AİLE EKİ

EĞİTİM

 

Evde Montessori ile Çocuğunuzdaki Bitmez Enerjiyi İyiye Kullanmak (1)

 

Amy MONTESSORI

 

Hayat, önemli bir okuldur. Montessori, hayat okuluna yardımcı olabilecek fıtri bir araçtır.

 

Montessori bir eğitim metodu olarak İtalya’da, Çocuk Evi (Casa de Bambini) adıyla açılan okulda başladı ve gelişti. Amerika’da ise hem özel okul olarak çok yaygınlaştı hem de ev-okulu yapan birçok aile bu başarılı yöntemi kendi yuvalarına taşımayı başardılar. Onlar başardıysa biz de başarabiliriz, evde Montessori metodunu uygulayabiliriz. Bu yazı dizisinde size bu konuda yardımcı olmak niyetindeyim. Öncelikle ev okulu kavramını açmak isterim. “Ev-okulu dar manasıyla anne ve babanın, okul yaşındaki çocuklarına kendi evlerinde belli bir sistem kullanarak eğitim ve öğretim vermesidir. Geniş manasıyla ise ebeveynin çocuklarına evde olmasa da ev merkezli bir eğitim ve öğretim yolu kullanmasıdır.[1]” Bu manadaki öğretimde özel öğretmenlere, özel kurslara, internet üzerinden derslere ve en önemlisi yine ev-okulu yapan ailelerden desteğe başvurulabilir. Türkiye Ev Okulu Derneği’ni[2] bu çalışmalara katkı sağlamak isteyen bir kuruluş olarak görüyorum. Bu dernek ailenin, çocuk eğitiminin temelini ve toplumun en önemli yapı taşını oluşturduğuna inanmaktadır.

 

Kanımca çocuğun özellikle ilk yaşlardaki eğitimini en iyi anne ve babası verebilir ve vermelidir. Yaş ilerledikçe bu eğitim sürecinin aile tarafından seçilecek özel öğretmenler, okullar veya kurslar tarafından yönlendirilmesi gayet olumludur. Çocuğun kişiliğini, şahsiyetini, yaratılışını tanımak ise bu eğitimin temel yönlendirici bilgisi olmalıdır. Bunları yazmamın nedeni ev okulunu teşvik etmekten ziyade Montessori metodundan faydalanmanız için çocuklarınızı özel okullara göndermenize gerek olmadığını göstermek ve bu konuda sizlere yardımcı olmaktadır.  Zaten Türkiye’de ev okulu şu an yasak olan bir eğitim türüdür. Bunun en önemli nedeni, çocuğunu okutmak yerine çalıştırmak isteyen ailelere engel olunmak istenmesidir. Ancak ev okulu yapan ülkelerde bunu engelleyecek önlemler de beraberinde alınmıştır.

 

Montessori eğitimi kanımca büyükanne ve büyükbabaları da ilgilendirmelidir. Torunlarını gözlemlemeleri sonucunda onlara verecekleri anlamlı işler inanıyorum ki kendilerini de mutlu edecektir. Çocuklarımıza ve torunlarımıza ilgilerini çekecek iki-üç Montessori odaklı ilham veren işler hazırlanması benim ufak bir hayalim olarak bu satırlara geçerken duam ise bu hayallerimin gerçekleştiğini görmektir. Rahmetli canım babaanneme camlarını silme konusunda yardım ettiğim zamanları hatırlıyorum; gerçi kendisi beni para ile ödüllendirmişti. Bunun ile birlikte çocuk halimle bir iş başarma, yardım etme hissinin de çok mutluluk verici olduğunu hatırlıyorum.

 

“İnsan kişiliği veya onun bakımı bozulmuştur. Bir tarafta ev, diğer tarafta okul, aralarında hiçbir anlayış birliği yoktur.” Dr. Maria Montessori

 

Montessori sınıfları temelde beş bölümden oluşur. Bunlar günlük hayat, duyuların gelişimi, dil bilgisi, matematik ve kültür-fen bilgisidir. Bu bölümler bizlere bir ana fikir oluşturabilir ise de ufkumuzu sınırlamamalıdır. Evimde açtığım okul Montessori Zone[3]’da sadece bu bölümlere bağımlı kalmadım. Resim, müzik gibi sanatsal faaliyetlerin tecrübe edildiği alanlar yanında, yoga[4], karakter eğitimi, barış köşesi gibi çocukların spritüal yönlerini geliştiren aktivitelerin bulunduğu bölümlere de yer verdim.

