Ana Bölüme Geç
Kurani Hayat   telefon

Kullanıcı girişi

Bir Ayet

“Rasul,
‘Ya Rabbi!’ diyecek,
‘Gerçek şu ki,
benim kavmim
bu Kur’an’ı devri
geçmiş bir mesaj gibi
terk etti!’...”
Furkan, 30

 

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 5 ziyaretçi çevrimiçi.

Abonelik

Kuran Kısa Sureler

Kuran Kısa Sureler

İçerik yayınları2009-09

İçindekiler

Ocak 12, 2010 yazan admin

KUR’ANİ HAYAT DERGİSİ 9. SAYI– 28 Eylül 2009 FG

İÇİNDEKİLER

Vahyi Anlamaya Dair                 Mustafa İSLAMOĞLU    

مصطفى إسلام أوغلو                       حول فهم الوحي

Sağlam İp Kopmaz Kulp: Kur’an        Ahmet COŞKUN    

Kur’an Vahyine Dair                 Murat SÜLÜN

Vahiy: Âb-ı Hayat                 Abdulcelil CANDAN

Pezdevi Usûlünde Sünnet-Vahiy İlişkisi     Mehmet BİRSİN

Vahiy: Allah’ın İnsan Sözü             İlhami GÜLER

Vahyin Eğitim Değişkenleri             A.GÜRCAN

Borçluluk Bilinci - Faruk ÖZKAYA - Mustafa KARACA

Ocak 12, 2010 yazan admin

     Bir insan olarak, eğer akledebiliyorsak, bunun doğal sonucu olarak bazı şeylerin farkında olduğumuzu anlarız. İşte tam bu noktada gereğini yapıp yapmama konusu devreye girer. Bu noktada da vicdanımızla başbaşa kalırız. Etrafımızda olup bitenlere bakar kör mü olacağız? Yoksa elimizden geldiği kadarını sarfetme gayretini mi göstereceğiz? Bu noktada kararsızlar düşünedursun, lakin kararını vermiş olanlar oturmasın. Yürüsün.

    Bir şahsiyet sahibi olarak, bazı şeyler rahatsız edici olur. Bunun farkındalığının bilinciyle sergilediğiniz gayret ve emekle mutmain olursunuz. Artık oturmak sizi rahatsız eder. Ayaktasınız ve koşuyorsunuz. Hayret etmeye başlıyorsunuz; bu dünyada ne kadar da fırsatlar varmış, akıp giden!.. Kavramlarınız değişiyor, kâr-zarar, fakir-zengin, alçak-yüce, kolay-zor, vs… Artık ticareten lentebura peşindesiniz.   

Fıkhi Açıdan Kurban - Vecdi AKYÜZ

Ocak 12, 2010 yazan admin

İKTİBAS

Kurban Kavramı

Kurban sözlükte, ‘yaklaşmak’ anlamına gelir. Fıkıh dilinde bu, sözlük manasına uygun olarak, “Allah’a yaklaşmak için kesilen hayvan” demektir. Kur’an-ı Kerim’de ve İslâmî literatürde ‘mensek’, ‘nüsük’ ve ‘zibh’ kelimeleri, bazen kurban manasına gelmektedir. Kurban kelimesi, geniş anlamda bütün kurban çeşitlerini, dar anlamda ise sadece udhiye (bayram) kurbanını içine alır. Bayram kurbanına ‘dahiyye, ç. Dahâyâ’, ‘edhât, ç. Edhâ’ da denir.

Fıkhi Açıdan Kurban

Kurbanın Hükmü

Eyyâm-ı Nahir’de (kurban kesimi günlerinde) Allah’a yaklaşmak için, ibadet niyetiyle kesilen özel hayvanlara Udhiye (bayram kurbanı) denir. Kurban deyince dilimizde, diğer türleri bir yana bırakılarak, sadece udhiye (bayram) kurbanı

anlaşılır.

Kurban ve Sağlıklı Et - İdris ŞAHİN

Ocak 12, 2010 yazan admin

Kurban ibadetinin hikmeti, Kurban’ın amacını açıklayan Kur’an’daki tek yer olan Hac Sûresi’nin 36 ve 37. âyetlerinde mündemiç bulunmaktadır.

