ANALİZ

 

KUR’AN’IN IŞIĞINDA ZAMANI ETKİN YÖNETMEK

Kazım CAN

 

Arge Mühendisi-Kur’an Araştırmacısı

 

Zaman imandan sonra insanın en büyük sermayesidir. Ve fakat insanoğlunun değerini bilmediği ve hakkını vermediği büyük bir imkandır zaman.

Nebimiz (SAV) bu durumu çok veciz bir şekilde dile getirmiştir.

“İki nimet vardır ki, insanların çoğu bu nimetleri kullanmakta aldanmıştır: Sıhhat ve boş vakit.”  Buhârî, Rikak ; 1 Tirmizî, Zühd 1; İbni Mâce, Zühd 15

Bundan olsa gerek Asr suresinde “zaman”a ve “an”a yemin edilir. Sure sanki zaman ve zaman yönetiminin değerini kalın harflerle çizer. Kısacık ömür süremizde zamanın hakkını nasıl vereceğimizi mükemmel bir şekilde formüle eder.

Asr 103: 1-3 Zamana yemin ederim ki insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak iman edip (imanlarına yaraşır) iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.

Surenin içeriğine ve mesajına göre “Asr” kelimesine en uygun düşen karşılık “mutlak zaman” dır. Surenin başında zamana yemin edilerek onun insan hayatındaki yerine ve önemine dikkat çekilmiştir. Çünkü zaman Allah Teâlâ’nın sonsuz kudretini gösteren fiillerinin tecelli ettiği bir varlık şartı olması yanında, insan bakımından da hayatını içinde geçirdiği ve her türlü eylemlerini gerçekleştirebildiği bir imkân ve fırsatlar alanıdır. Yüce Allah böyle kıymetli bir gerçeklik ve imkân üzerine ye­min ederek zamanın önemine dikkat çekmiş; onu iyi değerlendirmeyen insanın so­nunun, “hüsran” (ziyan) olacağını hatırlatmıştır. Burada “ziyan” ile kastedilen asıl kayıp ahiretteki kayıptır. Çünkü ömrünü ve zamanını boşa geçirmiş insan için en büyük ziyan odur. 1

Zamanı kayıp olmaktan çıkarmak için öğütlenen iki sâlih amel dikkate şayandır. Birbirlerine sabrı ve hakkı tavsiye etmek. Ayette toplumsal erdemin ve gelişimin sağlanması ile zamanın hakkını vermek arasında bir ilişki kurulmaktadır.

  

1 Kolektif, Kuran Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları

 

Peygamber Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuştur.

“Beş şey gelmeden önce beş şeyin değerini iyi bil (ganimet bil): İhtiyarlığından önce gençliğin, hastalıktan önce sağlığın, fakirliğinden önce zenginliğin, meşguliyetten önce boş vaktin ve ölümünden önce hayatın.”  Hâkim, Müstedrek, IV, 341; Buhârî, Rikak, 3; Tirmizî, Zühd, 25

Hadis’te zaman ve vaktin ganimet olarak sunulması bunların yüksek değerini vurgulamaktadır. İnsan hayata geldiğinde büyük bir ganimet ile varlık sahnesinde boy göstermektedir. Ne var ki nice insan bu ganimeti ziyan ederek tüketmektedir. Biz ne yaparsak yapalım zamanımız güneşin altında eriyen buz kütlesi gibi eriyip gitmektedir.

Zamanı da her şeyi yaratan tüm mülkün sahibi Allah Teala yaratmıştır.

Furkan 25:2 O, göklerin ve yeryüzünün hükümranlığı kendisine ait olandır. Çocuk edinmemiştir. Mülkünde hiçbir ortağı da yoktur. O, her şeyi yaratmış ve yarattığı o şeyleri bir ölçüye göre takdir etmiştir.

Zümer 39:62 Allâh her şeyin yaratıcısıdır, O, her şeye vekildir (her şeyi yöneten, görüp gözetendir)

Allah Teala zamanlar üstüdür. Zamanın sahibidir. Zamandan münezzehtir. Zamanla sınırlandırılamaz. Bizim algıladığımız zaman bu dünyadaki kozmolojik ve biyolojik zaman ve vakitlerdir. Ahirette ki zaman bu dünya algımızdan farklı bir zamandır. Bizler bu dünya algımızla zamanın durmasını ve ebedi zamanı kavrayamayız.

Ömür dediğimiz olgu her ne kadar bize uzunca bir süre gibi gelse de gerçekte görece olarak çok kısadır. Bu hakikat birçok Kur’an ayetinde bize öğretilmektedir.

Rum 30:55 Son saatin geldiği gün günaha batmış olanlar (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.

Bu itibarla iyilik yapmakta acele etmek lazım. Yarın çok geç olabilir. Kimse beş dakika sonrasında zamanın kendisine neler getireceğini bilemez. Hayat ne kadar gerçekse ölüm de o kadar gerçektir. Ölüm gerçeği yokmuş gibi yaşayamayız. Oysa insan dünya konusunda ne kadar da acelecidir.