 

Ev ortamında ise imkanlar dahilinde bu bölümlerle ilgili konulara dokunarak Montessori eğitimi uygulanabilir. Kimi aileler tahta işleriyle ilgilendiğinden materyallerini kendilerinin yaptığına şahit oldum. Bazı aileler ise kalın karton kullanmıştı. Her ailenin yaratıcı gücü farklı olabiliyor. Önemli olan küçük deyip geçmeyin ve çocuğunuzun yaşına göre gelişen becerilerinin takipçisi olun. Çocuklarınıza yaşlarına göre sorumluluk verin çünkü “Sorumluluk, hayatın manasının anahtarıdır.[5]” Evde Montessori uygulaması, çocuğunuzu onun erişimine uygun hazırlanmış bir ev ortamında karşılama, çocuğunuza ve yeteneklerine saygı duyma ve onunla evde etkileşimde bulunma yöntemidir[6].

 

Montessori yöntemini evde uygulama konusunun en önde gelen ismi, Elizabeth G. Hainstock’tur. Kendisi kitaplarında evde bulunan eşyalardan materyal üretme hakkında fikirlerini paylaştığı için bu ailelere kolaylık sağlamıştır. Ebeveynlerin asgari maliyet ile ve az bir gayret sarf etmek suretiyle çocuklara düzenli bir ortam hazırlanmasında yardımcı olduğu üç kitabı vardır[7].

 

Montessori İlhamlı Oyuncaklar[8]

İlk başlarda, çocuğunuzun uyuduğu ve oyun oynadığı odası, onu Montessori yöntemiyle tanıştırmak için iyi bir ortam olabilir. Odadaki rafları yerleştirirken Montessori oyuncağı olarak nelerin nitelendirildiğini bilmemiz yerinde olur.

Doğal malzemeler: Tahta, yün, pamuk, metal, seramik ve hatta değişik taşlardan yapılan oyuncak ve eşyalar, çocukları doğaya bağladıkları ve genellikle ağza alma durumunda daha güvenli olduklari için tercih edilirler. Ayrıca, farklı dokularda, sıcaklıklarda ve ağırlıklardaki bu doğal malzemeler çocukların duyularını geliştirmede yardımcı olduğu gibi, daha fazla duyusal bilgi verirler.

Otomatik oyuncaklar yok: Montessori oyuncakları, çocukları bağımsız bir şekilde keşfetmeye teşvik etmek için tasarlanmıştır. Bu nedenle, kendi başına hareket eden ve ses çıkartan hileli denilebilecek oyuncakları almak yerine, çocuğunuzun fiziksel olarak manipüle edebileceği ve taklit oyunlarına dahil edebileceği minyatür oyuncakları tercih edin. Bu tür oyuncaklar genelde plastik değil tahtadan yapıldığı için seçmesi kolaydır.

Gerçekçi oyuncaklar: Montessori oyuncakları, gerçekçidir. Başka bir deyişle gerçek ile bağlı olma eğilimindedir. Bu özellikleri çocuklara, çevrelerindeki dünya hakkında harika bir öğrenme fırsatı sunar. Bebekler ve çocuklar gerçek olan ile sahte olan arasında bir ayırıma sahip değildirler. Onlara göre, tek boynuzlu bir atın, tıpkı köpek gibi var olma olasılığı yüksektir. Onlara bir şeyler öğrettiğimizde ve bunun gerçek olmadığını söylediğimizde kafa karıştırır. Pufidik bir ejderha ya da fil arasında seçim yapmanız söz konusu ise, siz ve çocuğunuzun daha sonra hayvanat bahçesinde görüp öğrenebileceği hayvanları seçmeniz daha Montessori ilhamlı olacaktır.

