Ana Bölüme Geç
Kurani Hayat   telefon

Kullanıcı girişi

Röportajlar ( Sesli )

Bir Ayet

“Rasul,
‘Ya Rabbi!’ diyecek,
‘Gerçek şu ki,
benim kavmim
bu Kur’an’ı devri
geçmiş bir mesaj gibi
terk etti!’...”
Furkan, 30

 

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 6 ziyaretçi çevrimiçi.

İçerik yayınlarıdin

Kurban olmak: Sürekli Huzur-ı İlahide Bulunmak - Mustafa İSLAMOĞLU

Ocak 12, 2010 yazan admin

Yakınlığın nihai noktası “huzurda” olmaktır. Kurbân, “sürekli huzurla olmak” demektir.
“Kurban” kelimesi Türkçe’de Kur’ân’dan iktibasla kullanılmaktadır (Maide 5/25; Âl-i İmrân 3/183). Türk dilinde, “bayram kurbanı” anlamına gelen udhiyye (edhâ, edâhi, dahâya) ve hac kurbanı anlamına gelen hedy anlamlarının her ikisi için de mücerret halde kullanılır. Nezr için “adak kurbanı”, ‘akîka için “akika kurbanı” denir. Kur’ân’da nusuk, nusk, mensek, nezr, nahr, zebh, zibh, zebîh gibi kelimeler “kurban” kelimesinin çağrışım alanına dâhildir.

Kurban İbadetinin Hikmetleri ve Bir Kızılderili Mahkûm - Bilgin ERDOĞAN

Ocak 12, 2010 yazan admin

DEĞERLENDİRME : Bilgin ERDOĞAN - Amerikan Devlet Hapishanesi Din Görevlisi

(Fakat unutmayın ki) onların ne etleri Allah’a ulaşır, ne de kanları; lâkin O’na ulaşan, yalnızca sizin O’na karşı gösterdiğiniz bilinç ve duyarlılıktır. İşte bu amaçla, onları sizin yararınıza sunuyoruz ki, size ulaşma yolunu, yordamını gösterdiği (her türlü rahmet) için O’nun yüceliğini saygıyla anasınız. Öyleyse, o iyilik yapanları müjdele. (Hac Sûresi, 22/37).

 

Kurban bir ibadettir ve her ibadetin hikmeti vardır. Hikmetsiz ibadet, ruhsuz bedene benzer. Kulluk ise ruhu ve cesedi ile bir bütündür. Ne cesedi ruha ne de ruhu cesede feda etmek doğru olmaz. Yukarıdaki âyetten de anlaşılacağı gibi; ibadetin ruhunun ihmal edilmemesi gerektiği vahiyde ısrarla vurgulanmaktadır. O halde, Allah’a ulaşacak olan, kurban ettiğiniz hayvanların etleri ve kanları değil onun size kazandırdığı bilinç ve duyarlılıktır.

 

Fıkhi Açıdan Kurban - Vecdi AKYÜZ

Ocak 12, 2010 yazan admin

İKTİBAS

Kurban Kavramı

Kurban sözlükte, ‘yaklaşmak’ anlamına gelir. Fıkıh dilinde bu, sözlük manasına uygun olarak, “Allah’a yaklaşmak için kesilen hayvan” demektir. Kur’an-ı Kerim’de ve İslâmî literatürde ‘mensek’, ‘nüsük’ ve ‘zibh’ kelimeleri, bazen kurban manasına gelmektedir. Kurban kelimesi, geniş anlamda bütün kurban çeşitlerini, dar anlamda ise sadece udhiye (bayram) kurbanını içine alır. Bayram kurbanına ‘dahiyye, ç. Dahâyâ’, ‘edhât, ç. Edhâ’ da denir.

Fıkhi Açıdan Kurban

Kurbanın Hükmü

Eyyâm-ı Nahir’de (kurban kesimi günlerinde) Allah’a yaklaşmak için, ibadet niyetiyle kesilen özel hayvanlara Udhiye (bayram kurbanı) denir. Kurban deyince dilimizde, diğer türleri bir yana bırakılarak, sadece udhiye (bayram) kurbanı

anlaşılır.

İslâm Dininin Evrensel Kimliği ve Mülteciler - Recep KORKUT

Ocak 12, 2010 yazan admin

DEĞERLENDİRME

Dünyada mülteciliğin tarihi çok eskilere dayanmaktadır ve kuşkusuz hemen her dönemde mülteciler olmuştur. Ancak içinde bulunduğumuz dönemdeki gerek siyasal gerek sosyal hatta coğrafi durumun oldukça sorunlu bir yapıyı ihtiva etmesi, her an yeni ve kalabalık bir mülteci topluluğunun doğması ile sonuçlanabilmektedir. Ülke olarak biz de mülteciliğe yabancı değiliz, hatta mülteci mevzuunun tam ortasında yer alıyoruz.

Kurban Rahmeti Paylaşmaktır

Ocak 12, 2010 yazan admin

“Namazını kıl ve kurban kes” âyetine mazhar olan İsmailleriz biz. Eller neyi tutacağını bilsin diye boyun büktük. Ağlamasın yeryüzü. Kulakların işittiğine teslim olsun el.

Rahmet ayı sadece Ramazan ayı değil elbet. Dayanışmayı artıralım diye kurban bayramı yeryüzüne armağan edildi. İhtiyaç sahibi insanlarla el ele aynı safta yürümenin vakti geldi. Seslerimiz bir çıksın.

Yardımeli Derneği geçen kurban bayramında olduğu gibi bu yıl da on binlerce muhtaç, yetim ve kimsesize ulaşmayı hedefleyerek çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürmektedir. Dünyanın değişik ülkelerinde kardeşsiz kalan, elleri nasırlı çocukları gördükçe sorularımız artıyor. İçimiz dayanmıyor. Dünyanın her yerine tebessüm, mutluluk gitsin istiyoruz.