Ganimet olarak verilen zamanı etkin kullanma noktasında elbette hayat rehberimiz Kuran bize ışık tutmaktadır.

Yunus 10:5 O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona evreler koyandır. Allah, bunları (boş yere değil) ancak gerçek bir amaç ve anlam ile yaratmıştır. O, âyetlerini bilen/bilmek isteyen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır.

Zamanı yönetmek demek kendini yönetmek demektir. Mümin kişinin zaman yönetimi yaparken tek amacı vardır.  “Kulluk görevinin hakkını vermek.” Her şey bundan sonra gelir. Nihai amacı ahireti kazanmaktır.

Enam 6:162 – Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.

Zamanı etkin yönetmek için Kuran’ın bize sunduğu yöntemlerden üç tanesine değineceğiz.

  • Zamanı Planlamak: Günlük planlamada namaz vakitlerini referans almak
  • Zamanı Değerlendirmek: Boşa çıktığımızda başka bir işe koyulmak
  • Gecenin Hakkını Vermek: Geceyi değer üreterek değerlendirmek

Etkin zaman yönetimi için şu üç soruya cevap aramalıyız.

Ne yapmalı?

Bu sorunun cevabı tüm Kur’an’da geniş bir şekilde açıklanır. Özlü cevabını ise Asr suresinden öğreniyoruz. “Salih amel.” Diğer bir ifade ile imanımıza yaraşır iyi ve erdemli davranışlar. Hayır, iyilik, hasenat, maruf, kulluk, ibadet…

Burada şu gerçeği ifade edelim. Mümin niyetiyle, Allah rızasını gözeterek 7/24 vaktini ibadete çevirebilir. Uykusunu dahi ibadete çevirebilir. İşyerinde geçen vakit onun için ibadet olur. Hayata daha geniş bakmamız lazım. Aslında İslam’da dünya hayatı ve dini hayat diye bir ayrım yoktur. Dolayısıyla zaman yönetimi tüm boyutlarıyla hayatımızı kuşatır. Örneğin iş hayatında zamanı israf eden ve vakti verimsiz kullanan bir kişi İslam’ın zaman ahlakına aykırı bir şekilde davranmış olur.

Nasıl Yapmalı?

Enam 6:96 – O, karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. Geceyi dinlenme zamanı, güneşi ve ayı da ince birer hesap ölçüsü kıldı. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin, hakkıyla bilenin takdiridir (ölçüp biçmesidir).

Yunus 10:5 O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona evreler koyandır. Allah, bunları (boş yere değil) ancak gerçek bir amaç ve anlam ile yaratmıştır. O, âyetlerini, bilen/bilmek isteyen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır.

“Allah katında amellerin en sevimlisi, az da olsa devamlı olanıdır.”  Buhârî, İmân 31, Rikak 18; Müslim, Salâtu’l-Musâfirîn 215-216

Allah kâinatı muhteşem bir sistem ve organizasyonla yaratmıştır. Bu sistem saat gibi tıkır tıkır hiç şaşmadan kusursuzca işlemektedir. Gece ve gündüz, mevsimler, atmosfer, güneş, ay ve doğa müthiş bir denge içinde seyretmektedir. İnsanoğlu doğadaki muhteşem organizasyondan dersler çıkarmalıdır. Yapacağı işi kainatla uyum içinde düzenli, planlı, organize ve devamlı bir şekilde yapmalıdır. Devamlılık başarı için gerçekten çok önemlidir.

Ne Zaman Yapmalı?

Rabbimiz zamanı doğru bir biçimde planlamamız için varlığa ölçüler koymuştur. Kâinatta her şey bir ölçü ve düzen ile yaratılmıştır. Bu itibarla bir Müslümandan dünyanın en sistemli ve planlı insanı olması beklenir. Zira inandığı din bunu öğütlemektedir.

Hal böyle iken bir müminin sistemsiz, plansız rastgele, günübirlik yaşam sürmesi düşünülemez. Hedefleri olan insanlar plan yapar. Plansız ve rastgele yaşamak hayatın varlık amacını ve anlamını göz ardı etmenin sonucudur.

Doğru zaman planlama yapılmaz ise işler vaktinde yetişmez, sıkışır, karmaşa doğar, verimsizleşir. Sonuçta hedeflediğimiz sonuçlara ve amacımıza ulaşamayız.  Bu bağlamda zamanı planlamak ve yönetmek için “namaz” ve “gece” araçlarından yararlanabiliriz.

Mihenk Noktası Namaz

Namaz ve namaz vakitleri günün etkin olarak planlanması için bulunmaz bir araçtır. Hayatın ve eylemin namaza göre planlanması ve şekillenmesine ilişkin şu ayetler güzel bir örnektir.

Nur 24:58 – Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Cuma 62:9 – Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.

Beş vakit namaz gündüz ve gecesiyle günün mihenk noktalarıdır. Mümin hayatını ve işlerini bu mihenk/referans noktalarına nispetle düzenler.