Tek görevli öğrenme oyuncakları: Bir seferde, bir beceriyi öğretmek için tasarlanan oyuncaklardır. Montessori oyuncakları aynı zamanda yerleşik bir “hata kontrolü[9]” olarak adlandırılan şeye sahip olmalıdır. Yani çocuklar oyuncak ile başlayan görevi, doğru bir şekilde tamamladıklarını kendileri bileceklerdir.

Yukarıdaki resimde gördüğünüz kırmızı ve mor kumaşlı meşguliyet tahtaları veya giyinme çerçevelerini kendiniz de evde yapabilirsiniz. Bu materyallerin hata kontrolü, çocuğun yanlış yapıp yapmadığını düzgünlüğünden anlayabilmesidir[10].

Maksatlı oyuncaklar. Montessori oyuncakları, çocukların (yaprak tırmığı, elma dilimleyicisi) gibi bahçe, mutfak ve benzeri yerlerde bazı faaliyetlerde bulunmalarına olanak tanıyan çocuk boyutunda ürünler olabilirler. Amaç, bir çocuğu kendisine çeker. Kendisini dünyasının yetkin ve önemli bir parçası olarak hissettirir. Şampiyon gibi hissetmesine yardımcı olur. Gözlemleyiniz!

 

Piyasada çok sayıda Montessori ilhamlı oyuncak bulunmaktadır. Bunlar size çocuğunuzun odasını donatmak için cazip gelebilir. Ama yapmayın derim. Oyuncakları arkadaş aileler ile paylaşımlı kullanabilirsiniz. Ayrıca oyuncakların hepsini bir kerede çıkarmayın. Lillard, “Montessori yönteminin bir parçası da, çocukların genç zihinlerini boğmak yerine, bir seferde yalnızca birkaç seçenek sunmaktır.” diyor. Aralarından seçim yapmakta zorlanabilecekleri bir oyuncak yığınıyla karşılaştıklarında, çocukların konsantrasyon becerilerini ve sonuna kadar bir aktiviteyi devam ettirebilme yeteneklerini geliştirmeleri zor olabilir.

 

Montessori Eğitimi bazı temel kategorilerde geliştirilmiş olduğundan bahsetmiştik[11]. Şimdi bunlardan günlük yaşam ile ilgili olanlarını anlatmaya çalışacağım.

 

Günlük Yaşam Alıştırmaları

 Maria Montessori kendi okulunda çocuklara “Burnumuzu nasıl sileriz?”, “Kitabın sayfalarını güzelce nasıl açarız?”, “Mendilimizi nasıl katlarız?” gibi birçok konuda hayat dersleri vermiştir. Bahsettiğimiz günlük yaşam konularının içinde temizlik, düzen, edep-adap konuları da yer almaktadır.

Yaşlara göre bazı önerilerde[12] bulunacağımız bu bölümde yaş kategorilerine tam sadık kalmak zorunda değilsiniz çünkü her çocuğun gelişmesi çok farklıdır. Kimi çocuk bazı becerileri daha çabuk kazanır kimi çocuğun ise acele etmeyen bir yapısı vardır. Bu konuda Adem Güneş gibi düşünüyorum “Bırak ve Rahatla”, çocuk kendi hızında gelişsin. Her insan olduğu gibi her çocuk da bir kar tanesi gibi biricik ve özel yaratılmıştır.

 

0-6 Aylık Bebekler

 

Bebeklerin uyanık olduğu dönemlerde gelişimsel ihtiyaçlarını karşılamak için çalışabiliriz. Bebekler kuvvetli bir konsantre ve dikkat etme yeteneğine sahiptir. Bilgiyi bir sünger gibi emmek için duyularını kullanırlar. Montanaro’nun sözleriyle, “… bir bebeği gözlemlersek, yemek yeme ve uyuması ile ilgilenen önyargılarımızdan kaçınırsak, vücudunun her yerinde hareket etme ve tüm olanları gözlemleme çabasını görebiliriz. Mesela, etrafındaki insan sesini ve çevrede bulunan diğer sesleri ne kadar dikkatle dinlerler. Onlar birçok şey ister, varlığımız, ve müziğimizden zevk alırlar ve onlara ilginç gelen her şeyi izlemek isterler[13]. ”

 