“Hayvanların kurban edilmesine gelince; Biz onu sizin için içerisinde nice hayırlar barındıran Allah’ın simgelerinden biri olarak (ibadet) kıldık: … Bu böyledir; zira, Biz onları sizin emrinize amade kılmışızdır; umulur ki şükredersiniz.

“Onların ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşır; fakat sizden O’na ulaşan yalnızca O’na karşı gösterdiğiniz derin sorumluluk bilincidir. Böylece, onları size musahhar kıldı ki, size yol gösterdiğinden dolayı Allah’ın yüceliğini layıkıyla takdir edesiniz; ve (sen ey Peygamber,) iyileri (O’nun rızasıyla) müjdele” (Hac, 36-37).

Müşriklerin Kestiği Hayvanlar - Mustafa AKMAN

Ocak 12, 2010 yazan admin

İNCELEME
Mü'min kişinin gayrimüslimlerle ilişkilerinde yapmaktan kaçınması ya da dikkat etmesi gerekenler bağlamında ilgili kitaplarda sıralanan hususlar arasında kız vermemek, cenazesine katılmamak, ehl-i kitap değilse kendisiyle evlenmemek ve kestiğini yememek gibi maddeler sıralanmaktadır.  Bunlardan ehl-i kitap dışında kalan müşriklerin kestiğini yememek hususu klasik-yeni ilgili hemen bütün kaynaklarda genel kabul görmüş bir husustur. Bunun dayanakları olarak Mekke'de inmiş En'âm 6/145 ve Nahl 16/115 ile Medine'de inmiş Bakara 2/173 ve Maide 5/3 âyetleri ile o dönemden kalma pratik ve ayrıca ehl-i kitap'ın kestiğinin yenilebileceğini belirten hüküm  gösterilmektedir. İlgili kaynaklar bu nasları yorumlarken genelde konuyu fiil değil, fail üzerinde yoğunlaştırmışlardır. Özetle kesen şu sıfatı taşıyorsa eylemi kabul, değilse reddedilmiştir.  Bu arada aynı kaynaklar müşriklerin hayvanlarını keserken putları için veya onların adını anarak kestiklerini de belirtmektedirler.

Çöl Günlüğü - Nuriye ÇAKMAK

Ocak 12, 2010 yazan admin

Çölü çok seviyorum. Zor, biliyorum. Çok uzağım, onu da biliyorum. Ama en sevdiğim gerçekler, en kutsal görüntüler hep onun şahitliğinde, onun eşliğinde… Onsuz sevemiyorum.

Issız bir çöl, kumların rüzgârla yoldaş olduğu. Tek meleklerin bildiği kutsal bir belde. İnsan nisyana düşecek. Şeytan ne kötü bir yoldaş olduğunu gecikmeden gösterecek ve cennet ehlinden iki insan, ilk insan, dünyaya sürgüne gönderilecek. İlk bastığı yer kumlar… Uzun yıllar süren arayış ve çile, sonra ilk ayrılık işte bu kum tepelerinden birinde bitecek. Annemiz Havva hazretleri, rahmet dağında buluşacak ilk insan peygamberle. Affedilecek ve bir daha ayrılmamak üzere kavuşacaklar. Fonda Mekke…

 

Merhamet Peygamberi - Vedat AYDIN

Ocak 12, 2010 yazan admin

Merhamet, fıtrî bir duygu olması hasebiyle riyadan uzak, tamamen içten gelen bir duygunun dışa vurumudur. Kimse yapmacıklı davranarak merhamet sahibi olamaz. Merhamet sahibi bir insan, en katı olarak kabul edilen kalplerin bile yumuşamasına sebep olabilir, içinde yaşadığı cehennemden sahibini kurtarabilir.

