ANALİZ

DİNİN ARAÇSALLAŞTIRILMASI

 

Yusuf YAVUZYILMAZ

 

Dinin başka bir siyasal ve sosyal amacı gerçekleştirmek amacıyla bir ara kademe olarak kullanılması araçsallaştırmadır. İslam tarihi dinin araçsallaştırılması örnekleriyle doludur. Dinin araçsal olarak kullanılması sadece günümüzün siyasal bir davranış biçimi değildir. Haricilerden ve Muaviye’nin bilinen yöntemlerle iktidarı ele geçirmeleri ilk araçsallaştırma örnekleridir. Her iki tarafta Hz. Ali’ye karşı dini argümanları kullanarak mücadele veriyorlardı. Açıkça görülüyor ki dini söylemi kendi iddialarını doğrulayacak biçimde semantik bir müdahalede bulunuyor, sonrada kendi çıkarları uğruna araçsallaştırıyorlardı.

Münafıklar bir toplumsal sınıf olarak dini araçsallaştıran en önemli kategoridir. Başlangıçta bu kategorinin tamamı Yahudi, Hıristiyan ve müşrik kökenlidir. Müslümanlar Medine’de üstün konuma gelince, çoğunlukla toplumsal konumlarının korumak için bu yola başvururlar. Asıl amaçları dindar bir hayat sürmek değil toplumsal menfaatlerini korumak için dini araçsallaştırmaktır.

 

Kur’an’a göre münafıkların belli başlı özellikleri şunlardır:

  1. İnanmadıkları halde inandıklarını söylerler.
  2. Allah’ı ve inananları aldatmaya çalışırlar.
  3. Kalpleri hastalıklıdır.
  4. Bozgunculuk yaptıkları halde inkar ederler.
  5. Müslümanları küçümserler
  6. Yalan söylerler
  7. Doğruluğa karşı sapkınlığı tercih ederler.
  8. Davranışları kendilerine yarar vermez.
  9. Sağır, dilsiz ve kördürler.
  10. Korkaktırlar.
  11. Dünya hayatı şile ilgili doğru sözler söyleyip Allah’ı şahit tutarlar, ancak Müslümanlara içten içe düşmandırlar.
  12. Yetki verildiğinde bozgunculuk eder.
  13. Müminleri sevmezler. Müslümanlarla karşılaştıklarında inandık diyerek yalan söyler, kendi başlarına kaldıklarında her tür kötülüğü yapmaya çalışırlar.
  14. Allah’ı ve Peygamber’ini incidirler.
  15. Menfaatlerinin daima öne çıkarıp ona göre davranırlar.
  16. Kıskanç ve korkaktırlar.
  17. Sözlerine sadık değildirler.
  18. Daima kendi çıkarlarını düşünürler.
  19. Allah’ın ayetlerini alaya alırlar. Fakat bunu açıkça yapmaktan çekinirler.
  20. Peygamber’i dinlermiş gibi yapıp inkar ederler.
  21. Cihattan ve sorumluluktan kaçarlar.
  22. Müslümanların başına bir bela gelmesinden mutlu olurlar.
  23. Gizli gizli Müslümanlar aleyhine konuşurlar.
  24. Müslümanların düşmanlarıyla iş birliği yapmaktan çekinmezler.
  25. Allah ve elçisini inkar ederler, yardın etmekten çekinirler ve namazları üşenerek kılarlar. İbadetlerinde samimi değildirler.
  26. İnanmadıkları halde inandıklarını ispat için yemin ederler.
  • Bedeviler arasında inkar ve ikiyüzlülük yaygındır. (Bedevilik denilen kırsal dindarlık üzerine araştırmalar yapılmalıdır.)

(Münafıklık konusunda bknz: Bakara 8-20, 204-206/ Enfal 49/Al-i İmran 118-120/Ahzap 57,60/ Nisa 60-68, 72-73, 81, 138-143, 145-146/Muhammed 16, 20-32/Haşr 11- 17/ Nur 47-49, 53-54/Münafikun 1-8/ Mücadele 8, 14-21/Tevbe 53-59, 61-70,73-87,97-99, 101, 106-110, 120-121, 124-127)

Aslında bütün sosyal hareketlerde dinin bir yorumu temel alınır ve ona göre bir ideoloji oluşturur. Tarihsel süreç dinin çeşitli seviyelerde başka ideolojileri temellendirmek için kullanıldığına şahittir. Dinin mesajını örselemeden iyilik yönünde kullanılması normaldir. Din zaten karşımıza çıkan sorunlarda hangi yöntemi takip edeceğimiz, hangi ahlaki ilkelere uyacağımız yönünde bize yol gösterir. Sorun olan sosyal hareketlerde ve iktidar kavgasında Allah rızasının önemsenmeyip dinin başka amaçlar için kullanılıp araçsallaştırılmasıdır. Ne yazık ki, dinin araçsallaşmasını eleştiren insanların çoğu da başka bir araçsallaştırmanın eşiğinde dururlar.

