Kutsal Kitab’ı tahrifin birçok yöntemi olmakla birlikte, ilk aklımıza gelen ve en popüler olanlarını sıralamak istiyoruz:

  1. Yüceltme Yöntemi: Kitab’ın o kadar kutsal, o kadar kutsal olduğunu düşünürsünüz ki, dokunursanız çarpacağını sanırsınız. Bu yüzden onu, yedi kat beze sarıp, üstüne gülsuyu döktükten sonra, kitaplıkların erişilmez bir rafına kaldırırsınız. Kitaplığınız yoksa hiç dert değil, duvarın en tepesindeki çiviye asarsınız. “Okumak mı? Sakın aklınızdan geçirmeyin. Ya bir de yanlış okuyup günaha girerseniz? Tööbe tööbe… Hele bir de manasını anlamaya çalışanlar var. Kardeşim, siz kim oluyorsunuz da Kur’an’ın mealini, tefsirini okumaya cür’et ediyorsunuz. Bunu okuyacan, üfleyecen, her harfine on sevaptan hesap edecen. Bilmiyorsan sadece dinleyecen. Hem okuması sünnet, dinlemesi farz. Osman Gazi sabaha kadar niye el pençe divan durdu? Okumayı bilmiyor muydu yoksa? Neyse tartışmayalım.” Bu yöntem çok tanıdık geldi değil mi?
  2. İndirgeme Yöntemi: Bu yöntem, birincinin tam tersi bir mantığa dayanır. “Şimdi efendim, şöyle bişii var.. Kuran’ın yazıldığı, afedersiniz nazil olduğu dönemde, siz de takdir edersiniz ki, bir kültürel çevre, bir tarihsel çevre vardı. Kuran bedevi Araplara indi. Kuran’daki temel değerler değişmez. Fakat, hükümler ve örnekler her çağda yeniden yorumlanmalıdır.” Bu böyle devam eder gider. Kur’an-ı Kerim’i kudsiyetinden arındırdıktan sonra işiniz kolaydır. İstediğiniz gibi kesip biçip yapıştırabilirsiniz. Birinci yöntem halka, ikincisi ise elitlere tavsiye edilebilir.
  3. Uydurma Yöntemi: Bu yöntem artık kul – lanılmıyor. Kur’an-ı Kerim’den önceki mu – kaddes metinler için kullanılmış bir yön – temdir. Ancak, konumuz genel olarak “bir kutsal kitabın nasıl tahrif edileceği” olduğu için değinmek zorunda kaldık. Bu yöntem, zamanında çok işe yaramıştır. O dönemlerde “ahbar” ve “ruhban” adı verilen din adamı sınıfı mensupları dışında kimse Kitab’a ula – şamıyor, dokunamıyordu. Onlar da Kitab’ı sık sık değiştirebiliyorlardı. Tahrifoloji uz – manları, son yaptıkları araştırmalarda günü – müzdeki yöntem çeşitliliğinin, esasında bu klasik yöntemin işlerliliğini kaybetmesinden kaynaklandığı sonucuna ulaşmışlardır.
  4. Çarpıtma Yöntemi: Herhangi bir ayet alınır. Mafsallarına riayet edilmeksizin geli – şigüzel birkaç parçaya bölünür. Sonra yine gelişigüzel birleştirilerek okunur. Bu işlemin, ebru yapmaya benzediği öne sürülmüştür.
  5. Aldırış Etmeme Yöntemi: Buna “kulak ardı etme” yöntemi de denebilir. Sanki sizi bir yaratan yokmuş, sanki bu yaratıcı bir elçi göndermemiş, sanki bu elçi bir Kitap getirmemiş gibi davranırsınız. Sizin için bir Kitab’ın gönderilmiş olup olmaması hiçbir anlam ifade etmez. “Lâkaydî” adıyla da bi – linen bu yöntem, toplumumuzda en çok tutulan ve en hızlı yayılma istidadı gösteren bir yöntemdir.
  6. “Tarifesi Bendedir” Yöntemi: Kuru sıkı İslâmcıların en çok tuttuğu yöntem olup, Nasreddin Hoca’dan mülhem olduğu iddia edilmektedir.
  7. Elbette tahrif yöntemleri bu saydıklarımızla sınırlı değil. Saymadığımız daha onlarcası var. Hedef kitleye en uygun yöntemler tercih edilip, uzmanları tarafından uygulandığında yer yer başarılı sonuçlar alındığı görülmüşse de, Kur’an-ı Kerim sözkonusu olduğunda tahrif sonuçlarının kalıcı hale getirilememesi hâlâ aşılmayı bekleyen en büyük sorun olarak bi – lim dünyasını hayretlere gark etmektedir.