Bebeklerin kısa süreli aktif uyanıklık dönemlerinde, onları stimüle[14] etmek için kardeşlerinden biri onu tutabilir, kucaklayabilir veya onunla konuşabilir. “Munari”, çok küçük bebekler için kullanılan hareketli bir mobildir. Öncü Pedagog Maria Montessori’nin eğitim felsefesi ve gelişim teorisine göre İtalyan mimar Bruno Munari tarafından tasarlanmıştır. Basit siyah-beyaz renkli şekillerin, beyni hali hazırda dış dünyaya ve algıya uyum sağlayan bebekler tarafından daha kolay görselleştirildiğine inanıldığı için bu üretilmiştir. “Hareketli Mobil” hafif hava hareketi ile yavaşça döner, üzerindekiler çok çeşitli ilgi çekici konfigürasyonlar oluştururlar. Böylece görsel becerilerini geliştiren bebeklere gözleme imkanı temin ederler. Yapılması çok kolay olan bu oyuncağın orjinal tasarımında bir cam küre yer alır. Ancak düşme ve kırılma gibi riskleri önlemek için yerine plastik de kullanabilirsiniz[15]. Asarken de bebeğin yaklaşık 30 cm yukarısına gelmesine özen gösterin. Böylece bebek görsel gelişimini sürdürmek için kendine güzel bir uyarıcı bulmuş olacaktır.

 

Bebekler için aynaya bakmak, tutunma çubuğu (yukarıdaki resme bakınız), siyah ve beyaz renkli objelere veya resimlere bakmak, yere yakın raflarda bebeğe uygun tercihen tahta oyuncaklar bulundurmak, dışarıya çıkmak ve doğa ile buluşturmak ilgi çekici ve faydalıdır[16]. Bebek bu aktivitelerde beş-on dakika kadar zaman geçirirler ve bunlar konsantre dolu zamanlardır.

 

6-12 aylık bebekler [17]

 

Çocuğun günü, hikaye, müzik, dışarı çıkma, bağımsız oyun oynama, duyusal keşifler zamanı gibi bölümlere ayrılabilir. Çocuklar en çok hangi odada zaman geçirmeyi severler ise orada düşük raflı bir mobilya bulundurmak iyi olacaktır. Çocukların en çok zaman geçirdiği diğer bir yer de mutfaktır. Bu yaştaki bir bebeğin, büyük özenle hazırlanmış ortamınızı mahvetmek için hassas bir dönemden geçtiğini bilmeliyiz ve ona göre önlemler almalıyız.

 

Hazine sepetleri: Replika hayvanlar, bebeklerin oynaması için harikadır çünkü araştırmayı ve küçük parmaklarıyla oynamayı sevdikleri birçok karmaşık ayrıntıya sahiptir. Bu aşamada, bebek, etrafındaki dünyaya tamamen yeni bir bakış açısı kazandıran, oturarak zaman geçirme eğilimindedir.

Küçük ksilofon: Bu yaşta, bebek basit ve gerçek müzik aletleri ile müzik yapmaktan hoşlanır. Bu küçük ksilofon gelişmekte olan el-göz koordinasyonu için en popüler alettir. Kavraması kolay olan yumuşak toplar genellikle bebeğin en sevdiği oyuncaklardır.

 

 

Çocuğun gelişim sürecinin bu döneminde ek gıda masasını ve çocuk sandalyesini öneririm. Genellikle masada yemek yeme eğitimi az bir su ve küçük bir bardakla başlar. Çocuk bardağı tutmayı ve içmeyi öğrenir. Cam kullanmanın önerilmesinin nedeni, çocuğun gerçek hayat derslerini öğrenebilmesidir. Sanat ve duyusal deneyimler bu yaştaki küçükler için çok heyecan vericidir. Kaynamış pancar ve mısır unundan goop[18] yapmak güvenli ve eğlenceli olur.

 

Doku kutuları: Farklı kumaş türlerini kullanabilir ve bunları küçük, büyük, sert, yumuşak, ağır ve hafif bir şeylerle doldurabilirsiniz. Bebek onları kutunun içine yerleştirip çıkarmayı seveceklerdir. Farklı renkteki eşarplar ile doyumsuz oyunlar oynanabilir. Mesela yüz saklama.

