde monologlaşırsa beklenen sonuç elde edilemeyeceği gibi muhatabına da zarar verecektir. Çünkü bu durum vahyi pasifleştirme teşebbüsü/ilahi yasaya müdahale olacaktır. Nihai sonuç ise ‘boşluk’ olacaktır. Oysaki kâinat hiçbir zaman başıboşluğu kabul etmez:

"Yoksa siz, Bizim sizi abes/boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" (Mü’minûn Sûresi, 23/115).

Bir Serçenin Gagasında - Özcan GÖKHAN

Ocak 12, 2010 yazan admin

HİKÂYE

Sıcak bir yaz günüydü İstanbul’da. Hoca bir hikâye anlatıyordu öğrencilerine.

Soğuk Erzurum’un sıcak bir öğlen vaktiymiş. Mahallenin imamı öğrencilerini çatı katına çıkarıp elifba öğretirmiş. Günün en kızgın anında elini çatıya dokundurup; çocuklar cehennem de bunun gibi sıcak ve yakıcı. İnce bir cızırtı ve yanık oluşurmuş parmaklarının üzerinde. Öğrencilerine dönerek “düşünün cehennem bu çatıdan daha sıcak ve yakıcıdır. Vahye yüreğinizin elleriyle sarılın” dermiş.

Hava durgundu. Bulutlar gökyüzüne serpilmiş koyunlar gibi yayılmıştı. Yaprak kımıldamıyordu sınıfta. Bütün kalpler bir saat rikkatindeydi. Talebelerin minik yürekleri sevimli ruhları hala soğuk Erzurum’un sıcak çatı katındaydı. Hoca seçtiği hikâyenin nasıl bir atmosfer oluşturduğunu anlamakta gecikmedi. Hemen tahtaya şu cümleyi yazdı: “Allah rahmeti kendisine ilke edinmiştir.”

KUR’AN’IN MEVSÛKİYETİNİ/KORUNMUŞLUĞUNU RİVAYETLERİN GÖLGELEMESİ - İbrahim SARMIŞ

Ocak 12, 2010 yazan admin

İNCELEME

Kur’an-ı Kerim, Yüce Allah tarafından korunan, Hz.Peygamber ve ashap tarafından ezberlenen, yazılarak saklanan , böylece harfiyyen kuşaktan kuşağa aktarılan bir kitaptır. Onun için Kur’an’ın Allah tarafından indirildiği gibi bugüne kadar değişmeden geldiğinden aklı başında hiçbir Müslümanın şüphesi olmadığı gibi, kasıtlı veya kasıtsız iddialarına rağmen, kimi rivayet sahiplerinin, düşman çevrelerin ve gayri Müslimlerin de böyle olmadığına ilişkin ellerinde sağlam hiçbir delil yoktur.

ŞİİR - Bünyamin DOĞRUER

Ocak 12, 2010 yazan admin

ALAK

/Düşünen bir topluma vahyin doğuşu/

Oku

Izdırab titreyişleri içindeki

Daralan kalbin sahibi ey Muhammed

Hira’da riyazetin riyadan uzak

Yüzün ay desenli

Yüreğinde derin bir ah

Kâinatta adaletin tecellisi için

Çöl kristallerinde Allah eksenli oku

Rabbin mektubuyla geldi Cibril

Hakikati içsin ve okusun diye

Yetimler öksüzler özgürlük bekleyenler adına

Zulümat sardığında dünyayı

Vahiy bir ışık seli

Kesintisiz rahmet yağmurlarında yıkan

Unutma ki

İnsan vahye muhatap olduğu kadar insan

Kalbini putlardan vahiyle arındır

Hakikat olmayan sözler mâsivâdır

Vahyin sofrasında nasibin varsa alırsın

Teslimiyetin sesi der ki

Bir şeyde Allah konuşursa sen susacaksın

Kitabın dilinden anla tüm kelimeleri ondan seç

 

© 2010 Kuranihayat.com

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Ancak kaynak gösterip link vererek kullanabilirsiniz.

 

Aktif Medya