İslam dinine göre gün akşam ezanı ile başlar. Güneşin batması ile o günün gecesi başlar. Akşam namazı ve yatsı namazını referans alarak gecenin ilk yarısını planlayabiliriz. Gecenin ikinci yarısında karşımıza teheccüd namazı ve seher vakti çıkar. Sabah namazı gündüzün habercisidir. Fecrin doğması ile o günün gündüzü başlar. Gündüze sabah namazı ile hazırlık yaparız. Sabah namazı vakti ile öğle namazı/ezanı arasında görece uzun bir vakit bulunur. Bu vakit iş verimliliği olarak değeri yüksek bir vakittir. Gündüz vaktimizin yaklaşık ortasında öğle namazı bulunur. Bu itibarla işlerimizi öğle namazından önce ve öğle namazından sonra şeklinde planlayabiliriz. Öğleden sonra genel olarak performans bir miktar düşer. Bu bağlamda ikindi namazı sanki bir tazelenme namazıdır. Günlük işlerimizi, faaliyetlerimizi, toplantılarımızı namaz vakitlerine/vakit ezanlarına nispetle planlamak bize maddi ve manevi açıdan başarı getirecektir.

Nisa 4:103 Namazı kıldınız mı gerek ayakta gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.

Taha 20:130 O hâlde, onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın.

Geceyi Fırsat Bilmek

Hayat kitabımız Kur’an geceye yüksek anlam yükler. Allah geceyi dinlenme zamanı olarak yaratmıştır. Ama tüm geceyi değil. Kur’an bizden gecenin çoğunu uyanık bir şekilde ibadet ve kulluk halinde geçirmemizi öğütler.

Zariyat 51:17 18- Geceleri pek az uyurlardı. Seherlerde bağışlama dilerlerdi.

İnsan 76:26 Gecenin bir kısmında O’na secde et; geceleyin de O’nu uzunca süre tespih et.

Geceyi nasıl değerlendireceğimizi formüle eden en güzel ayetlerden bir kısmı Müzzemmil suresinde bulunur. Gece yapacağımız en güzel kulluk Allah’ın kitabını okumaktır. Ayetler üzerinde tefekkür etmektir. Gece kalkışı ile sadece geceyi değerlendirmiş olmayız aynı zamanda gündüze hazırlık yapmış oluruz. Açıkça söylemek gerekirse hayatın hakkını vermek isteyen ve idealleri olan bir mümin sadece gündüz çalışıp uğraşarak bunu başaramaz. Geceden de mutlaka istifade etmesi gerekir. Uyuyarak geçen saatler kayıptır.

Müzzemmil 73:1 – Ey örtüsüne bürünen (insan)!

Müzzemmil 73:2-3-4 Birazı hariç olmak üzere geceleyin kalk; yarısı veya bundan biraz eksilt veya buna biraz ekle ve ağır ağır, tane tane Kur’an oku.

Müzzemmil 73:5 – Çünkü biz, senin üzerine ağır bir söz tevdi edeceğiz.

Müzzemmil 73:6 – Şüphesiz gece kalkışının etkisi daha fazladır, okuma bakımından daha sağlamdır.

Müzzemmil 73:7 – Çünkü gündüzün sana uzun bir meşguliyet vardır.

 

Zamanı Değerlendirmek: Boşa çıktığımızda başka bir işe koyulmak

İnşirah 94:5 Demek ki zorlukla beraber bir kolaylık vardır. 94:6 evet, doğrusu her zorluğun yanında bir kolaylık var. 94:7 O halde işini bitirince hemen kalk başka bir işe koyul, 94:8 Ve yalnız rabbine yönel.

Mümin tüm vaktini değerli ve anlamlı işlerle geçirmelidir ki zamanın hakkını vermiş olsun. Onun için boş vakit diye bir olgu yoktur. Elbette bazen çalışır, bazen dinlenir, bazen meşru dairede eğlenir. Dinlenme vakti de onun için anlamlıdır. Bu ayetlerde birçok hikmetli öğüt saklıdır. Ayet bize “bir işi bitirdiğinde hemen gevşeme, yeni işini ve hedefini belirle ve ona yönel, ona odaklan” demektedir.

İnsan uzun süreçli pek çok projenin parçası olabilir. Bir projenin bir aşamasını bitirince diğer projenin başka bir adımına geçebilir. Eşzamanlı olarak birçok iş ve süreci yürütebilir. Örneğin, bir kişi bir sosyal yardım projesinin parçası iken diğer yandan ilim tedris etmekte, mesleki işini yürütmekte, ailesi ile meşgul olmakta, hobi edindiği bir projede çalışmakta ve düzenli olarak derslere/sohbetlere katılmakta olsun. İyi bir planlama ve organizasyon ile elbette geceleri de kullanarak bunların tümünü gerçekleştirebilir. Bir faaliyeti tamamladığında planladığı başka bir faaliyete geçer. Hatta bir işten sonra başka bir tür işe/uğraşa geçerek dinlenir. Her anını değer üreterek geçirir. Her ne iş yaparsa yapsın sadece Rabbinin rızasını gözetir. Rabbine güvenir ve dayanır. Allah merkezli hareket eder. Böyle davranarak 7/24 vaktini kulluk ve ibadetle geçirmiş olur. İşte gerçek zaman yönetimi budur.