Hiç şüphesiz merhamet denince bizim aklımıza ilkin Sevgili Peygamberimiz (s) gelmektedir. O’nun merhametini Cenab-ı Allah şöyle anlatmaktadır: “GERÇEK ŞU Kİ, [ey insanlar,] size kendi içinizden bir elçi gelmiştir: sizin çekmek zorunda kalabileceğiniz sıkıntıdan ötürü kendini büyük bir yük altında hisseden; size çok düşkün [ve] mü’minlere karşı şefkat ve merhametle dolu bir elçi…” (Tevbe 9/128).

Kur'an Diriler İçindir, Ölüler İçin Değil - Muhammed b. Cemil ZEYNO

Ocak 12, 2010 yazan admin

    Yüce Allah şöyle buyurdu: “(Ey Muhammed) sana indirdiğimiz bu kitap mübarektir; âyetlerini düşünenler, aklı olanlar da öğüt alsınlar.” (Sad 38/29)

    Sahabiler Kur’an’ın hükümlerini yerine getirmek, yasaklarını terk etmek hususunda yarıştıkları için dünya ve ahretin mesut insanları oldular. Daha sonraki Müslümanlar Kur’an’ın hayat prensiplerini terk edip, sadece kabirler üzerinde ve taziye günlerinde okumak suretiyle ona bir ölü kitabı nazarıyla baktıklarından zillete düştüler. Dolayısıyla Allah’ın şu sözü onlara hak oldu: “Peygamber, Ey Rabb’im! Doğrusu milletim bu Kur’an’ı terk etmişti, dedi.” (Furkan 25/30)

       

Beklenen Sensin Ey Yüce Kur’an - Ömer NOYAN

Ocak 12, 2010 yazan admin

GENÇ KALEMLER

Zulûmatla savaşımızda; esir alınmadan benliklerimiz, kirlenmemişken duygularımız, burkulmamışken içimiz sen gelmelisin…

Sen gelmeli ve İbrahim’in baltasıyla yıkmalısın çağımızın kökleşmekte olan gizli ve aşikâr putlarını… Yani zulüm seninle bitmeli…

Bu karşılıklı, dünyalar yakan ve dünyalar yıkan hain bir savaştı… Uğruna serlerin, yeminlerin, çizgilerin ve özlemlerin yaralanıp bitirildiği… Belki de belirlenmiş o vakte kadar bitmeyecek… Belki de son doğan insanın ölümüne dek sürecek bu savaş, garip başlamıştı ve garip bitecekti… Ama ne olursa olsun, bu savaş sadece senin sözlerinle biter, bu kavga seninle nihayet bulur, bu bulanıklık seninle durulur… Kendi kendini basitlikte, karanlıkta, yıkılmış iç dünyasında kaybetmiş insanlar sadece seninle bulunur…

Başlangıçtan Günümüze Belli Başlı Tefsir Ekolleri - Arzu Melek ARIKAN

Ocak 12, 2010 yazan admin

İNCELEME

           “Sana Kur’an’ı gönderdik ki insanlara indirileni açıklayasın.” (Nahl 16/44) âyetinde ifade edildiği gibi Allah Kur’an’ı açıklama görevini insanlar arasından seçtiği Peygamber’ine vermiştir. Hz. Peygamber uhdesine verilen bu tebliğ ve beyan görevi sebebiyle hayatı boyunca Kur’an’da kapalı olan ve tefsirine ihtiyaç duyulan nassları açıklamıştır. Bu sebeple Hz. Peygamber aralarındayken ashabın Kur’an yorumuna fazlaca ihtiyaç duyulmamıştır. Ancak bir taraftan Hz. Peygamber’in irtihaliyle onların vahye dayalı bu kaynağa müracaat etme imkânlarının ortadan kalkmış olması, diğer taraftan da İslâm’ın geniş bir coğrafyaya yayılması nedeniyle daha önce görülmeyen birtakım meselelerin ortaya çıkması ve bu coğrafyalarda yaşayan insanların, mensup oldukları kültürlerin tesirinde kalarak bazı fikirlerini Kur’an’a dayandırma gayretleri, ashabı Kur’an-ı Kerim’i tefsir etmeye yöneltmiştir.

 

© 2010 Kuranihayat.com

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Ancak kaynak gösterip link vererek kullanabilirsiniz.

 

Aktif Medya