 

 

Montessori tutmalı silindir veya başka bir basit şekil bulmacasını kullanmaktan zevk alırlar. Ortamlarındaki eşyaları öğretmek için basit kelimeler içeren kitaplar ve bilgi kartları, bebekle etkileşimin harika bir yoludur.

 

Çocuklara hayatı karıştırma ve keşfetme özgürlüğünü yaşama fırsatı vermeli.

Maria Montessori

 

1-3 Yaşlar

 

Ders göstermek bu yaşta önemlidir. Ders vermek çocuğumuza nutuk çekmek değildir, ona üstten bakmak hiç değildir. Onu bizi dinlemesine ikna edecek güzellikte ve dengede bir sunum yapmaktır. Bu yetenek içindeki çocuğu kaybetmemiş herkeste vardır sanıyorum. Küçük şeyler içimizdeki sevgi nispetinde büyür ve değer kazanır[19]. İnanıyorum ki içinizde Montessori sevgisini büyütebilirsiniz çünkü bu metod buna değmektedir. “Canım Benim[20] ilk önce senin beni izlemeni istiyorum.” Bunu söylerken işaret diliyle “beni izle manasında” gözlerinize işaret de edebilirsiniz[21]. Dersi gösterdikten sonra ve çocuğunuz bu dersi uygulamasıyla birlikte, geri toplamayı de göstermeniz yerinde olur. Aslında eşya toplama çocuklara mümkün olduğunca erken yaşta gösterilmelidir. Çocuğun her toplamayı kendisinin yapmasını beklemenize gerek yoktur. Kimi zaman “Gel bana yardım et.” demeniz de yeterli olur.

 

Açıp kapama sepeti[22]: Bu sepeti her hafta değiştirebilirsiniz. Önce içine kolay açılıp kapatılan sonra da tedrici bir şekilde çocuğun el kasları geliştikçe daha zor açılıp kapatılan şeyler ilave edebilirsiniz. İçine çocuğunuzun açıp kapayabileceği her şey uygundur. Mesela kimi taraklar, kapaklı herhangi bir kutu, fermuarlı minik çanta, mücevher kutuları. Çocuğunuzun ağzına sokma dönemi geçtiğinde ise bu kutuların içine ulaşmak isteyeceği küçük ve emniyetli objeler koyabilirsiniz.

 

Transfer Aktiviteleri: Su, pirinç, tahta boncuk bir kaptan diğerine aktarılabilir. Bu transfer aktivitesi sizin hayal gücünüzü kullanabileceğiniz müthiş imkanlar sunar.

 

Çiçek aranjmanı: Ufak bir vazoya minik çiçekler yerleştirme, suyunu koyma çocuğunuza büyük bir zevk verecektir.

 

Oyuncak yıkama: Çocuğunuza bazı oyuncaklarını yıkamayı öğretebilirsiniz. Bunu yaparken az su kullanılmasına dikkat etmek için kontrollü su miktarı verirsiniz. Çocuklar bu yaşlarda kendine bakmayı da sever. Lavaboya koyacağınız bir basamak sayesinde ellerini yıkamayı ve kurulamayı öğrenir. Bu süreç çok zor olabilir çünkü çocuğunuz su ile oynamak da isteyecektir. Buna çocuğunuzun seviyesine uygun kurallar ile imkân vermelisiniz. Bu süreçte size bol havlu lazım olacaktır, eski havlularınızı atmayınız. Sadece el yıkamak değil, burun nasıl silinir, yere dökülen su nasıl temizlenir ve benzeri birçok ders imkanınız olabilir.

 

Tahta çekiç aktiviteleri: Yumuşak bir köpük veya yüzey üzerine tahtadan yapılmış mümkünse kalın çiviler çocuğunuza heyecan verecektir.

Mutfak aktiviteleri: Çocukların bu yaşlarda en çok sevdikleri aktiviteler mutfakta yapılmaktadır. Çocuğunuz zamanla geliştirdiği mutfak becerileri sayesinde sizin en büyük yardımcınız olma kapasitesine sahiptir. Çocuğunuzla geri dönüşüm kutusuna kağıt, plastik toplamayı örnek vermek isterim.

