Alternatif Bir Sistem: İslam İktisadi

İslam iktisadı, sistemin ve insanlığın içinde olduğu bozuklukları giderecek sosyal adalet çizgisini taşımaktadır. En büyük eşitsizlik kaynağı olan faizin İslam'da kesin olarak yasak olması bunun en destekleyici göstergesidir.

Tarih : Agustos 04, 2017
Sayı : Temmuz-Ağustos 2017
Konu : Deneme
Yazar :Sena AKTAŞ

 

Tüketim çağında yaşadığımız şu zamanlarda öncelikle konuya ekonomi biliminin basit bir tanımını yaparak başlamak istiyorum. En dar anlamıyla sınırsız insan ihtiyaçlarının kıt kaynaklarla karşılanması bilimine ekonomi adı verilir.

Batılı değerlerden oluşan ve özellikle Protestan ahlakına dayanan günümüzün mevcut hakim ekonomik bir sistemi olan kapitalizm genellikle kendi ürettiği ekonomik istikrarsızlıklar ve krizlerin yanında toplumda yarattığı çatışma ortamıyla birlikte pek çok insani değere zarar veren eksiklikler taşıyor. Gelir eşitsizliğindeki günden güne artan fark ve zenginliğin belli bir azınlık elinde toplanması toplumda dayanışma ve yardımlaşmayı yok ederek haksız bir kazanç ve eşit şartlarda yaşanmayan bir rekabetin sonucudur. Kapitalizmin temel olgularından biri olan faiz ise zengine bir kar olarak dönerken fakiri daha da fakirleştirerek rekabetin terazisini iyice bozmakta ve gelir eşitsizliğini bir uçuruma dönüştürmektedir. Faiz bu sistemin esas aracı olarak insanları daha fazla tüketime ve borç yükü altına sokmakta ve böylece giderek fakirleştirmektedir.

Bu noktada en başa, ekonomi tanımımıza dönerek insan ihtiyaçları gerçekten sınırsız mıdır yoksa bu bize mevcut sistemin dayattığı bir alışkanlık mıdır sorusuna cevap ararsak günlük tüketim alışkanlıklarımıza bir göz atmamız gerekecektir. Eleştirdiğimiz sistemin bir parçası olduğumuz aşikar olsa da bu noktaya kadar pek çok kişinin sistemin bu açıklarının farkında olduğunu düşünüyorum.

Peki bu açıkları giderecek ya da kökten kaldıracak alternatif bir paradigma mevcut mudur? Asıl dahil olmak istediğim nokta tam burada başlıyor. Kapitalizme panzehir olarak önerilen Komünizm-Sosyalizm, Doğu toplumlarının ruhuna ve yaşayışına uyum sağlayamamakta ve karakterine ters düşmektedir. Özellikle Müslüman toplumlarda kendine yer edinememesi bu karakter uyuşmazlığından gelmektedir. Seyyid Kutub bu konuda şöyle demektedir: "Komünizm bize belki ekmek verecek, belki bizi, suratlarındaki iğrençlikten, insan fıtratının tiksindiği kompradorlar zümresinden kurtaracaktır ama bunun karşılığında sadece dini inançlarımızı değil, bütün hayati mukaddeslerimizi silip süpürecektir. İnsani şerefimizi toptan yok edecek, bizi elbise ve ekmek çemberi içine hapsedecektir. Fakat bu arada; komünizmin vereceği ekmeği veren, sosyal farklılıktan, sömürücülerin iğrenç suratlarından bizi kurtaracak olan iftira ve yoksulluğun bulunmadığı dengeli bir toplum kuran, bütün bunların yanında ruhi gıdamızı, düşünce hürriyetimizi, mükemmel insan olma şuurumuzu tatmin edecek olan bir doktrin karşımıza çıkarsa ona ne denecektir?" Burada Seyyid Kutub'un kapitalizm ve komünizme artı olarak bahsettiği üçüncü doktrin İslam İktisadıdır.

İslam iktisadı, sistemin ve insanlığın içinde olduğu bozuklukları giderecek sosyal adalet çizgisini taşımaktadır. En büyük eşitsizlik kaynağı olan faizin İslam'da kesin olarak yasak olması bunun en destekleyici göstergesidir. Birikimin aksine paylaşmayı öğütleyen İslam'da, bu hususta Bakara Suresi 219.Ayette "Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. 'İhtiyacınızdan fazlasını infak edebilirsiniz' de. Allah düşünürsünüz diye size ayetlerini böyle açıklar." diye buyrulur. İslam'ın çokça övdüğü infak aynı şekilde toplumda birleştirici ve dayanışmacı bir etki oluşturmaktadır. Bunların yanında İslam ekonomisinin sahip olduğu özellikler sadece inananları kapsamaz. Toplumda var olan her inançtan insanı kapsayacak ve farklılıkları minimum seviyeye indirecektir. İslam iktisadı mülkiyete karşı değildir fakat dünyada kazanılan servete tamah edilmediğinden servet toplumda daimi bir dönüşüm mekanizması içindedir. İnfak gibi zekat ve sadaka da toplumda malın dağıtımını sağlamaktadır. İslam'da servet kişiye emanettir. Sahip olduğu malın tam olarak mâliki değildir. Bu şekilde servet mutlak mülkiyet olmamış olur.

İslam'da servet bir araç değerdir, amaç değildir. Kapitalizm serveti, mülkiyeti mutlaklaştırırken komünizm ise mülkiyeti mutlak olarak reddeder. İkisi de doğal ve fıtri değildir. Servetin sahipsiz olması eşyanın tabiatına aykırıdır. İslam mülkiyetin temelinde emeği arar. Kişinin çalışmasının ve emeğinin devamlı olarak övüldüğü bu sistemde, çalışmalarının ve çabasının karşılığını her iki dünyada da alacağını bilmesi, üretim ve tüketim çarkına yeni bir anlayış kazandıracaktır.

Son olarak İslam iktisadı sistemi ekonomi, toplum ve din kavramlarını birbirine bağladığı için ne toplumsal yozlaşmaya ne de toplumda farklılaşmalara ve İslam'ın doğası gereği dışlanmalara izin verecektir.

"Ta ki servet zenginlerinizin elinde dönüp dolaşan bir devlete dönüşmesin." (Haşr 59/7)

KAYNAKÇA:

Mevcut Ekonomi Politik Sorunların Bir Çözümü Olarak İslam Ekonomisi - Sercan KARADOĞAN

İslam-Kapitalizm Çatışması - Seyyid KUTUB

İslam ve Ekonomi – Mustafa İSLAMOĞLU