Araçsallaştırmanın ilk adımı, İslam’ın temel kavramlarının içerikleri boşaltılarak mevcut düzene uygun olarak tanımlanmasıdır. Örneğin; şehit, kavramının Allah rızası için savaşan ve ölen bir kimsenin dışında kullanılması kavramın araçsallaştırılmasıdır. Bu durum hangi etnik grup ve ideoloji adına yapılırsa yapılsın sonuç değişmez. Dini hayata hâkim kılmakla dini araçsal olarak kullanmak arasında niyet ve ahlak belirleyicidir. İkisi de namaz kılmakta, oruç tutmakta, yoksullara yardım etmektedir; ancak biri Allah rızasını hedeflerken diğeri dünyalık menfaatinin hedeflemektedir. Yani ikisi de aynı ibadeti yapmaktadır, şekil olarak arada bir fark yoktur; fark samimiyette ve ihlastadır ki, dinin özü de budur. Bir kimse ideolojik, kültürel, etnik davası için İslam’ı araç olarak kullanıyorsa durum vahimdir. Araçsallaştırmadaki asıl amaç din değil, ideolojik tutumdur. Bu noktada cevaplanması gereken soru şudur:” İslam sosyalizminde, liberal İslam’da, Türk-İslam sentezinde, Türk ve Kürt milliyetçiliğinde, muhafazakâr İslam yorumlarında İslam sosyalizm, liberalizm, Türk ve Kürt milliyetçiliği, muhafazakarlık ve vatan için araçsallaştırılmakta değil midir?

Karşı tarafın dini araçsallaştırmasına karşı çıkanların çözüm olarak başka bir araçsallaştırma önermeleri de durumu daha karmaşık hale getirmektedir. Öyle görülüyor ki, Kürt sorununda her iki taraf da dini alabildiğince araçsallaştırmaktadır.

Bazı insanların kendileri gibi düşünmeyen Müslüman grup ve cemaatlerin liderlerini konu alan ve eleştiri sınırlarını aşan yaklaşımlara sıkça rastlanmaktadır.  Herkesin İslam dünyasına dönük projelerinin olduğu bu günlerde bazı kimselerin bütün güçlerini diğer Müslüman grupların eleştirisine atamış olmaları bana hiç sağlıklı bir tutum olarak gelmiyor.

Son süreçte en çok örselenen kavramlar “ümmet” ve “kardeşlik” kavramları oldu. Kürt aydınlarının bir bölümü bu kavramları kullanan diğer kişileri otomatikman Kürt karşıtlığı ile suçladılar. Anlaşılıyor ki, Kürt sorununu kendi tekeline alma ve o alana başkalarını sokmama gayretleri sistematik bir dışlama halini almış. Öyle ki kardeşlik ve ümmetten bahseden herkes, Kürtlerin düşmanı ilan edildi. T.C. kurulduğunda yaşanan tartışmalarda da hilafet ve ümmet kavramının içeriksizleştirildiği görülecektir. Müslümanların eşitliğine vurgu yapan “kardeşlik” ve siyasal birliğine vurgu yapan “ümmet” kavramı dışlanarak, tarihsel ve kültürel farklılıklar kutsandı. Eğer birileri tarafından bu kavramlar araçsallaştırılmışsa yapılacak olan kavramları araçsallaştırmaktan kurtararak yeniden tanımlamak olmalı.

Dinin araçsallaştırılması aslında Hz. Peygamber’inin vefatından çok zaman geçmeden, İslam tarihinin erken dönemlerinde başlamıştır. Hz. Peygamber’in “Seni isyankar bir güruh öldürecek.” dediği sahabe, Muaviye’nin güçleri tarafından şehit edildiğinde, Muaviye şöyle diyordu: “Onu buraya getirenler onu öldürdü.” Bu dinin en yüksek düzeyde araçsallaştırılmasıdır. Ne yazık ki, İslam’ın başka ideolojik tutumlar için tarih boyunca araçsallaştırılmıştır. Devletler genellikle dinden kendi ideolojilerini besleyecek şekilde yorumlayarak yaralanmışlardır.

Hiçbir grup, cemaat, İslami anlayış kendi İslami öğretisini temel alarak diğer insanları bu öğretiye uymak için zorlayamaz. Sadece kendi yorumunun İslami olduğunu öne sürmek kimsenin iddiası olamaz. İslam’ı bir din olarak hiçbir kimse kendi anlayışı ile sınırlayamaz. Dinin araçsallaştırılmasına yol açacak bu girişimlerden uzak durmak gerekir.