 

Zarafet ve nezaket dersleri[23]: Yere işaretleyeceğiniz uzun düz bir çizgi üzerinde dengeli yürümek, sessizlik dersi, komşulara teşekkür kartı yazmak, misafir ağırlama gibi çok örnekli bir konuya girdik. Ancak burada açıklamak istediğim “sessizlik dersi”dir.

Sessizlik Dersi/Oyunu: Bu oyun öz disiplini sağlayacak önemli bir alıştırmadır. Maria Montessori, çocukların sessizliğe olan merakını keşfediş öyküsünü “Çocukluğun Sırrı” adlı kitabında yazar. Bu gerçek hikâye beni çok etkilediği için kitabın ilgili sayfalarını size tercüme etmek istiyorum.

 

Çocukluğun Sırrı: Sessizlik[24]

 

Bir gün, sınıfın avlusunda annesinden aldığım dört aylık bir kız çocuğunu kucağımda tutarak sınıfa girdim. Bebek, mahalle halkının geleneği üzerine, sıkıca kundaklanmıştı. Yüzü tombul ve pembe idi. O kadar sessizdi ki onun sessizliği beni çok etkiledi ve çocuklarla duygularımı paylaşmak istedim. “Bir ses çıkarmıyor.” dedim onlara. Ve şaka yaptım, “Hiçbiriniz bu kadar iyi sessizlik yapamazsınız.” Sürpriz bir şekilde çocukların bana aşırı derecede yoğun baktıklarını gördüm. Dudaklarımda asılı duruyor gibiydiler ve söylediklerimi çok iyi hissediyor gibi görünüyorlardı. “Dikkat edin.”, diye devam ettim, “Nefesi ne kadar yumuşak. Hiçbiriniz onun kadar sessiz nefes alamıyorsunuz.” Şaşkın ve hareketsiz, çocuklar nefeslerini tutmaya başladılar. O anda, genel olarak duyulmayan duvar saatinin tik-takları duyulur hale geldi. Küçük kız, odaya günlük hayatta hiç bulunmayan bir sessizlik atmosferi getirmişti.

Hiç kimse görülebilir en küçük hareketi bile yapamadı. Sessizliği deneyimlemeye ve yeniden üretmeye istekliydiler. Bütün çocuklar kendilerini bu göreve verdiler. Coşku ile değildi bu, çünkü coşku dürtüsel ve açık bir şekilde tezahür eden bir şey ima eder. Ama burada derin bir arzudan yükselen bir şey vardı. Çocukların hepsi mükemmel bir şekilde mümkün olduğunca sessiz nefes aldılar, yüzlerinde meditasyon yapanlar gibi sakin ve kasıtlı bir ifadeye sahip idiler. Bu etkileyici sessizliğin ortasında yavaş yavaş hepimiz düşen bir su damlası ve uzak bir kuşun ötme sesi gibi en hafif sesleri duyabiliyorduk. Bu olay, sessizlik egzersizimizin kaynağını anlatmaktadır.

 

Bir gün, bu sessizliği çocukların işitmesinin kesinliğini test etmek için kullanabileceğim bir şey aklıma geldi. Bir oyun tasarladım. Kısa bir mesafeden fısıldayarak isimlerini söylemeye başladım. İsmini duyan çocukların ses çıkarmayacak şekilde bana doğru yürümesi gerekiyordu. Böyle bir bekleme tatbikatının çocuklar için iyi bir deneme olacağını düşünmüştüm, bu yüzden yanımda çocukları ödüllendirmek için biraz şeker ve çikolata getirdim. Ama tatlıları reddettiler, sanki “Bu güzel deneyimi bozma. Zihinlerimiz hala mesut ve mutlu. Bizim zihnimizi başka tarafa çekme” demek ister gibiydiler. Böylece, çocukların sadece sessizliğe duyarlı değil, aynı zamanda onların neredeyse duyulmayacak şekilde sessizlikten çağıran bir sese de duyarlı olduklarını anladım. Zamanla sınıfta parmak ucunda sessizce yürümeye başladılar ve onları duyuracak hiçbir şeye çarpmamaya özen gösterdiler.

