ANALİZ

 

İYİLİK SARP YOKUŞU TIRMANMAKTIR

Sevim ÇETİN

 

İyilikler emek isteyen aktif davranışlardır. Bir başlangıcı, usulü, üslubu ve sonrası vardır. Kuran bize her konuda ölçü tayin eder. İyilikler de böyledir. “Allah yolunda harcayın. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Yaptığınızı güzel yapın; Allah güzel yapanları sever.” (Bakara 2:195) Yaptığınız işi İhsan ile/güzel yapın, işiniz kaliteli olsun. Allah İhsan ile/iyi ve güzel iş yapan Muhsin kullarını sever. Bu daha başlangıçtır.

Ve Rabbimiz usulü de belirlemiştir. Gözü kapalı alamayacağınız bayağı olanı vermeye kalkışmayın! “Siz ey iman edenler! Kazancınızın temiz ve helal olanından ve sizin için topraktan bitirdiğimiz ürünlerden karşılıksız harcayın; fakat, size verildiğinde gözü kapalı olmadıkça el uzatmayacağınız, bayağı ve haram olanı vermeye kalkmayın! Zira iyi bilin ki, Allah (kendi kendine ve tüm varlığa) yetendir, hamdin her türüne layıktır.” (Bakara2: 267)

Biliyorsunuz ki Adem’in oğullarından birisi böyle bir sunumu Rabbine yapmıştı. Ve ondan kabul edilmemişti. “Ve onlara Adem’in iki oğlunun kıssasını gerçek bir amaca matuf olarak anlat: Hani, ikisi de birer kurban sunmuşlardı ve birinden kabul edildiği halde diğerinden kabul edilmemişti! (Bunun üzerine) O (diğerine) demişti ki: “Çaresi yok, seni öldüreceğim!” (Öteki) cevap vermişti: “Allah, yalnızca sorumlu davrananların kurbanını kabul eder!” (Maide 5:27)
Nefse fücurunu ve takvasını ilham eden Allah (Şems 9) yalnızca sorumluluğunun bilincinde olan kullarından kabul eder.

Ve birde yapılan iyiliklerin sonrası vardır. “Mallarını Allah yolunda infak edip de, sonra infak ettiklerini başa kakıp gönül incitmeye kalkışmayanlar, ödüllerini yalnızca Rableri katında bulacaklardır. Artık onlar gelecekten endişe duymayacaklar, geçmişten dolayı mahzun olmayacaklar. Gönül yapan hoş bir söz ve rahmet dileme, arkasından incitmenin geldiği bir yardımdan daha hayırlıdır. Ve Allah kendi kendine yetendir, cezalandırmadan önce fırsat tanıyandır.”
(Bakara 2:262/263) Ne kadar mükemmel bir final. Yaptığı iyiliği başa kakmamak, incitmemek ve kırmamak için çaba sarf etmek. Ki iyilik böyle sonlandırılmayacaksa, yerine güzel bir söz yapılandan daha hayırlıdır.

Allah, ona yakınlaşmak ve rızasını kazanmak için yaptığınız her türlü infakı kendisine verilmiş bir borç kabul eder. “Eğer Allah’a güzel bir borç verirseniz, (Allah) kat kat artırarak size döndürecek ve sizi bağışlayacaktır: Zira Allah tüm şükürleri hakeden tek otoritedir, (şükürsüzlüğü) cezalandırmada acele etmeyendir;” (Teğâbûn 64:17) Bu verme eylemi ister manevi olsun, isterse maddi, Allah bu eylemde ihsânı/güzelliği önceler. Bizi iyi, yaptıklarımızı da iyilik kılan şey başından sonuna kadar sorumluluğumuzun bilincinde olduğumuz eylemlerimizdedir. Bu yüzden bağışlaması ve zenginliği sınırsız olan, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Allah, iyiliğe karşılık vermede de sonsuz ikram sahibidir.

“Kim (İlahi mahkemeye) bir iyilikle gelirse yaptığının on katını kazanacaktır; ama kim de bir kötülükle gelirse onun aynısıyla cezalandırılacaktır: fakat hiç kimseye haksızlık yapılmayacaktır.” (En’am 6:160)

Yapılabilecek en ufak iyilik bile övülmüş ve teşvik edilmiştir. “Madem ki iyilik de bir olmaz, kötülük de; (o halde) sen tezini en güzel biçimde savun! Bak gör o zaman, seninle arasında düşmanlık olan biri bile sanki sımsıcak bir dost kesiliverir. (Fussilet 41:34)” Kötülüğe kötülükle karşılık vermek yerine iyilikte sebat ederek hem kötü hem de kötülüklerin normalleşmesi önlenir. Onlar kötü biz de onlara öyle davranalım mantığı yanlıştır. Kötülük ancak iyilikle bertaraf edilir.
Evet iyilik çaba ve emek ister. Öyle ki Kuran’da sarp yokuş olarak nitelendirilmiştir. “Ve ona (iyilik ve kötülüğün) açık seçik iki yolunu da göstermedik mi? Fakat o, (ucunda cennet olan) sarp yokuşu tırmanmak için hiçbir bedel ödemedi. Bilir misin nedir o sarp yokuş? Bir kişiyi daha zincirlerinden kurtarmaktır; veya açlık gününde (muhtaçları) doyurmaktır; (mesela) yakını olan bir yetimi, ya da evsiz barksız, yurtsuz yuvasız bir düşkünü… Daha sonra, iman edenlerden olmak ve birbirine hakkı ve merhameti tavsiye etmektir. (Beled 90: 10/17)”
İşte insan bu sarp yokuşa göğüs germeli, tırmanmak için çaba sarf etmelidir. İyilikler eylem gerektirir. Allah’ın iyiliği sarp yokuş olarak nitelemesi bunun kanıtıdır. Yokuşu tırmanmak sorumlu olmayı, hazırlıklı olmayı ve eyleme geçmeyi gerektirir. Kötülük yapmamak iyilik değildir. Bu, hiçbir şey yapmamaktır. İyilik olmadığı gibi kötülüğü de besler. Kötülerin sürekli çalıştığı dünyada iyiler ve iyilikler az ise, bu insanların âtıl durmayı iyilik saymalarındandır. Ne zaman iyi olmak için gereken çaba sarf edilirse o zaman sarp yokuş aşılacak ve iyilik zirvede olacaktır.

İyiliklerin sahibi Allah’tır. Ve iyiliğin özünde Allah’ın yardımı bizimledir. “Çünkü Allah sorumluluk bilincine sahip olanlar ve iyilik ve erdemi hayat tarzı haline getirenlerle beraberdir. (Nahl 16:128)”

Allah’ın kapıları her zaman kullarına açıktır. Hiç kimse kötüye ve kötülüğe mahkûm değildir. Yüzünü Rabbine dönen bağışlanma dileyen ve ben bu yokuşu çıkmaya talibim diyen her insan için ümit vardır. “Gündüzün iki eteğinde ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namazı ikame et! Unutma ki iyilikler kötülükleri giderir: işte bu, öğüt alacaklara bir hatırlatmadır.
(Hud 11:114)”

Cennetin cennet olması iyileri barındırmasındandır. Ve insan cennetini bu dünyada yaptıklarıyla inşa eder. Bu dünyada yaptığımız iyilikler bizi öte dünyada iyilerle buluşturacaktır. Sonuç olarak bizi ebedi kılan şey kendi elimizle yaptığımız iyiliklerdir.

İyiliğiniz daim olsun!