PEZDEVİ’NİN USÛLÜNDE SÜNNET-VAHİY-İÇTİHAD İLİŞKİSİ - Mehmet BİRSİN

Ocak 12, 2010 yazan admin

İKTİBAS

Giriş

Vahyin mahiyeti, Peygamber’e ulaşma niteliği, Peygamber’in söz ve davranışlarındaki yerinin tespiti üzerinde zaman zaman ilim ehli arasında çoğu kez ise işin ehli olmayanların karıştığı bir tartışma yaşanmaktadır. Bu tartışmanın günümüzde izleri olduğu gibi ilim geleneğimiz içerisinde de önemli bir yeri vardır.

Sünnetin Hz. Peygamber’den sonraki nesillere aktarılma yolu ile ilgili rivayet ilmindeki tartışmalar bir yana, Peygamber’e aidiyeti kesin olan söz ve uygulamaların vahiy ile ilişkisinin tespiti ayrı bir tartışma konusu olmuştur. Hz. Peygamber’e Kur’an vahyinden başka bir vahyin gelip gelmediği, Kur’an nassını yorumlayarak ictihad edip etmediği konusunda çeşitli görüşler ortaya konulmuştur.

Dinî hayatın ayrılmaz parçası: infak - Mehmet ÇELEN

Ocak 11, 2010 yazan admin

   İslam inancına dayalı hayat tarzı, paylaşımı esas alır. Paylaşım, dayanışma, yardımlaşma ve birbirine destek olmanın tezahürüdür. İslam toplumunda bu tezahür, daha çok kendini infak ile gösterir.

 

    İnfak, özü itibariyle “harcamak ve sarf etmek”tir. Terim anlamı da, sözlük anlamını kapsayacak şekildedir: “Müslüman bir kimsenin, Allah yolunda yine Allah rızasını kazanmak için yapmış olduğu harcamalar”dır.

 

    Bu harcamalar, mal, zaman, mesai, maddî ve manevî değeri olan her şeydir. Yapılan harcamaların ibadete dönüşmesi için iki önemli şartı vardır:

 

1-    Allah rızası için olması. İnfakların samimiyet ve ihlâsla yerine getirilmesi gerekir. Allah adına ve Allah için olacak infak, neticede Müslüman’a kat kat sevap olarak dönecektir.

 

İNFAK ÂYETLERİNE TOPLU BİR BAKIŞ - Ekrem DEMİR

Ocak 11, 2010 yazan admin

İNFAK KAVRAMI ÜZERİNE

İnfak kelimesi, sözlükte ne-fe-ka kökünden gelir, enfaka mezid fiilinin mastarıdır.

Nefaka'ş-şey'u; tükendi, yok oldu, azaldı. Enfaka; fakir oldu, yanında ne varsa gitti, yiyeceği tükendi; nefaka'l-bey'u; satış arttı, revaç buldu” gibi anlamlara gelmekle birlikte daha çok “para veya malı elden çıkarmak” manasında kullanılmaktadır.

Fakr Makamı - Ali KOÇAK

Ocak 11, 2010 yazan admin

“De ki; ihtiyacınızdan artanı (verin)!”

Bu yükle yokuşu nasıl çıkacaksın, hafifletici ritüellerin mi var? Sakın sırtındaki maun sandıkta biriktirdiklerin tekâsürün olmasın! Çokluğa müptela olmak kanaatini kırar. Yol uzun, nedir bu yük tutma telaşın, infaksız ne kadar yürüyebilirsin? İmkânsız!

Birikintinin edineceği ilk sıfat kokudur. Hayırdan uzaklaştıran bir hüsran kokusu… Hayret! Bir hayat boyu istif edip ömrünü kısaltanlara… Bir köstebek gibi masal değil, bir arı gibi mesel olmak gerek: Başkasının ürettiğini alıp biriktiren değil, kendi emeğini başkasıyla paylaşan...

* * *

Gönüllere sığdırılan yerküreselköy, ezilenlerin pedagojisinin mihnet ile ezenlerin ezberinde olduğu bir dünyadır artık… Her şey tecime elverişli, tüketim çılgınlığı diz boyu. Doğu’da yığma tutkusu, Batı’da talan seferberliği…

GENÇ KALEMLER Adamak ve Adanmak: İNFAK - Ömer NOYAN

Ocak 11, 2010 yazan admin

 “Adamak, sahip olduğunun bilincinde olmaktır. Adamak ve adanmak harcamak ve harcanmanın zıddıdır.”

“Bir şeyin sahibi olmanın ölçüsü nedir? Sahibi olup da bilincinde olmadığımız şeyler olduğu gibi, bize sahip olduğu halde tersini zannettiğimiz; daha açıkçası, kendisine bir ömür kul-köle olduğumuz halde kendimizi onun sahibi, efendisi zannettiğimiz şeyler de var mıdır?”

“Tüm değerlerin baş aşağı edildiği çağdaş dünyada ne nelerin uğruna adanmıyor ki! İyiler kötülere, şerefliler bayağılara, değerliler değersizlere, faziletler reziletlere, insanlar eşyaya, ölümsüzler ölümlülere, kalıcı ve yüce değerler geçici ve yalancı değerlere adanmakta...”

Konumuz infak bağlamında adamak ve adanmak olunca, sözlerime Mustafa İslâmoğlu hocamın değerli tespitlerinden biriyle giriş yapmak istedim.

 

© 2010 Kuranihayat.com

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Ancak kaynak gösterip link vererek kullanabilirsiniz.

 

Aktif Medya