 

Daha sonra tıpkı materyallerin, çocuklar üzerinde çalışırken hatalarını kendi kendilerine düzeltilebileceği özellikte oluşları gibi, gürültünün sessizlikle kontrol edildiği bu durumun çocuğa çok yardımcı olduğunu fark ettim. Böyle bir alıştırmanın bir talimatla asla elde edemeyeceği şekilde sınıfta çocuklarca tekrarlanıyor olması, çocuğun daha başka dış eylemleri mükemmellik ile gerçekleştirmesine yardımcı olabilirdi.

 

Çocuklarımız, sınıftaki çeşitli nesnelere çarpmadan dolaşmayı ve ses çıkarmadan hafifçe koşmayı öğrenerek çevik ve uyanık hale geldiler. Bu tür eylemleri yaptıkları mükemmellikten memnun oldular. Potansiyellerini keşfetmeye ve yaşamlarının sürmekte olduğu gizemli dünyada kendilerini geliştirmeye meraklarımı sürdürdüler.

 

Kendimi ikna etmeden uzun zaman önceydi, çocukların şekeri reddetmesinin ardında kendine özgü bir neden olduğunu bulmak istiyordum. Bu reddediş bana çok olağanüstü geldi, çünkü çocuklar normalde tatlılar için çok istekli olurlar. Daha ileri bir test yapmaya karar verdim. Okula biraz şeker getirdim, çocuklar onu da reddetti ya da önlüklerinin ceplerine koydu. Hepsi çok fakir oldukları için, belki de şekerleri evlerine geri götürmek istediklerini düşündüm. “Sana verdiğim parçaları eve götürebilirsin ama bunlar senin için.” diyerek şekeri uzattım. Aldılar ama tekrar yemeden ceplerine koydular. Ancak, öğretmenlerden biri, hasta çocuklardan birini ziyaret ettiği zaman bir şey keşfedildi. Küçük çocuk öğretmeni geldiği için çok mutluydu. Sonra küçük bir kutu açtı ve okulda aldığı büyük bir şekerleme parçasını çıkarıp öğretmenine verdi. Bu cazip tatlı birkaç hafta orada kalmıştı ve çocuk ona dokunmamıştı. Bu tutum, çocuklar arasında o kadar yaygındı ki, birçok ziyaretçi daha sonra okullarımıza farklı kitaplarda okudukları bu olguyu doğrulamak için geldi. Bu çocuklarda kendiliğinden ve doğal bir gelişme oldu. Hiç kimse, onlara şekerlemeden vazgeçmeyi ve onu misafirlere sunmayı öğretmeyi düşünemezdi. Kendi rızasıyla çocuklar, ruhsal yaşamda yükselmiş olmaları sebebiyle bu gereksiz dış zevkleri reddetmiş oldular.

 

Sessizlik Oyunu Nasıl Oynanabilir?

 

Çocuklara birlikte sessiz kalacağınızı söyleyin. Çocuklardan rahatça oturup rahatça kalkabilecekleri herhangi bir yere oturmasını isteyin. Çocuklara gözleri kapalı oturmasını ve isimlerini dinlemelerini söyleyin. Adlarını duyduklarında sessizce gelip ortada bir yere oturup beklemelerini söyleyin. Sonra uygulamaya başlayın ve çocuğun adını fısıldayın. İsterseniz bunu yaparken arkanızı dönün veya uzak bir yere gidin. Çocuğun adı söylendiğinde, çocuk oturduğu yerden kalkıp sessizce yürür ve ortada bir yerde oturur. Son çocuk ortada oturan gruba katıldıktan sonra herkes birlikte son bir sessizlik anının tadını çıkarabilirler. Bu alıştırma, tedrici ve sakince oluşan bir disiplin oluşturmanın yanında iç güzellik ve dinginlik de getirmektedir[25]. Sessizlik yeni düşüncelere yelken açmak için uygun bir limandır.

 

Not: 3-6 yaş arası yani okul öncesi dönemdeki günlük yaşam alıştırmalarını anlatacağımız ikinci bölümde görüşmek ümidiyle.

 

Ya okul, hayatın içinde olmalıdır ya da hayat, okulun içinde.